‘Anayasanın 90. maddesi ve ILO anlaşmalarının da açıkça söylediği gibi kamu çalışanlarının ‘Grev ve toplu sözleşme hakkı vardır, bu hakkı kullanacağız`
KESK hükümetle yapılan görüşmelere bu ön kabulle gitmiş ve engellerin sadece hükümetin kafasında olduğunu belirtmişti. Bu nedenle yapılması gereken ilk şeyin bu engellerin kaldırılması olduğunu söylemiş ve konfederasyonların görüşme masasına ‘grev ve toplu sözleşme` hakkından aldıkları güçle oturması gerektiğinin altını çizmişti. Hükümetin görüşmeleri sadece ‘mali haklarla` sınırlı tutma` yönündeki yaklaşımını eleştiren KESK, iş yaşamının demokratikleştirilmesi, iş güvenceli istihdamın sağlanması ve sosyal hakların da görüşmenin ana gündem maddelerinden olması gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.
Şerh koyduğu 2005 yılı mutabakat metninde yer alan ve sendikaları işveren devletin müdahalesine açık hale getiren 5 YTL sendika aidatlarının devlet tarafından ödenmesinin KESK tarafından kabul edilmeyeceği bir kez daha tekrarlanmış ve bu anlayışın ‘sendikal harekete ihanet olduğu` vurgulamıştır. Hükümetin yapmış olduğu açıklamalar ve %2,38`lik ek zam konusunda; yaşanılan son ekonomik dalgalanma ve yaşanan gerçek enflasyon nedeniyle önerilen artışın yetersiz olduğu savunularak, büyümeden kaynaklı refah payının da hesaplanması durumunda gerçek kaybın en az %10 olduğu belirtilmiş ve bu oranda bir ek zam talep edilmiştir. Bu zammın emeklilere de yansıtılması gerektiği ısrarla savunulmuştur.
Oyun Başlarken Bakan Şahin İlk Hamlesini Yapıyor…
Görüşmeler öncesinde KESK heyetinin 7 kişiden oluştuğu bir hafta öncesinden bildirilmiş olmasına rağmen yapay bir sorun çıkartılarak heyet katılımcı sayısı sınırlandırılmak istenmiştir. Olay kamuoyuna ‘katılacak kişi sayısı konusunda sorun` olarak yansıtılmaya çalışılsa da asıl sorun hükümet adına Bakan Mehmet Ali Şahin`in ‘her şeyi ben belirlerim, sizde uymak zorundasınız` dayatmasıdır. KESK bu dayatmayı kabul etmemiştir. Bakan Şahin daha sonra kendisine aktarılan bilgide eksiklik olduğunu, KESK heyetinin istenilmesi durumunda birkaç kişi daha fazla olabileceğini söylemiştir. KESK bu noktadan sonra gecikmeli olarak toplantıya katılmıştır. Ancak sorun bununla da bitmemiştir. Bakan Şahin, Kamu-Sen ve Memur-Sen, 2005 yılı toplu görüşmeleri sürecinde KESK`in etki alanını sınırlandırmaya yönelik başlattıkları çabalarını, bu yıl da arttırarak devam ettirmiştir. Bakan Şahin`in yandaşlık ilişkisi geliştirme çabaları karşılıksız kalmamış ve Kamu-Sen ‘ heyet başkanı olarak kabul edilme ve ortak basın açıklaması yapma` karşılığında kendisine biçilen rolü kabul etmiştir. Bununla da yetinmeyen Bakan, sendikaları karşı karşıya getirerek, gücü bölmeye ve halk ile kamu emekçilerini karşı karşıya getirmeye yönelik hamleler yapmıştır. Memur-Sen bu süreçte ‘ duyum aldık hükümet %25 zam yapacakmış` gibi garip açıklamalar yapmış ve süreçte bir varlık göstermek için herhangi bir çaba içine girmemiş, o da tıpkı Kamu-Sen gibi kendine biçilen role razı olmuştur.
Görüşmeler sürecinde hükümet adına Bakan Şahin %2,38`lik ek zam önerisinde ısrarcı davranmış ve bu ödemenin de Temmuz ayından itibaren yapılacağını açıklamıştır. Kamu-Sen ve Memur-Sen bu oranı kabul etmiş ancak ödemenin Nisan mı yoksa Temmuz ayından itibaren mi yapılacağı konusunda tartışmalara girmiştir. KESK bu konuda daha önce belirtildiği üzere %10 ek zam konusundaki ısrarından vazgeçmemiş ve bu zammın Ocak 2006`dan başlayarak geçerli olması ve emeklilere de yansıtılması gerektiğinin altını çizmiştir. Yine kamu hizmetlerinin yaygın, nitelikli ve ücretsiz olarak bütün vatandaşların yararlanabileceği bir hale getirilmesinin gereği vurgulanmış ve talana dönüşen özelleştirmelerin hemen durdurulması istemi tekrarlanmıştır.
Orta Oyununun Figüranı Olmayacağız!
Yapılan görüşmelerde ilerleme kaydedilememesi ve 2005 yılı görüşmelerinde karar altına alınan ve komisyon-kurullara gönderilen konular hakkında herhangi bir sonuç alıcı çalışma yapılmamış olmasını da göz önünde bulunduran KESK, illerden çağırdığı tüm yöneticileri ile birlikte yaptığı oturma eyleminde özlük, sosyal ve ekonomik taleplerinin kabul edilmemesi durumunda görüşme masasından çekilme kararı almıştır. Bir gün sonra yapılan görüşmelerde herhangi bir değişimin olmadığı görülmüş ve bunun üzerine KESK, anti demokratik maddeler içeren 4688 sayılı yasanın iflas ettiğini ve ‘orta oyununa` dönüşen görüşme masasından çekildiğini bir metinle açıklamıştır.
KESK`in Masadan Çekilme Gerekçeleri:
-İLO anlaşmalarına ve Anayasanın 90. maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen Toplu sözleşme ve grev hakkını kullanmaya yönelik engellemelere devam edilmesi,
-Toplu görüşme denilen ve sendikaları masaya güçsüz ve etkisiz olarak oturtarak bir orta ortaoyunu sergilenmesi, yani son sözü kimin söyleyeceği belli olan görüşmeleri bir ‘pazarlık` yapılıyormuş gibi gösterilmesi,
-Bir kamu emekçisi için en düşük maaşın bir kişinin yoksulluk sınırı olan 1050 YTL olması talebine herhangi bir ciddi yanıtın verilmemesi,
-2006 yılına ilişkin enflasyon farkı olarak %2.38`lik bir ek zam önerisinde ısrar edilmesi ve kamu emekçilerinin gerçek kayıplarının tartışma gündemine bile alınmaması.
-Bunlar yetmezmiş gibi ‘Devlet Memurları Kanun Tasarısı` adı altında iş güvencesini tümü ile ortadan kaldırmaya, esnek ve sözleşmeli istihdamın önünü açmaya yönelik önerilerin yeni önerilermiş gibi yeniden ısıtılması.
Bu gelişmeler ve 2005 yılı görüşmelerinde komisyon ve kurullara havale edilen hiçbir konuda herhangi bir sonuç alınmamış olması KESK açısından bu görüşmelerin verimsizliğini ve dayatmacılığını bir kez daha göstermiştir. KESK sözcülüğünü üstlendiği kamu çalışanların hak ve çıkarlarını hiçbir zaman kapalı kapılar arkasına gizlenen görüşmelerde bazı pazarlıkların (5 YTL sendika aidatı gibi) bir parçası olarak düşünmemiştir. Üyelerinden ve geçmişinden aldığı güçle, meşru ve fiili mücadelenin en ön saflarında yer alan KESK, grev ve toplu sözleşme hakkını kullanmak için alanlara, işyerlerine geri dönmüştür.
KESK İdeolojik Davranmaya Devam Edecektir!
Bakan Mehmet Ali Şahin görüşmeler sürecinde yaptığı açıklamalarda KESK`in ideolojik davrandığını söylemiş ve bunun bir sorun olduğu yanılsamasını yaratmaya çalışmıştır. KESK`in bu konudaki tutumu açıktır; Bakan Şahin ve AKP hükümeti bütçe dengelerini oluştururken, IMF direktiflerini uygularken, özelleştirmelerle kaynakların talan edilmesine olanak sağlarken, kamu hizmetlerini tasfiye ederken, bu ülkenin çalışanlarını, emeklilerini, işsizlerini yoksulluğa mahkum ederken nasıl ideolojik davranıyorsa KESK`te bir emek örgütü olarak, emekçilerin ve yoksulluğa mahkum edilenlerin haklarını savunan bir ses olarak, ideolojik davranmaya devam edecektir.
Daha Güçlü Bir KESK İçin!..
Bütünlüklü bir değerlendirme yapıldığında, KESK`in görüşmeler öncesinde yaptığı öngörülerde ne kadar haklı olduğunun ve toplu görüşmelerin herhangi bir yaptırım gücünün olmadığının altını bir kez daha çizmek gerekiyor. Bu nedenle ‘toplu sözleşme ve grev hakkını` alanlarda fiili olarak örgütlemek bugünün en önemli görevlerinden biri olarak karşımızda duruyor. KESK bir yandan kendisini daha güçlü olarak örgütlerken diğer yandan da kamu emekçileri arasında yaratılmaya çalışılan yapay ayrımları etkisizleştirerek, emekçilerin çıkarlarını savunan daha güçlü bir sendikal merkez yaratmak ve tek bir ses olarak hareket etmek için gerekli bütün adımları atacaktır.
15 Ağustos`ta başlayan görüşmeleri mücadele açısında bir araç olarak kabul eden örgütümüz, bundan sonraki süreçte iş yavaşlatma, iş bırakma ve alan eylemleri yaparak taleplerinin geniş halk yığınları ile buluşturmak için mücadelesine devam edecektir. Bu dönemde de KESK ‘Grev ve Toplu Sözleşme Hakkımız Vardır, Kullanacağız!` sloganıyla kamu emekçileri mücadelesinin en önündeki yerini alacaktır.
Bütün Kamu emekçilerine çağrımızdır; yapay ayrımlarla, devlet güdümlü yapılarla parçalanmaya çalışılan gücümüzü birleştirerek haklarımızı alma mücadelesindeki yerimizi alalım. İnsanca bir yaşam için ortak mücadeleyi örgütleyelim.
Bütün KESK`lilere Çağrımızdır;
Bugün kamu emekçileri mücadelesinin en önemli ihtiyaçlarından biri KESK`in yeniden daha güçlü olarak örgütlenmesidir.
Bugün kamu emekçileri mücadelesinin en önemli ihtiyaçlarından biri meşru ve fiili mücadele anlayışı ile hizmet üretiminde gelen gücümüzü kullanarak, insanca bir yaşam için mücadeleyi bir adım daha ileri taşımaktır.
Bunu başarabiliriz, başarmalıyız!..
Kaynak: www.kesk.org.tr











