Kamu ve Kamusallık Sempozyumu Gerçekleştirildi

5. Demokratik Kurultayı kapsamında oluşturulan Kamusal Eğitim Merkez Komisyonumuzun düzenlediği “Dönüşüm Kıskacında Kamu ve Kamusallık” başlıklı sempozyumu gerçekleştirildi.
 

  

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Ünsal Yıldız konuşmasında, AKP iktidarının kamusal alana saldırısını değerlendirerek bu saldırıya yeniden ve inadına karşı çıkışa ihtiyacımız olduğunu dile getirdi.

Sempozyumun ilk oturumu, “Tarihselliği ve Farklılıkları İçinde ‘Kamu` Kavramı” başlığıyla ve Prof. Dr. Korkut Boratav`ın moderatörlüğünde gerçekleşti. Oturumun ilk konuşmacısı Prof. Dr. Filiz Zabcı, içinde yaşadığımız dünyada pek çok şeyin sonunun ilan edildiğini dile getirerek sonu ilan edilenlerin arasında yer alan kamuyu ve kamusal alanı tarihselliği içerisinde değerlendirdi. 

Belli sorunları olan insanların bu sorunları tartışmak üzere bir araya geldiği mekânlar olarak kamusal alanların, özel olmayan, herkese açık olan alanlar olduğunu dile getiren Zabcı, kamusal alanların bu niteliği nedeniyle demokrasinin de çıkış noktaları olduğunu belirtti. 

 

Bugün, devlet ve kamusal alan ilişkisinin, kamusal mekânların ortaya çıktığı Antik Yunan`dan çok farklı bir yerde olduğunu da söyleyen Zabcı, “Yunan toplumunda devlet ve kamusal alan arasında bir ayrım yok. Bu ikisi arasındaki ayrım, kapitalist düzenin ortaya çıkışıyla başladı. Bu ayrım sonucu, karşı kamusal alanlar yaratıldı. Halkın kendi özyönetimini gerçekleştirdiği karşı kamusal alanlar, eleştirelliğin ve aklın devreye sokulduğu yerler oldu” dedi. 

Zabcı, kamu ve kamusallık kavramlarının önemini, bu kavramların vazgeçilmezliğini ise şöyle açıkladı: ” Sermayenin ve piyasanın mantığına karşı durmak ve bu mantığa karşı mücadele etmek açısından kamu ve kamusallık kavramları önemlidir. Çünkü bu kavramlar, fikir üretmeyi ve eyleme geçmeyi sağlayan, mücadeleyi belirleyen temel kavramlardır” dedi.

Zabcı`nın ardından sunumunu yapan Prof. Dr. Onur Karahanoğulları, kamu hizmeti ile kamusal hizmet arasında fark olduğunu belirterek ‘kamu hizmeti` kavramının açıklayıcı kavram olduğunu ifade etti. Kamu hizmetinin kimin tarafından üretildiğinin önemli olduğunu dile getiren Karahanoğulları, “Özelleştirme, eğitim, sağlık da birer kamu hizmeti. Kamu hizmetini üreten kamu olmayabilir” dedi. Bugün, özel alanın kamu alanına çekilmeye çalışıldığını da belirten Karahanoğulları, dinin kamu alanına çekilmesinin böyle değerlendirilmesi ifade etti. 

 

Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun ise sunumunda, kamusal alanı toplumsal alanın ehlileştirme alanı olarak değerlendirerek, proleter kamusal alan kavramının önemini şöyle dile getirdi: “Burjuva sınıfı, hegemonyasını kamusal alanda kuruyor. İşçi sınıfı ise bu hegemonyanın içine tamamen girmiyor. Proleter kamusal alan, bu alanın içine girmeyen işçi sınıfının yarattığı ve işçi sınıfının üretim ilişkisiyle vurgulandığı alandır” dedi. Coşkun, proleter kamusal alanın işçi sınıfının deneyimlerinin de tecrübelendiği bir alan olduğunu belirterek bu alanın devrimci bir potansiyel de taşıdığını ifade etti.

 

Oturumun son konuşmacısı Doç. Dr. Seçkin Özsoy ise “kamu” kavramı yerine “hak” kavramı gibi komünal, kolektif kavramların belirlenmesi gerektiğini dile getirdi. 

 

“İstihdam, Yönetim ve Hizmet Olarak ‘Kamu`nun Dönüşümü” başlığıyla düzenlenen ve Arş. Gör. Onur Seçkin`in moderatörlüğünde gerçekleştirilen ikinci oturumun ilk konuşmacısı Prof. Dr. Nejla Kurul, kamu ve özel alan ayrımı yaparak kamusal olanın nitelik değiştirdiğini belirtti. Kurul, “Artık piyasa İslamı hakim dil. İslami motiflerle donatılmış bir kamusalın yaratılmaya çalışıldığını söyleyebiliriz” dedi. Eğitim ile kamusal alan arasındaki bağa değinen Kurul, okulların aynı zamanda özgürleşme alanı olduğunu, bunu dile getirmekten vazgeçmememiz gerektiğini de dile getirdi. 

 

Oturumun ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, kamu hizmetinin üretildiği ‘an`ın dönüştüğünü dile getirerek bu dönüşüme dikkat çekti. 

Kapitalizmde kamu hizmetinin sınıflar arası mücadele içerisinde tanımlandığını dile getiren Özdemir, sarkacın sermayeye doğru sallanmaya başladığı andan itibaren sermayenin bu alanı kendisi için bir birikim alanı olarak gördüğünü ifade etti. “Sermaye bunu yaparken hukuksal, siyasal, toplumsal anlamda da dönüşüm gerçekleştiriyor ve emeği dışlıyor. Üretimi ise esnekleşme ve her saniyede artı değer üretmeyi hedefleyen Toplam Kalite Yönetimi ile düzenliyor” dedi.

Kamu emek sürecindeki dönüşüme karşı cephe kurmamız gerektiğini dile getiren Özdemir, “8 noktada bu cepheyi kurabiliriz. Bugün, kamu emek sürecine yönelik en önemli saldırı, toplumun kendini yeniden üretmesinin koşulu, mal olarak üretimin temel alınması olarak sunuluyor. Oysa üretimin temel alınması gerekiyor. Kamu emek süreci, bugünkü gibi artı değeri ve kârı arttırmak için değil; toplumsal faydayı arttırmak için örgütlenmeli. Kamu emek süreci, piyasa koşullarıyla değil; siyasi kararlar sonucu örgütlenmeli. Bugün yönetime devredilen kamu emek süreci denetimi, emekçinin elinde olmalı. Süreci tasarlayan ve uygulayan da kamu emekçisi olmalıdır. Müşterinin talepleri doğrultusunda değil; yurttaşın sosyal hakları üzerinden giden bir kamu emek süreci yaratılmalı. Kolektif yaratıcılık için bu temel hatlardan doğru cephe kurup mücadele etmeliyiz” dedi. 

Oturumun son konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım, 5. DEK Kamusal Eğitim Merkez Komisyonu‘nun kamusal eğitimi tartışırken ‘kamu‘ ve ‘kamusallık‘ kavramlarının birçok algılanış biçimi olduğunu dikkate alarak sempzoyumu gerçekleştirdiğini dile getirdi. Sempozyumda a görüldüğü üzere bu tartışmayı yürütmeden kamusal eğitimin inşasının tartışılamayacağını dile getiren Yıldırım, ‘kamu` kavramının önemine değinerek kavramlara sınıfsal mücadeleden ayrılmadan sahip çıkmamız gerektiğini belirtti. 

Kamunun üç ayağı olan istihdamın, yönetimin ve hizmetlerin dönüşümüne değinmeden gerçek bir tartışmanın mümkün olmayacağını da dile getiren Yıldırım, “İstihdam güvencesizleşiyor, yönetim otoriterleşiyor, hizmetler piyasalaşıyor” başlığını açarak sunumunu gerçekleştirdi. 

Yıldırım, bu üç başlığın dönüşümün bütününü anlamak açısından önemine vurgu yaparken yeni bir kamusallığın bu dönüşüme karşı geliştirilecek olan mücadele ile mümkün olduğuna da dikkat çekti. 

  

Oturumların ardından gerçekleştirilen forum bölümüyle de ‘kamu‘ ve ‘kamusallık‘ kavramları tartışıldı.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu