Son yıllarda eğitim sistemimizde yaygın olarak görülen ücretli öğretmen uygulaması, eğitim sistemini gittikçe kuşatan bir yapıya bürünüyor. Kamunun yeniden yapılanması çerçevesinde hayata geçirilen yapısal uyum politikalarının, sistemde yarattığı olumsuz dönüşüm, öğretmen istihdamını da daha kuralsız, daha esnek ve her türlü güvenceden yoksun olarak şekillendirmektedir.
Bugün kamu hizmetleri alanını bir bütün olarak tasfiye etmek, ticarileştirmek için büyük bir uğraş içinde olan AKP hükümeti, bu adımlardan birisini de eğitimde ücretli öğretmenlik uygulaması ile hayata geçirmeye çalışıyor. Eğitimin niteliğini baştan sona olumsuz etkileyen bu sürecinin zorunlu sonucu ise sözleşmeli, ücretli öğretmenlik uygulaması olarak ortaya çıkıyor. Bakanlık, ihtiyaç duyduğu personeli kadrolu olarak almamakta, doğan boşluğu ise “ücretli öğretmen” uygulaması ile gidermeye çalışmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen açığını kadrolu öğretmen ataması yapmak yerine, iş güvencesiz, düşük ücretli ve her türlü haktan yoksun olarak çalışacak “ücretli öğretmen” uygulaması ile aşmak istemektedir. Merkezi, yerel ya da okul düzeyinde yaşanan ücretli öğretmenlik uygulamasının Hükümetin ve Milli Eğitim Bakanlığı`nın temel yönelimidir.
Eğitimin düzenli ve sürekli bir kamu hizmeti olması gerçeğine aykırı bir şekilde hayata geçirilen, geçici ve iş güvencesiz çalışmayı esas alan ücretli öğretmenlik uygulaması, bugün tüm dünyada benimsenen “ucuz işgücü” uygulamasının eğitimdeki yansıması olarak karşımıza çıkmıştır.
Eğitimin vazgeçilmez unsuru öğretmendir ve eğitimin niteliği, öğretmenin niteliği ile doğru orantılıdır. Öğretmenlik mesleği düzenlilik ve süreklilik gerektirir. Sözleşmeli öğretmenlerin mevcut ücret düzeyi, hukuksal konumu ve çalışma koşulları ile öğrencilere faydalı olabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle bütün öğretmenler, hatta eğitim işkolunda çalışan herkes kadrolu ve iş güvencesine sahip olarak çalıştırılmak zorundadır.
Ücretli öğretmenlik uygulamasının Anayasaya aykırılığı nedeniyle uygulamanın durdurulması ve eğitimde kadrolu, iş güvenceli istihdamın sağlanması için Danıştay`a dava açmış bulunuyoruz. Sendikamız ücretli öğretmenlerin yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi ve eğitimde tek istihdam biçiminin kadrolu istihdam olması için, şu anda sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerin kadroya alınması için, ataması yapılmayan öğretmenlerin atamalarının yapılması için örgütsel ve hukuksal mücadelesini sürdürmeye kararlıdır.
Türkiye`nin dört bir yanında fedakarca çalışan tüm sözleşmeli, vekil ve ücretli öğretmenler kadroya alınmalı ve sadece eğitimde değil, kamu hizmetlerinin hiçbir alanında “sözleşmeli istihdam” uygulamasına gidilmemelidir.











