Milli Eğitim Bakanlığı`nca, 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ve dershanelerin kapatılması amacıyla hazırlandığı belirtilen Torba Yasaya uyum kapsamında 10 Haziran 2014 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelikle, yönetici atama yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı.
Adı üstünde: Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği. Bundan sonra eğitim kurumlarına yönetici atanmayacak, yönetici görevlendirilecek. Böylece görev güvencesi ortadan kaldırılacak. İl/ilçe milli eğitim müdürlerinin istediği kişiler müdür olarak görevlendirilecek, il/ilçe milli eğitim müdürlüklerince görevlendirilen müdürlerin istediği (tabi milli eğitim müdürü ve vali de uygun görürse) öğretmenler de müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı olacak. Müdür olmak için objektif bir sınavda başarılı olmak gerekmeyecek. Sözlü sınavda başarılı olmak yetecek. Öğrenciler, öğretmenler ve okul aile birliği okul müdürünün görevine devam edip etmeyeceğine karar veriyormuş, okul müdürünü kendisi seçiyormuş sansın diye, değerlendirme puanı hesaplanırken biraz puan verecek. Böylece performansa dayalı istihdam, görevlendirme, görevde yükselme konusunda da önemli bir adım atılmış solacak. Dört yılını dolduran eğitim yöneticisinin görev süresi, başkaca bir işleme gerek kalmaksızın sona erecek. Gerekçemiz de hazır. Asıl olan öğretmenliktir.
Konuyla ilgili görüşlerimiz özetle böyle. Yeni Yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle dava açacağımızdan, hukuksal girişimde bulunacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Bizce en önemli soru(n), Milli Eğitim Bakanlığı`nın DEV kadrolaşma hareketlerine eklenen bu son halkaya, öğretmenlerimizin, eğitim yöneticilerimizin özellikle okulda, öğretmenler odasında ne diyeceği, bu yönetmeliğe nasıl bir tepki vereceğidir. EĞİTİM SEN`e yol gösterecek olan da bu olacaktır.
Yönetmeliğe ilişkin değerlendirmeye gelince. 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin 7 ve 8 inci fıkraları, 1 Mart 2014 gün ve 6528 sayılı Torba Yasanın 22 nci maddesiyle değiştirilmişti. Buna göre;
“(7) İl Millî Eğitim Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı, İlçe Millî Eğitim Müdürü, İl ve İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü, Maarif Müfettişi, Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Müdür Yardımcısı olarak görev yapanların hizmet sürelerine ve/veya isteğe bağlı yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
(8) Okul ve Kurum Müdürleri, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz.”
Bakanlık 3 ayı aşkın bir süredir, Torba Yasanın yürürlüğünün durdurulması ve iptali istemiyle başvurulan Anayasa Mahkemesi`nin kararını beklemiştir. Bakanlık, 13 Haziran günü 4 yılını dolduran eğitim yöneticilerinin görev sürelerinin başkaca bir işleme gerek kalmaksızın sona erecek olması ve yerlerine atama yapılıncaya kadar binlerce eğitim kurumunun yöneticisiz kalacak olması nedeniyle 10 Haziran günü yeni yönetmeliği yürürlüğe koymuştur. Anayasa Mahkemesi de, tesadüf bu ya, bundan bir gün sonra torba Yasanın konuya ilişkin bölümlerinin yürütmesinin durdurulması isteminin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi`nin bu kararı, bundan sonraki bütün hukuksal girişimlerde bir bariyer olarak başvuranların önüne çıkacak, sonuç alınmasını güçleştirecektir.
Buna benzer tek yönetmelik 13 Nisan 2007`de yürürlüğe konmuştu. 13 Nisan 2007 gün ve 26492 sayılı Resmi Gazete`de Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama Yönetmeliği yayımlanmıştı. Yönetmeliğin bazı hükümlerinin iptali için sendikamızca 16 Nisan 2007 günü Danıştay nezdinde dava açılmıştı.
Yönetmeliğin yayımlandığı gün ayrıca Personel Genel Müdürlüğü tarafından, 13.04.2007 gün ve 2007/32 sayılı bir de genelge yayımlanmış; Genelgenin son (9 numaralı) paragrafında, “yönetici atama işlemlerinin en kısa sürede başlatılarak sonuçlandırılması” istenmişti. Bu yönetmelik uyarınca ülke çapında (basına yansıyan rakamlara göre yirmi bine yakın eğitim kurumu) binlerce eğitim kurumuna yönetici atanmış veya atama yapılması için ilgili makamlara öneri sunulmuştu.
Danıştay 2. Dairesi EĞİTİM SEN ile birlikte yönetmeliğin iptali için üç sendikanın açtığı davalarda, 30 Nisan 2007 günü verdiği kararla, yönetmeliğin atamaya ilişkin hükümleri hakkında yürütmenin durdurulması kararı vermişti. Karar 9 Mayıs 2007 günü sendikamıza ayrıca memur eliyle de Bakanlığa tebliğ edilmişti.
Danıştay 2. Dairesinin kararında, daha önce yürürlükte olan yönetici atama yönetmelikleri hakkında verilen kararlara atıfta bulunulmuş, yürürlüğü durdurulan yönetmeliğin, Danıştay 2. Dairesinin daha önce verdiği kararların özünde yatan amaca uygun olmadığı belirtilmişti. Ayrıca bu yönetmeliğin;
. Atama işlemlerini gerçekleştirecek yönetimlere, takdir yetkisini kullanırken hiçbir ölçüte bağlı tutulmayacak şekilde serbestlik tanıyan bir yaklaşım sergilendiği,
. Bu serbestliğin, nesnelliği ortadan kaldırıcı, dolayısıyla subjektif değerlendirmelerin oluşabilmesine yol açıcı etkilerinin olduğu,
. Yönetici görevine aday olmak isteyen kamu görevlilerinin haberdar edilmesini sağlayacak bir sistem öngörülmediği,
. Değerlendirmelerin, kariyer liyakat, sınav ve benzeri objektif ölçütlere göre gerçekleştirilmesini içeren kuralların olmadığı,
. Yönetmeliğin, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından olumlu katkısının ne olduğu belirsiz olan ölçütlerden meydana geldiği belirtilmişti.
Yönetici atama yönetmeliğinin, sınav gibi objektif ölçütlere göre atama yapılmasını sağlayacak hükümler içermediği, yönetici olarak atanmak isteyenlere duyuru yapılmasını gerekli görmediği, yönetimlere, kurum yöneticisi atama konusunda neredeyse sınırsız serbestlik tanıdığı, bu serbestliğin nesnelliği ortadan kaldırdığı yargı kararıyla ortaya konulmuştu.
Yeni yönetmelik, özü itibarıyla 13 Nisan 2007 tarihli Yönetici Atama Yönetmeliğine benzemektedir. Aradaki en önemli fark, yeni yönetmeliğin bir de yasal dayanağının olmasıdır. Bu yasal dayanak da 652 sayılı KHK`nin 37 nci maddesidir. Bir hukuk garabeti olarak, Bakanlık, Yönetmelikleri Yasalara uydurmak yerine, Yasaları Yönetmeliklere uydurmaktadır. Danıştay, Anayasa Mahkemesinin bu kararından sonra, bizce yeni yönetmeliğin dört yıllık görev süresi, okul ve kurum müdürlerinin, il millî eğitim müdürünün teklifi üzerine, müdür başyardımcısı ve yardımcılarının ise okul veya kurum müdürünün inhası ve il millî eğitim müdürünün teklifi üzerine vali tarafından görevlendirilmesine ilişkin hükümleri ile sözlü sınava ilişkin hükümleri hakkında olumlu bir karar vermeyecektir.
Ancak ve bizce Danıştay, Yönetmeliğin iptali istemiyle sendikalar tarafından açılacak davalar ile görevden alınacak eğitim yöneticilerinin açacakları davalarda, eski kararlarının arkasında durmalı, en azından yönetmeliğin yasal dayanağının iptali istemiyle bir kez de kendisi Anayasa Mahkemesine başvurmalıdır.
Yeni yönetmelik yönetici görevlendirme yönetmeliği olsa da, aslında Milli Eğitim Bakanlığı da bunun bir görevlendirme yönetmeliği olmadığına inanmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı bununla bir kelime oyunu yapmaya çalışmakta, eğitim yöneticilerinin görev güvencesini ortadan kaldırmaktadır.
Yalnız Milli Eğitim Bakanlığı değil diğer Bakanlıklara bağlı da binlerce kurum ve kuruluş bulunmakta, bu kurum ve kuruluşların başında da birer müdür ve yeterli sayıda yardımcı bulunmaktadır. Bu kurum ve kuruluşların yöneticileri ile ilgili böyle bir düzenleme yapılmamışken yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı`na eğitim kurumu yöneticilerinin görev güvencesinin ortadan kaldırılması tek bir şekilde açıklanabilir. O da son dönemdeki her Bakanın bir şekilde öğretmen ve eğitim yöneticilerine düşman hale getirilmesidir. Şu an görevde olan ancak dört yıllık görev süresi dolduğu için görevi sona erecek eğitim yöneticilerinin tamamı yeniden atansa bile, Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin hukuka aykırı özü değişmeyecektir.
Ülkemizin geleceğinin önemli belirleyenleri arasında yer alan eğitim dizgesi ve bunun en önemli unsuru olan öğretmen ve eğitim yöneticilerine yönelik bu tutumlar, bakanlığa da, hükümete de hiçbir şey kazandırmayacaktır. Sonunda kaybeden her zaman olduğu gibi ülkemiz olacaktır. Ülkemizin sınırlı kaynakları ile yetişebilen nitelikli insanlarının her geçen gün ve bu biçimde yıldırılması uygulamalarından bir an önce vazgeçilmelidir.
Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğini görmek için tıklayınız.
Yönetici Görevlendirme Yönetmeliğinin eklerini görmek için tıklayınız.
Anayasa Mahkemesi kararını görmek için tıklayınız.












