KESK’in Dönemsel Mücadele Programı

Yönetim Kurulumuz; 17 – 18 Haziran 2006 tarihinde gerçekleştirdiğimiz Danışma Meclisi`nde açığa çıkan görüşler doğrultusunda, önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz mücadelenin temel başlıklarını ve yönelimlerini aşağıdaki biçimde değerlendirmiştir.

Türkiye, AKP Hükümeti eliyle sürdürülen programla küresel kapitalizme eklemlenme sürecini yaşarken;  devletin yeniden yapılandırılması operasyonlarının somut başlıklarını “reform” adı altında gündeme getirilen yasal düzenlemeler oluşturmaktadır. Kamu hizmetlerini ticarileştirmeyi, bu hizmetleri özel şirketlerin kar alanı haline getirmeyi ve devleti sosyal yükümlülüklerinden     arındıran girişimler, sadece kamu emekçilerini değil, bütün yoksul kesimleri olumsuz etkileyecek bir niteliğe sahiptir. Birbiri peşi sıra çıkarılan; Yerel Yönetimler Yasaları, Gelir İdaresinin Yeniden Yapılandırılması, , Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatılması, SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı`na devri gibi uygulamalar, bütünlüklü bir neo-liberal saldırının parçalarını oluşturmaktadır. AKP hükümeti, kamu hizmetlerini piyasaya açarak; IMF`nin özelleştirme programını uygulamaktadır.

Uygulanan IMF programı, öncelikle Türkiye`nin borçlarının ödenmesi hedefini esas alıyor. Buna bağlı olarak yapısal “reformların” hayata geçirilmesini öngörüyor. Borçların ödenebilirliğini garanti altına almayı hedefleyen yüzde 6.5`luk faiz dışı fazlanın da ücretlerin düşürülmesi, sosyal hakların ve çiftçiye sunulan desteklerin kısılması, kamu hizmetlerine ve yatırımlarına ayrılan payların düşürülmesiyle sağlanmak istenmektedir.

Hükümet, ekonomi de pembe tablo çizmeyi sürdürürken, dövizde yaşanan %20`yi aşan devalüasyon ve ilk beş ayda resmi olarak açıklanan % 5 ‘i bulan enflasyon emekçilerin, yoksul halkın günlük yaşamda kriz yaşadığını gösteriyor.2006 yılı için kamu emekçilerine verilen %5`lik zammın şimdiden erimesine karşın, ek zam talebimiz görmezden geliniyor. Konfederasyonumuz, gerek IMF patentli açıklamalar, gerekse buna bağlı olarak gelişen hükümetin yönelimi üzerinden gelişecek uygulamalar ve 2007 bütçesini kabul etmeyecektir. Hükümet, toplu sözleşme konusu olması gereken konuları önceden belirlemek istemektedir.

AKP hükümeti, Anayasa`nın 90. maddesinde yapmış olduğu değişikliği,  yok saymaya devam etmektedir. Uluslar arası sözleşmelerin üstünlüğünü kabul eden Anayasa değişikliğiyle, Konfederasyonumuzun toplu sözleşmeli-grevli sendikal hak ve özgürlükler talebinin hukuksal dayanakları daha da güçlenmiştir. Danıştay.  1.   Daire`sinin Ulukışla Belediyesi`nde uygulanan toplusözleşme için verdiği karar, AHİM`in kapatılan Tüm Haber Sen için verdiği karar haklılığımızı bir kez daha kanıtlamıştır. Hükümet, bu konuda hiçbir adım atmamıştır.

2004 yılında imzalanan mutabakat metninde de “grev, siyaset yapma ve toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasaklarının Anayasa ve diğer kanunlarda yapılacak değişiklikler çerçevesinde değerlendirilmesi”, “Toplu sözleşme konusunun Anayasa değişikliği kapsamında değerlendirilmesi” hükümleri de mevcuttur.2005 yılı toplugörüşmeler döneminde bu konular tekrar teyit edilmesine karşın Hükümet mutabakata varılan hususların birçoğunu yaşama geçirmemiştir. Hükümet, kamu personel rejiminde hedeflediği değişikleri yaşama geçirdikten sonra, toplu sözleşme ve grev hakkını sınırlandırılmış ve etkisizleştirilmiş bir biçimde gündemine alma hesabı içindedir. Konfederasyonumuz önümüzdeki dönem; toplu sözleşmeli/grevli sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin derhal kaldırılması mücadelesini ve kongre kararlarımıza uygun bir biçimde çalışanların ortak örgütlenmesine yönelik somut adımlar atacaktır.

Üretim süreçlerindeki değişim, emek hareketinin geldiği süreç, yeni bir döneme evrilmeyi zorunlu kılmaktadır. Aynı işyerinde farklı statülerle çalışanların, iş yeri sorunlarından başlayarak sürece ortak müdahale etmesinin olanakları yaratılacak, aynı sendikal örgütte buluşmanın adımları atılacaktır. Bu durum, aynı zamanda aşağıdan yukarıya doğru yeni bir sendikal kültür ve odak yaratmanın ilk adımı olacaktır. KESK`in,  yasal sınırlarla düşünmeden, süreci  örgütleme birikimi, gücü, iradesi ve kararlılığı vardır.

Düşünce ve ifade özgürlüğü ile sendikal hak ve özgürlükler önündeki  engeller hem yasal hem de uygulama alanında devam etmektedir. AB süreci tartışmalarında büyük iddialarla açılan    ” demokratikleşme paketleri” ile ortaya çıkan kimi gelişmeler ya uygulanmıyor ya da TBMM`nde kabul edilen  “Terörle Mücadele Yasası” gibi yasalarla geri adım atılıyor.

Bu gelişmeler, demokratikleşmenin ancak iç demokrasi güçlerinin biriktirdiği mücadele/talep ile mümkün olduğunu göstermektedir.

Saldırılar,  sendikaları dağıtma/işlevsizleştirme  ve iç işleyişlerine müdahale anlayışıyla sürdürülmektedir. Yönetici-üyelerimizin sürgünlerinin yoğunlaşması, tüzüklerimize müdahale niyetleri bu anlayışın sonuçlarıdır.

Halkı ve emekçileri bekleyen önemli bir tehdit de, ABD emperyalizminin bölgeyi çıkarları doğrultusunda  yeniden düzenlemeye yönelik işgal sürecinde; Türkiye`nin bu projede (GOP), tehlikeli bir rol oynamaya zorlanmasıdır. AKP hükümetinin, ABD`yle “stratejik ortaklık” vurgusunu sürekli yapması, üsleri kullandırması ve hatta Kafkasları, Orta Asya`yı, Doğu Akdeniz`i de kapsayan Genişletilmiş Ortadoğu Projesi`ne tam destek verdiğini açıklaması; Suriye ve İran`ı da içine alacak muhtemel müdahalelerle, Türkiye`yi tehlikeli bir mecraya ve işbirlikçiliğe sürüklüyor.

KESK emek mücadelesinin, demokrasi mücadelesiyle iç içe geçtiğinin bilincindedir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da  anti-emperyalist/ anti-kapitalist mücadele ve demokrasi mücadelesinin öznesi olmaya devam edecektir.

İç demokrasi ve sorunların barışçıl ortamda,  demokratik yollardan çözme anlayışının  yerleşmemiş olması da ülkemizin bölgedeki konumunu ve politik  yönelimlerini olumsuz etkiliyor. AKP Hükümetinin; Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne yönelik adım atmaktan kaçınması sorunu çözümsüzlüğe itiyor. Topluma giydirilmek  istenen ırkçı – şoven – gerici kimlik linç kültürünün gelişmesine yol açıyor. Son  dönemde Kürt sorunu etrafında çatışmaların tekrar başlamasıyla, -önceki yıllara göre-  halkların kavgası riski daha da artıyor. Çatışma dönemlerinin yarattığı siyasal, ekonomik ve sosyal tahribatın faturasını ödemek zorunda kalan emekçiler ve halk, çatışmalı ortamın sonlandırılmasını istiyor. KESK her zaman olduğu gibi bundan sonrada Kürt sorununu barışçıl ortamda demokratik çözümünü savunmaya ve mücadeleye devam edecektir.

AKP Hükümetinin; son dönemde giderek belirginleşen muhafazakâr kimliği, gerici kadrolaşmayı yoğunlaştırması – tabanına mesaj vermek için de olsa-  İslami retoriği, politik malzeme olarak daha sık kullanır hale gelmesi, başka bir gerilim noktasını oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı seçimi tartışmalarıyla başlayan, Cumhuriyet Gazetesi ve  Danıştay`a saldırılarla yoğunlaşan gelişmeler laik-anti laik saflaşmasını körüklüyor.  Siyasal alanda; halkın günlük yaşamındaki sorunları için söyleyecek sözü olmayanların, siyasal stratejilerini “rejim tartışmaları “üzerine kurmasının da bu gerilimde önemli rolü vardır.

KESK tam da bu ortamda; Türkiye`de hiç kimsenin kimliği, kültürü, inancından dolayı mağdur edilmediği, dinin devleti yönetme girişimlerinin olmadığı, devletin de  hiçbir dini ve mezhebi finanse etmediği, demokratik bir ortamda bir arada yaşamı savunmaya devam edecektir.

KESK bu gelişmelerin esas olarak 12 Eylül faşizminin ırkçı- şoven – gerici bir toplum yaratma anlayışının sonucu olduğunun bilincindedir. Her alanda 12 Eylül hukuku ve yarattığı kültür, hakimiyetini sürdürmektedir. KESK 12 Eylülle hesaplaşmayı önemli bir görev olarak görür.

Konfederasyonumuz, ana başlıklarıyla belirlediği temel sorun alanlarına ilişkin mücadele hattını, uluslar arası boyutta da ele alınmasını zorunlu görmektedir. Sermayenin küreselleşmesi sürecinin dayattığı neo-liberal düzenlemeler ile savaş ve çatışmalar, sadece Türkiyeli emekçileri değil; bütün dünya halklarını ve emekçilerini olumsuz etkilemektedir. Sermaye, bütün kurum ve kurallarıyla dünya çapında örgütlüdür. Emekçilerin ve diğer tüm mağdur kesimlerin de gerek ülke düzleminde gerekse sınırları aşan bir biçimde ortak mücadele, dayanışma ve işbirlikleri geliştirmesi zorunludur. Atina`da yapılan Avrupa Sosyal formuna etkin katılım sağlayan Konfederasyonumuz, uluslararası emek hareketiyle ilişkilerini pekiştirme çabasını sürdürecektir. Ekim 2006 yılında düzenlenecek olan Türkiye Sosyal Formu`nda  aktif rol üstlenecektir.

Danışma Meclisimiz, yetki-örgütlenme sürecini tüm boyutlarıyla değerlendirmiştir. Üretim süreçlerinde yaşanan değişim ve parçalanma, istihdamın farklılaşması; Hükümetin kamudaki kadrolaşma zihniyeti, sahte ve hileli üye kayıtlarıyla yetkiyi “yandaş sendikalara” vermesi, KESK`e karşı tutumunun yarattığı etkinin yanı sıra, iç örgütsel eksikliklerimize de dikkat çekmiştir.

İşyerlerimizle bağın güçlendirilmesi, işyeri çalışmalarına ağırlık verilmesi, işyerlerinde çalışanların gündeminin örgütümüz gündemine etkin biçimde taşınması zorunludur.

KESK bütünselliği içinde ortak mücadelenin öneminin gerektirdiği dayanışma ilişkilerinin,  her biçimiyle yaşam bulmasının gerekliliği de Danışma Meclisimizde bir kez daha ifade edilmiştir. Yine sendikalarımız ve şubelerinin, ortak fiziki mekânları ve olanakları değerlendirmesinin, sadece ekonomik değil, aynı zamanda ortak duygu gelişimi ve örgütsel açıdan yararlı olacağı görüşü belirmiştir. Bu nedenle Yönetim Kurulumuz, koordineli bir çalışmayla olanakların ortak kullanılmasına ilişkin girişimleri sürdürecektir.

Yönetim Kurulumuz önümüzdeki süreçte, yukarıda ana hatlarıyla ifade ettiğimiz sorun alanlarına yönelik olarak aşağıdaki mücadele hattının esas alınmasına karar vermiştir. Bugüne kadar sendikalarımızın işkolları özelinde yürüttükleri mücadelenin anlamlı ve önemli olduğu; ancak verilen mücadelenin Konfederasyonumuz bütünlüğü içinde ortaklaştırılması zorunluluğu, Danışma Meclisimiz tarafından da vurgulanmıştır. Dolayısıyla aşağıdaki program, sermayenin bütünsel saldırıları karşısında Konfederasyonumuzun bütünlüklü ve ortak mücadele programı olarak değerlendirilmelidir. Diğer yandan bu mücadelenin diğer emek örgütleriyle ortaklaştırılması çabası da önümüzdeki dönemde sürdürülecektir.

Yaşanan gelişmeler örgütümüzün olağanüstü koşullardan geçtiğini göstermektedir. Şimdi yapılması gereken bu koşullara yanıt olacak, sendikal krizin aşılmasına olanak sağlayacak yeni örgütsel iddia ve hedeflerimizin belirginleştirilmesi, yönetici kadrolarımızın etkin çalışamaya motive olması önemlidir.

2006 yılı sonuna kadar ana hatlarıyla belirlenmiş olan program, Konfederasyonumuzun bütünlüklü ve ortak mücadele programı olarak değerlendirilmelidir. Ana temamız örgütlenmedir. Programın her aşamasında yapılacak çalışmalar, eylem ve etkinlikler, KESK` in örgütsel yapısını güçlendirmeye hizmet etmelidir. Programın uygulanmasında göstereceğimiz yeni çalışma biçimlerini, yeni bir çalışma tarzıyla kararlılıkla sürdürdüğümüzde, hedeflerimize ulaşacağız.

Bu dönem; KESK `in, emek ve demokrasi mücadelesinde hak ettiği etki gücüne erişmesi temel hedefimizdir.

Önümüzdeki dönemin gündemini oluşturacak en önemli alanlar ve Taleplerimiz;

İş Güvencesi;

Çalışma yaşamında, esnek çalışmanın değişik biçimlerinin, geleceğimizi tehdit eden bir hale geldiği açıktır. Kadrolu, sözleşmeli, ücretli, taşeron çalışanı gibi statü farklılığından kaynaklı ayrımcılık, performansa dayalı ücretlendirme, uzmanlaşma ve kariyer sınavları vb  iş ilişkilerinde yaratılan farklılıklar;  emekçilerin birlik ve dayanışması ile sendikal örgütlenmeyi engelleyen rekabetçi tutumlar, en önemli sorunlar olarak  emekçilerin  geleceğini tehdit etmektedir.

Bu nedenle; iş güvenceli-kadrolu istihdam öne çıkarılacaktır. İŞ GÜVENCELİ  ÇALIŞMA  talebimizde ısrarcı olmak, önceliklerimizdendir.

Ekonomik Taleplerimiz ve BÜTÇE;

Ücretlerimizdeki erimenin giderilmesi, insanca yaşayacak temel ücretin belirlenmesi için bu dönem temel hedefimiz, Toplu Sözleşmeyi hayata geçirmek olacaktır.

İnsanca yaşayacak düzeyde temel ücret, Toplu Sözleşme müzakerelerinde başlıca taleplerimizden birisi olacaktır.

Bütçenin hazırlık döneminde ise sermaye ve IMF`nin direktifleri doğrultusunda değil, halktan yana bir bütçe hazırlanması mücadelemiz Toplu Sözleşme talebimizle birleştirilecektir.

Demokratikleşme;

Demokratikleşme içerikli taleplerimiz, önümüzdeki dönemin de     önceliklerindendir.

Konfederasyonumuz, ilkelerinden taviz vermeden, demokratikleşme mücadelesini gündeminde tutmayı sürdürecektir.

TİS Hakkının Kullanılması ve GREV:

Türkiye`nin imzaladığı uluslar arası sözleşmeler ve Anayasa`nın 90. maddesi ve sürdürdüğümüz mücadelenin yarattığı meşruiyet, TİS hakkımızın olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki süreçte de işkollarımızda toplu sözleşmeler yapma ısrarımızı ve çağrılarımızı sürdüreceğiz. TİS talebimiz olumlu yanıtlanmadığında ise grev yapma hakkımızı kullanacağız.

Mücadele Programı üç aşamalı olarak sürdürülecektir.

  1. DÖNEM: HAZIRLIK VE TİS SÜRECİ (HAZİRAN – TEMMUZ- AĞUSTOS)

Kamu emekçilerinin gündemindeki yasal düzenlemeler, (SS ve GSS, Personel Yasası, Özelleştirmeye Çalışmaları, Çalışma Yasaları/ Sendikalar Yasasındaki Değişiklikler, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası, TMY vb) ücret talepleri ve işyerlerine özgü taleplerimiz mücadelemizin öncelikli talepleri olacaktır.

Mücadelemizi halkla birleştireceğimiz işsizlik, yoksulluk, sağlık ve eğitim          hakkı, asgari ücret, tarımın sorunları, kadın, genç ve emeklilerin talepleri, çevreye ilişkin talepler de gündemimizin önemli başlıkları olacaktır. Bunlara          yönelik propaganda ve ajitasyona (sözlü-yazılı) ağırlık verilecektir.

Sendikalarımızın işkollarının bağlı olduğu ilgili kurumlarına, TİS çağrıları yapılacaktır. TİS çağrıları, işkollarının merkezi ve yerel birimlerinde açıklamalara dönüştürülecektir.

Sendikalarımızdan Eğitim Sen ve SES, Üniversitelerde TİS imzalamak için çaba gösterecek ve kamuoyu ile paylaşacaktır. KESK ile birlikte, YÖK Başkanlığıyla  görüşme gerçekleştirilecektir. Görüşme sonrası atılacak somut adımlar, Ağustos ayına denk getirilmelidir.

Yine, sendikamız Tüm Bel Sen, bu döneme denk gelecek şekilde TİS imzalama töreni planlamalıdır.

Temmuz ayı maaş döneminde (14 Temmuz 2006) ek zam talepli açıklamalarımız tüm illerde sürdürülecektir. Bu açıklamalarda, bazı illerimizde Yönetim Kurulu üyelerimiz ve sendikalarımızın MYK üyeleri yer alacaktır.

“TİS Hakkımız Vardır”  içerikli, ilgili tarafların (toplumun çeşitli kesimlerinin, emek örgütlerinin yöneticilerinin, akademisyenlerin ve hukukçuların) katılımıyla KONFERANS yapılacaktır. 05-12 Ağustos 2006 tarihleri arasında yapılacak bu konferansta TİS yapma hakkımız kamuoyu ile paylaşılacaktır.

TİS öncesinde illerde; panel, konferans, şenlik v.b. etkinlikler yapılmalı, yaz aylarında; yerel etkinliklerde program almak, programlarda bileşen olmak, yaratıcı etkinlikler örgütleyerek KESK` i yaşamın her alanına taşımak örgütlerimizin görevleri arasındadır.

Bu dönemde, afiş, özel sayı ve kokart hazırlanacak, araç olarak kullanılmak üzere gönderilecektir.

Öncesinde başlattığımız ve program süresince sürdüreceğimiz; Toplu görüşmenin mantığı/anlayışına, diğer Konfederasyonların tutumuna ve Hükümetin politikalarına yönelik teşhir çalışmalarına, bu toplugörüşme döneminde de ağırlık verilecektir. Toplu görüşme dönemi, taleplerimizin ve tutumumuzun geniş kamuoyunda haklılığının benimsendiği bir araç olarak değerlendirilecektir.

Çalışan kadınların sendikalardaki örgütlülük düzeyini artırmaya yönelik olarak KESK Kadın Sekreterliği öncülüğünde geliştirilen kampanya, bütün dönemlere yayılarak önünüzdeki sürecin öne çıkan etkinliklerinden biri olacaktır.

Bu dönemde KESK; iddiaları, ilkeleri ve emekçilerin talepleri doğrultusunda işyeri eylemleri, yürüyüşler, mitingler yaparak kitlesi ve diğer emekçilerle buluşacaktır. Hedefimiz; hazırlıkları iyi yapılmış, zamanlaması ve planlaması uygun, eylem ve etkinlikleri örgütlemektir.

Ayrıca, dönemin ihtiyaçları üzerinden çeşitli diplomatik girişimler ve destek ziyaretleri yapılacaktır.

  1. DÖNEM(EYLÜL – KASIM ARASI)

Eylül ayının 2. yarısından başlayan ve Kasım ayına kadar sürecek olan il gezileri programı yapılacaktır. İL GEZİLERİMİZ; Örgütsel birikimi açığa çıkarma, örgütsel eksiklikleri giderme, yeni dönem iddialarımızı, hedeflerimizi, örgütlenmeye ilişkin strateji ve taktiklerimizi örgütümüzle buluşturma, motivasyonu artırarak güçlü örgüt- kitlesel mücadele hedefine ulaşmayı esas alan bir planlama üzerinden yapılacaktır.

Örgütsel güçlenme, kitlesel mücadeleyi açığa çıkararak hak almayı  hedefleyen bir anlayışla ele alınacaktır. Tüm örgüt; bütünlüklü il gezileri programına bağlı olarak sendikal faaliyetlerini yürütecektir.

  1. DÖNEM(KASIM – ARALIK)

Örgütümüz, BÜTÇE sürecine müdahil olacak ve TİS ısrarını sürdürecektir. Öncesinde yapılan çalışmaların birikimleri üzerinden,”İnsanca Yaşam ve Çalışma Koşullar İçin TİS Yapmak İstiyoruz” talepli, Kasım ayı sonu veya Aralık ayı başında “İŞ BIRAKMA”  eylemi yapılacaktır.

Yapılacak olan iş bırakma eylemine ilişkin hazırlık çalışmalarına, tüm örgütlerimiz seferber olacaktır. İş bırakma eyleminin tarihlendirilmesi daha sonra belirlenecek ve açıklanacaktır.

Sürgün ve kadrolaşmaya karşı, KESK bütünlüğü içerisinde eylem ve etkinlikler yapılacaktır.

Dönemsel programın her aşamasında demokratik taleplerimizi içeren tutumumuz ve mücadele tarzımız, önceki yıllardaki bakış açımızla bugünü birleştiren biçimde sürdürülecektir.

Bu süreçte de; 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri, 12 Eylül ‘e karşı yapılacak eylemler ile demokratik talepleri içeren her türlü eylem ve etkinliklerin aktif katılımcısı ve düzenleyicisi olacaktır.

Bütün bunlarla birlikte KESK; dönem içerisinde ekonomik, siyasal, sendikal ve sosyal yaşama ilişkin gelişmelere gerekli tutumu alacak ve müdahil olacaktır.

Her döneme ilişkin eylem planı ve takvimleri dönem başında belirlenerek örgütümüze iletilecektir.

Kaynak: www.kesk.org.tr

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu