50/d Düzenlemesi Sorunları Görmemekte ve Çözüm Üretmekte Yetersiz Kalmaktadır!

739

Siyasi iktidarın “seçim müjdelerinden” birisi de sözleşme ile istihdam edilenlerin kadroya geçirilmesi nedeniyle 2547 sayılı yasanın 50/d maddesi kapsamında istihdam edilen araştırma görevlilerinin 33/a maddesi kapsamında istihdam edilmeleriydi.

Ancak siyasi iktidar tarafından 19.01.2023 tarihinde TBMM gündemine sunulan kanun teklifi üniversitelerdeki “güvencesiz istihdam” sorununu çözmek bir yana, teklifle 50/d maddesi gereğince istihdam edilen araştırma görevlilerinin sorunlarına kalıcı ve etkili bir çözüm üretilememiştir.

Çünkü hâlihazırdaki 2547 sayılı yasanın 50/d maddesinin gerek lafzı gerekse amacı itibariyle araştırma görevlisi istihdamını düzenlemediği gerçeği hala yok sayılmaktadır! Ancak buna rağmen kimi üniversite yönetimleri ve YÖK, araştırma görevlisi istihdamı için düzenlenen 33/a maddesini uygulamaktan ısrarla kaçınmış ve tüm araştırma görevlilerini 50/d kapsamında istihdam etmiştir. Kaldı ki siyasi iktidar da 2018 yılı başından itibaren tüm araştırma görevlilerinin 50/d kapsamında istihdam edilmesi için yasa çıkarmıştır.

Getirilen teklifte ise 50/d’li araştırma görevlilerinin talep etmeleri doğrultusunda “6 ay içerisinde” 33/a kapsamına geçirilecekleri belirtilmekte, bunun usul ve esaslarının YÖK tarafından oluşturulacağı ifade edilmektedir. Haliyle;

  • 50/d mevcudiyetini korumakta ve YÖK’ün belirleyeceği usul ve esaslara göre 33/a’ya geçişlerin yapılacağı ifade edilmektedir.
  • YÖK’ün ise 33/a’ya geçişlerde “akademik performans”, “kriter”, “güvenlik soruşturması” gibi engelleri araştırma görevlilerinin önüne çıkardığı ve çıkarmak istediği herkes tarafından bilinmektedir.
  • Ayrıca, azami süre nedeniyle “işten atılma” tehdidiyle karşı karşıya olan araştırma görevlilerinin durumları değerlendirildiğinde 6 ay gibi bir sürenin hak kayıplarına yol açacağı da bir gerçektir.
  • Kaldı ki araştırma görevlileri kaç yıl çalışıyor olurlarsa olsunlar, kadro derecesi 3’e çıkmamakta ve bu nedenle çeşitli düzeylerde (taban aylığı, ek gösterge, yeşil pasaport hakkı) hak kayıpları yaşamaktadır. Ancak, siyasi iktidar sadece “seçim müjdesi” vermeyi amaçladığından bu sorunları ortadan kaldırmayı hedeflememektedir.

Bunlarla birlikte üniversitelerdeki güvencesiz istihdamın boyutları siyasi iktidarın sandığından çok daha derindir! Eğer bu sorunlar çözülmek isteniyorsa;

  • 50/d’li araştırma görevlilerinin kadrolarının 33/a’ya geçirilmesi, 50/d ile araştırma görevlisi istihdamının son bulması ve bu konunun YÖK ile üniversite yönetimlerinin inisiyatifinden çıkarılması gerekmektedir.
  • Araştırma görevlilerinin kadro dereceleri nedeniyle maruz kaldıkları ve 50/d nedeniyle yaşanan hak kayıplarının giderilmesi için düzenleme yapılması gerekmektedir.
  • Araştırma görevlilerinin doktor öğretim üyeliği kadrosuna atanmaları önündeki engeller kaldırılmalıdır.
  • Doktor öğretim üyelerinin, öğretim görevlilerinin, canlı modellerin, güvenceli kadrolarda istihdam edilmesi sağlanmalıdır.
  • Doktor öğretim üyesi kadrolarında yeniden atama uygulaması son bulmalıdır.
  • Doçent unvanını alan tüm öğretim elemanlarının başka bir kriter aranmaksızın doçentlik kadrolarına atanması sağlanmalıdır.
  • Hak ettikleri kadrolara yıllardır atama bekleyen akademisyenlerin bu kadrolara atanması sağlanmalı ve bu konuda üniversite yönetimlerinin kayırmacı uygulamaları engellenmelidir.
  • 696 sayılı KHK ile taşerondan kadroya geçirilen sürekli işçilerin diğer kamu işçileriyle eşit haklara sahip olması için gerekli düzenlemeler yapılmalı ve bu işçilerin önceki kıdem sürelerinin gaspına son verilmelidir.

Eğitim Sen olarak, “dağ fare doğurdu” dedirten söz konusu “müjdeli haberin”, düzenleme yasalaştıktan sonra YÖK’ün belirleyeceği usul ve esasların yakından takipçisi olacağımız, araştırma görevlilerinin iş güvencesi talebine dün olduğu gibi bugün de sonuna kadar sahip çıkacağımız herkes tarafından bilinmelidir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu