MEB Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik 13 Ağustos tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
MEB, bu Yönetmelik hazırlanırken sendikalarla toplantılar yapmış, sendikaların görüşüne başvurmuştur. Bu süreci olumlu olarak değerlendirmekteyiz. Sonuç itibariyle yayınlanan Yönetmeliğe baktığımızda Bakanlığın, sendikaların bazı önerilerini -başta sınav sisteminin getirilmesi olmak üzere- hayata geçirdiğini görmekteyiz.
Ancak diğer taraftan Bakanlık, bu Yönetmelikte aşağıda belirteceğimiz, yargı kararlarıyla da destekli itiraz ve önerilerimizi de dikkate almamış, ne sendikaları ne de öğretmenleri tam olarak tatmin edemeyen bir düzenleme yapmıştır.
Yönetmeliğe ilişkin eleştirilerimiz;
- Öncelikle EĞİTİM SEN olarak sınav puanlarının esas alınması gerektiğini, “EK 2” olarak adlandırılan “Yönetici Değerlendirme Formu”nun Yönetmelikte yer almaması gerektiğini savunmuştuk. Çünkü bu formdaki hizmette geçirilen sürelere ve kamu çalışanlarının kendilerini geliştirmek üzere verdiği çabalara yani yaptıkları yüksek lisans ve doktora eğitimlerine verilen puanların dışındaki tüm değerlendirme kriterleri subjektiftir.
Aylıkla ödüllendirme, takdir ve teşekkür belgelerinin hak eden öğretmenlere verildiği konusunda kuşkular vardır. Yönetici atamalarına ilişkin duyurudan birkaç gün önce yüzlerce kişiye ödül verilmesi bu savımızın kanıtıdır. Ödüller için puan verilmesi her zaman için tartışma yaratacaktır.
Bunun dışında aldığı disiplin cezaları nedeniyle yönetici adaylarına ayrıca eksi puanlar verilmesi, adil ve hakkaniyete uygun gözükmemektedir. Hangi disiplin cezalarını alanların hangi görevlere atanamayacakları 657 sayılı Yasanın 132. maddesinde düzenlenmiştir. Bunların arasında eğitim kurumu yöneticileri yoktur. Dolayısıyla kademe ilerlemesinin durdurulması da içinde olmak üzere, disiplin cezalarının hiçbiri eğitim kurumlarına yönetici olarak atanmanın önünde engel değildir. Aldığı disiplin cezası nedeniyle yönetici adaylarına bir de eksi puanlar vermek, yönetici adaylarının ikinci kez cezalandırılması anlamına geleceğinden, uygulamayı, hukukun genel ilkeleri ile bağdaştırmak da olanaksızdır.
Kurucu müdürlere ve vekaleten yöneticilikte geçen sürelere puan verilmesi de kabul edilebilecek bir şey değildir. Çünkü ne kurucu müdürlük ne de vekaleten yürütülen yöneticilik için herhangi bir seçme kriteri bulunmamaktadır. Bu görevler için duyuru bile yapılmamaktadır.
Ayrıca Yönetici Değerlendirme formunun kariyer bölümü de sorunludur. Öğretmenlik mesleğinin kariyer basamaklarına ayrılması ile ilgili ciddi sorunlar yaşanmıştır. 5204 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinin üzerinden beş yılı aşkın bir süre geçtiği halde yalnızca bir kez sınav yapılmıştır. Hizmet içi eğitim etkinlikleri nedeniyle verilen puanların Anayasaya aykırı olduğu yönünde Anayasa Mahkemesi kararı vardır. Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği ile Kılavuz hakkında da yürütmenin durdurulması kararları verilmiştir.
- Yönetmeliğin 7/1-b maddesinde, atanabileceği kurumda branşı itibariyle öğretmen olarak atanabilecek durumda olmak şartı getirilmiş, ancak halk eğitim merkezi ve akşam sanat liseleri istisna tutulmuştur. Bu durum keyfi uygulamalara neden olabilecektir.
- Yönetmeliğin 7/1-d maddesinde; “Yöneticilik görevi, son üç yıllık hizmet süresi içinde adli veya idari soruşturma sonucu üzerinden alınmamış olmak” yönetici olarak atanacaklarda aranacak genel koşullar arasında sayılmıştır.
Kuşkusuz adli soruşturmaların gerektirdiği zorunluluk hallerinde eğitim yöneticilerinin yöneticilik görevleri askıya alınabilir veya üzerlerinden alınabilir. Ancak idari soruşturmaya dayalı olarak yöneticilik görevinin üzerinden alınması uygulanması, adil ve hakkaniyete uygun gözükmemektedir. Sınavla elde edilmiş olan eğitim yöneticiliği hakkı, üstelik öğretmenlik görevine engel bir durum olmadığı halde, idari soruşturmaya dayalı olarak eğitim yöneticilerinin elinden alınmamalı, alınmış olanların da yeniden yönetici olarak atanma istemlerine üç yıl gibi kısıtlamalar konulmamalıdır.
- Yönetmeliğin 7/4. maddesi uyarınca, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, güzel sanatlar ve spor liseleri ile her türdeki anadolu liselerine, yönetmeliğin 7/2. maddesinde belirtilen koşulları taşımayanlar da yönetici olarak atanabilecektir. Anılan eğitim kurumu yöneticilikleri için aday bulunamaması olasılığı düşük gözükmektedir. Bir an için ilk başvuruda aday bulunamadığı varsayılsa bile bir sonraki başvuruda, herhalde, aday bulunabilir. Dolayısıyla yönetmeliğin bu hükmü, kötüye kullanılabilecektir.
- Sendika temsilcilerinin de seçme sınavı ve il değerlendirme komisyonları ile kurum tipi belirleme komisyonuna üye olarak katılması önerimiz kabul görmemiştir. Halbuki bu öneri, yetkili sendika olarak katıldığımız Milli Eğitim Bakanlığı Kurum İdari Kurulunda alınmış olan kararların da gereğidir.
- Objektifliğin sağlanması ve şaibeli durumlara yol açılmasının engellenmesi açısından seçme sınavının Bakanlık Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü yerine, ÖSYM tarafından yapılmasını önermiştik. Ancak bu önerimiz de kabul görmemiştir.
- Tüm uyarılarımıza rağmen, Yönetmeliğin 11/3. maddesinde müdür ve müdür yardımcılığı sınavlarının eş zamanlı olarak yapılabileceği ibaresi konulmuştur. Böyle bir uygulama, aynı zamanda müdür ve müdür yardımcılığı için başvurmayı engelleyebilecek, dolayısıyla sorunlara yol açabilecektir. En azından uygulamada buna dikkat edilerek, sınavların her yıl, müdür ve müdür yardımcılığı sınavlarının da farklı tarihlerde yapılacağını umuyoruz.
- Yönetmeliğin 15. maddesinde, sınav sonuçlarının bir sonraki sınava kadar geçerli olacağı düzenlenmiştir. Bu durum, sınavda başarılı olup da çeşitli nedenlerle atanamayan yönetici adaylarının her yıl yeniden sınava girmesine, her yıl yeniden sınav stresi yaşamalarına neden olabilecektir.
- Hem sınavın, hem yönetici ilk atamalarının her yıl, belli aylarda yapılacağı Yönetmelikte düzenlenmesi gerekirdi. Bunun yerine Yönetmelikte, “ihtiyaç duyulan zamanlarda” gibi muğlak bir ibare yer almıştır.
- Yönetmelik taslağında bulunmamasına rağmen, Yönetmeliğin 22. maddesi ile eğitim kurumları müdürlerine rotasyon uygulaması getirilmiştir. Dolayısıyla rotasyonla ilgili sendikaların görüşlerine başvurulmamıştır. Bu konu uygulamada pek çok soruna yol açabileceğinden, sendikalarla bu konunun enine boyuna tartışılarak, en uygun yöntemin belirlenmesi gerekirdi. Kaldı ki daha önce yargı tarafından, okul müdürlerinin zorunlu yer değiştirmeleriyle ilgili yapılan işlemlere yönelik iptal kararları verilmiştir.
- Yönetmeliğin ‘Puan eşitliği halinde öncelik sırası` başlıklı 24. maddesinde yer alan başöğretmen ve uzman öğretmen unvanları, genel bir eşitsizliğe neden olacağından çıkarılmalıdır. EĞİTİM SEN, 1739 sayılı Yasanın 43/1. maddesi uyarınca ve genel olarak öğretmenlik mesleğinin zaten bir uzmanlık mesleği olduğuna inanmaktadır. Kaldı ki 5204 sayılı Yasanın yürürlüğü üzerinden tam olarak 5 yıl geçmiş ve bu süre içerisinde yalnızca bir kez bu unvanlar verilmiştir. Bu da ayrı bir haksızlık içermektedir.
- Yönetmeliğin 25/1. maddesinde sayılan ünvanlara, zamana bağlı kalmaksızın boş eğitim kurumu yöneticiliklerine atanabilmek için başvuru imkanı getirilmiştir. Bu uygulamada hem karışıklığa hem de haksızlığa yol açabilecektir. Kanımızca bu pozisyondakilerin de, yılda bir kez ve duyuru üzerine başvurularının alınması gereklidir.
- 5540 sayılı Yasa ile Milli Eğitim Bakanlığına devredilen Sağlık Meslek Liselerinin, vb. yöneticilerinin yöneticilikleri yok sayılmıştır. Yönetmelikte bunların mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik bir hüküm getirilmemiştir.
- Yönetmeliğin 29/2. maddesi, keyfi olarak yöneticilerin bir alt yönetim kademesine atanmalarına olanak tanıyacaktır. Sicil notlarının objektif olarak düzenlendiği konusunda ciddi kuşkular vardır. Yüzlerce hatta binlerce yargı kararı, bu savımızı destekler niteliktedir.
- Yönetmeliğin Geçici 2. maddesinde sadece yürürlükten kaldırılan yönetmelik çerçevesinde seçme sınavını kazanıp da atanamamış müdür yardımcılarının kazanılmış hakları korunmuş ancak 2005 ve 2006 yıllarında gerçekleştirilen sınavlarda başarılı olup da hala atanamayanların hakları korunmamıştır.











