Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu`nun üniversitelerde sivil polislerin görevlendirilmesi ile ilgili açıklaması:
Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteler üzerinde denetimin sağlanması, üniversitelerin toplumsal bağlarından koparılarak denetlenir hale getirilmesi amacıyla 6 Kasım 1981 yılında kurulmuş ve 12 Eylül sonrasında yürürlüğe konulan yeni toplum projesinin üniversite gençliği üzerinde etkin kılınması noktasında en önemli işlevi görmüştür. Kurulduğundan bu yana üniversiteleri denetlemenin ve bilimi baskı altına almanın bir aracı olarak çalışan YÖK, son günlerde gündeme gelen tartışmalı kararlarına bir yenisini daha eklemiştir.
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan`ın imzasıyla 24 Ağustos tarihinde üniversitelere gönderilen yazıda, “güvenli olmayan ortamda özgür düşünce çıkmayacağı” belirtilerek alınması gereken önlemler sıralanmıştır. Söz konusu önlemler içinde en dikkat çekenler arasında, üniversitelerin uygun gördükleri alanlarda kampüste görev yapacak sivil polis için yer tahsis edilmesi, kampüslerde kameraların yaygınlaştırılması, öğrencilere yönelik parmak izi tedbirlerinin alınması gibi baskıcı kararlar bulunmaktadır.
Bilim yuvası olması gereken üniversiteleri denetlemeyi ve gözetlemeyi temel alan bu çağ dışı anlayış, üniversitelerin resmen birer açık cezaevi haline getirilmeye çalışıldığını göstermektedir. Güvenlik gerekçesiyle gündeme getirilen düzenlemeler Türkiye`de yükseköğretimin geleceği açısından son derece kaygı vericidir.
Üniversitelere gönderilen yazıda, rektörlüklerden, üniversitelerde meydana gelecek olaylara süratle müdahale edilmesi için bütün öğretim yılını kapsayacak biçimde kolluk kuvveti ve sivil emniyet personeli görevlendirme yazılarının valiliklerden talep edilmesi istenmiştir. Bununla da yetinilmemiş, üniversitelerin uygun gördükleri alanlarda kampüste görev yapacak sivil polisler için yer tahsis etmeleri gerektiği de belirtilmiştir.
“Bölücü ve yıkıcı faaliyetlerin hareket alanlarının daraltılması” iddiası ile gündeme getirilen uygulamanın bütün üniversiteleri hizaya getirmek amacıyla her hareketlerini denetleyip, gözetlemek üzerine kurulmuştur. Yıllardır üniversite bileşenlerinin parasız, bilimsel eğitim, özerk-demokratik üniversite mücadelesini bir suç olarak gören YÖK zihniyetinin sivil polislere kampus içlerinde “yer tahsis edilmesi”ni istemesi, YÖK`ün baskıcı ve otoriter zihniyetinin değişmediğinin en açık göstergesidir.
Topluma ve insanlığa karşı sorumlu, özerk-bilimsel ve demokratik bir üniversite için mücadele edenleri sindirmek amacıyla gündeme getirilen bu tür baskıcı uygulamaların üniversiteleri gerçek işlevlerinden uzaklaştırması kaçınılmazdır. Eğitim Sen, toplama kampına dönüştürülmek istenen üniversitelerimizdeki bu tür anti demokratik uygulamaların ne amaçla gündeme getirildiğini çok iyi bilmektedir.
YÖK`ün ve onun uygulamalarının üniversiteleri kendileri için birer egemenlik alanı haline getirmeye çalışan her türden yapı ve anlayışlara karşı tüm üniversite bileşenlerini aileleriyle birlikte mücadele etmeye çağırıyor, YÖK`ün en temel insan hak ve özgürlüklerine bile aykırı olan bu tür uygulamalardan derhal vazgeçmesini talep ediyoruz.











