Üye ve Yöneticilerimize Yönelik Hukuk Dışı ve Antidemokratik Uygulamalara Son Verilmelidir!

6 Kasım 2020 tarihinde Diyarbakır Şubemizin yöneticileri ve üyeleri olan 29 arkadaşımızın evleri basılmış, evlerde arama yapılarak arkadaşlarımız hukuksuz şekilde gözaltına alınmış, bir üyemiz tutuklanmış, diğerleri ise serbest bırakılmıştır. Tutuklanan 1 üyemiz ise çıkarıldığı ilk mahkemede tahliye edilmiş ve beraat etmiştir.  Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’nın yürüttüğü soruşturma sonrasında “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verilmiştir. Daha önce defalarca olduğu gibi, ev baskılarının ve gözaltıların hukuksuz olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Savcılık kararına rağmen bir süre sonra bu kez Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 29 üyemizin 24’ü hakkında hiçbir somut gerekçe olmamasına rağmen, idari soruşturma başlatılmıştır. Bakanlık müfettişlerinin öğretmen olan üyelerimize yaklaşımı ve soruşturma sürecinde ortaya koydukları taraflı tavırlar insan onurunu incitecek nitelikte olmuştur. Soruşturma sonrasında bakanlık müfettişleri tarafından hazırlanan dosya üzerinden üyelerimizin ihracı talebi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 35. maddesi kapsamında MEB bünyesinde kurulan Komisyon’a gönderilmiştir. Üyelerimizin 3 Kasım 2021 tarihinde sözlü savunmaları alınmıştır.

Eğitim Sen’e ve örgütlü mücadelemize yönelik olarak başlatılan hukuk dışı uygulamalar, yüksek yargı kararları, AİHM kararları ile uluslararası sözleşmelere rağmen en temel sendikal faaliyetlerin zorlama yorumlarla suç kapsamına alınmaya çalışılması söz konusudur. Sendikamız yöneticileri ve üyelerine isnat edilen suçların tamamı sendikal mücadele kapsamında yapılan eylem ve etkinliklerdir. Bunlar basın açıklamaları, mitinglere katılım, sosyal medya hesaplarında paylaştıkları sendikal etkinlik çağrı ve duyurularıdır.

Çerçevesi Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmelerle çizilmiş bulunan sendikal eylem ve faaliyetler ile sosyal medya paylaşımları, sırf hükümet politikalarına ters düştüğü için soruşturma konusu yapılamaz. Sendikal eylemlerin tamamen siyasi baskı ve yönlendirmelerle suç kapsamına alınmak istenmesi, gücünü yasalardan alması gerekenlerin hukuku ayaklar altına alması anlamına gelmektedir.

MEB’in Eğitim Sen’in sendikal faaliyet ve eylemlerini soruşturma konusu yapması, kendisini mahkemelerin yerine koyarak kararlar almaya çalışması hukuk dışıdır ve idarenin göz göre göre suç işlemesi demektir. Bu durum aynı zamanda örgütlenme, düşünce ve ifade özgürlüğünü engellemek anlamına gelmektedir.

Sendikamızın yönetici ve üyelerine yönelik bu baskıları ve olası ihraç kararlarını, siyasal iktidar ve siyasal partilerden bağımsız duruşu ile tanımlanan Eğitim Sen’in örgütlü mücadelesinin hedef alınması olarak değerlendiriyoruz. Uzun zamandır sendikamıza yönelik olarak hayata geçirilen baskılar, son olarak dün yine Diyarbakır’da devam etmiştir. Merkez Denetleme Kurulu üyemizin de aralarında bulunduğu KESK’ e bağlı işkollarında yaşanan hukuksuz gözaltılar doğrudan doğruya sendikamızı ve sendikal faaliyetlerimizi engellemeye yönelik girişimlerdir.

Eğitim Sen, üyesi olduğu Eğitim Enternasyonali’nden ve diğer uluslararası sendikal kurumlardan (ETUCE/ILO/ETUC) siyasal iktidar ve özellikle işveren tarafı olan Milli Eğitim Bakanlığı’nın sendikamıza yönelik olarak sistemli biçimde yürüttüğü baskı, yıldırma ve sendikal ayrımcılık yapmaması konusunda uyarılmasını talep etmiştir.

MEB görevlerini yerine getirirken Anayasaya, yasalara, ulusal ve uluslararası yargı kararlarına, Türkiye’nin altına imza attığı ILO sözleşmelerine uymak, adımlarını hukuk ilkeleri çerçevesinde atmak zorundadır.

Eğitim Sen olarak MEB’e çağrımız, üye ve yöneticilerimize yönelik hukuk dışı politika ve uygulamalardan vazgeçmesi, kendisini mahkemelerin yerine koyarak karar vermeye son vermesidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu