TCK’da Kadına Yönelik Şiddet

 Kadına yönelik şiddet ayrımcılıktan besleniyor ve ayrımcılığı güçlendiriyor!

  • Yoksulluk kadınları şiddete ve tacize katlanmaya zorluyor!
  • Uyuşturucu ve silahtan sonra en büyük kar kaynağı insan ticaretinin mağduru kadınlar!
  • “Namus”, “töre” adına kadına yönelik kötü muamele, işkence ve öldürme Türkiye`de yaygın!
  • Devlet kadına yönelik her türlü şiddet eylemini açık biçimde kınamalı ve gerekli yasal tedbirleri almalıdır!

Türk Ceza Kanunu`nun (TCK) yeniden yapılandırılmasında gözetilmesi gereken en önemli sorumluluklardan biri, kadınların insan haklarının korunması ve kadınlara karşı ayrımcılığın tam anlamıyla önlenmesi için gerekli yasal zeminin hazırlanmasıdır.

Cinsiyetçiliğin hukuk alanında tamamen tasfiye edilmesi için yasaların toplumun ilerisinde, toplumu daha demokratik ve eşitlikçi bir düzeye taşıyacak nitelikte olması şarttır. TCK, kadınların insan haklarını eşit olarak korumasına engel olmaktadır. Burada önemli olan, yasaya kadın erkek eşitliğini gözeten bir bakış açısı kazandırmak ve gerekli düzenlemeleri yapmaktır.

Yürürlükteki TCK`da, kadın bedeni üzerinde erkeğe aileye ve topluma tasarruf hakkı veren bir zihniyet hakimdir. Yasada kullanılan dilin, cinsel suçların tanımlanmasının ve bu suçları düzenleyen ayrımcı yasaların değiştirilmesi gerekmektedir.

Cinsel suçlar asıl olarak cinsel hak ve özgürlüklerin, cinsel saldırılar yoluyla ihlalidir. Devletlerin görevi de cinsel hak ve özgürlüklerin kullanımını engelleyecek her türlü saldırıya karşı bireyi korumaktır.

Barolardan ve çeşitli kadın örgütlerinden bir araya gelen kadınlar TCK`nın değiştirilerek kadın erkek ayrımcılığını besleyen hükümlerden arındırılması talebiyle taslak metin hazırlayarak ilgili komisyonlara ilettiler. Buna göre:

Cinsel suçların mağduru toplum ya da aile değil, bireydir!
TCK`nın ülkemizde sıklıkla işlenen cinsel suçları önleyebilmesi için bu suçlarda korunması gereken asıl hukuki değerin bireyin hak ve özgürlükleri olduğu belirtilmeli, cinsel suçlar “Cinsel bütünlüğe karşı suçlar” başlığı altında “Kişilere karşı suçlar” bölümünde düzenlenmelidir.
TCK`da edep töreleri ve genel ahlak gibi yalnız kadına karşı ayırımcı bakış açısını sürdürmek için kullanılan ve yasaları hiçe sayarak kız kaçırma, zorla evlendirme, namus cinayetleri gibi ağır insan hakları ihlallerini meşrulaştıran ifadelerin bulunmaması gerekir.

Türkiye Devleti “namus cinayetleri”ni engellemek için tüm gerekli yasal düzenlemeleri yapmakla yükümlüdür!
TCK`nın “haksız tahrik” maddesinin namus cinayetlerine uygulanamayacağı açıkça belirtilmeli ve namus saikiyle işlenen cinayetler nitelikli insan öldürme kapsamına alınmalıdır. Çünkü bu madde, namus cinayetlerini cezasız bırakarak kadın katliamlarına neden olan töreleri adeta yasa eliyle meşru kılmaktadır.

Cinsel tecavüz ve cinsel bütünlüğe tasadi suçları açıkça adlandırılmalı ve tanımlanmalı, “ırz” kavramı TCK`dan çıkartılmalıdır!
Yürürlükteki TCK ve gündemdeki yasa tasarısı cinsel suçlar “zorla ırza geçme”, “zorla ırza tasadi” ve “rıza ile ırza tasadi” gibi madde başlıkları altında düzenlenmiştir. Bu maddelerde kullanılan “ırz” kavramı kişinin cinsel bütünlüğünü tanımlamaktan uzaktır. Kadının cinselliğini ve bedensel haklarını erkek egemen topluma mal eden, kişinin cinsel bütünlüğünü kelime anlamı “namus, iffet, şan, şeref” olan ırz kavramı ile eş tutan, bu yaklaşım, kişinin cinsel hak ve özgürlüklerini korumasını engellemektedir ve açıkça insan hakları ihlalidir. TCK kadın ve erkeğin cinsel bütünlüğünü eşit olarak korunacak şekilde düzenlenmelidir.

Evlilik içi tecavüz kişinin cinsel bütünlüğüne karşı ağır bir suç teşkil eder ve TCK kapsamında açıkça cezalandırılmalıdır!
TCK, yerleşmiş hukuki ve töresel uygulamaların önüne geçmek ve evlilik içinde tecavüze uğrayan kişilerin haklarını korumak için evlilik içi tecavüzün suç teşkil ettiğini, cinsel tecavüz maddesinde açıkça belirtmek zorundadır.

Evli ve bekar kadınlar, bakire olan ve olmayan kadınlar arasında ayrımcılık yapan düzenlemeler TCK Tasarısı`ndan çıkarılmalıdır!
Anayasa`nın eşitlik ilkesini ihlal ederek kadın bedenini ve cinselliğini topluma ve erkeğe mal eden bakış açısıyla kadınlar arasında ayrımcılık yapan bu düzenleme kaldırılmalıdır.

Kız kaçırma ve zorla evlendirme suçlarını meşrulaştıran TCK maddeleri kaldırılmalıdır!
Cinsel tecavüz, kaçırma ve insan alıkoyma, kişinin cinsel ve bedensel bütünlüğüne karşı işlenmiş insan haklarının açıkça ihlal eden suçlardır. Bu suçların işlenmesinden sonra, failin mağdurla evlenmesine imkan tanınması mantık dışı ve ceza hukukunun temel felsefesine aykırı bir uygulamadır. Bu düzenlemeler, kadınların tecavüzcüleri veya kendilerini kaçıranlarla zorla evlendirilmeleri için yasal zemin hazırlamakta ve cezasız bırakmaktadır. Kadını aşağılayan, fiziksel psikolojik cinsel şiddete maruz bırakan bu uygulama tasarıdan çıkarılmalıdır.

Çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarda “rıza” söz konusu olamaz!
Çocuklara karşı işlenen cinsel suçlarda, fail ve mağdur arasındaki güç ve bağımlılık ilişkisi çocukların cinsel istismarını cinsel bütünlüğe karşı suçlar kısmında ayrı bir madde başlığı altında düzenlemeyi gerektirmektedir.

Evlilik içi ve evlilik dışı çocuklar arasında ayrımcılık yapan “yeni doğan çocuğu öldürme” maddesi yeniden düzenlenmelidir!
Evlilik dışı çocuğun annesi tarafından öldürülmesinde ceza indirimi uygulayan TCK maddesi, çocuklar arasında ayrımcılık yaparak çocuk haklarını ihlal ettiğinden ve yasa eliyle evlilik dışı çocuk öldürmeyi teşvik ettiğinden yeniden düzenlenmelidir.

“Hayasızca hareketler” TCK kapsamında suç olarak tanımlanıp cezalandırılabilecek davranışlar değildir!
“Genel ahlak kuralları”, “edep töreleri”, “hayasızca hareketler” gibi kavramlar, TCK kapsamında hukuki öznellik çerçevesinde tanımlanamazlar ve yasal gerçerliliği olan kavramlar değildir. Gündemdeki tasarı, gerçek hayatta kadınların cinsel ve bedensel hak ve özgürlüklerini kısıtlamak amacıyla kullanılan bu maddelerden arındırılmalıdır.
Cinsel taciz suçu açıkça tanımlanmalı ve “işyerinde cinsel taciz” suçunun adı konulmalıdır! Cinsel taciz kadınların çalışma haklarını kısıtlayan, kişiliklerinin gelişmesine engel olan, kişinin iş hayatının tehdit eden bir suçtur. Maddede “işyerinde cinsel taciz”den açıkça söz edilmemesi yanlıştır, değiştirilmelidir.

Gözaltında işlenen cinsel suçların engellenmesi için bu suçlar ağırlaştırılmış suçlar olarak açıkça adlandırılmalıdır!
Kadınlar gözetim muhafızı, ceza infaz kurumu ve tutukevi görevlileri gibi kişiler tarafından cinsel saldırıya maruz kaldığı durumlarda ağır baskı ve tehdit altındadır. Cinsel saldırılar sıklıkla işkence sırasında ya da bir işkence yöntemi olarak uygulanmaktadır. Bu insan hakkı ihlalinin durdurulması için “cinsel tecavüz” ve “cinsel bütünlüğe tasadi” suçlarının ağırlaştırıcı nedenlerinde bu hükümler açıkça tanımlanmalıdır.

Zorla yapılan bekaret kontrolleri TCK kapsamında bir suç olarak düzenlenmeli ve cezalandırılmalıdır!
Bekaret baskısı kadınların cinsel özgürlüklerini kısıtlayan, bazen öldürülmesine, bazen kendilerini öldürmelerine neden olan en korkunç denetim mekanizmalarından biridir. Yürürlükteki kanun ve gündemdeki tasarı, zorla yapılan bekaret kontrollerini engellemek için hiçbir yasal tedbir almamıştır. Bekaret kontrolleri suç olarak tanımlanmalı ve cezalandırılmalıdır.

TCK`nın “tanımlar” ve “ayrımcılık” maddeleri Anayasa`ya uygun şekilde, kadın erkek eşitliğini gözetecek biçimde düzenlenmelidir!
TCK Tasarısı`nda kadına karşı ayrımcılık yapan ifadeler kaldırılmalıdır. Kadınlar bakire ya da değil, evli ya da bekar, seks işçisi ya da değil, kanun önünde eşittir. Yasalar tarafından erkeklerle eşit koşullarda korunma hakkına sahiptir. Erkek sözcüğünü tanımlamaya gerek duymadan bu maddeden kadın tanımı da çıkartılmalıdır.

Kadın örgütlerinin sunduğu KESK`in de desteklediği yukarıdaki talepler içerisinde, evlilik içi tecavüz, kadınlar arası ayrımcılık yapan düzenlemeler, çocuklara karşı işlenen suçlarda rıza, işyerlerinde cinsel taciz başlıklı maddeler komisyonda değiştirilmiştir. Diğer maddeler hakkında mücadelemiz ve değişiklik taleplerimiz devam ediyor. Ancak biliyoruz ki yasalardaki değişiklikler yetmiyor. Kadına yönelik şiddetin sona ermesi için sadece yasaların değil zihniyetlerin de değişmesi gerekiyor.

 KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu)

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu