Fabrikada Yanan, Ceylanpınar’da Boğulan Biziz! Siyasette ve İstihdamda Eşitlik İçin Mücadele Ediyoruz!

KESK Heyetinin Ceylanpınar`da Yaptığı 8 Mart Açıklaması:

Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitliğin yaşama geçirilmesi, gerçek demokrasiye giden sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Cinsler arasındaki eşitlik, kadın ve erkeğin yaşam fırsatlarını eşit kullanmasını ve toplumsal adaletin gerçekleşmesini sağlar.

Bizler, üreten ve değer yaratan yurttaşlarız. Bilgimiz, yeteneklerimiz, sağduyumuz, aklımız, emeğimiz ve yaratıcılığımız toplumsal, kültürel, ekonomik koşulların hızla iyileşmesi ve insanileşmesi için gereklidir. Bu nedenle tüm karar organlarında kadınların yer alması toplumsal barış ve insani gelişme için bir zorunluluktur.

Bizler kuşatılmışlığı, şiddeti, ayrımcılığı derinden yaşayanlarız. İş yerinde ayrımcılığa uğrayan, terfi ve yükselmelerde görmezden gelinenleriz. Fabrikada, tarlada, evde kısaca hayatın her alanında üreten ama siyasette, karar organlarında, istihdamda yok sayılanlarız.

Bizler, bedenimize, cinsiyetimize ve sağlığımıza saygı istiyoruz.

Bizler, çalışan kadınların insan haklarını istiyoruz.

Bizler, insanca yaşam ve eşit koşullarda çalışmak istiyoruz

Bizler, güvence istiyoruz, koruma istiyoruz ve hak kayıplarına uğramak istemiyoruz.

Kadınlar Siyasette Temsil Edilmiyor…! Siyasete Katılamıyor…!

Parlamentoda kadın temsil oranı %4,36 dır. Bu temsil oranıyla Türkiye 119 ülke arasında 103.sıradadır. Bu gerçeğe rağmen parlamentoda bulunan siyasi partiler, siyasi partiler ve seçim yasalarında kadın erkek eşitliğine yönelik her hangi bir özel önlem almak için çaba harcamamıştır. Bu geleneksel siyaset tarzı; kadının siyasete katılımını zorlamakta, kadınların siyasetin öznesi olmalarını engellemektedir. Bizler, bu noktada nüfusun yarısını yok sayan parlamentodaki siyasi partilerin ve hükümetin samimiyetini sorguluyoruz.

Kadınların İşgücüne Katılımı Düşmeye Devam Ediyor, Bu Düşüş Kalıcılaşıyor..!

TÜİK`in 2000 yılı verilerine göre kadın istihdam oranı %26,7`dir. Kadınların işgücüne katılımı nüfusun oldukça gerisindedir.

Kamuda toplam 2.863.000 çalışanın 646.000`i kadındır. Kamuda çalışan kadınların %70`i üniversite mezunu olmasına rağmen kadınlar, yönetim kademelerinde yok denecek kadar azdır. Üst düzeyde kadın yönetici oranı %11.8 iken orta düzeyde yönetici oranı %27,1`dir. Kadınlar işe alımlarda ve terfilerde ciddi bir ayrımcılığa uğramaktadırlar. Çalışma hayatında eşit değerdeki işe eşit ücret uygulaması işlememektedir. Ücret farklılığı %40`lara ulaşmaktadır. Cinsiyetçi iş bölümüyle; sınıf öğretmenliği, hemşirelik gibi meslekler kadınlaşmakta, toplumsal görünürlüğü zayıflamaktadır.

Bizler, kamuda ve istihdam politikalarında ayrımcılığa hayır diyoruz! Hükümetten ve bakanlıklardan; kadınların önündeki engellerin kalkması için özel önlemler almasını talep ediyoruz. Kadınların çalışma hayatındaki yaşamlarını kolaylaştıracak İLO`nun 183 sayılı “Annelik Koruması” sözleşmesini ve ilgili 191 sayılı tavsiye kararını ve 156 sayılı “Aile Sorumluluğu Olan Kadın ve Erkek İşçiler İçin Fırsat ve Davranış Eşitliği” imzalamasını istiyoruz. Bu sözleşmeleri en son 14 ülke daha imzaladı. ITUC bünyesinde yürüttüğümüz bu mücadele Türkiyeli bütün kadınların mücadelesi olduğuna dikkat çekmek istiyoruz.

Tarım İşçisi Kadınlar Yalnız Değildir…!

Geçen yıl Bursa`da fabrika yangınında ölen kadınları andık. Kadınların trajedisi bu sene de devam ediyor. Dünün acımasız sömürü koşulları bugün daha acımasız. Geçtiğimiz Şubat ayında Urfa ilinin Ceylanpınar ilçesinde yaşları 12-15 arası değişen çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan tarım işçilerinin yaşadığı kaza, yüzümüzü bu alana dönmemize neden oldu. Taşeron firmanın ucuz emek daha fazla kar hırsı on kadına mezar olmuştu. İnsanca yaşam için günlük 5-7 lira yevmiye ile güvencesiz çalışan tarım işçilerinin dramı, günlük haberler içerisinde iki gün konuşulduktan sonra gündemden düştü. Hafızalarımızda ise onların acıları kaldı.

Bugün buradayız; çünkü çoğunluğu kadın olan tarım işçilerinin acılarına tanıklık etmek istiyoruz.

Ülkemizde tarım işçilerinin çoğunluğunu yani %51,6`sını kadınlar oluşturuyor. Kayıt dışı çalışan kadın oranı ise %88. Resmi verilerde görüldüğü gibi tarımı belirleyen ucuz ve güvencesiz kadın emeğidir. Tarımda son yıllarda hükümet eliyle çıkarılan yasalarla tarıma destekler kaldırılıyor, özelleştirme programları devreye sokuluyor. Türkiye çok uluslu şirketlerin engelsiz pazarı haline getiriliyor. Çok uluslu şirketler toplumsal yararı gözetmeden ürün yelpazesini belirliyor. KİGEM gibi kamu kuruluşları taşeron şirketler aracılığı ile hizmet satın alıyor. Esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma tarım alanını belirliyor.

Tarım işçisi kadınlar toprağın ve hasadın adsız kahramanlarıdır. Toprağın dilini ilk onlar çözmüşlerdir. Şifayı ilk onlar dağıtmışlardır. Çalıştıkları resmi rakamlarda görülen ürettiği değerler resmi rakamlara yansımayanlardır. Töre namus adına öldürülen ,eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere ulaşamayanlardır.

Bizler asırlar boyu şiddete uğradık, töre ve namus cinayetinde öldürüldük, cinsel kültürel aşağılanmaya uğradık, işkence gördük, savaşların mağduru olduk, katliamlar yaşadık. İsyan ettik, isyanımızın izlerini bıraktık. Güvenli işyerlerinin, sokakların ve evlerin mücadelesini verdik. Her alanda eşitliğin ,özgürlüğün ve barışın sesi olduk.

Bizler, 2007 8 Mart`ını tarım işçisi kadınlara; Emine`ye, Zehra`ya, Hatice`ye Sidar`a, Naile`ye, Zehra`ya, Hatun`a, Fatma`ya, Hurfe`ye, Anut`a adıyoruz. Onlar güvenli işyerleri, insanca yaşam, değeri verilen emek mücadelemizde yaşatacağız.

Yaşasın 8 Mart, Yaşasın Mücadelemiz…!

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu