Eİ-ICFTU CİNSİYET EŞİTLİĞİ EĞİTİM MATERYALLERİ
TEMEL KAVRAMLAR
Toplumsal Cinsiyet: kadın ve erkek arasında toplumsal olarak belirlenmiş rolleri ifade eder: roller, tutum ve davranışlar, değerler
Cinsiyet: Kadın ve erkek arasındaki biyolojik farklılıkları tanımlar. Cinsiyet genetik olarak belirlenir ama toplumsal cinsiyet rolleri öğrenilir, kültürden kültüre değişkendir, zaman içinde değişime açıktır.
Kadın-Erkek Eşitliği: kadınla erkek, kız ve oğlan çocuklar arasındaki eşit haklar, sorumluluklar ve fırsatları anlatır. Bu yalnızca kadının değil aynı zamanda erkeğin de sorunudur
Eşitlik kadın ve erkeğin aynı olduğu anlamına gelmez. Haklar, sorumluluklar ve fırsatların kişinin kadın veya erkek olarak doğmasına bağlı olmaması demektir
EŞİTLİK POLİTİKALARININ SENDİKAL MÜCADELE AÇISINDAN ÖNEMİ
Temel insan hakkı olarak tanımlanan cinsiyet eşitliği, gerçek demokrasiye ulaşmanın zorunlu koşulu olduğu için sendikal hareketin gündeminde önemli bir yer işgal ediyor. Demokratikleşmeyi ve emekçilerin haklarını koruyup geliştirmeyi hedefleyen mücadele programlarına sahip olmaları gerçeği; işyerinde, toplumda, ulusal, bölgesel ve uluslar arası platformlarda cinsiyet ayırımcılığına karşı savaşta sendikaları önemli öncü güç haline getiriyor.
Bütün dünyada giderek daha fazla sayıda kadının evin dışında çalışmasına rağmen, toplumsal cinsiyet, işgücü piyasasında ayırımcılığın önemli bir kaynağı olarak kaldı; çoğunlukla en alt kademede düşük ücret ödenen, düşük statülü ve tehlikeli işlerde çalışıyorlar. Kadınlara karşı yürütülen ayırımcılığın, ekonomik ve sosyal maliyeti çok fazladır. Gerek toplumda gerekse evde yaptıkları karşılığı ödenmeyen işlerin GSMH içindeki oranı %10-35 arasında değişmektedir: bu ödenmeyen değerin 1993 yılındaki parasal karşılığı 11 trilyon dolardı. Neo liberal küreselleşme sosyal eşitsizliklerin yanı sıra, cinsiyet eşitsizliğini de derinleştirmektedir. Yeryüzündeki mutlak yoksulluk sınırındaki 1.3 milyarın %70`ini kadınlar oluşturuyor. Yani yoksulluğun çehresi kadınlaşıyor.
Ayrıca kamu sektöründe istihdam edilen kadınlar genellikle hiyerarşinin en alt kesimlerinde ve cinsiyete dayalı mesleklerde (daktilo, hemşire, sınıf öğretmeni gb), çoğunlukla doğrudan ve dolaylı cinsiyet ayırımcılığına maruz kalarak çalışıyorlar. Dünyada kadınların en etkin olduğu sendikalar kamu çalışanı sendikalarıdır. Sendikaların üye kaybettiği ve genç üye sıkıntısı yaşadığı bir konjonktürde kadın üye sayıları nispeten artmaktadır; ancak yönetim kademelerinde kadın temsiliyeti konusunda mesafe alınamamıştır. Kadın üye sayısının artması yeterli değildir, pozitif destek politikalarıyla da desteklenmelidir.
Aynı zamanda sendikaların cinsiyetçiliğe karşı mücadelesinin geçerli etik nedenleri de mevcuttur. Yalnızca yanlış olduğu için değil, eşitliğin geliştirilmesi yoluyla iyi bir işte çalışma hakkı haksız bir şekilde elinden alınan insanların üretken potansiyelinin açığa çıkarılmasının topluma sağladığı fayda nedeniyle de cinsiyet ayırımcılığına karşı savaşta aktif rol üstlenmeleri gerekmektedir. Kadınlarla erkekler arasındaki ücret eşitsizliğini ve iş yerlerindeki cinsiyet ayırımcılığını gidermek için kullanılabilecek önemli mekanizmalardan birisi sendikalarca yürütülen toplu sözleşme ve toplu görüşmedir.
Sendikalar, üye kampanyalarında kadınlara öncelik vermeli ve aşağıdan yukarıya bütün yönetim organlarında kadınların temsilini geliştirmeye gayret etmelidir. Çünkü kadınların yönetim kademelerinde temsili olmaksızın sendika muhtemel kadın üyelere güven veremez ve çalışan kadınların sorunlarını sendikanın sorunu haline getiremez. Kadın çalışanlar genellikle toplumun “zor örgütlenen” bir kesimini oluşturur ve özel destek politikalarına olmaksızın üyeliğin artırılması sonuç vermez.
Sendikalar ve Kadın-Erkek Eşitliği
Cinsiyet eşitliği temel bir insan hakkıdır ve gerçek demokrasiye ulaşmanın zorunlu koşuludur. Sendikaların demokratik yapıları ve işçi haklarını korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan çalışma programları, onları işyerinde, toplumda, ulusal, bölgesel ve uluslar arası platformlarda ayırımcılığa karşı savaşta sendikaları önemli öncü birlikler haline getirir.
Kadınların bütün dünyada ücretli çalışma yaşamına katılmalarının artmasıyla, cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesine özel bir önem atfedilmektedir. Giderek daha fazla sayıda kadının evin dışında çalışmasına rağmen, toplumsal cinsiyet işgücü piyasasında ayırımcılığın önemli bir kaynağı olarak kaldı. Tıpkı bazı işçilerin sendika üyesi olduğu için işveren tarafından ayrımcılığa tabi tutularak mağdur edilmesi gibi, kadınlar da çoğu zaman cinsiyetleri, medeni durumları ya da aile sorumlulukları nedeniyle ayırımcılığa tabi tutulurlar. Sendikalara katılmaya teşebbüs etmeleri halinde, işveren daha fazla ayırımcılık uygular. Birçok örnekte, açık ya da doğrudan ayırımcılık, ayırımcılığın ve eziyetin dolaylı ve ince biçimleriyle yer değiştirir. Doğrudan ayırımcılık mevzuatla desteklenen açıktan yapılan ayırımcılıktır oysa dolaylı ayırımcılık yasada olmamasına rağmen fiili yaşamda gerçekleşen ayırımcılıktır. Kadınlar erkeklerle kıyaslandığında dezavantajlı ve sömürüye açıktır ve örgütlenme, temsil edilme ve sosyal koruma ihtiyacı içindedir.
” Kadınlar artan bir hızla dünyanın işgücüne katlıyorlar fakat çoğunlukla en alt kademede düşük ücret ödenen, düşük statülü ve tehlikeli işlerde çalışıyorlar. Özellikle kadınlara karşı ayırımcılığın, ki bu ayırımcılık aynı zamanda ırk, renk, inanç, politik görüş, özürlü ve yaşa dayalı yapılır, ekonomik ve sosyal maliyetinin haddi hesabı yoktur. Sendikalar yanlış olduğu için ayırımcılığa karşı savaşıyor ve eşitliğin geliştirilmesinin aynı zamanda iyi bir işte çalışma hakkı haksız bir şekilde elinden alınan insanların üretken potansiyelinin açığa çıkararak büyüt topluma fayda sağladığı kanaatindeyiz.”[1]
Sendikaların cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve mağdur kadın işçilerin korunması açısından taşıdığı önem BM 4. Dünya Kadın Konferansında (1995, Pekin) Eylem Platformu tarafından da kabul edildi.
“toplu sözleşmeyi bir hak olarak ve kadınların ücret eşitsizliğini gidermek ve çalışma koşullarını iyileştirmek için önemli bir mekanizma olarak tanır;
kadınların sendika görevlerine seçilmesini teşvik eder ve kadınları temsil etmek için seçilen sendika görevlilerine fonksiyonlarını yerine getirmesiyle bağlantılı iş güvencesi ve fiziksel güvenlik sağlanmasını güvenceye alır “
Sendikalar üyelik çalışmalarında kadınlara hedef grup olarak öncelik vermektedir ve kadınların yönetim kademelerinde temsilini geliştirmeye gayret etmektedir. Çünkü kadınların yönetim kademelerinde temsili olmaksızın sendika muhtemel kadın üyelere güven veremez ve çalışan kadınların farklı sorunlarına kendisini uyduramaz. Sendikalar hizmet sektöründeki, formel işyerleri dışında, düzensiz ve geçici çalışma biçimlerinin çeşitli türlerindeki, ve sürekli büyüyen biçimsiz informel sektördeki işçilere ulaşmak ve örgütlemek için yeni yollar arıyor. Bu tür işçilerin ezici çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor.
Kadın çalışanlar genellikle “zor örgütlenen” bir kesimi oluşturur ya da sendikaların kendi yararlarına potansiyel rollerini anlamayabilirler ve değerini bilmeyebilirler. Ayrıca, sendikalarının kendisi giderek zor koşullar altında çalışmaktadır. Kadınların en aktif olduğu sendikalar kamu çalışanları sendikalarıdır ve çoğunlukla işçi sendikalarının gerisindedir.
Küreselleşme, teknolojik gelişmeler ve işgücü piyasasındaki hızlı değişimler geleneksel sendika stratejilerini zor sokuyor. Çoğunlukla sendikalar cinsiyet eşitliğini sağlama meselesiyle tamamen meşgul olma ihtiyacın bilincinde olsalar dahi, hızla değişen ve olumsuz koşullar altında bunu nasıl gerçekleştirecekleri konusunda zorlukla yüz yüze kalıyorlar.
Kadınların sendikalara ihtiyacı var
- kadının iş gücü yaşamına katılımının artması iyi çalışma koşullarının ya da sosyal güvenliğin sağlandığı anlamına gelmez
- işgücü piyasasındaki başarısızlık ve belirsizliğin kurbanı olma ihtimali erkeklerden daha fazladır
- çalışma kayıtlarının dışında kalan düzensiz işçilerin ezici çoğunu temsil ediyor
- iş ve aile sorumluluklarının birleşmesinin yükünü kadınlar çekiyor
- kadınların istihdamdaki rolü ve katılımı hakkındaki yanlış kavrayış varlığını sürdürüyor
- kadın işçilerin örgütlenmeye, temsil edilmeye ve sosyal korumaya ihtiyacı vardır
- cinsiyet eşitliği konuları ve kadınların sorunları toplu sözleşmede yeterince dile getirilmemektedir
- birçok ülkede sendikalar çalışma hayatında eşitliği geliştirmek için yapılan eylemlerin ön saflarındadır.
Ve sendikaların kadınlara ihtiyacı var
- kadınların işgücü içindeki oranı artmaktadır
- sendikalar güvenilir ve güçlü olmak için mevcut ve potansiyel üye tabanının öncelikli sorunlarını dile getirmelidir
- sendikalar kadınların güvenini kazanmak için cinsiyet eşitliğinin kendi politikalarının ve yapılanmasının bütünleyici bir parçası olduğunu göstermelidir
- artan sayıda kadın işçi kendi haklarını savunmak için mücadele ediyor ve hakları için destek arıyor
- kadın üyeler sendikaların çalışma biçiminde olumlu değişiklikler yapıyor ve sendikaların imajını ve nüfuz alanlarını geliştiriyor
- cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, sendikaların güçlenmesine ve toplumsal değişimin unsuru olma rolünün pekişmesine yardımcı olur
- cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi sosyal değişimin diğer aktörleriyle ittifaklar oluşturması için sendikalara ortak zeminler sunar
Kadın ve erkek arasında eşitsizlik sürüyor
Küreselleşme sosyal eşitsizlikleri ve kişisel tehlikeleri derinleştirmenin yanı sıra hem kadın hem de erkek için eşsiz olanaklar yaratıyor. Küreselleşmeden hem erkek hem de kadın zarar görüyor. Ancak en fazla zarar görenlerin ezici çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor:
- dünyada kadınların yarısının yetenekleri ve potansiyeli kullanılmıyor
- yoksulluk giderek kadınlaşıyor. Yeryüzündeki mutlak yoksulluk sınırındaki 1.3 milyarın %70`ini kadınlar oluşturuyor
- dünya işgücünün yarısı, cinsiyetçi önyargılara dayalı mesleklerde çalışıyor; kadınların egemen olduğu meslekler en az ödenen ve en az güvencesi olan işlerdir
- artan sayıda kadın ücretli çalışıyor ancak bu daha fazla iş daha iyi iş anlamına gelmiyor. Gelişmiş ülkelerde, yeni işlerin çoğu part-time işlerde, gelişmekte olan ülkelerdeyse kayıt dışı sektörde veya ev işlerinde istihdam ediliyor. Küresel olarak, kadınlar erkeklerden %20-30 daha az kazanıyorlar
- kadınlar asıl olarak “bakım ekonomi”sinden sorumlu olmayı sürdürüyor. Görünmeyen ve karşılığı ödenmeyen işlerin değeri-yılda yaklaşık 11 trilyon ABD$- dahil edilirse, dünya çapındaki üretim hemen hemen %50 daha fazla olacaktır
- dünya çapında yönetici pozisyonlarda olan kadın oranı yalnızca %1.
- Kadınların giderek daha fazla iş için göç ediyor, yasal yada yasa dışı şekilde. Kadın göçmen işçiler en çok sömürüye ve istismara açık olanlardır.
- Beceri, bilgi ve yaşam boyu öğrenmeyle ilgili olanaklardan daha az yararlanıyorlar. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hakim olduğu bir dünyada cinsiyet eşitsizliği sosyal dışlanmanın yeni biçimlerine yol açıyor
- Emekli olduğu zaman kadınların yaşam standartlarındaki düşüş riski erkeklerdekinden çok daha fazla olacaktır.
İŞ YERİNDE VE SENDİKADA KADIN SORUNLARINI DİLLENDİRMEK
Eğitim Enternasyonali üyesi örgütler,
- kadınları haklarını savunarak ve geliştirerek;
- kadınlara yönelik ayrımcı uygulamaları tarifleyerek;
- kadınların becerilerini, yeteneklerini ve kabiliyetlerini sergilemelerine izin veren çalışma koşulları talep ederek;
- hizmet içi ve öncesi eğitimi, iyileştirme ve terfi politikalarını gözlemleyerek;
- işyerinde ayrımcılığın bütün biçimleriyle savaşarak;
- kadın öğretmenlerin ve eğitim personellerinin sorunlarını, önerilerini ve ihtiyaçlarını göz önünde alan sendikal politikaları benimseyerek;
- pozitif eylem önlemleri oluşturarak;
- kadınların liderlik becerilerinin geliştirilmesinde destek eğitim programları ve projelerini hayata geçirerek;
- sendikal politikalarda ve etkinliklerde toplumsal cinsiyet perspektifini kapsayarak;
- bütün üyeleri toplumsal cinsiyet sorunlarına duyarlı hale getirecek bilgilendirme kampanyalarını yaşama geçirerek;
- işyerinde ve sendikada kadın sorunlarını dillendiriyor toplu sözleşmede toplumsal cinsiyet eşitliğinin içerilmesi,
- toplu sözleşmede toplumsal cinsiyet konularının ve sorunlarının sistematik entegrasyonunun güvence altına alınmasını;
- işyerinde ve sendikada toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesini;
- kadınlar adına etkin pazarlık yapacak araçların oluşturmasını;
- varolan kadınlarla ilgili düzenlemelerin ve politikaların gereğine uygun olarak hayata geçirilmesinin sağlanması ve izlenmesini;
- kadın sorunları konuları etrafında dayanışma inşa etmeyi amaçlar.
Toplumsal cinsiyet eşitlik pazarlığı önemlidir çünkü
- kadınların meseleleri sendikal meselelerdir;
- kadınların eğitim sektörüne katkıları küçümsenmektedir;
- işyerindeki toplumsal cinsiyete yönelik tutumların değişmeye ihtiyacı vardır;
- kadınların ve erkeklerin toplumsal rolleri hakkındaki kökleşmiş yanlış kanıları ifade etmenin bir yoludur;
- düzenlemeler yetersiz, eksik ve modası geçmiş olabilir;
- sendikanın toplumsal cinsiyet konusuna ciddiyetle eğildiğini gösterir.
Toplumsal eşitlik pazarlığının muhtemel konuları
- kadınları etkileyen çalışma koşulları (ücret ve yan ödemelerde, part-time izin, emekli aylığında eşitlik, sağlık ve çevre);
- annelik izni ve aile sorumlulukları (ana-babalık izni, evlat edinme, kadın sağlığı, hamile ve emzikli annelerin hakları, çocuk bakımı, yaşlıların bakımı);
- kalıcı işlerde kalıcı olmayan statülerin önüne geçilmesi;
- şiddet ya da cinsel tacizin üstesinden gelecek bariz adımlar atılması;
- cinsel taciz de dahil şiddetin bütün biçimleri;
- uygun bir ortam yaratmak için pozitif önlemlerin teşvik edilmesi.
Kadın öğretmen ve eğitim personelinin bazı kategorilerinin iş yerlerinde itibarlarını güvenceye alacak hakları savunma ve ayırımcılıkla savaşma
- part-time ve geçici eğitim çalışanları;
- yerli halkların kadınları;
- engelli kadınlar;.
Sendikaların kadın komiteleri veya eşit haklar komiteleri
- taleplerin formüle edilmesinde ve görüşmelerde önerilen hükümlerin incelenmesinde;
- kadın öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının ihtiyaçlarının tanımlanmasında ve öncelik verilmesinde;
- toplu sözleşme anlaşmalarının hayata geçirilmesinin izlenmesinde;
- toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi için yapılan çalışmaların halka duyurulmasına anahtar rol oynamalıdır.
Cinsiyet eşitliği sendikaları nasıl güçlendirebilir?
Sendikal hareketi mümkün olduğu kadar güçlü yapmak örgütlenmek anlamına geliyor ve bu da özellikle bazı sektörlerde kadınların örgütlenmesi anlamına geliyor: tarım, tele-çalışma, ev içi işçiler, göçmenler, enformel sektör, diğer geçici, kuralsız, düşük ücretli işler ve serbest ticaret bölgeleri. Bu sendika üyelerinin sayılarını artırmanın ötesinde anlam taşıyor. Tutumların değişmesi anlamına geliyor – eşitliği, kağıt üzerinde değil, gerçekten en üst düzeyde öncelik haline getirmek anlamına geliyor. Bu tutum kadınları, ihtiyaçlarına gerçekten yer veren emek hareketine yönlendirecektir. Güçlü bir sendikal hareketin geleceği buradadır.
Son on yılda gelişmeler kaydedildi
Daha fazla sayıda kadın sendika üyesi oldu.
Yönetim kademelerinde daha fazla kadın var.
Eğitim programları aracılığı ile kadınların özgüvenleri arttı ve dayanışma geliştirildi.
Eşitlik konuları sendikaların genel eğitim programları arasında yer buldu. Kadınların seslerinin duyulmasını sağlayan kadın yapılarının kurulmasına destek olundu.
Bazı pozitif eylem önlemleri ve cins eşitliği bilinçlenme programları kabul edildi ve bunlar aracılığı ile tutumlar değişmeye başladı.
Bazı erkek yöneticilerin kadınlara yönelik tutumları olumlu yönde değişti.
Bunlar yeterli mi?
Daha yapılacak çok şey var. Bazı sendika pratikleri ve yapıları kadın katılımını engelliyor. Kadınları üst düzey görev almalarına karşı olan direnç sürüyor ve cinsel taciz gibi konulara ciddi olarak yönelinmiyor. Birçok sendika cinsiyet eşitliği politikalarını kabul ettikleri halde bunu yaşama geçirmek için etkinlikler ve hizmetler, eğitim ve kampanyalar geliştirmiyorlar. En büyük zorluğumuz tutumları değiştirmek. Bu sebeple de 1992`de ICFTU Yönetim Kurulu Gelişme İşbirliğinde Pozitif Eylem Programı (PAP) isimli politikayı kabul etti. Bu politika ICFTU ve üyeleri için uluslararası, bölgesel, ulusal ve yerel düzeylerde geçerlidir.
Pozitif eylem programı nedir?
Pozitif eylem “eşit muamele” veya “ayrımcılığa karşı önlemlerden fazla bir şeydir. Pozitif veya destekleyici eylem dinamiktir. Aktif önlemleri içerir – geçmiş ayrımcılıkların etkilerini giderecek – şu anda yaşanan ayrımcılığın etkilerini giderecek – ve toplamda eşitliği ilerletecek.
Pozitif eylem programı ICFTU, üyeleri ve bölgesel örgütleri ve işkolu federasyonları için aşağıdakileri sağlamak için uygulayabilecekleri bir araçtır:
- sendikaların çalışmalarına cinsiyet perspektiflerinin dahil edilmesi
- projeler ve programlar için kadınların bir hedef kitle olması
- projelerin ve programların gerçekten kadınları güçlendirmeye, onları sendikaların işleyişine, iş yaşamına ve bir bütün olarak topluma tam olarak dahil etmeye hizmet etmesi
- genel projeler ile kadın projeleri arasında etkin bir iletişim ve bilgi alışverişi olması
- kadın temsilcilerin karar verme süreçlerinin her aşamasında aktif olarak var olması
- kadınların her eğitim ve geliştirme faaliyetinden olumlu anlamda etkileniyor olması
“Cinsiyet perspektiflerinin dahil edilmesi” sözünden ne kastediliyor?
Cinsiyet kadınların ve erkeklerin











