Yedi Yeni Eğitim Fakültesi Kurulurken Sayıları 400 Bine Yaklaşan İşsiz Öğretmen Gerçeği Gözetilmiş Midir?

Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun “Yedi Yeni Eğitim Fakültesi Kurulurken Sayıları 400 Bine Yaklaşan İşsiz Öğretmen Gerçeği Gözetilmiş Midir?” başlıklı açıklama metni: 

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, sadece eğitim kurumu olmakla kalmayıp sosyal hayat alanı da olan okulları, çocukların daha mutlu olduğu mekanlara dönüştürmeye çalıştığını ifade etmektedir. Bu tanımın hem mekansal hem niteliksel olarak gerçekleşebilmesi ve çocukların okullarda mutlu olabilmelerinin gereklerinden biri ise yeterli sayıda nitelikli öğretmen istihdamının gerçekleştirilmesidir. Bu kapsamda nitelikli bir eğitimin gerçekleştirilebilmesi için öğretmenlerin yetiştirilme ve atanmaları sürecinin planlı şekilde işlemesi de oldukça önemlidir. Eğitim Fakülteleri bünyesinden mezun olan yaklaşık 400 bin ataması yapılmayan öğretmen, mesleğini icra edilebilmek için KPSS barajını geçmeye çalışmaktadır. Bununla birlikte hızla artan ataması yapılmayan öğretmen sayısına, yeni kurulan üniversitelerin eğitim fakültelerinden mezun olacak gençlerimizin de ekleneceği gerçeği, “öğretmen yetiştirilmesi” ve “öğretmenlerin iş güvenceli, kadrolu olarak istihdam edilmesi” konusunda hiçbir planlamanın olmadığını göstermektedir.   Her ilde, bir nevi meslek lisesi kurgusuyla yeni kurulan üniversitelerle övünen AKP hükümeti, üniversitelerden mezun işsizleri görmezden gelerek çözümden ziyade çözümsüzlük üretmektedir.  Türkiye`de, vakıf üniversiteleri ile birlikte 146 üniversiteye ek olarak, biri vakıf olmak üzere toplam sekiz üniversite daha yakın zamanda kurulmuş ve Türkiye`deki üniversite sayısı 154`e çıkarılmıştır. Bu yıl içerisinde kurulan yedi üniversitenin bünyesinde de Eğitim Fakülteleri bulunmaktadır. Sayıları 72 olan Eğitim Bilimleri ve Eğitim Fakültelerine ek olarak, yeni kurulan üniversitelerin Eğitim Fakülteleri eklendiğinde, artık 79 Eğitim Fakültesinin hizmet vereceği görülmektedir.   (ÖSYM`nin 2009 – 2010  öğretim yılı yükseköğretim istatistiklerinden derlenmiştir.) Bu gün Ülkemizdeki eğitim fakülteleri her yıl onbinlerce  mezun vermektedir. 2005 yılında mezun sayısı 44 bin iken KPSS`ye müracaat eden işsiz öğretmen sayısı 173 bin olmuştur. 2009 yılında mezun sayısı 49 bin iken KPSS`ye müracaat edenlerin sayısı 244 bine çıkmıştır. 2002 yılında 42 bin kadrolu öğretmen ataması yapıldıktan sonra iktidara gelen AKP Hükümeti döneminde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan öğretmen atamaları, ihtiyacın ve beklenen rakamların çok altında kalmış, öğretmen adayları sürekli bir beklenti içerisine sürüklenerek sorun çözülememiştir.   2007 yılında kadrolu atanan öğretmen sayısı 19.029 olarak gerçekleşmiş, bunların 4.330`ü sözleşmeliyken kadroya geçmiştir. Yine 2008 yılında 20.093 kadrolu öğretmen atanmış ancak bunlardan da 7.255 tanesi sözleşmeliyken kadroya geçmiştir. 2009 yılında ise 12 bin civarında öğretmen kadrolu olarak atanmış, bunların da 7.037 tanesi sözleşmeliyken kadroya geçmiştir. Bütün bu rakamlar Bakanlık tarafından açıklanan kadrolu ataması yapılan öğretmen sayısının yanıltıcı olduğunu bir kez daha açığa çıkarmıştır.   Öğretmen atamaları konusunda şimdiden gerekli önlemler alınmazsa yarın hem eğitim sistemimiz, hem de öğretmen adayları açısından çok geç olabilir. Öğretmen açığını kapatacak yeterli atamanın yapılmaması eğitimin niteliğini düşürürken aynı zamanda binlerce öğretmen adayını işsizliğe, umutsuzluğa ya da düşük ücretle, iş güvencesinden yoksun olarak çalışmaya itmektedir. Özellikle az gelişmiş illerde kurulan üniversitelerin, bulunduğu illerin ekonomilerine katkı yapması fikri, öğrencinin hem üniversite hem de bulunduğu il içerisinde “müşteri” olarak görülmesini de ortaya çıkarmaktadır. Amaç öğrencilerin mezun olduktan sonra karşılaşacakları sorunları çözmek değildir. Aksine nitelik sorunsalına değmeyen bir yaklaşımla üniversite sayılarının artırılması üzerinden popülist politika araçları elde etme çabasıdır. Bu durumun mevcut sorunları artırmaktan başka bir şeye hizmet etmeyeceği açıktır. Yeni kurulan üniversitelerden mezun olacak öğretmenlerle birlikte ataması yapılmayan öğretmenler sayısının hızla artacağı MEB`in istihdam politikalarından öngörülebilmektedir. Eğitim Fakültesi mezunları atanmak için beklerken Fen, Edebiyat Fakültesi mezunlarına tezsiz yüksek lisans karşılığında öğretmen olabilme hakkının tanınması da öğretmen yetiştirme konusunda AKP`nin popülist politikasını ortaya çıkarmaktadır. Eğitim fakülteleri, ana işlevi öğretmen yetiştirmek olan yükseköğretim kurumlarıdır. Bu kurumlarda öğrenim görenler; öğretmenliğe sadece genel kültür, özel alan bilgisi açısından hazırlanmakla kalmazlar; psikolojik açıdan hazırlanmayı da içeren eğitbilimsel biçimlenme (pedagojik formasyon kazanma) olanağına da kavuşurlar. Öğretmen olarak atanmanın koşulu olarak öne sürülen KPSS ile meslekte niteliğin arka plana itilmesi sonucu yaratılmış, kamu yararı ve hizmetin gerekleriyle bağdaştırılamayacak politikalar izlenmiştir. Bu tespitler karşısında Milli Eğitim Bakanlığı 2010-2014 yılı strateji raporunda “Öğretmen arz ve talebi arasında olması gereken denge arzu edilen düzeyin altındadır” diyerek sorunun altını çizmiştir. Ayrıca yapılan tespit, bugüne kadar gelen süreç içerisinde ataması yapılmayan öğretmenlerin yaşadıkları çilenin de kabulü anlamına gelmektedir. YÖK ve MEB arasında bu konuya dair işbirliğinin birkaç ay önce yapılmasının planlanması, sekiz yıldır iktidarda olan AKP hükümetinin konuyu ne kadar ciddiye aldığını da göstermektedir. (30 Nisan 2010`da OECD ULUSLARARASI ÖĞRETME VE ÖĞRENME ARASTIRMASI ULUSAL KONFERANSI SONUÇ RAPORU) Eğitim Sen olarak sorun çözmekten çok sorun üreten politikalar karşısında aşağıdaki taleplerimizi ilgili kurumların ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

  • Eğitim Fakülteleri`nin kurulması ve öğretmen yetiştirme açısından ataması yapılmayan öğretmen sayısı da göz önünde bulundurularak; kamusal, parasız, demokratik ve nitelikli bir eğitim hizmetinin örgütlenebilmesi için bilimsel kriterler çerçevesinde acil şekilde planlamaya gidilmelidir.
  • Öğretmen açığı ile işsiz öğretmen sayısı arasındaki denge de düşünülerek, işsiz öğretmenlerin tamamının kadrolu iş güvenceli olarak atamaları yapılmalıdır.
  • Çalışma yaşamı içinde olması gereken herkese kadrolu iş, güvenceli çalışma olanağı sağlanmalıdır.
    MERKEZ YÜRÜTME KURULU
Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu