İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlileri Temsilciler Kurulundan Açıklama
Araştırma görevlileri olarak Türk Eğitim Sen tarafından internet ortamında dolaştırılan elektronik postayı hayretler içerisinde okuduk. Özlük haklarımızı, iş güvencesini ve akademik özgürlüğü savunmak üzere başlattığımız mücadelede hiçbir zaman yanımızda görmediğimiz, destek olmak bir yana köstek olan; “Araştırma Görevlileri`nin görevlerine son verilmeyerek bunların öğretmenlerin görev yaptığı Üniversitelerin Meslek Yüksek Okullarına branşlarına göre atanmasını” önererek bizlerin taleplerinden ne kadar bihaber olduğunu en acıklı şekliyle ortaya döken; bizler canımızı dişimize takıp haklarımız için mücadele ederken, hakkımızda siyasi amaçlı iftiralarda bulunan, nihayet hiçbir ahlaki değerle bağdaşmayan bir biçimde bizlerin mücadelesini kendi başarısıymış gibi göstermeye çalışan Türk Eğitim Sen gerçek yüzünü ortaya koymuştur.
Türk Eğitim Sen açıkça yalan söylemektedir. Eğer üniversite yönetimi bahsettikleri “24.12..2008 tarihinde İstanbul Üniversitesi Kurum İdari Kurulunda aldığı karar gereği ve 13.02.2009 tarihinde sendika olarak Yeni Rektör seçilen Prof. Dr. Yunus Söylet`i tebrik ziyareti esnasında alınan kararı” gerçekleştirmiş olsaydı o zaman arkadaşlarımız şimdi Meslek Yüksekokulları’nda öğretmen yapılmış olurdu! Oysa rektörlük kapalı kapılar ardında yapılan tebrik ziyaretlerinde değil Beyazıt Meydanı`nda, Rektörlük binasının içinde, Fen Fakültesi önünde ve nihayet Cemil Bilsel`de Araştırma Görevlileri`nin hep bir ağızdan yükselttikleri talepleri dikkate alarak bu adımı atmıştır. Eğer Türk Eğitim Sen`de biraz samimiyet ve emeğe saygı olsaydı önce bu mücadeleyi yürüten biz Araştırma Görevlileri`ni ve yine bu mücadelenin başından sonuna kadar maddi, manevi her tür olanağını seferber eden Eğitim-Sen sendikasını tebrik ederdi.
Bizler araştırma görevlileri olarak bir emek ve hak mücadelesi veriyoruz. Bu mücadelede birbirimize kenetlendik ve hep bir ağızdan “kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” dedik. Tüm bu zaman zarfında bizlerle dayanışma göstermek yerine idareyle ve YÖK`le dayanışma içinde olmayı tercih eden Türk Eğitim Sen`in bizlerden özür dilemesi gerekmektedir. Kendini bir “sendika” olarak tanımlayan Türk Eğitim Sen`in ucuz sendikal rekabet anlayışını, emek mücadelesi verenlerin emeklerine gösterdiği bu yaklaşımı üniversitemiz kamuoyu ve tüm eğitim ve bilim emekçilerinin takdirine sunuyoruz.
Asistan Kıyımına Son! Tüm Üniversite Çalışanlarına İşgüvencesi











