Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun ` YÖK ve MEB İttifakıyla Eğitim Fakültelerine Tırpan Vurulmasına, Öğretmen Yetiştirme Sisteminin Dejenere Edilmesine ve Öğretmenlik Mesleğinin Değersizleştirilmesine İzin Vermeyeceğiz!` başlıklı açıklama metnidir:
Eğitim sistemimizin 4+4+4 düzenlemesiyle dönüştürülmesinin ardından, bu kez de dönüşüm dalgası Eğitim Fakültelerini vurdu. Milli Eğitim Bakanlığı`nın “Öğretmen Strateji Belgesi” ile öğretmen ihtiyaç projeksiyonu yönünde ortaya koyduğu çalışma, Eğitim Fakültelerini adeta işlevsizleştirme operasyonuna döndü.
Tutarsızlıklarla dolu olan strateji belgesi, bir taraftan ataması yapılmayan öğretmenleri gerekçe göstererek Eğitim Fakültelerindeki Ortaöğretim Öğretmenliği Programlarının açılmaması, diğer taraftan ise ortaöğretim öğretmenlerinin alan fakülteleri mezunlarından “teknolojik pedagojik alan bilgisi eğitimi tezsiz yüksek lisans” derecesini almış olanlar arasından atanması gerektiğini ifade ediyor. Bir yandan Fen-Edebiyat Fakültelerine hem niteliği sağlanmayan, hem de bir karşılığı da çok olmayan sertifika dağıtmaya kalkılırken, diğer yandan Eğitim Fakültesi programlarının kontenjanın fazla olduğu ve bu programlara ihtiyaç olmadığını söylemek kendi söylediğini yalanlamak oluyor.
YÖK`ün Marmara Üniversitesi`ne gönderdiği bir yazıyla, aşağıdaki beş program dışında Eğitim Fakültesi`nde başka bir program açılmamasına karar verildiğinin bildirilmesiyle; Eğitim Fakültesi Dekanlarının çoğunun bile bihaber olduğu yeni bir yanlış, hatta aynı Bakanlık ve YÖK`ün yaptığı öğretmen yetiştirme strateji toplantıları ve kurullarının kararlarıyla da örtüşmeyen tutarsız bir uygulamaya daha imza atılmış bulunuyor. Kısaca Eğitim Fakültesi şu programlardan ibaret hale getiriliyor:
· Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
· Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği
· İlköğretim Matematik Öğretmenliği
· Özel Eğitim Öğretmenlikleri
· Teknoloji Tasarım Öğretmenliği
Artan işsizliği gerekçe gösteren MEB ise yine strateji belgesinde getirdiği tespitlerle, yaptıklarıyla taban tabana zıt açıklamalarda bulunuyor. MEB`in strateji belgesine bakacak olursak,
“Son on yılda eğitim fakültelerinin sayısı 54`ten 75`e yükselmiştir. Öğrenci sayısı ise 151 binden 200 bine çıkmıştır. Eğitim fakülteleri, fen-edebiyat ve iktisadi ve idari bilimlerden sonra en fazla öğrencisi olan yükseköğretim kurumları hâline gelmiştir. Ayrıca ikinci öğretimin en yaygın olduğu fakülteler yine eğitim fakülteleridir.”
tespiti, işsiz öğretmenlerin AKP`nin eğitim politikaları sonucunda büyütüldüğünü ve eğitim politikalarının plansızlığını açıkça ilan ediyor. Kaldı ki bu ifadelerin arkasından gelen şu tespit başka söze mahal bırakmıyor:
“Türkiye`nin öğretmen yetiştirme alanında 10-15 yıldan bu yana yeterli yatırımı yapamadığı buna karşılık sağlıksız ve dengesiz bir büyümeyle ve çeşitli güçlüklerle karşı karşıya kalındığını ortaya koymaktadır.”
AKP dönemi içinde Eğitim Fakülteleri ve formasyonlar konusunda birbiriyle taban tabana çelişik uygulamalara imza atılıyor. Bu durum büyük bir ciddiyetsizliği, günlük keyfiyetleri gösterdiği gibi, daha önemlisi, Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK`ün nitelikli öğretmen yetiştirmeye yönelik tutarlı hiçbir paradigmasının olmadığını gösteriyor:
Nitelikli öğretmen
· Okulda/uygulamada/işte,
· Eğitim Fakültelerinde,
· İlgili alan bilgilerinin iyi olduğu Fen-Edebiyat gibi fakültelerde,
· Alan + Sertifika programlarında,
· Alan + Yüksek lisans vb. eğitim programları + Uygulamada…
en iyi nerede ve nasıl yetişir?
Yine
· Okulöncesi eğitmeni ve öğretmeni,
· İlköğretim öğretmenleri,
· Ortaöğretim öğretmenleri,
· Teknik-meslek öğretmenleri,
· Sanat öğretmenleri en iyi nerede ve nasıl yetişir?
Bakanlığın ve YÖK`ün bu konularda tutarlı hiçbir politikası bulunmuyor.
Eğitim Fakültesi dışındakilere yönelik getirilen formasyonlar için öngörülen “teknolojik pedagojik alan bilgisi” yaklaşımı da nitelikli öğretmen yetiştirmeye uygun bir anlayışı oluşturmuyor. Eğitim Fakülteleri ve öğretmenlik programlarında yer alması gereken Eğitim Felsefesi, Eğitim Sosyolojisi, Eğitim Politikaları, Eğitim Ekonomisi, Bilim Tarihi, Araştırma Yöntem ve Teknikleri gibi çok önemli dersler daha baştan yok sayılmış oluyor.
Bilindiği üzere sendikamız Eğitim Sen, yıllardır öğretmenlik mesleğinin hem bilimsel donanım, hem felsefi bir hazır oluş ve genel kültür, hem de uzmanlık gerektiren bir meslek olduğunu ve dolayısıyla öğretmenlerin en nitelikli şekilde Eğitim Fakültelerinde yetiştirilebileceğini belirtmiştir.
Eğitimin niteliğinin artırılmasının öğretmenlik mesleğine ilişkin ciddiyetli, planlı, demokratik politikalarla mümkün olacağını her fırsatta ifade eden bir sendika olarak,
· Eğitim Fakültelerinin, sendikaların, öğretmenlerin görüşleri alınmadan “ben yaptım oldu” mantığına ve otoriter, dayatmacı politikalara artık son verilmesini istiyoruz!
· Eğitim Fakültelerinin işlevinin yukarıda sayılan alanlarla kısıtlanmasını kabul etmiyoruz!
· Bu uygulamanın tüm üniversiteleri kapsayıp kapsamayacağı, açılmaması istenen programlarda görev yürüten akademisyenlerin geleceklerinin nasıl etkileneceği gibi konuların tüm yanlarıyla kamuoyuyla ayrıntılı şekilde paylaşılmasını ve acil bilgi verilmesini istiyoruz!
· Öğretmenliği toplumun değil de piyasanın ihtiyaçlarını karşılaması gereken bir meslek olarak gören; bilimsel eğitim ve öğrencilerin tam kişilik olarak gelişimini dikkate alma yerine piyasa ve dini telkin odaklı stratejiler oluşturan YÖK Başkanı, YÖK Üyeleri ve Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı`yı istifaya davet ediyoruz!










