Yönetim Kurulu Üyelerimiz TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Zafer Üskül ile Görüştü

Görüşmede üyelerimizin uğradığı hak ihlalleri ayrıntılı olarak dile getirilmiş, görüş alışverişinde bulunulmuştur. Ayrıca hak ihlalleri ile ilgili olarak sayın Üskül`e bir rapor sunulmuştur. Rapor yazının devamındadır.

Sayı     : 2007/000/

Konu    : Hak ihlalleri

22.11.2007

Sayın Prof. Dr. Mehmet Zafer ÜSKÜL

Türkiye Büyük Millet Meclisi

İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanı

Sayın Başkan;

Öncelikle İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunmuş, insan hakları mücadelesinin bir aktivisti olarak, İnsan Hakları İnceleme Komisyonu başkanlığı görevine getirilmenizi büyük bir sevinçle karşıladığımızı belirtmek isteriz. Geçmişte İnsan Hakları Yüksek Danışma Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunmanız, insan hakları mücadelesinin bir aktivisti olmanız, inanıyoruz ki size, ülkemizin insan hakları sorunlarını yakından tanıma olanağı vermiştir. Şu anda yürütmekte olduğunuz son derece önemli görev ile birlikte bu olanak, kuşkusuz, her geçen gün daha da ağırlaşan sorunların çözümünde yardım ve destek sağlamanızı kolaylaştıracaktır.

Sayın Başkan;

Sendikamızın üyesi eğitim emekçileri de ciddi hak ihlalleri ile karşı karşıyadır. Yetkili kurullarımızda aldığımız kararlar doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz neredeyse her etkinlik sonrasında üye ve yöneticilerimiz hakkında disiplin soruşturmaları başlatılmakta, ceza davaları açılmaktadır. Hakkında disiplin soruşturması başlatılmamış veya ceza davası açılmamış bir üye ve yöneticimiz yok gibidir. Üzülerek belirtmek isteriz ki, bu uygulama hâlâ ve ısrarla sürdürülmektedir. Takdir edersiniz ki, demokratik ve örgütlü bir toplumun vazgeçilmez unsuru olan sendikalar üzerindeki bu kuşatmanın, ülkemizin geleceği ve demokrasisine bir yarar sağlamasının olanağı yoktur.

Sayın Başkan;

Uygun göreceğiniz zamanlarda sizinle görüşmek ve sorunlarımızı sizlerle iletmek isteriz. Ayrıca sendika olarak, yürüttüğünüz çalışmaların bir parçası olmayı ve elimizden geldiğince komisyona katkı sunmayı bir görev biliriz.

Üyelerimizin yakın geçmişte yaşadığı sorunlar ve hak ihlalleri şu biçimde özetlenebilir.

Sayın Başkan;

İlgilenmenizi beklediğimiz ilk sorun, yukarıda da dile getirildiği gibi, gerçekleştirdiğimiz sendikal etkinliklere katılanlar hakkında ceza davaları açılması, üye ve yöneticilerimizin cezalandırılmasıdır.

Sendikamız, ekonomik ve demokratik istemleriyle ilgili kamuoyu yaratmak amacıyla 24-25-26 ve 27 Kasım 2005 günlerinde “Büyük Eğitimci Yürüyüşü” adıyla bir dizi etkinlik gerçekleştirmiştir. Bu etkinliğe katılan üye ve yöneticilerimiz hakkında yönetsel ve adli çok sayıda soruşturma açılmış, yönetici ve üyelerimize cezalar verilmiştir. Bu etkinlik nedeniyle açılan ve halen süren ceza davaları vardır.

Anılan etkinliğe katıldığı için KESK Genel Başkanı İsmail Hakkı TOMBUL; EĞİTİM SEN Genel Başkanı Alaaddin DİNÇER; Yönetim Kurulu Üyelerimiz Emirali ŞİMŞEK, Murat KAHRAMAN ve Özgür BOZDOĞAN; BES eski Genel Başkanı Bülent KAYA; YAPI YOL SEN Genel Başkanı Bedri TEKİN; SES Genel Başkanı Köksal AYDIN ve Yönetim Kurulu Üyesi Erkan SÜMER ile BTS Genel Başkanı İ. Fehmi KÜTAN, Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesince bir yıl altışar ay hapis ve 489 YTL para cezasıyla cezalandırılmıştır. İsmail Hakkı TOMBUL ve İ. Fehmi KÜTAN dışındaki sendika yöneticilerinin cezaları ertelenmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı önünde gerçekleştirilen bu etkinliğe (basın açıklamasına) katılmak amacıyla il dışından  gelen üyelerimizin Ankara`ya girmesi engellenmiş, güvenlik görevlilerince üyelerimize müdahale edilmiştir. Kazan ilçesi yakınındaki otoyol gişelerinde jandarmanın müdahalesi sonucu 14, Ankara Güvenpark’ta da polis müdahalesi sonucu birçok üyemiz yaralanmıştır. Gaz bombası sonucu bacağından yaralanan üyemiz Erkan BARİKAN  beş ameliyat geçirmiş, aradan iki yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen öğretmenlik mesleğine dönememiştir. Mehmet ARDA isimli üyemiz, göğsüne aldığı ağır darbe nedeniyle 15 gün hastanede tedavi olmak zorunda kalmıştır. Sendikamız ve yaralanan üyelerimizce, kamu yöneticileri ve güvenlik görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Resmi olarak başvurduğumuz halde İçişleri Bakanlığı soruşturma açmadan dosyayı kapatmıştır.

Üyelerimizin yaralanmasına neden olan olayların sorumluları hakkında soruşturma açılmazken, üyelerimiz hakkında 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan Kazan Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. Yine aynı etkinlik nedeniyle Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinde kırkı aşkın üyemize de 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan dava açılmıştır. Bu davalar sürmektedir

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun aldığı karar doğrultusunda 14 Aralık 2006 günü gerçekleştirilen sevk eylemine katıldığı için 37 eğitim emekçisine Balıkesir ili Gönen ilçesinde Türk Ceza Yasasının 260/1 maddesi uyarınca ceza davası açılmıştır.

Kocaeli ili Gebze ilçesinde Dünya Kadınlar Günü nedeniyle 8 Mart 2007 günü gerçekleştirilen basın açıklamasına katılan sekiz üyemiz hakkında 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan ceza davası açılmıştır.

Sakarya Şubemiz 4 Mart 2007 Pazar günü saat 04.00 sıralarında kundaklanmıştır. Kundaklama sonucu şubemizde yangın çıkmış ve büyük hasar meydana gelmiştir. Kundaklama olayı üzerine Sakarya iline giden genel merkez yönetim kurulu üyelerimiz, şube yöneticilerimiz ve üyelerimizce düzenlenen basın açıklaması etkinliğini, bir vatandaş müdahale ederek engellemek istemiştir. Bu kişi güvenlik görevlilerince gözaltına alınmıştır. Sendikamızca, şubemizi kundaklayan kişi ve kişiler ile basın açıklaması etkinliğine müdahale eden kişi hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Açılan ceza davası sonucunda, kundaklama eylemini gerçekleştirenlerden biri üç yıl hapis, diğeri de 12 ay kamu görevinde çalışma cezasıyla cezalandırılmıştır.

Bitlis ili Güroymak ilçesi Mehmet Akif Ersoy İlköğretim okulunda sendikamız panosunda yer alan yazılar okul yönetiminin direktifi ile panodan indirilmiş, panoya, okulla ilgili yazılar asılmıştır. Sendikamızca okul yöneticileri hakkında cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur

16 Aralık 2006 günü konfederasyonumuzca gerçekleştirilen “üretimden gelen gücün kullanılması” biçimindeki eyleme sevk alarak katıldığı için çok sayıda üyemiz hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Soruşturmalar sürmektedir.

10.12.2006 günü Kırklareli il merkezinde gerçekleştirilen ve sendika yöneticilerinin de konuşmacı olarak katıldığı ‘Türkiye`nin Temel sorunları ve Çözüm Yolları` konulu panele katıldığı için bazı üyelerimiz hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır.

26 Mayıs 2007 günü sendikamızca Şanlıurfa ilinde “sürgün, kadrolaşma, baskı” konulu bir basın açıklaması gerçekleştirilmiştir. Etkinlik sonrası ROJ TV adlı televizyonun ana haber bülteninden aranan ve televizyona sözlü demeç veren genel başkanımız Alaaddin DİNÇER hakkında savcılıkça soruşturma başlatılmıştır. Aynı etkinlik nedeniyle ayrıca Genel başkanımız ve şube yöneticilerimiz hakkında 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan cumhuriyet savcılığınca soruşturma başlatılmıştır.

17 Nisan 2007 tarihli Diyarbakır bölge mitinginde toplanma alanına yarım saat geç geldikleri gerekçesiyle Diyarbakır Şube yöneticilerimiz yargılanmış, yöneticilerimiz 9`ar ay hapis ve 600 YTL ağır para cezasıyla cezalandırılmıştır.  Tertip komitesini oluşturan şube yöneticilerimiz saat 09.00`dan itibaren miting alanında bulunmasına rağmen, hükümet komiseri toplanma saatinden yarım saat sonra saat 11.30`da tutanak düzenlemiştir. Mahkeme usulsüz hazırlanan bu tutanağa dayanarak yöneticilerimizin cezalandırılmasına karar vermiştir.

Sendikamız hakkında 2004 yılında açılan kapatma davası sonrasında gerçekleştirilen etkinlikler nedeniyle de çok sayıda üye ve yöneticimiz hakkında dava açılmıştır.

Bu amaçla gerçekleştirilen etkinliğe katıldıkları için, Denizli şubemizin eski ve yeni başkanları Hüseyin ÖZTÜRK ile Mehmet DEDE hakkında 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan dava açılmıştır. Dava sonucu yöneticilerimiz 15`er ay hapis cezasıyla cezalandırılmış, bu ceza ertelenmiştir.

Aynı amaçla 8 Aralık 2004 tarihinde Mardin ilinde gerçekleştirilen basın açıklamasına katıldıkları için, Genel Merkez Yöneticilerimizden Enver ETE, Belediye-İş Sendikası Mardin Şube Başkanı  Ahmet GÜLTEKİN, DTP yöneticisi Cemal VESKE, BES Mardin Şube Başkanı Osman Nuri SON ve Yol-İş Mardin Şube Başkanı Aslan BAŞBOĞA, Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesince 1 yıl üçer ay hapis ve 366 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmıştır.

Yine aynı amaçla 9 Aralık 2004 tarihinde Şanlıurfa ilinde gerçekleştirilen basın açıklamasına katıldıkları için şube yöneticisi ve üyelerimizden Metin OK, Filiz PARLAKÇI, Hasan KILIÇOĞLU, Mehmet KUTLU ve İbrahim AYHAN hakkında 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan dava açılmış, üye ve yöneticilerimiz 1 yıl 6 ay hapis, 440 YTL adli para cezasıyla cezalandırılmış, cezalar ertelenmiştir.

Trabzon ilinde de şube yöneticilerimiz ve üyelerimiz hakkında 8 Aralık 2004 tarihinde yapılan basın açıklaması nedeniyle 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan dava açılmıştır.

20 Şubat 2005 tarihinde yapılan basın açıklaması nedeniyle de Batman Şube Başkanı ve yöneticileri hakkında 2911 sayılı Yasaya aykırı davranmaktan dava açılmıştır. Dava sonucunda şube yöneticilerimiz hakkında beraat kararı verilirken, şube başkanımız Aziz Aksın ile ilgili dava ayrılmıştır.  Bu dava halen sürmektedir.

Sayın Başkan;

İlginize sunmak istediğimiz ikinci sorun, kamuoyunda (haklı olarak) “sürgün” diye adlandırılan istek dışı görev yeri değişiklikleridir. Bu sorun, yıllardan beri eğitim ve bilim emekçilerinin verimini düşürmekte, her yıl bir önceki yıla göre ağırlığını artırarak varlığını korumaktadır. Son günlerde sendikamız, sürgünlerin tipik örneklerine tanık olmaktadır. Sözgelimi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle düzenlenen toplantıda EĞİTİM SEN Kars Şubesi Kadın Sekreteri Hülya ÖZYAĞIN`ın sendikamız adına bildiri sunması gerekçe gösterilerek kendisi Konya ili Taşkent ilçesine, adına bildiri sunduğu EĞİTİM SEN Kars Şubesi Başkanı Tuncer UÇAR Kahramanmaraş`a, Şube Sekreteri Ahmet ADIGÜZEL Gaziantep`e sürülmüşlerdir.

İl içi sürgüne gönderilen şube başkanlarımız arasında, EĞİTİM SEN Bursa Şubesi Başkanı Kemalettin YILDIZ ile Giresun Şube Başkanı Bekir ŞENSOY da bulunmaktadır.

İstanbul`da, aralarında şube yöneticisi ve işyeri temsilcilerimizin de bulunduğu çok sayıda (51) üyemizin görev yerleri, istekleri dışında değiştirilmiştir.

Ankara ili Gölbaşı ilçesi Bezirhane İlköğretim Okulu müdür vekili olan üyemiz Zekeriya KARAKUŞ hakkında, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının hazırlık çalışmaları içinde yer alan folklor gösterilerinde Kürtçe halay bulunması nedeniyle disiplin soruşturması başlatılmıştır. Adı geçen üyemizin yöneticilik görevi üzerinden alınarak görev yeri değiştirilmiş, Şereflikoçhisar ilçesi Mustafa Üstündağ İlköğretim Okuluna atanmıştır. Bu işlemin üyemizin aile ve çalışma düzenini ciddi ölçüde bozduğu açıktır.

Aralarında Şanlıurfa Şube Başkanı ve yöneticilerin de bulunduğu sekiz eğitim emekçisi il dışına sürülmüştür. Şube Başkanımız İbrahim AYHAN Kastamonu iline; yönetim kurulu üyelerimizden Mustafa DEDECAN Gümüşhane, Şeyhmus ÇAKIRTAŞ Yozgat, Aslı KARAKOYUN Artvin iline; işyeri temsilcilerimizden Aygül Küçükbalaban önce Kayseri ardından Çanakkale, Ömer PARLAKÇI Bilecik, Mehmet KUTLU Düzce, Metin OK Afyonkarahisar iline sürülmüştür.

Tunceli Valiliğinin teklifi üzerine, Milli Eğitim Bakanlığınca aralarında sendikamız Tunceli şube yönetim kurulu üyelerinin de bulunduğu altı kişi il dışına sürülmüştür. Şube yöneticisi ve temsilcilerimiz valiliğin teklifiyle, haklarında disiplin soruşturması dahi açılmadan sürülmüştür. Valilik teklifi üzerine şube eski başkanımız Selma POLAT Kastamonu iline, şube sekreterimiz Vedat Ali ÇELİK Çankırı iline, şube mali sekreterimiz Hasan Hayri KILIÇ Yozgat iline, şube toplu iş sözleşmesi ve hukuk sekreterimiz Yaşar YAMAÇ Samsun iline, Pertek ilçesi baş temsilcimiz Hüseyin ERENLER Niğde iline, Mazgirt ilçesi eski baş temsilcimiz Ufuk Unaç da Aksaray iline sürülmüştür. Tunceli Şube başkanımız M. Hanifi Bekmezci`nin isteği dışında görev yeri değiştirilmiş, Kütahya iline sürülmüştür. Şube başkanımız daha önce de Kütahya iline sürülmüş ve bu karar bakanlıkça geri alındığı halde, ısrarlı girişimler üzerine ikinci kez ve yine aynı ile sürülmüştür. Hiç kuşku yok ki şube başkanımız, yürüttüğü sendikal çalışmalardan rahatsız olanların girişimiyle sürülmüştür.

Ankara-Gölbaşı ilçesi Baş temsilcimiz Satılmış Gökoğlu Ankara ili  Gölbaşı ilçesi Atatürk  İlköğretim okulu Müdür Yardımcısı ve öğretmeni olarak  görev yapmakta iken  müdür yardımcılığı görevi üzerinden alınarak Ankara ili Haymana ilçesi Emirler Kesikkavak  İlköğretim Okulu  öğretmenliğine atanmıştır.  Mesai saatleri dışında katıldığı anma toplantısı nedeniyle temsilcimiz hakkında açılan soruşturma bu işleme gerekçe gösterilmiştir.

Zorunlu görev yeri değişikliklerinin bir cezalandırma aracı olarak kullanılması, eğitim çalışanlarının görev güvencelerini tümüyle ortadan kaldırabilecek boyutlara ulaşmıştır. İşin bu yönü kişiseldir. İstek dışı yer değişikliklerinin kamuyu, kamu yararını ilgilendiren yönü de vardır. Gözlemlerimiz, deneyimlerimiz ve eğitim ve bilim emekçileri ile yakın ilişkilerimiz, bizi, isteği dışında her an görev yerinin değiştirilebileceğini düşünen bir eğitim ve bilim emekçisinin çalışma isteğinin, dolayısıyla iş veriminin önemli oranda azaldığı sonucuna götürmektedir. Bu nedenle kamunun gördüğü zarar, somut olarak saptanamasa bile, kolaylıkla kestirilebilir. Öyle ise, istek dışı görev yeri değişiklikleri neden bu yoğunluktadır? Sorunun doğru yanıtı, çözümünün de ilk adımıdır.

Zorunlu görev yeri değişikliklerinin düzenlemelere yansıyan gerekçesi, kamunun ve görev yeri değiştirilenin zarara uğramasının önlenmesidir. Bu gerekçe, görev yeri değişiklikleri ile kimi olumsuz davranışlar önlenebilecekse doğru sayılabilir. Oysa görev yeri değişiklikleri ile önlenemeyecek olumsuz eylem, davranış ve uygulamalar, önlenebilenler yanında önemsiz kalır. Disiplin yaptırımı uygulanmasını gerektiren eylemlerin tümüne yakın bölümü, yer değiştirme gerekçesi olarak kullanılmaktadır. Bu yaygın uygulama, her şeyden önce yasa koyucunun amacı ile çelişmektedir. Çünkü kamu görevlilerine uygulanacak disiplin yaptırımlarını belirlerken yasa koyucunun gerçekleştirmek istediği amaç, disiplin kurallarına aykırı eylemlerin önlenmesidir. Söz konusu eylemlerin önlenmesi için disiplin cezaları dışında (zorunlu görev yeri değişikliği türünden) bir araca başvurulması, belli bir amaca ulaşmak için yasanın ve hukukun öngörmediği bir aracın kullanılması niteliğindedir. O nedenledir ki yönetim hukuku ilkeleri, zorunlu yer değişikliklerinin cezalandırma aracı olarak kullanılmasına izin vermemektedir. Ne var ki eğitim bürokrasisi, yönetim hukuku ilkelerinin neye izin verdiğine, neye vermediğine bakmamaktadır. Onun içindir ki hukuka aykırı uygulamalar, her geçen gün azalacağına artmaktadır. Her zorunlu yer değiştirme işleminin yargıya götürülmesi, o işlemlerin sözünü ettiğimiz yönetim hukuku ilkelerine uygun olup olmadığının saptanması, sonu gelmez uyuşmazlıklara yol açmakta ve çalışma barışını ortadan kaldırmaktadır.

Sayın Başkan,

Bu konuda sizden beklentimiz, sürgünlere son verilmesi için girişimde bulunmanızdır. Bu girişimle eğitimin ve eğitim ve bilim emekçilerinin önemli bir sorununun çözümüne anlamlı bir katkı yapmış olacağınıza inanıyoruz. Sizin de inanmanızı isteriz ki eğitim çalışanları, eğitim sorunlarına bu tür gönüllü katkılarda bulunanları unutmamıştır. Sizi de hep, önerimiz doğrultusunda yapacağınız katkı ile anımsayacaktır.

Sayın Başkan,

İletmek istediğimiz sorunlardan üçüncüsü, ikincisi ile bağlantılı ve yakından ilgilidir: Eğitim ve bilim emekçileri hakkında çok sayıda yersiz, gereksiz, gerekçesiz ve dayanaksız soruşturmalar açılmaktadır. Başbakanlığın genelgesi hiçe sayılarak üyelerimizin sendikal nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmayan eylemleri soruşturma konusu yapılmaktadır. Sendikal eylemleri nedeniyle üyelerimiz cezalandırılmakta, devlet memurluğundan çıkarılmaktadır.

Sendikamız Iğdır il temsilcisi Ayhan Kurtulan hakkında neredeyse katıldığı her sendikal etkinlik sonrası disiplin soruşturması başlatılmış, temsilcimiz, değişik tarihlerde disiplin cezalarıyla cezalandırılmıştır. Son olarak aldığı disiplin cezaları gerekçe gösterilerek, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla devlet memurluğundan çıkarılmıştır. Ayhan KURTULAN`ın devlet memurluğundan çıkarılmasının tek nedeni katıldığı sendikal etkinliklerdir. Katıldığı sendikal etkinlikler gerekçe gösterilerek, Ayhan KURTULAN`ın devlet memurluğundan çıkarılmasının demokratik toplum ve örgütlenme özgürlüğüyle bağdaştırılması olanaksızdır.

Yine sendikamız Mardin ili Kızıltepe ilçe temsilcisi iken Çankırı ili Ilgaz ilçesine sürülen M. Nurullah Tunç, çocuğunun rahatsızlığı nedeniyle ona refakat ettiği ve buna ilişkin belgeleri sunduğu halde hakkında disiplin soruşturması başlatılmış, özürsüz olarak göreve gelmediği savıyla Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla devlet memurluğundan çıkarılmıştır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte sendikamız adına bildiri sunan EĞİTİM SEN Kars Şubesi Kadın Sekreteri Hülya ÖZYAĞIN ile Şube Başkanı Tuncer UÇAR ve Şube Sekreteri Ahmet ADIGÜZEL hakkında disiplin soruşturması açılmıştır. Sendikal ve toplumsal etkinlikleri nedeniyle üyelerimize zarar verilmesi, tam bir insan hakları ihlalidir. Bu soruşturmaların sonucunda hem disiplin yaptırımı uygulanmakta, hem de zorunlu yer değiştirme işlemleri yapılmaktadır. Yukarıda da açıklanmıştır ki, EĞİTİM SEN Kars Şubesi Başkanı, Sekreteri ve Kadın Sekreterine verilen disiplin cezaları ile yetinilmemiş, adı geçenler hakkında zorunlu yer değiştirme işlemi de uygulanmıştır. İstanbul`da aralarında şube yöneticisi ve işyeri temsilcilerimizin de bulunduğu çok sayıda (51) üyemiz hakkında sendikal etkinlikler nedeniyle disiplin soruşturması açılmış, bunların görev yerleri, istekleri dışında değiştirilmiştir. EĞİTİM SEN Genel Yönetim Kurulu`nun aldığı karar uyarınca düzenlenen sendikal etkinliklere katıldıkları gerekçesiyle, sadece İstanbul`un Bağcılar ilçesinde altı üyemiz hakkında soruşturma açılmıştır.

Soruşturmaların son derece önemli bir bölümünün gerçekten yersiz, tümüyle gereksiz, gerekçesiz ve dayanaksız olduğu; bu soruşturmaların sonucunda yapılan işlemlerin hukuka aykırılığını saptayan çok sayıda yargı kararının bulunmasından da bellidir. Eğitim yönetimi, bu yargı kararlarından gerekli dersi çıkaracağı, işlemlerinin hukuka uygunluk oranını her geçen gün biraz daha çoğaltacağı yerde, tam tersini yapmaktadır. Haksızlığa uğradığı için yargıya başvuran eğitim çalışanları; hukukun egemenliğini sağlamayı, böylece yönetimin hukuk çizgisine çekilmesini amaçlayan sorumlu birer yurttaş olarak değerlendirilmek şöyle dursun, ilk fırsatta etkisiz duruma getirilmesi gereken yönetim karşıtları olarak algılanmaktadır. Dayanaksız soruşturmaların geometrik bir hızla (çığ gibi) artmasının nedenleri arasında bu algılayış biçimi de vardır.

Bu konuda sizden beklediğimiz, son derece yalındır: Eğitim ve bilim emekçileri hakkında hukuksal dayanaktan yoksun (keyfi) soruşturmaların yapılmasını zorlaştıracak önlemlerin alınmasına, bu soruşturmalar sonucunda uygulanan yaptırımların geçersiz sayılmasına katkıda bulunmanızı istiyor ve bekliyoruz. Bu tür önlemlerden biri ve belki de en etkilisi, hukuksal dayanaktan yoksun soruşturmalar açtığı ya da açılmasını sağladığı saptanan kamu görevlilerinin (bu nedenle) sorumlu tutulmaları ve onlar hakkında hukuksal işlem yapılmasıdır. Bu, son derece olağan ve hukuka uygun bir önlemdir. Bir insanın (ortada hiçbir neden yok iken, tümüyle keyfi, öznel ve kişisel nedenlerle) suçlanması, haksız yere suçlu olarak damgalanmasına yol açılması gerçekten suçtur. Suçun kovuşturulmasının ve suçlu hakkında yaptırım uygulanmasının hukuka aykırı bir yönü yoktur. Son derece olağan ve hukuka son derece uygun bulunan bu tür bir önlemin alınmasından kaçınılmasının temel nedeni politiktir: Suçlama ve soruşturma açma konumunda bulunanlar, kendilerini ve birbirlerini iktidarda bulunan siyasal parti ya da partilerin yandaşı saymaktadır. Kendisini iktidardaki siyasal parti ya da partilerin yandaşı sayan herkes, aynı parti ya da partilerin yandaşı olarak tanıdıklarını her konuda korumakta ve kollamaktadır. Hukuksal dayanaktan yoksun soruşturmaları açan eğitim yöneticileri, bu nitelikte bir koruma ve kollamadan yararlanmaktadır. Bu durum, haksız suçlamanın suç sayılmasını önlemekte, dolayısıyla keyfi soruşturmalar açılmasını özendirmekte ve yüreklendirmektedir.

Sayın Başkan,

İlettiğimiz sorunlara çözüm bulunması için yürüteceğiniz girişimler, hiç kuşku yok ki ülkemizin demokrasisin gelişmesine de katkı sunacaktır. Bu ve benzeri sorunları yalnızca sendikamız üyeleri değil çoğu demokratik kitle örgütü yaşamaktadır. Dolayısıyla sorun yalnızca sendikamızın değil, bir bütün olarak ülkemizin sorunudur.

Tarihin, sizi, insan hakları mücadelesine ciddi katkılar sunun bir siyasetçi ve bilim insanı olarak tanıması dileğiyle, saygılar sunarız.

Yönetim Kurulu adına

Genel Başkan

Alaaddin DİNÇER

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu