Marmara Üniversitesi`nin 4-5 Haziran iş bırakma eylemine katılan 8 Eğitim Sen`li araştırma görevlisine açtığı soruşturma sonucunda aldığı 24 ay kademe durdurma cezası kararına karşı #direnmarmara eylemi yapıldı.
Bugün, Ethem Sarısülük`ü başından vurarak öldüren katille aynı cezayı alan 8 Eğitim Sen`li araştırma görevlisine destek ve sendikal haklar, demokratik üniversite, ifade özgürlüğü için Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Nişantaşı Kampüsü önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklama öncesinde, sendikamızın Marmara Üniversitesi Rektörü Zafer Gül ve İletişim Fakültesi Dekanı Yusuf Devran ile görüşme talebine istinaden İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Şevki Işıklı ile görüşme yapıldı. Yükseköğretim Bürosu üyelerimizin yaptığı görüşmede, taleplerimiz Dekan Yardımcısı`na iletildi.
Görüşmenin ardından yapılan #direnmarmara eylemine, Sendikamız Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız, Merkez Örgütlenme Sekreterimiz Mustafa Ecevit, KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul, KESK Eğitim ve Örgütlenme Sekreteri Akman Şimşek, DİSK, TMMOB, TTB temsilcileri, CHP İstanbul milletvekilleri Şafak Pavey ve Aykut Erdoğdu, HDP İstanbul Milletvekilleri Levent Tüzel ve Sırrı Süreyya Önder ve üniversite bileşenleri katıldı. Eylemde Genel Başkanımız Ünsal Yıldız üniversitenin haksız ve hukuksuz kararına ilişkin bir açıklama yaptı. Yıldız`ın açıklamasının ardından Eğitim Sen İstanbul 6 No`lu Üniversiteler Şubesi Başkanı İsmet Akça, şube adına yaptığı basın açıklamasında, “muktedirlerin asıl saldırısı sadece 8 üyemize değil; eşitlikten, özgürlükten, adil ve demokratik bir yaşamdan yana tavır koyan herkese karşıdır! Dolayısıyla üye ve yöneticilerimizi, disiplin soruşturmalarıyla ve işsiz bırakmayla tehdit edenler, farklı düşünen bütün üniversite emekçilerine gözdağı vermek istemekte, üniversitenin varlık nedenini ortadan kaldırmayı hedeflemektedir” dedi.
Açıklama metninin tamamı:
Bugün, Gezi direnişi döneminde, 4-5 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiğimiz greve katıldıkları gerekçesiyle İletişim Fakültesi`nde 11 arkadaşımız hakkında açılan soruşturma neticesinde, 8 araştırma görevlisi arkadaşımıza verilen disiplin cezasını kabul etmediğimizi ifade etmek için buradayız!
Buradayız, çünkü
· Üniversitelerin varlık nedenini ortadan kaldıran, 12 Eylül cuntacılarının ideolojisinin ürünü olan 1982 tarihli disiplin yönetmeliğini ve sözde değişikliklerini kabul etmiyoruz!
· Üyelerimize verilen iki yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, Ethem Sarısülük`ün katiline de verilerek muktedirlerin yanında saf tutmayanlara duyulan kin ve nefret apaçık ortaya koyulduğu, Gezi Direnişinin yarattığı mirasa bir kez daha saldırıldığı için buradayız!
· “Alo Fatih” ifadesini emir addedip, toplumun yalansız, dolansız bilgi edinme hakkını gasp edecek gazeteciler yetişmesin, yükseköğretim niteliksizleştirilmesin diye buradayız!
· Aynaya baktıklarında “büyük usta”, topluma baktıklarında ise kendilerini “sultan” gibi görenlere karşı; üniversiteyi, demokrasiyi, temel hak ve özgürlüklerimizi savunmak için buradayız!
Aslında bugünün geleceği, dünden belliydi! Marmara Üniversitesi Rektörü Zafer Gül, görevinin başına gelir gelmez, üniversiteyi kendisinden farklı düşünenlerden arındıracağını, kendi sözleriyle “ideolojik saplantılılardan temizleyeceğini” hemen ilan etmişti! O günden bugüne Marmara Üniversitesi yönetimi,
· Kampüskart uygulamasıyla “banka kartına sahip olmayı” üniversiteye girişin koşulu haline getirerek;
· Keyfi olarak araştırma görevlilerinin, özellikle Eğitim-Sen üyelerinin görev sürelerini 6 aylığına yenileyip işsizlikle tehdit ederek,
· Göztepe kampüsünü “öğrenci avlama sahası” haline getiren eli satırlı güruha sessiz kalmak yoluyla destek vererek,
· Kadrolaşmayı temel istihdam politikası haline getirerek;
· Ve tüm bunlara en küçük direnci gösterenleri soruşturmalarla cezalandırarak
Marmara Üniversitesi`ni, üniversite olma vasfını hızla yitiren bir kuruma dönüştürmüştür!
Bu dönüşümün ardında, kendisi gibi düşünmeyen ve haklarını arayanları üniversitede barındırmamaya ant içenlerin var olduğuna şüphe yoktur! Kibir ve zulümle bezenmiş bir iktidarın, gölgesinden dahi korktuğu bugünlerde baskı ve sindirme politikaları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmektedir.
En azından on yılı aşkın süredir yapılmayan hizmet içi eğitimi, bugün gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasıyla aynı güne koyan Rektörlük, üyelerimizin yan yana gelmesinden dahi korku duymaktadır.
Biliyoruz ki muktedirlerin asıl saldırısı sadece 8 üyemize değil; eşitlikten, özgürlükten, adil ve demokratik bir yaşamdan yana tavır koyan herkese karşıdır! Dolayısıyla üye ve yöneticilerimizi, disiplin soruşturmalarıyla ve işsiz bırakmayla tehdit edenler, farklı düşünen bütün üniversite emekçilerine gözdağı vermek istemekte, üniversitenin varlık nedenini ortadan kaldırmayı hedeflemektedir.
· Fişleme, mobbing, etnik-siyasi ayrımcılık gibi konularla sık sık gündeme gelen,
· Ekşisözlük‘te kendisini eleştiren öğrenciyi tespit ettirip, 6 ay okuldan uzaklaştırma cezası veren,
· Dekanlığın uygulamalarını eleştiren öğretim üyelerine açıkça fiziksel şiddet uygulayan, bir doçenti kendi işyerinde korumayla dolaşmak zorunda bırakan,
· Bir tutuklu öğrencinin selam gönderdiği öğretim görevlisi hakkında tutanak tutan,
· Yüksek Lisans ve doktora mülakatlarında jüri üyelerine “anahtar liste” vererek daha önce fişlediği solcu ve bilhassa Kürt öğrencilerin alınmasını engelleyen,
· Öğretim görevlisi odalarını boşaltıp sivil polis odası yapan,
· Fakültede yaşananlar hakkında haber yapan gazetecileri sosyal medyadan provokatörlükle, işbirlikçilikle suçlayan,
· Fakültenin eski dekanı, değerli bilim insanı Prof. Dr. Ünsal Oskay‘ı anma toplantısına izin vermeyen
Yusuf Devran gibi bir dekanın yönettiği fakültede özgür bilim ve özgür düşünce var olabilir mi?
Sendikal hak ve özgürlüklere, ifade özgürlüğüne ve akademik özgürlüklere yönelen bir saldırının hedef tahtasında, özgür bilim ve eleştirel düşünce ile toplumsal sorumluluk taşıyan, eleştiren, özgür bireylerin yetiştirilmesi ilkesi bulunduğuna şüphe yoktur!
Grev hakkımızdan, uluslararası hukuktan, anayasadan bihaber olan ve “ben yaptım oldu” diyerek attıkları her adımı meşru görenler bilmelidir ki, bugüne kadar bu tarz baskıcı uygulamalara karşı asla boyun eğmedik ve eğmeyeceğiz! Üniversitenin yasakların, baskı ve ceza pratiklerinin değil; eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin cisimleşmiş mekânları olması gerektiğine olan inancımızla;
· Üyelerimize verilen cezaların iptal edilmesini,
· Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı ve ifade özgürlüğü çerçevesindeki fiiller nedeniyle açılmış olan soruşturmaların geri çekilmesini,
· Hali hazırdaki akademik ve idari personelin anayasal, demokratik ve sendikal haklarını kullanmalarını engellemekten vazgeçilmesini,
· Üniversite bileşenlerinin yaşam hakkını tehdit edenlerin korunup kollanmasından vazgeçilmesini
talep ediyoruz!
Sendikamızın mücadele kararlığını sınamaya kalkanları ise uyarıyoruz! Bizleri yoksullaştıran, yoksunlaştıran, haklarımızı ve güvencelerimizi birer birer tırpanlayan, dilimize ve kültürümüze kelepçe vuran, kendilerine muhalif her sese polisle, yargıyla karşılık verenler bilmelidir ki, bugün Marmara Üniversitesi, yarın tüm üniversiteler birer direniş mekânları olarak iktidarınızın karşısına dikilecektir!
DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!












