Kayseri’de 4+4+4 Protesto Davası Görüldü

Geçtiğimiz yıl, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yapılan yürüyüşle eğitim sistemine ve 4+4+4 uygulamasına yönelik eleştirilerimiz kamuoyuyla paylaşılmış; emniyet güçlerinin herhangi bir müdahale ya da uyarıda bulunmadığı kitlesel basın açıklamasına katılanlar hakkında dava açılmıştı.

 299 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu`na muhalefet ‘suçu`yla açılan davanın ilk duruşması dün (14.11.2013) Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesi`nde yapıldı. 

Duruşma öncesinde, Genel Sekreterimiz Mehmet Bozgeyik ve Merkez Örgütlenme Sekreterimiz Mustafa Ecevit‘in de katılımıyla Kayseri Adliye Sarayı önünde bir basın açıklaması yapıldı. Genel Sekreterimiz, burada davaya ilişkin yaptığı açıklamada, Gezi direnişi sonrasında, “Kendisine muhalif her sesi, her düşünceyi kimi zaman şiddetle, kimi zaman da “hukuk” üzerinden bastırmak isteyenlerin, Türkiye`nin çeşitli illerinde sendikamıza ve üyelerimize yönelik idari ve siyasi baskılarını arttırmış olması tesadüf değildir” diyerek Eğitim Sen`in mücadelesinin bu tür davalarla, soruşturmalar, tehditler ve sürgünlerle sindirebileceğinin mümkün olmadığını belirtti. 

Genel Sekreterimiz Mehmet Bozgeyik`in yapmış olduğu açıklamanın tam metni şöyle: 

4+4+4`e Yönelik Tepki ve İtirazlarımızı Gösterdiğimiz Eylemler Nedeniyle Açılan Davalar, Hukuksuzluğun ve Baskıcı-Otoriter Yönetim Anlayışının Bir Sonucudur!

Bilindiği gibi, siyasi iktidarın geçtiğimiz yıl uygulamaya başlanan eğitimde 4+4+4 dayatması, ilk günden itibaren, başta öğretmenler, öğrenciler ve veliler olmak üzere, toplumun pek çok kesimi tarafından büyük tepki toplamıştır. Bir eğitim politikası olmaktan çok, siyasi iktidarın kendi siyasal-ideolojik çizgisi doğrultusunda oluşturulan 4+4+4 dayatması sonucunda binlerce öğretmen norm fazlası durumuna düşürülmüş, okul dönüşümleri nedeniyle hem öğretmenler, hem de öğrenciler başka okullara resmen sürgün edilmiştir. 

Eğitim Sen, Türkiye`nin dört bir yanında her yıl eğitim öğretim yılı başında ve sonunda eğitim sisteminde yaşanan sorunlar ile ilgili basın açıklamaları yapmakta, kamuoyunun dikkatini eğitimin ve eğitim emekçilerinin sorunlarına çekmeye çalışmaktadır. Özellikle Gezi direnişi sonrasında baskıcı ve otoriter uygulamaları daha da arttıran siyasi iktidar ve onun emrindeki güvenlik güçleri, en küçük bir tepkiyi şiddetle bastırmaya çalışmakta ya da 2911 sayılı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefet suçundan davalar açarak, giderek artan baskıları hukuk üzerinden oluşturmaya çalışmaktadır. Bu durumun bir örneği de geçtiğimiz Haziran ayında, Kayseri`de yaşanmıştır.  

Okulların kapandığı 14 Haziran 2013`te, Türkiye`nin çok sayıda ilinde olduğu gibi, Kayseri`de de eğitimde 4+4+4 dayatmasının neden olduğu olumsuzluklara, okul dönüşümlerine ve eğitimde yaşanan mağduriyetlere dikkat çekmek amacıyla Eğitim Sen ve KESK`e bağlı sendikaların üyeleri ve velilerimizin de katılımıyla bir basın açıklaması yapılmıştır. Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürünerek yapılan ve emniyet güçlerinin herhangi bir müdahale ya da uyarıda bulunmadığı kitlesel bir basın açıklaması ile eğitim sistemine ve 4+4+4 uygulamasına yönelik eleştirilerimiz kamuoyu ile paylaşılmıştır.  

Gezi direnişi sonrasında toplumun tüm kesimlerine yönelik olarak başlatılan cadı avının bir benzeri Kayseri`de de başlatılmak istenmiş, sendika üye ve yöneticileri ile velilerin katıldığı söz konusu basın açıklaması üzerinden, içinde Eğitim Sen Kayseri Şube Başkanı Sedat Ünsal ve şube yöneticilerimizin, KESK`e bağlı sendikaların şube başkanlarının ve siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu kişiler hakkında 2911 sayılı kanuna muhalefet suçundan dava açılmıştır. 

Öyle görünüyor ki, yıllardır yaşadığımız sorunların 4+4+4 ile daha da derinleşmesine karşı sesimizi yükseltmemiz, alanlara çıkarak demokratik yollardan sorunlarımıza çözüm aramamız siyasi iktidarı ve Milli Eğitim Bakanlığı`nı fazlasıyla rahatsız etmektedir. Kendisine muhalif her sesi, her düşünceyi kimi zaman şiddetle, kimi zaman da “hukuk” üzerinden bastırmak isteyenlerin, Türkiye`nin çeşitli illerinde sendikamıza ve üyelerimize yönelik idari ve siyasi baskılarını arttırmış olması tesadüf değildir.

Bizlere açılan bu dava tamamen hukuk dışı ve doğrudan doğruya mücadelemizi yıldırmaya, bizleri sindirmeye yönelik bir davadır. En küçük demokratik protestolara bile tahammül edemeyen, farklı çıkan her sesi susturmak için çalışan bir zihniyetin Türkiye`ye yarardan çok zarar getireceği açıktır. Eğitim Sen`in mücadelesini bu tür davalarla, soruşturmalar, tehditler ve sürgünlerle sindirebileceğini sananlar, kısa süre içinde nasıl büyük bir yanılgı içine düştüklerini göreceklerdir. 

AKP`nin son dönemde iyice belirginleşen baskıcı, otoriter ve anti demokratik uygulamalarına karşı, halka doğruları söylemekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bu nedenle, siyasi iktidarın yıllardır savunduğumuz taleplerimizi yok sayan, dışlayıcı, ötekileştirici ve dayatmacı anlayışına karşı en güçlü ve etkili yanıtı vermek için tüm eğitim ve bilim emekçilerini, çocuklarının geleceğinden endişe eden bütün velilerimizi, 23 Kasım`da Ankara`da yapacağımız kitlesel basın açıklamamıza katılmaya ve iktidarın anti demokratik uygulama ve tutumlarına karşı tepki göstermeye çağırıyoruz. 

Görülen ilk duruşmanın ardından dava, 25 Şubat 2014 tarihine ertelendi.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu