Aralarında Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreteri Gülçin İsbert ve Eğitim Sen üyesi kadınların da bulunduğu KESK`li kadınlar, 27 Ağustos 2008 günü Ankara`da bir eylem gerçekleştirdiler. Eğitim Sen 1 No`lu şubenin önünden başlayan yürüyüşlerini Yüksel Caddesinde sona erdiren KESK`li kadınlar adına, Yüksel Caddesinde aşağıdaki basın açıklaması okundu.
Kadının Örgütlü Gücü, Emeği Özgürleştirecek!
KESK`li kadınlar, kamu emekçisi kadınların çalışma yaşamında yüzyüze kaldıkları ayrımcılıkları, sorunları ve taleplerini dile getirebilmek için eylem düzenlediler. Eğitim Sen Ankara 1 No`lu Şube önünde toplanan çok sayıda KESK üyesi kadın, sloganlarla Yüksel Caddesine kadar yürüdüler ve burada bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. KESK Kadın Sekreteri Songül Morsümbül Tarafından okunan basın açıklaması metni yazının devamındadır.
Bir ülkenin gelişmişlik ve demokratikleşme düzeyi o ülkede yaşayan kadınların üretime, yönetime ve sosyal yaşama katılımlarıyla ölçülür. Türkiye maalesef tüm bu konularda oldukça geri durumdadır. Ve giderek kadınların hakları daha da budanmaktadır.
Kadınların kazanılmış sosyal hakları son olarak sözde “İstihdam Paketi” ile saldırı altındadır. İstihdam Paketi ile işyerlerindeki emzirme üniteleri ve kreşleri birer birer kapatılmaktadır. Bu durumda kadınlar güvencesiz, düşük ücretli çalışma koşulları ile annelik arasında tercihe yapmaya zorlanacaklar ve kadınlar çocuklarına bakmak için istihdam dışı kalacaklar. Şu andaki verili koşullarda kamuda işten ayrılanların %76`sı doğum sonrası çocuklarına bakabilmek için işten ayrılmaktadır. Kreşlerin kapatılmasıyla bu oran çok daha yükselecektir.
Görüldüğü gibi, AKP Hükümeti yasal düzenlemeler yoluyla esnek ve kuralsız çalışma yaygınlaştırmakta, sosyal devletin kazanımları arasında yer alan çocuk, hasta ve yaşlı bakımı vs gibi hizmetleri tasfiye ederek, kadın emeğine yüklenmektedir. Böylece kadınların toplumsal olarak karşılıksız ve görünmez olan hane içi emeklerinin yükü daha da artmaktadır.
Kadınların istihdam edilmeleri önündeki en büyük engellerden birinin ev işleri ve çocuk bakımı olduğunun bilinmesine rağmen AKP hükümetinin ısrarlar kadınları en az 3 çocuk doğurmaya çağırmasını ve işyerlerindeki kreşlerin kapatılmasına biz KESK`li kadınların itirazı var. Kreş hizmeti ister kamu ister özel sektör olsun, işverenin sorumluluğudur. Devlet bir yandan kamuda kreşleri kapatırken, bir yandan da özel sektör için yeni kâr kapıları açmaktadır.
KESK`li kadınlar olarak daha önce de söyledik şimdi bir kez daha hükümet yetkililerine seslenmek istiyoruz: En az 50 çalışanın bulunduğu işyerlerinde ve 50`den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanına yakın ücretsiz ortak bebek bakım üniteleri ve kreşler açmalıdır. Gece çalışması olan ve vardiyalı işyerlerindeki kreşler 24 saat açık olacak biçimde düzenlenmeli, Hükümet, kreşlerin açılamadığı durumlarda geçici önlem olarak kreş ücretini karşılamalıdır.
Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu bir yandan TOBB Kadın Girişimciler kongresinde “Kadınların yönetimlerde yer almamasını” eleştirirken, diğer yandan Kamu Emekçisi kadınların sorunlarını iletmek için istediğimiz randevu talebimizi geri çeviriyor. Bugüne kadar hep sanayici kadınları gören Sayın Çubukçu, Türkiye`deki milyonlarca emekçi kadını neden görmezden geliyor? Nimet Çubukçu kadın haklarını sadece kameralar önünde değil, hayatın her alanında savunmalıdır. Sayın Çubukçu TOBB`u ziyaret ettiği gibi, KESK`i de ziyaret ederek Kamu emekçisi kadınların taleplerini dinlemelidir. KESK Kadın sekreteri olarak tüm kadın yöneticilerimizle birlikte onunla sorunlarımızı paylaşmaya açığız.
Anlaşılıyor ki, devlet sadece 2 milyon kamu emekçisi ile toplu sözleşme yapmaktan çekinmiyor, bu ülkenin gelişmesinde en büyük pay sahibi olan biz kamu emekçilerinin taleplerini önerilerini dinlemekten de çekiniyor. Kadınları 3 çocuk doğurmaya çağırırken başlarının tacı, kreşlerin açılmasına, ebeveyn iznine gelince ise fazla uçuk ve cüretkâr oluyoruz. Biz KESK`li kadınlar olarak ne başlarının tacı, ne de bu zihniyete boyun eğen olmak istiyoruz.
Biz KESK`li kadınlar;
- Uluslar arası sözleşmelerin gereğinin yerine getirilerek, toplu sözleşmeli, grevli sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki ve çalışanların ortak örgütlenmesi önündeki yasal engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz. • ILO`nun 183 sayılı “kadın ve erkek işçiler için eşit fırsat ve davranış hakları” ve 156 sayılı “Annelik haklarının korunması” sözleşmelerinin imzalamasını ve altına imza atılan bütün ILO sözleşmelerinin gereğini yerine getirmesini talep ediyoruz. • Çalışma yaşamının her alanında, terfilerde, izinlerde ve ücretlerde eşitlik istiyoruz. • İşyerinde cinsel tacize artık yeter diyoruz. Hükümetten acilen gerekli tüm yasal düzenlemeleri yapmasını ve bu konuda eğitim verilmesini talep ediyoruz. • 8 Mart`ta ücretli izinli olmak istiyoruz.
Kısacası biz KESK`li kadınlar yaşamın tüm alanlarında emeğimizin görünür kılınmasını, sosyal haklarımızın değil ayrımcılığın yok edilmesini talep ediyoruz.
KESK 18 yıldır yürüttüğü fiili ve meşru mücadelesinde kadın taleplerini kendi öncelikli talepleri içinde görmüştür. KESK, kadınların sorunları çözülmeden ülkede gerçek anlamda bir demokratikleşmeden, özgürleşmeden ve eşitlikten bahsedilemeyeciği inancındadır. Diğer Konfederasyonlarda bırakın kadın sekreterliğini, hiçbir kadın yönetici bile yokken, KESK yıllardır uyguladığı kamu emekçisi kadınların kendi taleplerinin sözcüsü olmaları konusunda ısrarcı olmuştur. Diğer konfederasyonlara üye kadın emekçileri, kendi mücadelelerinin sahibi olmaya çağırıyoruz. Tüm kamu emekçisi kadınları KESK üyesi sendikalarda örgütlenmeye çağırıyoruz.
KESK`li kadınların örgütlü mücadelesi kadın emeğini özgürleştirecek! Çünkü KESK`li kadınlar olarak biliyoruz ki ancak kendi emeğimize sahip çıktıkça, örgütlendikçe, dayanışma içinde oldukça bu politikalara bir son verebiliriz. Çünkü bizim söyleyecek sözümüz, hayatı değiştirecek gücümüz var!











