Düşünce ve İfade Özgürlüğü “Cumhurbaşkanı’na Hakaret” Suçlaması İle Sınırlandırılamaz!

Aralarında 2 KESK üyesinin de bulunduğu 15 kişinin, Yalova’daki Soma anmasından dolayı Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanmasına bugün başlandı. Dava 29 Şubat 2016 tarihine ertelendi. Mahkemeden sonra adliye önünde KESK bileşenleri tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

Eğitim Sen Genel Basın Yayın Sekreteri Hanım Koçyiğit’in de katıldığı basın açıklaması aşağıdadır.

Düşünce ve İfade Özgürlüğü “Cumhurbaşkanı’na Hakaret” Suçlaması İle Sınırlandırılamaz!

Türkiye’de son yıllarda belirgin bir şekilde artan ve örneklerini ancak baskıcı-otoriter yönetimlerin olduğu dikta rejimlerinde görebileceğimiz türden gelişmeler yaşanmaktadır. Başta eğitim kurumları, olmak üzere toplumsal yaşam bir bütün olarak iktidarın ve onun siyasal uzantılarının kuşatması altına alınmış, kimin nasıl yaşayacağından, düşüncelerini hangi sınırlar içinde ifade edebileceğine kadar her şey siyasi iktidarın ihtiyaçları doğrultusunda belirler hale gelmiştir.

13 Mayıs 2015 tarihinde Soma’da yaşanan ve 301 madencinin ölümü ile sonuçlanan iş cinayeti sonrasında, tüm Türkiye çapında olduğu gibi, Yalova’da da maden katliamını protesto için yürüyüş yapılmış, yürüyüş sırasında atılan sloganlarda “Hırsız, katil Erdoğan” ifadesi nedeniyle “Cumhurbaşkanı’na hakaret” gerekçesiyle, aralarında 2 tane KESK üyesinin de bulunduğu 15 kişiye dava açılmıştır.

Son yıllarda temel hak ve özgürlüklerle ilgili hiçbir metinde karşılığı olmayan ve dünyada diktatörlükle yönetilen ülkeler dışında bir benzeri olmayan “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu nedeniyle yüzlerce kişiye davalar açılmıştır. Bugüne kadar çok sayıda insan bu gerekçeyle mahkemelere çıkmış, bazıları ise tutuklanarak cezaevine konulmuştur.

Anayasanın 25. maddesinde, “Herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz, düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz” hükmü yer almaktadır. Kamuoyuna mal olmuş kişiler, özellikle de siyasi kimliğe sahip kişiler en ağır eleştirilere katlanmak zorundadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve Türkiye’deki pek çok mahkemenin bu çerçevede çok sayıda kararı bulunmaktadır. Düşünce özgürlüğünün ne şekilde sınırlandırılabileceği Anayasanın 26. maddesinde sınırlandırılmıştır. “Hırsız, katil Erdoğan” ifadesi düşünceyi açıklama özgürlüğü çerçevesinde söylenmiş siyasi bir eleştiri olarak görülmek ve değerlendirilmek zorundadır.

Türkiye yıllardır yasakların gündemde olduğu, en temel demokratik hakların bile baskı altına alındığı bir ülke olma utancından bir an önce kurtulmak zorundadır. Düşünceyi ifade özgürlüğünün olmadığı bir demokrasi ve özgürlüklerden bahsetmek mümkün değildir.

Yıllardır ülke kaynaklarını yağmalayan, demokratik haklarını kullanmak, eleştirel düşüncelerini açıklamak isteyenleri giderek siyasallaşan hukuk sistemi ile boğulmaya çalışılmaktadır. Ülkenin çözüm bekleyen sorunları varken “Cumhurbaşkanına hakaret” davaları ile ülkenin enerjisinin ve zamanının boşa harcanmasından vazgeçilmeli, düşünceyi yargılayan bir ülkede demokrasinin asla yaşam bulamayacağı unutulmamalıdır.

 

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu