29 Ekim 2016 tarihinde çıkarılan 675 sayılı KHK ile ülke genelinde binlerce kamu emekçisinin ihraç edilmesi ile ilgili gerçekleştirilen basın açıklaması gerekçe gösterilerek Eğitim Sen Genel Mali Sekreterimiz Ahmet Karagöz’e açılan Cumhurbaşkanı’na hakaret davasının ilk duruşması bugün (19 Ekim 2017),Adana 22.Asliye Mahkemesi’nde görüldü.
Davaya ve dava öncesi basın açıklamasına KESK Mali Sekreterimiz Ramazan Gürbüz,Eğitim Sen Genel Sekreterimiz Keskin Bayındır,Eğitim Sen Kadın Sekreteri Derya Yulcu,Eğitim Sen Yükseköğretim ve Genel Sekreteri Özgür Bozdoğan katıldı.

……………………………………………………………………………………………………………………………………………….
Basın açıklaması metni
EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ VERENLER YARGILANAMAZ!
AHMET KARAGÖZ YALNIZ DEĞİLDİR.
29 Ekim 2016 tarihinde çıkarılan 675 sayılı KHK ile ülke genelinde binlerce kamu çalışanı ihraç edilmişti, ilimizde de sendikamız üye ve yöneticisi olan 22 arkadaşımız hiçbir gerekçe gösterilmeden aynı KHK ile ihraç edilmişlerdi. 30 Ekim 2016 tarihinde İlimizdeki emek ve demokrasi güçleri ile birlikte hayatını emek, barış, demokrasi mücadelesine adamış üye ve yöneticilerimize yönelik bu saldırıyı protesto etmek amacıyla yapılan basın açıklamasında; o tarihte Eğitim Sen Adana Şube Başkanı ve aynı zamanda KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü olan, Genel Mali Sekreterimiz Ahmet Karagöz’de ihraç edilmişti.
30 Ekim 2016 tarihinde saat 18.00’de Atatürk Parkında yapılan basın açıklamasında 675 sayılı KHK ile ihraç edilen 22 üye ve yöneticimiz adına konuşma yapan Karagöz’e yaklaşık olarak bir yıl sonra bu davanın açılmış olması siyasal iktidarın emekçi düşmanı politikalarının bir sonucu olarak tezahür etmiştir.
Genel Mali Sekreterimiz Ahmet Karagöz gayet barışçıl bir dille;
“Darbe girişimini ve darbecileri lanetliyorum. Darbe girişimi esnasında yaşamını yitirmiş 248 yurttaşımızın ve yine yaralanan binlerce yurttaşımızın katilleri bulunmalı ve yargılanmalıdır. Ancak siyasal iktidar, darbecileri yargılamak yerine tüm ömrünü darbe ve darbecilere karşı geçirmiş olan KESK ve KESK’e bağlı sendikalarımızın tüm sendikal faaliyetlerini zorlama yöntem ve yönelimlerle suç kapsamında değerlendirip, bizleri ihraç etmektedir.”
“Bizler ki kamusal, parasız, nitelikli, ulaşılabilir, bilimsel, laik anadilinde eğitimi savunan öğretmenleriz”
“Bizler ki birlikte bir arada yaşamayı ve aynı zamanda savaşlara karşı; barışı, ölümlere karşı; yaşatmayı savunan KESK’e bağlı sendikaların üye ve yöneticileriyiz.”
“Bizler ki, ülkemizde evrensel hukuk normlarının hayat bulması için demokrasi mücadelesi veren emek ve meslek örgütlerinin üye ve yöneticileriyiz.”
“Bizler ki, kamusal ve parasız, ulaşılabilir, bilimsel, laik eğitimde mahrum bırakılan cemaat ve tarikat yurtlarında; taciz ve tecavüze uğrayan ve yine çeşitli cemaat ve tarikat yurtlarında bir dizi ihmalin sonucu bedenleri yanarak küle dönen çocuklarımızın ve ailelerimizin isyanını dile getiren öğretmenleriz.”
“Bizler ki, ülkemizde yaşanan Kürt sorununun barışçıl, demokratik yöntem ve yönelimlerle hayat bulmasını talep eden emekçileriz.”
“Bizler ki, Cumhuriyet ve Cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkan öğretmenleriz.”
“Bizler ki, Ankara Gar Meydanında emek, barış ve demokrasi talep ettikleri için 102 yoldaşı katledilen bu ülkenin aydınları, yazarlar, solcuları, sosyalistleri, sosyal demokratları, Türkleri, Kürtleri, Alevileri, Sünnileri ve azınlıkta bulunan bütün ötekileriyiz.”
“Bizler ki, bugüne kadar ülkenin bütün kaynaklarını sermaye ve yandaşlarına peşkeş çekenlere karşı direnen ve teşhir eden onurlu öğretmenleriz.”
“OHAL kaldırılmalı, KHK’ler iptal edilerek ihraç edilen yüzbinlerce kamu çalışanı görevine iade edilmeli ve hukukun temel ilkeleri işletilerek adil yargılanma sürecinin derhal başlatılasını talep eden Eğitim Sen üye ve yöneticileriyiz.” Diyen ve “korkmayacağız, sinmeyeceğiz, asla biat edip diz çökmeyeceğiz.” Cümleleriyle konuşmasını tamamlayan Genel Mali Sekreterimiz Ahmet Karagöz’ün bugün yargılanacağı 22. Asliye Ceza Mahkemesinde beraat edeceğine inanıyor ve inanmakta istiyoruz.
İktidarın ideolojik çizgisinde olan ve tamamı “siyasal kadro” olarak atanan mülki amirlerin, idari makamların giderek artan yıldırma girişimleri, üyelerimize yönelik olarak açılan disiplin soruşturmaları, verilen cezalar ve açılan davalar tümüyle hukuk dışı ve anti demokratiktir. Ve aynı zamanda bu arkadaşımızın yargılanmasını sağlayan o günkü konuşma ve görüntüleri kayıt altına alan kolluk kuvvetlerinin önemli bir bölümü FETÖ terör örgütünün üyesi olarak yargılanırken, onların bıraktıkları arşivler üzerinde arkadaşımızın yargılanması ne hukuki ne ahlakidir. Bu nedenle avukatlarımızla ve insan hakları savunucularıyla bu davayı sonuna kadar takip edeceğimizi ifade ediyor ve arkadaşımız yalnız değildir. Diyorum.
……………………………………………………………………………………………………………………………………………….
Dava 14 Kasım 2017 tarihine ertelendi.











