Bakan Vedat Bilgin’e Sesleniyoruz! Üniversitelerde Güvencesizliğin Boyutları Sandığınızdan Daha Derin! 

514

Siyasi iktidarın seçim vaatlerine giderek daha yoğun maruz kaldığımız ve her defasında da yirmi yılı aşkındır iktidarda olan bir partiden bu vaatleri duymanın şaşkınlığını yaşadığımız günlerden geçiyoruz.

Son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, sözleşmeli personele kadro düzenlemesi çerçevesinde, “Sözleşmeli öğretmenleri, uzun süredir güvence sorunu yaşayan 50/d’li araştırma görevlilerini ve sözleşmeli Kültür Bakanlığı sanatçılarını da kapsama dâhil ediyoruz!” dedi.

Yıllardır açtığımız davalarda, yazdığımız raporlarda, gerçekleştirdiğimiz eylem ve etkinliklerde, Meclis’e sunduğumuz taleplerde, YÖK’ün çalıştaylarında ve elbette toplu sözleşme süreçlerinde sendika olarak tek başımıza savunduğumuz “50/d ile istihdama son verilsin, herkes güvenceli istihdam edilsin” talebimiz, seçim arifesinde ve seçim yatırımı olarak kullanılmak istense de iktidar çevrelerince nihayet duyulur oldu!

Biliyoruz! Bu vaatler yıllardır hakları yenen, akademiden haksız biçimde koparılan, emekleri, talepleri ve iradeleri görmezden gelinen araştırma görevlileri için değil, siyasi iktidarın çıkarları için yapılıyor!

Tam da bu nedenle;

  • ÖYP’li araştırma görevlilerini bir gecede 50/d’ye geçiren,
  • “Makbul görülmeyen” araştırma görevlilerini işten atmak için 50/d ısrarında bulunan,
  • 2018 Ocak ayından itibaren tüm araştırma görevlilerini 50/d ile istihdam edebilmek için yasa çıkaran,
  • Kazandığımız davaları boşa çıkarmak için benzer düzenlemelerde ısrarcı olan,
  • YÖK’ün çalıştaylarında 50/d’yi savunan

aynı siyasi iktidar ve aynı iktidara yakın sendikalar değilmiş gibi bugün “müjdeler” veriliyor.

Siyasi iktidarın derdi iş güvencesi ve akademik özgürlük olsaydı,

  • Adrese teslim kadro ilanlarına,
  • Keyfi biçimde oluşturulan atama ve yükseltme kriterlerine,
  • Hak ettikleri kadroya atanmayan ve yıllarca alt kadrolarda bekletilen akademisyenler gerçeğine,
  • Doçentlik başvurularında yaşanan ayrımcı uygulamalara,
  • Hakları yok sayılan idari ve teknik personelin taleplerine,
  • Az sayıdaki “canlı model” olarak görev yapan emekçilerin sorunlarına,
  • Üniversitelerin yönetim yapısının demokratikleştirilmesine

yönelik iktidar çevrelerinden bir çalışma görmemiz gerekirdi!

Eğitim Sen olarak, yıllardır savunduğumuz üzere tüm öğretim elemanlarının koşulsuz biçimde güvenceli istihdamının sağlanmasını talep ediyoruz. 50/d, 33/a, 35 gibi araştırma görevlisi istihdamını parçalayan uygulamaların son bulmasını, araştırma görevlilerinin güvenceli ve kadrolu istihdam edilmesini istiyoruz.

Bu çerçevede,

  • Ayrım gözetmeksizin tüm araştırma görevlileri görece güvenceli 33/a kadrosuna geçirilmeli, 33/a kadrosu da gerçek bir güvenceye kavuşturulmalıdır!
  • Doktor öğretim üyesi kadrolarında yeniden atama uygulaması son bulmalı, tüm doktor öğretim üyeleri güvenceli kadrolarda istihdam edilmelidir.
  • Doçent unvanını alan tüm öğretim elemanları başka bir kriter aranmaksızın doçentlik kadrolarına atanmalıdır.
  • Gerekli kıdem ve akademik kriterleri sağlayan doçentler süre ve hak kaybı olmadan profesörlük kadrosuna atanabilmelidir.
  • 696 sayılı KHK ile taşerondan kadroya geçirilen sürekli işçilerin diğer kamu işçileriyle eşit haklara sahip olması için gerekli düzenlemeler yapılmalı, bu işçilerin önceki kıdem sürelerinin gaspına son verilmelidir.

Eğitim Sen olarak bugün “kadro müjdesi” verenlerin, şapkadan ne çıkaracağını yakından takip edeceğimizin bilinmesini istiyoruz!

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu