Eğitim Sen 6. Dönem 8. Başkanlar Kurulu 11 Mayıs 2007 tarihinde Eğitim Sen Genel Merkezinde toplandı. Üç gün sürecek olan Başkanlar Kurulunun açılış konuşmasını Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer gerçekleştirdi.
Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin Dinçer‘in 6. Dönem 8.Başkanlar Kurulu Toplantısı Konuşma Metni.
Son Başkanlar Kurulumuzdan bu yana yaşanan gelişmeler, dünyada ve Türkiye‘de yine yoğun gündemlerin yaşanmasına neden oldu. Uluslararası alanda yaşanan gerginlikler, Ortadoğu‘daki kaos ortamının sürmesi, birbiri ardına patlayan bombalar, suikastler ve cinayetler yanında, son olarak 22 Temmuzda genel seçim kararı alınması bizleri yine sıcak günlerin beklediğini gösteriyor.
Ülkemizde siyaset uzun zamandır gerilimler üzerinden yürütülmektedir. Bu gerilimlerin toplumsal alana yansıması ise sokaklarda gerçekleşen linç girişimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplum iç ve dış düşman paranoyası etrafında büyük bir korkunun içerisine çekilmiştir. Bu sürecin sonucu olarak önce Hrant Dink katledildi. Ardından da geçtiğimiz haftalarda Malatya‘da dehşet verici bir katliam gerçekleşti. Irkçı milliyetçi saldırganlık halkların bir arada yaşama zeminini ortadan kaldırırken, toplum etnik-kültürel bir parçalanmaya doğru sürüklemektedir. Toplumun bu tür bir kamplaşmanın içerisine çekilmesi, toplumsal sorunların demokratik çözüm yollarının önünün kapatılarak demokrasi dışı çözümlerin öne çıkarılmasının bir sonucudur. Toplumun siyasi gerilimler üzerinden kutuplaştırılmasının karşısında, bizler kürt sorununda barışçıl, demokratik çözümden ve halkların kardeşçe bir arada yaşamasından yana tavır alarak karşı durduk. Laik-antilaik saflaşmasında da duruş zeminimizi özgürlükçü laiklik anlayışı temelinde geliştirdik.
Ne Şeriat Ne Darbe Demokratik Türkiye
Cumhurbaşkanlığı seçimleri bir rejim krizine dönüşürken, bu süreçte en büyük yarayı yine demokrasi aldı. Muhtıra ile noktalanan bu süreçte toplum bir yanında AKP‘nin gerici politikaları diğer yanda açıktan darbeye çağrı yapan bir anlayışın arasına sıkıştı.
Biz bu süreçte, AKP‘nin neo-liberal ve gerici politikaları karşısında olduğumuz gibi her tür anti-demokratik girişimin/müdahalenin de karşısında olduğumuzu, AKP‘ye karşı demokratik zeminlerde emekten ve demokrasiden yana düşünceler etrafında bir mücadelenin yürütülmesinin esas olduğunu savunduk. Cumhuriyet Mitinglerine ilişkin tartışmalara da böylesi bir düşünce temelinde yaklaşarak, mitingi örgütleyenlerin özleminin demokratik ve özgür bir Türkiye olmadığı gerekçesiyle bu mitinglere katılmayacağımızı ifade ettik.
Mitinglerin ardından doğrudan sendikamızı hedef alan çeşitli yazılar ve yayınlar da yapıldı. Eğitim Sen dört buçuk yıldır AKP‘nin politikalarına karşı mücadele yürütmektedir. Yaptığımız fiili ve meşru eylemler ile yürüttüğümüz hukuk mücadelesi ortadadır. Aynı şekilde Eğitim Sen‘in yıllardır demokrasi mücadelesindeki tavrı da aynı berraklıkta ortadadır, bu da tartışmaya açılamaz bir gerçektir. Mitingi örgütleyenlerin ortaya koydukları fikir, AKP karşısında daha özgürlükçü, demokratik ve emekten yana bir Türkiye değildir, esas sorgulanması gereken nokta burasıdır.
Eğitim Sen; sosyal, demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir Türkiye‘yi savunmaktadır. Eğitim Sen, devletin din alanını örgütlediği bir laikliğe değil devlet-din ayrımının tam olarak gerçekleştiği devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit uzaklıkta olduğu, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu olmadığı ve bütün yurttaşların dinlerini özgürce yaşayabildikleri özgürlükçü bir laiklik anlayışını savunmaktadır. Ve Eğitim Sen bütün bunlarla birlikte amasız-ikirciksiz sözde değil özde ve içtenlikle özgürlük ve insan hakları mücadelesi vermektedir.
Bu anlamda mitinglerde kürsüden orduyu göreve çağıranlardan, ordunun siyasete müdahalesinin karşısında durmayanlardan, muhtıra kötüdür ama diye sözle başlayanlardan kendimizi mutlak şekilde ayırıyoruz. Aynı şekilde mitinglere AKP‘nin gerici politikalarına duyduğu tepki nedeniyle katılan ve orda ‘Ne Şeriat Ne Darbe‘ sloganı atan insanlarla mitinglerde darbecilere çağrı yapanları ayırdığımızın bilinmesini istiyoruz.
Bugün Türkiye‘nin özgür ve demokratik geleceğini savunmak, AKP‘ye karşı olmak olduğu kadar darbeciliğe de karşı durmayı gerektirmektedir. Askerin siyaset üzerindeki vesayeti hiçbir şekilde kabul edilemez. Ancak onun kadar anti-demokratik seçim yasalarıyla aldığı yüzde yirmi beşlik oyla sağladığı meclis çoğunluğuna dayanarak, her istediğimi yaparım anlayışının da demokrasi ile bağdaşmadığı ortadadır. Biz, topluma dayatılan kırk satır mı kırk katır mı ikilemlerini reddediyoruz, her biri uluslar arası sermayenin programının uygulayıcısı olan bu anlayışlar karşısında emekten yana demokrasinin, barışın ve özgürlüklerin egemen olduğu Türkiye için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Eğitimin Sorunları
Eğitim alanı neo-liberal politikaların en önemli uygulama alanı olarak geçtiğimiz beş yıllık süreçte AKP eliyle gerçekleştirilen önemli müdahalelere maruz kaldı. Bunun son örneği de ek ders ücretlerinde yapılan yeni düzenleme ile eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarının ortadan kaldırılması oldu.
AKP‘nin uyguladığı politikalar karşısında geçtiğimiz aylarda Eğitim Sen olarak önemli bir sınav verdik. Önce 7-8 Nisan tarihlerinde tüm Türkiye‘de alanlara çıkarak ‘İnsanca Yaşam Demokratik Türkiye‘ diyerek, eğitim emekçilerinin yoksulluk sınırın altındaki yaşamlarına, eğitimdeki gerici-ırkçı kadrolaşmaya, eğitimin paralı hale getirilmesi uygulamalarına karşı çıktık. Ardından da ‘Ek Ders Ücretime Dokunma‘ sloganı ile okullarda yürüttüğümüz çalışmanın ardından 25 Nisan‘da sevk eylemi gerçekleştirdik. On binlerce öğretmen sevk alarak bu eyleme destek verirken, eğitim emekçileri geleceklerine ve haklarına sahip çıkacaklarını da bu eylemlerde ilan ettiler.
AKP eğitim sistemini yap boz tahtasına çevirmiş durumda. AKP‘nin karnesini şimdi bir kez daha öğrencilerin rapor alarak boşalttığı okullarda görmek mümkündür. Sınavlar etrafında düzenlenen eğitim sistemi, okulları işlevsiz hale getirerek, eğitimi test tekniğinden ibaret hale getirmiştir. Öğrencilerin bugünlerde rapor alarak okulları boşaltmaları bunun göstergesidir.
Eğitimin önemli sorunlarından bir tanesi de, sözleşmeli personel çalıştırılmasıdır. MEB, kadrolu istihdam yerine esnek istihdam yöntemleri ile binlerce eğitim emekçisini mağdur etmektedir. Son olarak yapılan bir düzenleme ile sözleşmeli olarak çalışan 3500 öğretmeninin Haziran‘da işlerine son verilecektir. Eğitim Sen, eğitimin bütün kademelerinde kadrolu istihdamı savunmaktadır. MEB, sözleşmeli öğretmenlerin bu mağduriyetinin ortadan kaldırmalı, öğretmen ihtiyacı oranında kadrolu atama yapmalıdır.
Ek Ders Ücretlerimizdeki Kesinti Kabul Edilemez
Geçtiğimiz aylarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, ders ve ek ders saatlerini düzenleyen mevzuata ilişkin ciddi değişikliler yapılmıştır.. Son birkaç ay içinde yapılan hukuksal değişiklikler, eğitim emekçilerinin yaşadıkları sorunları çözmek bir yana, onların daha fazla mağdur olmasına neden olmuştur. Yayınlanan ders ve ek derslere yönelik kararname ile öğretmenler herhangi bir nedenle okula gelemedikleri bir günde, örneğin mazeret izni aldıklarında, hasta sevki aldıklarında yada raporlu olduklarında o günkü ders saati sayısının tümü ve ona karşılık gelen hazırlık ücreti de eklenerek kesilecektir. Hangi amaçla yapıldığı bizce belli olan, ancak 600 bine yakın öğretmenin ders ve ek ders hakkını açıkça ellerinden alan bu uygulama ciddi bir haksızlık ve adaletsizlik yaratmıştır. Milli Eğitim Bakanı son yaptığı açıklama ile ek derslere ilişkin yeni bir düzenleme ile mağduriyetin giderileceğini belirtmiştir. Kuşkusuz bu açıklama mücadelemizin sonucudur. Ancak Eğitim Sen bunun takipçisi olmaya devam edecek, mağduriyet ortadan kalkana kadar mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.
Kadrolaşmaya Yönelik Büyük Adımlar
İktidar olduğu günden bugüne siyasal kadrolaşma alanında karşısına çıkan her fırsatı değerlendirmekte son derece başarılı olan AKP, bu başarısını kendi yandaşlarına yeni kadrolaşma fırsatları yaratmada da gösterdi. Son olarak 13 Nisan Cuma günü yayınlanan yönetici atama yönetmeliği, Milli Eğitim Bakanlığı‘nın konu kadrolaşma olunca ne kadar yaratıcı olduğunu göstermiştir. Bakanlık, yönetmeliğin 13 Nisan Cuma günü çıkmasından iki saat sonra yıldırım hızıyla bir genelge çıkararak 16 Nisan Pazartesi gününden itibaren okullarda bu uygulamayı başlatmıştır. Sendikamıza gelen bilgilere göre bu kadar kısa bir zaman diliminde AKP, tarihin en hızlı kadrolaşma operasyonunu gerçekleştirdiği için adını rekorlar kitabına yazdırmaya adaydır. Yangından mal kaçırır gibi yapılan bu uygulamanın hukuka, mantığa ve vicdana sığan hiçbir yanı yoktur.
Yönetmeliğin 13 Nisan Cuma günü yayınlanmasının ardından AKP, yandaşlarını Cumartesi ve Pazar günleri toplayarak okulları paylaştırmıştır. Bu toplantılarda yönetici atanması için istenen koşullardan birisi de AKP‘ye yakın sendikanın üyesi olmaktır. Bu durum göstermektedir ki, Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarında ortaya çıkan ortam fırsat bilinerek, on binlerce yönetici ataması bir oldu bittiye getirilmek istenmektedir. Bir duyuru yapma nezaketi bile göstermeyen Milli Eğitim Bakanlığı‘nın, asıl niyetin kadrolaşma olduğu ortaya çıkmıştır.
Hukuksal mücadele sonucu yönetmeliğin yürütmesi Danıştay tarafından durdurulmuştur. Yapılması geren bu yönetmeliğe dayanılarak yapılan atamalarının tümünün iptalidir. Bu konuda hukuksal ve örgütsel mücadelemiz sürecektir.
Eğitimde yaşanan sorunlar elbette bunlarla sınırlı değil. AKP 17 üniversite açılması yönündeki kararı ile eğitimin sorunlarına nasıl yaklaştığını bir kez daha ortaya koymuştur. AKP, akademik-idari-ekonomik hiçbir hazırlığa ve yeterliliğe sahip olmayan üniversitelerin açılmasını öngörmektedir. Üniversite bilimsel-akademik kurumlar olarak alışveriş merkezi açar gibi açılmaz, üniversitelerin kurulması hem akademik-bilimsel nitelik açısından önceden bir hazırlık gerektirirken aynı zamanda mezun olan gençlerin nasıl istihdam edileceği de göz önüne alınmalıdır. Bugün üniversiteler her yıl binlerce işsiz mezun etmektedir.
Son günlerde gündeme gelen bir diğer konu da (KEY) konut edindirme yardım kesintilerinin ödenmesidir. Bu bir seçim yatırımı olarak değil emekçilerin hakları olarak -gerçek hak edişleriyle (her yıl ki iç borçlanma faiziyle birlikte)- hemen ve bir defada ödenmelidir. Kamu çalışanlarının Temmuz maaş artışlarına da enflasyon dikkate alınarak ek zam yapılmalı, emekçiler insanca yaşam koşullarına ulaştırılması dikkate alınmalıdır.
Gericiliğe-Irkçılığa-Yoksulluğa Teslim Olmayacağız
Eşit, Özgür, Demokratik, Laik Türkiye‘yi Yaratma Mücadelemiz Sürecektir
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye laik-antilaik ikilemine sıkıştırıldığında, emekten, özgürlüklerden, demokrasiden ve laikten yana bir Cumhurbaşkanı‘ndan yana olduğumuzu ifade etmiştik. Bugün Türkiye‘nin ve emekçilerin ihtiyacı olan neo-liberalizme kararlılıkla karşı çıkan, ırkçı milliyetçilik ve gericilik karşısında tavır alan, emekten-demokrasiden ve özgürlüklerden yana bir sestir. Eğitim Sen‘in seçimlerdeki tavrı da bu değerlerin sahiplenilmesi/savunulması yönünde olacaktır..
Eğitim Sen, ırkçığa-gericiliğe ve siyasetin üzerindeki her tür vesayete karşı demokrasiyi savunmaya, emeğimiz ve haklarımız için mücadele etmeye devam edecektir.











