Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız’ın “45 cm’den Bir Metreye: Cinsiyet Eşitlikçi, Modern, Laik, Hoşgörülü Toplum İdealiyle Mesafe Giderek Açılıyor” başlıklı basın açıklamasıdır:
Geçtiğimiz yıl Mersin`de gündeme gelen kız ve erkek öğrencilerin arasında asgari bir mesafe bulunması konusu, bu kez de Antalya`da gündeme geldi. Nitekim basına yansıyan haberlere göre Antalya Muratpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, kız ve erkek öğrenciler arasında asgari bir metre mesafe bulunmasına karar vermiş ve öğrencilerden buna uymaları istenmiştir. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü`nün daha sonra yaptığı açıklama ise özrü kabahatinden büyük mahiyetindedir. Daha sonra düzeltme amacıyla yapılan açıklamada, söz konusu mesafenin kız ve erkek öğrenciler için değil; öğretmen ve öğrenciler için belirlendiği dile getirilmiştir. Bu ise olayın vahametini arttırmaktadır. Öğretmen öğrenci ilişkisi açısından son derece sakıncalı ve öğretmenlik mesleğine hakaret niteliği taşıyan bu yaklaşıma göre öğretmenlerin öğrencilerini, öğrenci olarak değil, kız ve erkek çocukları olarak gördükleri varsayılmakta ve potansiyel taciz zanlısı oldukları düşünülmektedir. Dolayısıyla ister öğrenciler arasında olsun isterse öğretmenlerle öğrenciler arasında olduğu dile getirilsin söz konusu mesafe yaklaşımı aynı zihniyetin iki sakıncalı ürünü olmaktan kurtulamamaktadır. Bu yaklaşım sadece Mersin ya da en son ortaya çıktığı Antalya gibi tekil örneklerle sınırlı değil. Daha önce de anımsanacağı üzere geçtiğimiz yıl İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, kız ve erkek öğrencilerin ayrı okullarda okumaları gerektiğini dile getirmişti. Bu önerinin çeşitli vesilelerle zaman zaman yeniden gündeme getirildiği biliniyor. Kız ve erkek öğrenciler arısında katı fiziki mesafeler koyma, giderek tümüyle mekânlarını ayırmaya çalışma doğrultusundaki yaklaşımların, AKP iktidarının muhafazakâr toplum tahayyülünden bağımsız olmadığı açıktır. Bu dönemde eğitimin her düzeyde muhafazakârlaşmasına yönelik bir eğilimin hız kazandığı görülmektedir. Eğitimin içeriğinden, öğrencilerin tutum ve davranışlarına değin geniş bir alanda, küçük adımlarla mukaddesatçı muhafazakâr ideolojinin tohumları ekilmektedir. Okulların ayrılması, 45 cm ya da 1 metre gibi birbirinden bağımsızmış gibi görünen girişimlerin ülkenin çeşitli yerlerinde sık sık gündeme gelmeye başlaması, hayatın her alanında kadınlarla erkekleri birbirinden izole etmeye çalışan, dolayısıyla kadınları eve kapatılması gereken birer cinsel nesneye indirgeyen daha genel bir zihniyet sorunu ile karşı karşıya bulunduğumuzu düşündürmektedir. Öğrencilerin sosyalleşme süreçlerini birbirinden bu şekilde yalıtılarak geçirmeleri, birbirlerine eşit birer insanmış gibi davranmakta zorlanan yetişkinlere dönüşmelerine yol açar. Eğer amaç yaş gruplarına uygun doğru cinsel davranışlar sergilemelerini gözetmekse, bunun en doğru ve güzel yolu okullarda cinsellik eğitiminin verilmesidir. Kız ve erkek öğrencileri birbirinden ayırmak değildir. Ama açık ki niyet üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. Biz Eğitim Sen olarak, eğitim alanında ve genel olarak yaşamın her alanında muhafazakârlaştırma girişimlerinin karşısında olacağız. Tıpkı Mersin`deki 45 cm vakası gibi Antalya`daki bir metre olayının da bir idarecinin yalnız kişisel zihniyet sorunu olarak görmenin eksik kalacağını düşünüyoruz. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı`nı ve Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü`nü gereğini yapmak üzere göreve davet ediyoruz. Demokratik hakkını kullanarak bir basın açıklamasına katıldıkları ya da herhangi bir sendikal etkinliğe katıldıkları gerekçesiyle, eğitim ve bilim emekçileri hakkında vakit geçirmeden soruşturma açılabiliyor, arkadaşlarımız hemen görevlerinden uzaklaştırılabiliyorlar. Sıra bu tür konulara geldiğinde ise sessizlik ve geçiştirmecilikle karşılaşıyoruz. Açıkça cinsiyete dayalı ayrımcılık yapan, öğrencileri ve öğretmenleri potansiyel suçlu olarak kodlayarak suç işleyen yöneticilerin görevde kalmaya devam etmesi, bu yöneticilerin sahip oldukları ile benzer zihniyetin MEB tarafından da benimsendiğinin göstergesi olarak değerlendirilecektir.









