Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin DİNÇER`in “2007 Bütçesi, Halkın ve Eğitimin Sorunlarını Çözmekten Çok Uzaktır!” başlıklı açıklama metni:
- 2007 Bütçesi; faiz, borç ödeme ve yoksulluk bütçesi olarak hazırlanmıştır.
- 2007 yılında bütçeden eğitime ayrılan pay, eğitimin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır.
- Eğitime katılan öğrenci sayısı her yıl artarken, bütçeden eğitime ayrılan pay aynı oranda artmamaktadır.
- Hükümet eğitim harcamalarını öğrenci ve velilerin sırtına yıkmaktadır.
2007 Bütçesi, 2006 yılında başlayan üç yıllık bütçe uygulamasının ikinci bütçesi olarak hazırlanmış ve IMF ile sürdürülen anlaşma uyarınca, yine IMF`nin talepleri ve kısıtlamaları esas alınarak oluşturulmuştur. Dolayısıyla 2007 Bütçesi, son yıllarda yapılan bütün bütçelerden farksız olarak sermayenin ve uluslararası tekellerin taleplerini karşılamayı amaçlayan, bunun dışındaki geniş halk kesimlerinin taleplerini göz ardı eden bütçe olarak dikkat çekmektedir.
2007 Bütçesi, Faiz ve Borç Ödeme Bütçesidir
2007 Bütçesi, borç faizi ve ana para ödeme bütçesi olarak hazırlanmıştır. 2007 yılında faiz giderlerine ayrılan ödenek en az yüzde 14.5 oranında artırılmıştır. Üstelik bütçe yasasıyla ekonomiden sorumlu Devlet Bakanına faiz ödeneklerini yüzde 10 oranında artırma yetkisi tanınmış olması, 2007 bütçesi için en doğru tanımın “faiz bütçesi” olacağını göstermektedir. IMF`nin en temel talebi faiz ödemelerinin aksatılmadan ödenmesidir. Bu nedenle bütçenin dörtte birinden fazlasının, “sıcak para sahiplerine” dünyanın en yüksek reel faizi ile ödenmesi kararlaştırılmıştır.
2007 Bütçesi, Yoksulluk Bütçesidir
Bütçe`de faiz ödenekleri artırılırken halk için yapılacak harcamalarda kapsamlı bir kısıtlamaya gidilmektedir. Öncelikle personel ödenekleri ve emekli maaşları için ayrılan ödenekler enflasyonun gerisinde kalmıştır. Seçim yılı olan 2007 yılı için öngörülen % 4 enflasyon öngörüsünün gerçek dışı olduğu açık olmasına karşın, emekçiler ve emekliler için ücret/maaş artış oranının bu öngörü doğrultusunda belirlenmesi, 2007 yılında halkın ve emekçilerin daha da yoksullaşacağını göstermektedir. 2007 yılında, tarım fiyatlarının belirlenmesinde, sağlık harcamalarında ve diğer kamu harcama kalemlerinde ciddi kısıtlamalara gidileceği ve faiz dışı fazla hedefinin tutturulmak için “her şeyin” yapılacağı ifade edilmektedir. Bu durum, ülkemizde yıllardır yaşanan yoksullaşma sürecinin 2007 yılında hızlanarak süreceğini göstermektedir.
2007 Bütçesi, Yatırımsızlık Bütçesidir
2007 Bütçesi, yatırımsızlık bütçesidir. 2007 Bütçesi`nde yatırıma ayrılan ödenek sadece % 5 ile sınırlı kalmıştır. Yatırımlara ayrılan bu payın yetersiz olduğu açık olmasına karşın, bu rakamdan bile kısıntı yapılabileceği ifade edilmektedir.
2007 Eğitim Bütçesi, Eğitimin Zorunlu İhtiyaçlarını Bile Karşılayamaz!
2006 yılında 16,5 milyar YTL olan eğitim bütçesi, artan okul, derslik ve öğrenci sayısına rağmen sadece 21,3 milyar YTL olarak belirlenmiştir. Üstelik bu rakamın 13,5 milyar YTL`sini (%63) personel harcamaları oluşturmaktadır. Yeni müfredatın uygulanmaya başlanması ile birlikte eğitim harcamalarında anormal bir artış yaşanmış ve Milli Eğitim Bakanlığı okullara yeterli ödenek ayırmadığı için eğitim harcamalarının önemli bir bölümü öğrenci velilerinin üzerinden karşılanmaya başlanmıştır.
Başbakan`ın ve diğer Hükümet yetkililerinin “bütçeden en çok pay eğitime ayrıldı” söylemlerine karşın, 2007 bütçesinden eğitime ayrılan pay, eğitim sisteminin zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzaktır. Üstelik eğitime velilerin katkısının her geçen yıl daha çok artması, eğitimde yaşanan ticarileştirme ve özelleştirme uygulamalarının ne kadar yaygınlaştığını göstermektedir.
2007 yılı Bütçesi, gerek genel içeriğiyle, gerekse eğitime ayrılan payın yetersizliği ile birlikte değerlendirildiğinde önümüzdeki yılının, eğitim emekçileri, öğrenciler ve öğrenci velileri açısından yeni sorunlar ve sıkıntılarla geçeceğini bugünden göstermektedir. Geçmiş siyasi iktidarların izinden giden AKP Hükümeti, eğitimin sorunları arttıkça eğitimi kamu kaynaklarıyla finanse etmek yerine, bütçedeki payını azaltarak eğitimi tamamen özelleştirmeyi kendisine görev edinmiştir.
Özellikle son 10 yılda öğrenci nüfusunda yaşanan artışa rağmen eğitime bütçeden ayrılan payın eğitimin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzak olması, söz konusu ihtiyaçların yine halkın sırtından karşılanacağını göstermektedir.
2007 yılı için öngörülen bütçe rakamları ile, eğitim sisteminde yapısal hale gelen okul, öğretmen ve derslik açıkları, öğretmen ihtiyacı ve okullara ödenek gereksiniminin karşılanması mümkün değildir. Bu anlamda 2007 yılı, tüm halkımız gibi, eğitim ve bilim emekçileri, öğrenci ve veliler açısından yine kayıp bir yıl olacaktır.
Eğitim ve bilim emekçileri olarak, herkese eşit ve nitelikli bir eğitim hizmeti sunabilmek için;
- Bütçeden eğitime ayrılan pay arttırılmasını, okullara yeterli ödenek aktarılmasını,
- Eğitimin özelleştirilmesine yönelik uygulamalardan vazgeçilmesini,
- İkili eğitimden tekli eğitime geçilmesini, sınıf mevcutlarının en fazla 24 öğrencili olmasını,
- Anaokulu ve ilköğretim öğrencilerine günlük ücretsiz süt verilmesini,
- Eğitim emekçilerinin aldıkları tazminatlara ilişkin oranların en az yüzde elli arttırılmasını; hizmetli ve memurlara, yaptıkları işlerin niteliği göz önünde bulundurularak, ek özel hizmet tazminatı ödenmesini,
- Eğitim ve bilim emekçilerinin tümüne ücretsiz ulaşım olanağı sağlanmasını veya ulaşım ücreti ödenmesini,
- Üniversitelerde, başta araştırma görevlileri olmak üzere, iş güvencesinden yoksun olarak çalışan tüm üniversite çalışanlarının kadroya alınmasını,
- Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasından biran önce vazgeçilmesini, sözleşmeli çalışan öğretmenlere kadro verilmesini, tüm öğretmenlerin kadrolu olarak çalıştırılmasını,
- Okullar başta olmak üzere, toplumun tüm kesimlerini etkileyen şiddeti sona erdirecek politikaların oluşturulmasını istiyoruz.
Herkese eşit, parasız, nitelikli eğitim için öne sürdüğümüz talepler yerine getirilmediği taktirde, Konfederasyonumuz KESK`in almış olduğu karar gereği, 14 Aralık`ta hizmet üretmeyerek, taleplerimiz için alanlarda olacağız.
Harcama Kalemlerine Göre 2007 Eğitim Bütçesi
2007 yılında eğitime bütçeden ayrılan pay, eğitimin artan sorunları ve öğrenci sayısı dikkate alınarak hesaplandığında, devletin artık “kamusal eğitimi” gözden çıkardığını, eğitim sistemini kendi sorunlarıyla baş başa bıraktığını göstermektedir. Bu durumu bütçe rakamları ve bu rakamların yorumlanması ile açıkça gözlemleyebilmek mümkündür.
Not: Diğer giderler; sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri ve sermaye giderlerinden oluşmaktadır.
2007 yılı MEB Bütçe rakamları çerçevesinde şu tespitleri yapmak mümkündür;
- 2007 yılı için öngörülen Gayri Safi Milli Hasıla beklentisi 404 milyar YTL`dir.
- 2007 yılı Eğitim Bütçesi, 21 milyar 355 milyon YTL olarak belirlenmiştir.
- 2007 MEB Bütçesi, Konsolide Bütçenin %10,4`üne, Gayri Safi Milli Hasılanın %5,3`üne tekabül etmektedir.
- MEB Bütçesinin %63`ünü oluşturan 13 milyar 488 milyon YTL sadece personel giderleri için ayrılmıştır.
- Cari ve sermaye transferlerinden oluşan transferlerin toplam oranı %8, miktarı ise 1 milyar 613 milyon YTL`dir.
- 2006 yılında % 9 olan mal ve hizmet alımı giderleri, 2007 yılı için % 6`ya düşürülmüştür. Mal ve hizmet alımları için ayrılan miktar geçen yıla göre azaltılarak 1 milyar 198 milyon YTL`ye düşürülmüştür.
- Şekilde diğer giderler içinde gösterdiğimiz, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primleri gideri 3 milyar 165 milyon YTL; Sermaye giderleri (mamul mal alımları, gayrimenkul alımları ve kamulaştırma, büyük onarım giderleri vb) için ise 1 milyar 490 milyon YTL ayrılmıştır.
Bütçeden 2007 yılı için eğitime ayrılması düşünülen payın eğitim sisteminin en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan ne kadar uzak olduğunu eğitim bütçesinin fonksiyonel dağılımı tüm açıklığıyla göstermektedir. AKP Hükümeti, eğitimi “serbest piyasa sistemi”ne açmak, okulları birer ticarethane gibi “işletmek” isteğini, 2006 yılında atmış olduğu fiili ve yasal adımlarla pek çok kez göstermiştir. Bu anlamda AKP, 2007 yılı eğitim bütçesi ile açıkça Paralı Eğitime Devam mesajı vermektedir.
2007 Eğitim bütçesine bakıldığında harcamaların neredeyse tamamının zorunlu harcamalar olduğu görülmektedir. 2007 Eğitim Bütçesi, önümüzdeki yıl eğitimin niteliğini yükseltmek adına, laik, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemi oluşturmak adına en ufak bir hedef belirlememiştir. Öngörülen bütçe rakamları sadece zorunlu harcamalar karşılanacak, eğitim sistemi geçmiş yıllarda olduğu gibi yine sorunlarıyla baş başa bırakılacaktır.
Türkiye`de ve Bazı Ülkelerde Bütçeden Eğitime Ayrılan Pay ve Eğitim Harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYİH) Oranı
|
Yıllar |
MEB Bütçesinin Konsolide Bütçeye Oranı (%) |
MEB Bütçesinin GSMH`ye Oranı (%) |
|
1997 |
9,01 |
1,78 |
|
1998 |
10,9 |
2,41 |
|
1999 |
11,58 |
2,80 |
|
2000 |
10,43 |
2,78 |
|
2001 |
8,17 |
2,39 |
|
2002 |
7,6 |
2,86 |
|
2003 |
6,93 |
2,87 |
|
2004 |
8,29 |
3,06 |
|
2005 |
9,57 |
3,09 |
|
2006 |
9,5 |
3,07 |
|
Ülkeler |
1995 |
2000 |
|
Avusturya |
5,2 |
5.1 |
|
Yunanistan |
2.9 |
3.8 |
|
İsveç |
7.2 |
7.4 |
|
Hollanda |
5.0 |
4.8 |
|
Fransa |
6.0 |
5.8 |
|
İtalya |
4.9 |
4.6 |
|
Finlandiya |
7.0 |
6.0 |
|
Almanya |
6.9 |
5.8 |
|
Macaristan |









