Eğitim Sen Genel Sekreteri Emirali ŞİMŞEK`in yapmış olduğu basın açıklaması metni.
Milli Eğitim Bakanlığı, siyasal kadrolaşma yönünde adımlar atmaya devam ediyor. Bugüne kadar tüm atama, görevde yükselme ve unvan değişikliği yönetmeliklerinin ya tümden ya da kapsamlı bir biçimde değiştirilmesi, eğitimde siyasal kadrolaşmanın hız kesmediğini göstermektedir. Atama, yer değiştirme, görevde yükselme ve unvan değişikliği konularında AKP`nin iktidara geldiği Kasım 2002`den önce yürürlükte bulunan hiçbir yönetmelik kalmamıştır. Geçtiğimiz 3,5 yılda eğitimde yaşanan ırkçı-gerici kadrolaşma ile birlikte eğitim sistemini daha da geriye götüren düzenlemeler yapılmıştır.
Bugün Milli Eğitim Bakanlığı yönetiminde bulunanlar, bakanlık kadrolarını kendi siyasal tutum ve anlayışları doğrultusunda yapılan atamalarla doldurmak için düzenlemeler yapmakta ya da daha önceden yapılan düzenlemeleri kendi çıkarları doğrultusunda değiştirmektedirler. O kadar hızlı düzenlemeler yapılmaktadır ki, bu alanda kamu yönetiminde benzerine rastlanılmayan bir çabukluk gösterilmektedir. Bakanlıkta, iki yeni ve önemli atama yönetmeliği çıkarılmış, bir atama yönetmeliğinde de geniş çaplı değişiklik yapılmıştır. Bu üç önemli düzenleme aynı gün, 4.3.2006 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Siyasal kadrolaşmada bütün diğer bakanlıkları geride bırakan Milli Eğitim Bakanlığı, yaptığı düzenlemelerin hukuka uygun olup olmadığına hiç bakmamaktadır. Bakanlık kadrolarını ele geçirmiş olan siyasal kadrolar için önemli olan ne hukuk ne de kamu yararıdır. Bu kadroları oluşturanlar için önemsenmesi gereken eğitimin laik, bilimsel ve demokratik bir içerik kazanmasının önüne geçmektir.
Tıpkı öğretmenlerle eğitim kurumu yöneticilerinin atamalarına ilişkin düzenlemelerde olduğunu gibi, bakanlığın diğer görevlilerinin yükselme ve unvan değişikliği yöntemleriyle atanmaları konusunda yapılan düzenlemeler sırasında hukuka uygunluk gözetilmemiş, kamu yararı bir tarafa itilmiştir.
Görevde yükselme ve unvan değişikliği konusunda çıkarılan yönetmelikte hukuka aykırı olarak yapılan kimi düzenlemeler sırasında da hukuka uygunluk gözetilmemiş, kamu yararı bir yana itilmiştir.
- Milli Eğitim Bakanlığı`nın merkez ve taşra örgütü ile eğitim kurumlarında görevli hizmetliler; üniversite bitirseler, gerekli niteliklerin tümünü taşısalar bile, sadece sınıflarının yardımcı hizmetler olması dolayısıyla şef kadrolarına atanamayacaklardır. Bu hizmetlilere karşı yapılmış katı bir ayrımcılıktır.
- Görevde yükselme eğitimine çağrılacakların sayısı, boş kadro sayısına göre belirlenecektir. Bu sayı, Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan görevde yükselme ve unvan değişikliğine ilişkin genel yönetmelikte boş kadro sayısının en çok iki katı olarak belirlenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı`nın çıkardığı görevde yükselme ve unvan değişikliği yönetmeliği ile aynı sayı, boş kadronun en çok üç katı olarak saptanmıştır. Bakanlık, siyasal iktidarın destekçilerini daha büyük bir çoğunluk içinden seçmek istemektedir.
- Bakanlık, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına tam egemen olmayı tasarlamaktadır. Bu tasarımın gerçekleşmesini sağlayacağını düşündüğü şu önlemleri almıştır:
- a)Görevde yükselme eğitimine alınacakların eğitim konularına göre puan dağılımını bakanlık belirleyecektir.
- b)Görevde yükselme ve unvan değişikliği konusundaki genel yönetmelikteki “sınav kurulu”nun adı, “merkez değerlendirme ve sınav kurulu” olarak değiştirilmiş ve işlevleri de değişen bu ada göre belirlenmiştir.
- c)Merkez değerlendirme ve sınav kurulunun başkanı, Milli Eğitim Bakanlığınca personel genel müdürü ya da onun görevlendireceği yardımcısı olarak belirlenmiştir. Oysa Bakanlar Kurulu, sınav kurulunun başkanı olarak atamaya yetkili amir ya da onun görevlendireceği kişiyi uygun bulmuştur.
- d)Bakanlar Kurulu, sınav kurulu üyeleri arasında “hukuk müşaviri”ne yer vermemiştir. Milli Eğitim Bakanlığı ise, Bakan`ın da üyesi olduğu Bakanlar Kurulu`nun düzenlemesine uyma gereği görmemiş, “hukuk müşaviri”ni Merkez değerlendirme ve sınav kuruluna üye yapmıştır. Belli ki, siyasal yandaşların kayrılmasını sağlayacak sınav sürecine hukuksal örtü geçirmek için “hukuk müşaviri”nden yararlanılması uygun bulunmuştur. “Sınav” ile “hukuk müşaviri” arasındaki ilişki gerçek amacın anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır.
- e)Sınav kurulunun sınav sorularını hazırlamasını Bakanlar Kurulu sakıncalı görmüştür. Milli Eğitim Bakanlığı ise, merkez değerlendirme ve sınav komisyonuna “sınav sorularını hazırlatmak görevi vermiştir. “Hazırlatmak” kavramı, soruları hazırlayacak olan kişilere ya da birime buyruk (emir) verme gücünü akla getirmektedir. Buyruk verilebilecek olanlara soru hazırlatmanın sınav sürecine tam egemen olmayı kolaylaştıracağı açıktır.
- f)Yazılı sınav sonuçlarına yapılan itirazları inceleme ve karara bağlama görevinin sınav kuruluna verilmesini Bakanlar Kurulu uygun bulmamıştır. Oysa Milli Eğitim Bakanlığı, Merkez değerlendirme ve sınav kuruluna, görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının sonuçlarına yapılan itirazları inceleyerek karara bağlama yetkisi tanımıştır.
- g)Görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının tam denetim altında bulundurabilmek için bakanlık, bu sınavları kendisi ile kesin bağımlılık ilişkisi bulunan bir birime Milli Eğitim Bakanlığı Ölçme, Değerlendirme ve Yerleştirme Merkezi`ne (ÖDYM) yaptırmaktadır.
- Talim ve Terbiye Kurulu üyeliği, müfettişlik, hukuk müşavirliği, müşavirlik görevleri ile yönetim kademeleri arasındaki geçişler, tümüyle Milli Eğitim Bakanlığı`nın yetkisine bırakılmıştır. Böylece, söz konusu geçişlere ilişkin işlemlerin yargı denetiminden geçirilmesi olanaksız denebilecek ölçüde zorlaştırılmıştır.
- Disiplin cezalarının görevde yükselme ve unvan değişikliklerini zorlaştırması sağlanmıştır. Böylece bakanlıktaki siyasal kadrolar, hem “muhalif” saydıkları eğitim emekçilerine uydurma gerekçelerle disiplin cezası yağdırabilecekler, hem de onların disiplin cezası aldıkları gerekçesiyle görevde yükselmelerinin ve unvan değiştirmelerinin önüne engel koymuş olacaklardır.
Bu kurallara karşı Eğitim Sen tarafından yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açılmıştır. Başvuru dilekçesinde, dava konusu edilen düzenlemelerin hukuka aykırılık nedenleri geniş biçimde açıklanmıştır. Eğitim Sen, her türlü hukuk dışı girişim ve düzenlemelere karşı hukuksal ve örgütsel mücadelesini sürdürmeye kararlıdır.









