Sendikamız Yükseköğretim Bürosu tarafından düzenlenen “Dönüşen Üniversite Yükselen Mücadele” başlıklı uluslararası katılımlı konferans, 23 Şubat`ta Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü ATAUM Konferans Salonu`nda gerçekleştirildi.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Ünsal Yıldız, konuşmasına 19 Şubat`ta düzenlenen operasyonların, Konfederasyonumuz KESK`i ve Konfederasyonumuza bağlı sendikaları kriminalize etmek ve meşruiyetini zayıflatmak üzere düzenlendiğini dile getirerek başladı. AKP`nin yaratmak istediği düzene ve bu düzende, kamu emekçilerinin sendikası KESK`e yüklenen anlama da değinen Yıldız, yaratılmak istenen düzenin sendikası olmayacağımızın anlaşılabilmesi için KESK`in kuruluşuna, tüm baskı ve yasaklara rağmen dimdik ayakta duruşuna bakışması gerektiğini belirtti; düzenlenen konferansın da mücadelemizi bilimin, aklın yolundan ayırmadan sürdürdüğümüzün göstergesi olduğunu dile getirdi.
Yeni YÖK taslağı ile AKP`nin düzenine uygun bir üniversite yaratılmaya çalışıldığını belirten Yıldız, konferansın üniversite bileşenlerinin ortak aklını oluşturmak üzere önemli bir yerde durduğunu da ifade etti.

Prof. Dr. Beyza Üstün`ün oturum başkanlığında gerçekleşen ilk oturumda, Avrupa`da üniversitelerin dönüşümü ve mücadele deneyimleri üzerine konuşuldu. İngiltere`deki dönüşümü ve mücadeleyi anlatacak olan Prof. Dr. Ken Jones`un rahatsızlığı nedeniyle katılamadığı oturumda, Jones`un sunumunu sendikamız uluslararası ilişkiler uzmanı Açalya Temel okudu. İngiltere`nin neoliberalizmi benimsemesi ardından eğitimin de küresel rekabetin ihtiyaçlarına uygun olarak yeniden düzenlendiğinin ifade edildiği sunumda, üniversitelerin artık hükümet tarafından desteklenmediği; ancak hükümet bütçesinden faydalandığını belirtildi.

Geliştiren yükseköğretimin ekonomikleştirilmesi anlayışı çerçevesinde, üniversitelerin ürettikleri bilgiden daha değerli birer ticarethane olarak tanımlanmasının bağımsız üniversite fikrinden çok uzakta olduğuna değinilen sunumda, yeni üniversitenin becerikli işgücü yetiştirmeden başka bir amacının kalmadığına dikkat çekildi.

Konferansın ikinci konuşmacısı Dr. Panagiotis Sotiris, Yunanistan`daki yükseköğretim sisteminde yaşanan dönüşümü anlattı. Yükseköğretimin Yunanistan`da her zaman politikleşmiş bir alan olduğunu belirten Sotiris, anayasadan çıkarılan “Yükseköğretim yalnızca devletin sorumluluğundadır” ifadesinin özelleştirmenin şartı olduğunu belirterek, bu adımın ardından kitapların değiştirildiğini, öğrenci hareketinin örgütlenme ve eyleme geçme haklarına saldırıldığını, akademide hak gasplarının yaşandığını; iş dünyasının çıkarına uygun olarak yükseköğretimin yeniden şekillendirildiğini belirtti. Daha az hakkı olan ancak iş dünyasının gereği ‘becerikli` insan yaratmak isteyen hükümete ise üniversitelerde yükselen toplumsal basıncın yanıt verdiğini dile getiren Sotiris, 1990`lara kadar kamu binaları işgalini yalnızca öğrencilerin yaptığı bir işgal geleneği olduğunu; ancak tüm bu dönüşümün ardından artık kamu emekçilerinin de Bakanlık işgali gerçekleştirdiğini ifade etti.
Üniversite bileşenlerinin yeni mücadele yöntemlerinin de geliştiğine değinen Sotiris, “Artık savaş bitmedi. Yunanistan`daki üniversite hareketi bunun örneğini gösteriyor. Biz daha genel olarak halkın yükseköğretim hakkını savunuyoruz ve bunun metaya dönüşmemesini istiyoruz” dedi.

Üçüncü konuşmacı Maria Victoria Oliver Guasp ise İspanya`daki yükseköğretimdeki neoliberal dönüşümünün 1999`da Bologna Süreci`ne dahil olarak başladığını dile getirdi. 2011-2012 döneminde ise yeni uygulamalarla üniversite özerkliğine ilişkin iç değişiklik gerçekleştirildiğini belirten Guasp, bu değişiklikle daha az ekonomik kaynağı olan öğrencilerin üniversiteye gitmesinde ciddi sıkıntılar yaşandığına; bunun üzerine üniversite mücadelesinde ciddi bir artışın olduğuna değindi. Guasp, “Üniversitede gerçek bir değişiklik için harekete geçmeliyiz. Eğitim algısı, artık statik bir algı olmaktan çıktı. Yolumuz uzun; ama bu dönüşüme hep birlikte karşı koyarsak üniversitelerde daha eşitlikçi ve demokratik bir düzen yaratabiliriz” dedi.

Eğitim Sen Yükseköğretim Bürosu üyemiz Yrd. Doç. Dr. Meltem Kayıran`ın başkanlığında gerçekleşen “Yeni Olanı Kavramak: Türkiye`de Yükseköğretim Dönüşümü ve Mücadele Deneyimleri” başlıklı oturumun ilk konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. Özgür Müftüoğlu idi. Müftüoğlu sunumunda, sistemin kendisini bilim üzerinden temize çıkarmaya çalıştığını; bu nedenle mücadelenin sisteme karşı ve sınıfsal karakterinin olması gerektiğini dile getirdi. Bilgiyi toplum için sunulması gerektiğini savunanların üniversitenin durumunu toplumun dışında tartışamayacağını dile getiren Müftüoğlu, “Üniversite sorunlarını toplumsallaştırmalı; mücadeleyi bu toplumsallık üzerinden var etmeliyiz” dedi.

Oturumun ikinci konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. Deniz Yıldırım, yeni olanı kavramanın önemine değindi. Avrupa`daki yükseköğretim dönüşümü ile Türkiye`deki dönüşümün benzerliklerine dikkat çeken Yıldırım, Türkiye`deki dönüşüme karşı mücadelenin uluslararası mücadele ile birleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Yıldırım, her kriz döneminin üniversitenin ve eğitimin de yeniden yapılandırılma dönemi olduğunu belirterek eğitim yoluyla sınıf atlama arzularının karşılanmayacağı bir geleceğe doğru gittiğimizi ifade etti. Coğrafi, mekânsal, sınıfsal ayrılıkların çeşitlenmeye başladığı bir üniversiteden bahsedilmesi gerektiğini dile getiren Yıldırım, “Akademik olarak kendine hapsolmuş mücadeleden sıyrılmalı; üniversite bileşenlerinin ilişkilenme mekanizmalarını saptamamız gerek. Yükseköğretimdeki dönüşümü ise yeni üniversitelere bakarak görebiliriz. Yeni YÖK tasarısı önerisiyle, uygulanan modelin ilişkileri kurumsallaştırılıyor ve daha saldırgan hale getiriliyor. Bu nedenle, üniversitelerdeki dönüşümü rejim dönüşümünden ayrı değerlendirmeliyiz. Süreklileştirilmiş 1402, baskı ve denetim yöntemlerinin geliştirileceği, bilimi doğrudan özel çıkara endeksleyen YÖK`ün resterasyonu bu temeller üzerinden gerçekleşecek” dedi.

Yıldırım`ın ardından konuşmasını yapan ODTÜ Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Gökmen, ODTÜ direnişinin tüm üniversitelerden yükselmesi gereken mücadele olduğunu dile getirdi. Gökmen, direnişin en önemli yanının tüm üniversite bileşenlerinin birlikte karar aldığı ve kendi sözünü söylediği mücadeleyi geliştirmesi olduğunu söyledi.

İTÜ`lü asistanlardan Arş. Gör. Aykut Kılıç ise 50/d mücadelesinin güvencesizleştirilmeye karşı geliştirilen mücadelenin üniversite ayağı olduğunu belirtti. İstihdamda güvencesizleştirmeye karşı çıkışın anti-kapitalist mahiyetine vurgu yapan Kılıç, mücadelenin tüm üniversite bileşenleriyle ortaklaştırılması gerektiğini de belirtti.













