Piyasacı, Çağdışı, Ayrımcı Politikalarla Çocuklarımız Yıllardır İstismar Ediliyor!

Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu`nun “Piyasacı, Çağdışı, Ayrımcı Politikalarla Çocuklarımız Yıllardır İstismar Ediliyor!” başlıklı açıklama metni:
Eğitim Sistemimizin daha demokratik, çoğulcu, nitelikli, kamusal ve parasız bir hizmet olarak örgütlenebilmesi için birçok talep sendikamız tarafından sürekli olarak ifade edilmektedir. Enkaz haline getirilmiş olan eğitim sistemimizin altında gelecek kuşakların filizlenebilmesi, birçok düzenleme ile birlikte bu taleplerin de ciddiye alınıp sorunların çözümleri doğrultusunda adım atılmasıyla gerçekleşebilecektir.

Son günlerde özellikle anadilinde eğitim hakkı talebi etrafında yaşanan tartışmalarda sarf edilen cümleler yetkili kurum ve kişilerin kendi politikalarıyla da yüzleşmesini sağlamaktadır. Öyle ki Cumhurbaşkanı, Başbakan, TBMM Başkanı ve Milli Eğitim Bakanı yaptıkları açıklamalarda, anadilinde eğitim hakkı talebi için örgütlenen bir haftalık “okulların boykot” edilmesi eylemini “çocuk istismarı” olarak değerlendirerek ortaklaşmaktadır. Bu açıklamalar vahim bir gerçeği de beraberinde taşımaktadır. Çünkü birçok çocuğumuz yaşamlarını çevreleyen ekonomik sorunlar, ulaşılabilir yerde okulların olmaması, çocuk işçiliği gibi hükümetlerin çözüm üretmesi gereken sorunlar yüzünden okullarından ayrı bırakılmaktadır. Örneğin mevsimlik tarım işçisi çocuklarımız okullarımızın açılmasından yaklaşık 45 gün sonra eğitim sürecine dahil olabilmektedirler. Öyleyse bu çocuklarımızın eğitim haklarından diğer arkadaşları gibi eşit şekilde yararlanamaması arkasında yatan politikaların sorumluluğu hükümetlerde değil midir ya da bu istismarın sorumlusu kimlerdir? Ayrıca uluslar arası hukuk gereği anadilinde eğitim hakkının korunarak ayrımcılık yapılmasını engellemek sorumluluğu devlete yüklenmişken bu ayrımcılığa çocuklarımızı maruz bırakanların politikaları çocuk istismarı değil de nedir?

Demokratik bir talebi çocuk istismarı olarak değerlendirenler, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi`nin Azınlık ve Yerli Halklardan Çocukların Kültürel ve Dil Haklarına İlişkin 17, 29 ve 30. maddelerine, BM İkiz Sözleşmelerinden Ekonomik, Toplumsal ve Kültürel Haklar Sözleşmesine Türkiye`nin koyduğu çekincelerin ne anlama geldiğini ifade etmeleri de gerekmektedir. Türkiye`nin bu ayıptan kurtulma zamanı çoktan gelmiş olmasına rağmen Anayasanın 42. maddesine sığınmak sorunların giderek içinden çıkılmaz hale gelmesinden başka bir anlam taşımamaktadır. Çağdaş demokrasilerde asimilasyon bir insanlık suçudur ve hiçbir şekilde savunulamaz.

Anadilinde eğitim çocuğun kimliğinin ve kişiliğinin gelişmesinde en önemli etkenlerdendir. Pedagojik olarak da bilimselliği kanıtlanmıştır. Her tür siyasal polemik ve kaygıların ötesinde ele alınması ve gerçekleştirilecek düzenlemelerle bu hakkın yaşam bulması sağlanmalıdır.

Sadece MEB tarafından ortaya konulan resmi rakamlarda dahi yıllardır gerçekleştirilen çocuk istismarını görmek mümkündür.
 
–    2009-2010 okula kayıt yaptırılmayan çocuk sayısı 139 bin 691`dir.
–    1999-2005 yıllarında 436 bin 614 çocuk İlköğretimi tamamlamadan okulu bırakmıştır.
–    Milli Eğitim Bakanı Çubukçu`nun açıklamalarına göre 2008-2009 döneminde 92 bin 476 kız çocuğu okula kayıt yaptıramamıştır.
–    2009 yılında kız çocuklarının % 64`ü 9.sınıfta okulu bırakmıştır.
–    2009 yılında okulun açık olduğu her gün 2 bin öğrenci okulu bırakmış
–    15 – 19 yaş arası çocukların  % 50`si okula gitmemektedir.
–    Doğu Marmara` da 14-17 yaş arası çocukların % 78`i  Güneydoğu Anadolu` da ise sadece % 44 ü liseye kayıtlıdır.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın demokratik, çoğulcu bir eğitim sisteminde parasız, kamusal, nitelikli ve anadilinde eğitim hakkını bünyesinde barındıran bir eğitim hizmetinden yararlanabilmesi için her türlü mücadeleyi kararlılıkla vereceğiz. Sorunların yasakçı yöntemlerle değil, ancak demokratik ve çoğulcu yöntemlerle çözülebileceği bilinciyle hareket edilmesi gerekmektedir.


MERKEZ YÖNETİM KURULU

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu