Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç‘ın “Yükseköğretim Öğrenci Affı, Sorunları Arttırıcı Şekilde Düzenlenmemelidir!” başlıklı açıklama metni:
Kamuoyunda “öğrenci affı” olarak bilinen “Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Tasarısı” TBMM‘nin gündemine gelmiştir. Af tasarısına ilişkin tartışmaların daha çok affa konu tarihler çerçevesinde sürdüğü görülmektedir. Yükseköğretimin sorunları ve Türkiye‘nin içinde bulunduğu ekonomik, siyasal, sosyal vb. koşullar göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapıldığında, konunun “öğrenci affı”nı savunmak ya da karşı çıkmak noktasının çok ötesinde bir anlam taşıdığı anlaşılacaktır. Bugüne kadar çıkarılmış olan öğrenci aflarında da görüldüğü üzere bilimsel bir değerlendirme süreci üzerine oturmayan bu tür düzenlemelerin beraberinde getirdiği ciddi sorunlar bulunmaktadır. Eğitim Sen‘ in bu tasarıya ilişkin somut değerlendirme ve önerileri; 1. Eğitim Sen olarak “her insanın sürekli eğitim hakkı vardır” düşüncesini benimsiyoruz. Bu anlamda eğitimlerini çeşitli nedenlerle yarıda kesmek zorunda olan çok sayıda öğrencinin yeniden eğitim ortamına dönmesini sağlayacak bir uygulamaya genel anlamda taraf olmakla birlikte bunun eğitimin niteliği ilkesinden bağımsız değerlendirilmeyeceğini, yükseköğretim alanını ilgilendiren böylesine hayati bir kararın bilimsel-pedagojik bir temele dayanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu açıdan baktığımızda; eğitimin niteliği bağlamında ciddi kaygılar yaratan bu düzenleme sırasında üniversitelerin ve bilim çevrelerinin görüş ve düşüncelerinin alınmamış olmasının çok önemli bir eksiklik olduğundan yola çıkarak bu konudaki karar süreçlerinin mutlaka işletilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 2. Bugüne kadar “af” niteliği taşıyan yasal düzenlemelerin genelde seçimlerin hemen öncesinde yapılması, “af” kavramını yıpratmıştır. Bu tasarının da yerel seçimlere kısa bir süre kala gündeme gelmiş olması düşündürücüdür. Bu olgu, oy verme yaşına gelmiş bulunan yükseköğretim kurumu öğrencilerinin değişik nedenlerle uğradıkları “mağduriyet”lerin giderilmesine, bir seçim yatırımı olarak bakılması düşüncesini güçlendirmektedir. Eğitim alanında yapılması gereken ve kamu yararıyla uyumlu bulunan yasal düzenlemelerin politik amaçlarla kullanılmasının önüne geçmek gerekmektedir.. 3. Plansız bir şekilde açılan çok sayıda üniversite ve af sonucu daha da artan mezun sayısı ile “istihdam” durumu arasındaki oran değerlendirildiğinde arada çok büyük bir açı olduğu ve bu durumun üniversiteli işsiz sayısını artırmaktan başka bir sonuç vermeyeceği kolayca görülecektir. Örneğin eğitim alanında 200 binin üzerinde işsiz öğretmen adayı bulunmaktadır. TÜİK verileri de üniversite bitirmiş her üç gençten birisinin işsiz olduğunu doğrulamaktadır. Bu durum daha çok sermayenin nitelikli ve ucuz işgücü sağlamasına hizmet etmektedir Bu anlamda af tasarısının “istihdam” sorununa dair çözüm önerilerini içerecek tedbirlerle birlikte gündeme getirilmesi gerekmektedir. 4. Öğrenci aflarının yasa önünde eşitlik anlayışının gözetilerek yapılması gerektiği ortadadır. 1995 yılı sonrasında da çok sayıda af gerçekleşmiş olmasına rağmen, “daha önce aftan yararlanmamış olmak” sınırlamasının sadece 1980-1995 yılları arası için getirilmiş olması eşitlik ilkesini ortadan kaldırmaktadır. Bu anlamda af kapsamının bütün yıllar itibariyle eşitliği sağlayacak bir biçimde düzenlenmesi gerekmektedir. 5. Yasa tasarısında başvuru süresi iki ay ile sınırlandırılmıştır. Hakkın kendisinin kullanılması (sınava girilmesi, öğrenime devam edilmesi) için tanınan süre geçmedikçe, bu haktan yararlanmak için başvuruda bulunma süresinin geçmiş sayılmasında kamusal yarar olmadığı ortadadır. Bu anlamda tasarı ile getirilen haklardan yararlanmanın belli bir süre içinde başvuru yapılmış olması koşuluna bağlanmasından vazgeçilmelidir. 6. Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) öğrencileri, uygulamada hem Yüksek Öğretim Yasası‘nın sağladığı olanaklardan (bu arada başarı gösteremedikleri ders sayısını üçe indirenlerin yararlandıkları ek sınav hakkından), hem de öğrenci affından, örgün yükseköğretim kurumu öğrencileri düzeyinde yararlandırılmamaktadır. Bu öğrencilere tek ders için sınav hakkı dahi tanınmamış olması açık bir eşitsizliktir. Bu anlamda af sürecine yönelik çalışmaların sürdüğü bu dönemde yapılacak bir hazırlıkla Açık öğretim Fakültesi Öğrencilerine tek ders için sınav hakkı tanınmalıdır.









