3 Haziran tarihinde, “YÖK`ün ÖYP Usul ve Esaslarında Yaptığı Akıl Almaz ve Hukuk Tanımaz Değişikliklerine Karşı Yargıya Gidiyoruz!” başlıklı açıklamamızla ilgili olarak YÖK, web sayfası üzerinden kendilerine suçlama yaptığımızı iddiasıyla kamuoyunu bilgilendirici bir açıklama yaptı. YÖK`ün “Bir eğitim sendikasının iddialarıyla ilgili açıklamamız” başlığıyla 5 Haziran tarihinde yaptığı söz konusu açıklamasına ilişkin bir konunun altını kalınca çizmemiz gerekmektedir.
Öncelikle belirtmek isteriz ki bir sendikanın görevi, emekçileri sadece kağıt üzerinde üye yapmak değil, onların sorunlarına sahip çıkmak ve çözüm üretilmesine katkı sunmaktır. Bu nedenle yükseköğretim alanında ciddi anlamda tek faaliyet yürüten bir sendika olarak, YÖK`ün düzenleme ve uygulamalarını takip etmek ve gerektiğinde uyarılarımızı yapmak sendikal sorumluluğumuzun önemli bir parçasıdır. Bu kapsamda YÖK`ün açıklamalarımızı takip ederek işaret ettiğimiz sorunlara dair kamuoyunu bilgilendirici açıklamalar yapması bizleri memnun etmiştir. Ancak YÖK`ün ilgili açıklamasından görüleceği üzere (görmek için tıklayınız) sendikamızın eleştirileri yanlış değerlendirilmiş, asıl dikkat çekmek istediğimiz nokta görülememiş ve zaten hukuksuz olduğunu bildiğimiz eski düzenlemeye dair yargı kararı gerekçe olarak ileri sürülmüştür.
Bilindiği üzere YÖK`ün ilgili kararıyla, ÖYP programına başvuracaklar arasında “Kendilerine avantaj sağlamak amacıyla yanlış beyanda bulundukları tespit edilenler” için getirilen “tekrar başvuru yapma yasağı” kaldırılmış ve bu kişiler için caydırıcı yaptırımı oldukça düşük olan ve sahtekârlığa başvurmayanlarla aynı cezai yaptırıma dayanan yeni bir düzenleme yapılmıştır. Şayet YÖK, açıklamamızdan alıntıladığı paragrafı değil de bir alt paragrafı alıntılamış olsaydı, işaret ettiğimiz sorunun boyutlarını daha rahat görebilecek ve ne demek istediğimizi daha iyi anlamış olacaktı. Açıklamamızdaki (görmek için tıklayınız) ilgili paragrafa bakıldığında şu ifadelere yer verdiğimiz görülecektir:
“Elbette ki bir hakkın kullanımının tamamen yasaklanması temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmayan hukuksuz bir uygulamadır. Ancak YÖK, yaptığı değişiklikle başka bir hukuksuzluğu beraberinde getirmektedir. Çünkü sahtekârlığın cezası, ÖYP kadrosundan istifa eden ya da kadro kazandığı hâlde göreve başlamayanlara verilen cezayla aynıdır. Dolayısıyla amaç temel hak ve özgürlüklerin kullanımının tamamıyla engellenmesini ortadan kaldırmak değil; sahtekârlığa verilen cezayı basitleştirmektir. Açıkça ifade etmek gerekirse bu durum, AKP`nin sahtekârlığı normalleştirme çabasının bir ürünü olarak görülmelidir.”
Görüldüğü üzere konuyla ilgili yaptığımız açıklamada kullandığımız “Sahtekârlığa Kapı Aralandı” tespitimiz halen geçerliliğini korumaktadır. Çünkü,
1) “Kendilerine avantaj sağlamak amacıyla yanlış beyanda bulundukları tespit edilenler” açıkça sahtekârlık yapmıştır.
2) Daha önce bu kişiler, bir daha asla ÖYP programına başvuramıyordu. Belirtmemiz gerekir ki bu durum temel hak ve özgürlüklerin anayasaya aykırı biçimde kısıtlanması anlamına gelmen hukuka aykırı bir yaptırımdır. Yukarıda alıntıladığımız bölümden de görüleceği üzere bu hukuka aykırılığa dair tespiti sendikamız zaten yapmıştır. Dolayısıyla YÖK`ün yaptığı yeni düzenlemenin gerekçesi için bir yargı kararını ileri sürmesi, yeni düzenlemenin hukuka uygun olduğunu değil, eski düzenlemenin hukuksuzluğunu ifade etmektedir.
3) Yeni düzenlemenin ise hukuksuzluğu ve hakkaniyetsizliği ortadan gidermediği, aksine derinleştirdiğini iddia ediyoruz. Çünkü sahtekârlığı tespit edilen kişilere getirilen cezai yaptırım, caydırıcı olmanın yanına dahi yaklaşmamaktadır. Şöyle ki “sahtekârlığın tespit edilmesinden bir yıl sonra ÖYP programına başvuru yapılabilmesi sağlanmıştır. Bu kişiler için getirilen tek engel, ÖYP puanlarının iki yıl süresince %20 oranında düşürülmesi olmuştur.” Tekrar ifade etmek gerekirse bu yaptırım, “ÖYP kadrosundan istifa eden ya da kadro kazandığı hâlde göreve başlamayanlara verilen cezayla aynıdır. Dolayısıyla amaç temel hak ve özgürlüklerin kullanımının tamamıyla engellenmesini ortadan kaldırmak değil; sahtekârlığa verilen cezayı basitleştirmektir.”
4) Yapılan bu düzenleme ile birlikte getirilen “Alan Sınavı” düzenlemesi gözetildiğinde ise durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır. Bilindiği üzere YÖK, ÖYP`ye girişte, “Alan Sınavı” adı altında merkezi bir sınav getirmiştir. Üstelik bu sınav, YÖK`ün belirlediği komisyonlar tarafından sözlü olarak yapılabilecektir. Ayrıca bu sınavın sonucu, ÖYP puanı hesaplanırken % 40`lık bir orana sahip, dolayısıyla belirleyiciliği oldukça yüksektir.
5) Sonuç olarak, ÖYP`ye başvuruda sahtekârlık yaptığı tespit edilen birisi, ertesi yıl “Alan Sınavı”ndan elde edebileceği yüksek puanla araştırma görevlisi olarak atanabilmesinin zemini sağlanmıştır. Bugüne kadar yaşanan kayırmacılık ve torpilin yanı sıra, muhalif kesimlere yönelik ayrımcı tavırlar göz önüne alındığında, pratikte yaşanacak sorunların kaygımızı artırması anlaşılır olmalıdır.
Tüm bunlar birlikte düşünüldüğünde, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı alınsa da gücense de “sahtekârlığa kapı aralandı” tespitimizin halen arkasında olduğumuz, bu nedenle de yapılan düzenlemeleri yargıya taşıyacağımız bilinmelidir.











