Şu dünyanın işine bak.
Dünya, sözün gelişi; ülkede olan akıl almaz işlerden söz ediyorum.
Asıl suçlular bırakılmış; zarar görenlerden, direnenlerden hesap soruluyor.
Ardı ardına toplu davalar açılıyor.
Bu sonucu yaratan İktidar ile Cemaat de büyük bir pişkinlikle birbirine saldırıyor.
Kasetler, karşılıklı operasyonlar, en ağır sözlerle birbirini vurmalar sürüyor.
İnsan kirli çıkınlar dökülünce gördüklerine, duyduklarına bakıp, yıllar yılı bizi bunların ortaklığı mı yönetti diyor.
***
Bu hafta başında, Ankara`da 17. Asliye Ceza Mahkemesi`nde 502 sanıklı bir dava başladı.
Davanın sanıkları KESK`li, Eğitim-Sen`li öğretmenler, yöneticiler.
İki yıl önce Kızılay`da 4+4+4 eğitim sistemine karşı demokratik tepkilerini koymuşlar.
Polis gazla, copla; şiddet kullanarak toplantıyı dağıtmış.
Sonra da KESK Başkanı Lami Özgen ve Eğitim-Sen Başkanı Ünsal Yıldız`ın da aralarında bulunduğu 502 sanıklı toplu bir dava açılmış.
Elbette, siz neden ‘4+4+4 Sistemi`ne karşı çıktınız diye değil.
“2911 sayılı Toplantı ve gösteri yürüyüşüne aykırılık, kamu görevlilerine cebir ve şiddet kullanma, kamu ve özel mallara zarar vermek” suçlarından…
***
Cebir – şiddet kullanan polis değil, öğretmenmiş; kamu düzenini bozan, zarar veren iktidarın ‘4+4+4`ü değil, ona karşı çıkanlarmış!..
Tam da davanın görüldüğü gün, ‘çocuk gelin` Kader`in ölümü gündeme geldi.
12 yaşında evlenmiş, 13 yaşında doğurmuş, 14 yaşında öldürülmüş ‘çocuk gelin` Kader`in öyküsü.
Okulda olması gereken bir yaşta, Van`dan alınıp Siirt`in Pervari ilçesine götürülerek Berdel yöntemi ile evlendirilen ‘Kader`siz…
‘4+4+4`e karşı çıkanlar ‘Kader`lerin olacağını önceden söylemişlerdi: “Bu düzenleme çocuk gelinleri, çocuk işçileri artırır”.
***
Eğitim-Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, bu gerçeği bir kez daha şöyle vurgulamış davadaki savunmasında:
“Bu yasa söylendiği gibi zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmıyor.
Bu yasanın hiçbir tarafının eğitim bilimleri ile ilgisi yok. İnanç özgürlüğüne ciddi engeller getiriyor.
Yasayla; erkekler çıraklığa gidecek, kızlar eve kapanacak.
Yasa çıktıktan sonra on binlerce kız öğrenci okulu bıraktı.
Artık çocuk gelinler artacak”.
***
Yalnız Ankara`da başlayan, uluslararası sendika temsilcilerinin de izlediği 502 sanıklı ‘4+4+4 Davası` değil…
Aynı günlerde, Manisa`da 183 sanıklı Gezi Davası da başladı.
Ankara`da yol çalışması sırasında ağaçların kesilmesine karşı çıkan ODTÜ`lü öğrencilere de dava açıldı.
Daha önce, İstanbul`da ve yurdun çeşitli yerlerinde Gezi Parkı davaları açılmıştı.
Okullarda Gezi Parkı direnişine katıldı diye soruşturmalar yapıldı.
Ölen, gözü çıkan, kolu kopan, yaralanan, okuldan atılan, hapse giren de onlar; yargılananlar da!..
***
12 Eylül 1980 sonrasında, darbecilerin emekçileri, gençleri, aydınları DİSK Davası, Dev Genç Davası, bizim de sanıkları arasında olduğumuz Barış Davası`nda yargılamaları gibi.
Bugün de Ergenekon, Balyoz, Casusluk ve yeni açılan toplu davalar…
Bu toz duman, bu çelişki sürüp gitmeyecek elbet!
Büyük şair Tevfik Fikret`in dediği gibi: sabah olacak, güneş doğacak!
Önemli olan; daha çok acılar çekilmeden, hukuksuzluğun, haksızlığın bir an önce sona ermesi.












