Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu`nun “Marmara Üniversitesi`ne Gerçekleştirilen Rektör Ataması Hakkaniyetsizliğin Hukukileştirilmesidir” başlıklı açıklama metni:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YÖK`ün üniversitelerin iradelerini yok sayarak rektör atamalarına müdahale etmesi ile çokça tepki çekerek işleyen süreçte Marmara Üniversitesi Rektörlüğü`ne Prof. Dr. Zafer Gül`ü atamıştır.
Marmara Üniversitesi rektörlük seçimlerinde 482 oy alarak birinci sırada bulunan Necla Pur`un sıralamadaki yeri, 302 oy alan ve üçüncü sırada bulunan Zafer Gül`ün YÖK tarafından birinci sıraya çıkarılmasıyla değiştirilmişti. Böylesine ciddi bir oy farkının bulunmasına rağmen ve üniversite öğretim üyelerinin iradelerine rağmen bu müdahalenin yapılmış olması üniversiteler üzerinde kurulmaya çalışılan iktidarın somut ifadesidir.
Marmara Üniversitesi`nde yapılan rektör adaylığı seçimlerinde en fazla oy alan Prof. Dr. Necla Pur`un isminin YÖK`ün Cumhurbaşkanlığı`na gönderdiği listede birinci sırada yer almamasıyla ilgili olarak açıklamalar yapmıştır. Özcan, sıralamanın Genel Kurul`da gizli oy ile belirlendiğini, siyasi bir tercihin söz konusu olamayacağını ve Genel Kurul iradesine saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Özcan, Necla Pur ile ilgili olarak çeşitli gerekçelerle listeye müdahale ettiklerini açıkça söylemektedir. Genel Kurul iradesine saygı duyulması gerektiğini ifade eden Özcan, aynı saygıyı Marmara Üniversitesi öğretim üyelerinde olduğu gibi rektör adayları belirlenmesi süreçleri sonunda göstermemektedir. Burada önemli olan nokta, YÖK`ün üniversite öğretim üyeleri ve rektör adaylarının yerine düşünerek onların adına karar alabilme yetkisidir. Var olan yetkilerin böylesi bir zihniyet çerçevesinde kullanılması da Özcan`ın ve bu müdahaleleri onaylayan Cumhurbaşkanı Gül`ün demokratlık maskelerini düşürmektedir.
Eğitim Sen olarak bu konuya dair daha önceden yaptığımız açıklamada “Demokratikleşmenin önemine sürekli vurgu yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`ün bu süreçteki tavrı demokratlığı açısından turnusol işlevi görecektir. Cumhurbaşkanını bu sorumlulukla hareket etmeye davet ediyoruz.” şeklinde değinmiş ve işaret etmiştik. Yaşadığımız bu süreçte öğretim üyelerinin özgür iradelerinin yok sayılması ve onların adına “böylesi daha iyi olur” denilerek karar alınması ve bu karaların onaylanması 12 Eylül ruhunun 2010 yılında bile sürüyor olmasından başka bir anlam taşımamaktadır. Bu süreç bizlere, YÖK`ün kuruluş amacından sapmadan “yola devam ettiğini” göstermektedir.
Eğitim Sen, üniversite bileşenlerinin katılımıyla her üniversitenin kendi yöneticilerini seçebilmeleri önündeki tüm engellerin ve özellikle de üniversitelerimiz üzerinde karabasan haline gelen YÖK`ün kaldırılması yönünde mücadele etmeye kararlıdır. Bu mücadelemizin ve taleplerimizin ne kadar hayati olduğu yaşanan süreçle bir kez daha açığa çıkmıştır.
MERKEZ YÜRÜTME KURULU











