657 sayılı Devlet Memurları Kanununun İkamet Mecburiyetini düzenleyen Ek 20 nci maddesinin son fıkrasında; ” Devlet memurları, ikamet ettikleri il hudutlarını tatillerde ancak yetkili amirin izniyle terk edebilirler” denilmektedir.
657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde ise; İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terk eden memurların Aylıktan kesme cezası ile cezalandırılacağı, bu cezanın da memurun, brüt aylığından 1/30-1/8 arasında kesinti yapılmak suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
Tatillerden de ne anlaşılması gerektiği Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilmiştir. Bu Kanuna göre, ulusal, resmi ve dini tatil günleri, hafta sonu tatilleri bu kapsama girmektedir.
Bunların dışında Devlet memurlarına tanınan yıllık izin, ölüm izni, mazeret izni, doğum zini, aylıksız izin, hastalık izni, silah altına alınmada aylıksız izin ve öğrenim izni, tatil kapsamına girmemektedir. Yani bu tür izinlerde il dışına çıkışta izin alma zorunluluğu bulunmamaktadır. Uygulamada memurların yıllık izne çıkarken iznini geçireceği yeri, kendisine ulaşılabilecek telefon vb. hususları belirtmeleri istenmektedir. Bu durum yıllık izin kullanan devlet memurlarının ihtiyaç anında ve acil durumlarda kurumlarca geri çağrılabilmelerini sağlamak için kullanılan bir yoldur.
Sonuç olarak devlet memurlarının tatillerde (Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen, ulusal, resmi ve dini tatil günleri, hafta sonu tatilleri) ikamet ettikleri il hudutlarını ancak yetkili amirin izniyle terk etmesi mümkündür. Aksi takdirde cezai yaptırımla karşılaşmaları söz konusudur. Ancak, 657 Sayılı Kanun kapsamında memurlara tanınan izinlerde (yıllık izin, ölüm izni, mazeret izni, doğum izni, aylıksız izin, hastalık izni, silah altına alınmada aylıksız izin ve öğrenim izni ) ikamet ettikleri il hudutlarını terk edebilmek için yetkili amirin iznine gerek yoktur.
Her ne kadar “Memurların Hastalık Raporlarını Verecek Hekim ve Sağlık Kurulları Hakkında Yönetmelik”de , memurların hastalık izinlerini görev yaptıkları il dışında geçirmeleri için amirin onay şartı konulmuşsa da, bu şart 657 sayılı Yasaya aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan fıkrada açıkça il hudutlarından bahsedildiği için, aynı il dahilinde bir ilçeden diğer bir ilçeye veya il merkezinden ilçe merkezine veya köylere ya da köyler arasında seyahatlerde izin alınması, hatta bilgi verilmesi gerekmemektedir.
Bu genel açıklamanın dışında; sendikal faaliyetler nedeniyle il dışına çıkışlarda da, eğer bu çıkış yukarıda bahsedilen izin (yıllık izin, ölüm izni, mazeret izni, doğum izni, aylıksız izin, hastalık izni, silah altına alınmada aylıksız izin ve öğrenim izni ) dönemlerine denk gelmiyorsa, yani tatil (Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen, ulusal, resmi ve dini tatil günleri, hafta sonu tatilleri) günlerine denk geliyorsa yine yukarıda bahsedilen hükümler uyarınca amirden izin almak zorunluluğu bulunmaktadır. Bir başka deyişle bu durum da aynı genel hükümlere girmektedir ve yukarıdaki açıklamalar aynen geçerlidir.
Her ne kadar 2003/37 sayılı Başbakanlık Genelgesinin 2. bendinin son paragrafında;
“….sendika ve konfederasyon yöneticileri ile aylıksız izinli sayılan şube yöneticilerinin il dışına çıkışlarında izin almalarına gerek bulunmadığından bu amaçla il dışına çıkacak olan sendika ve konfederasyon yöneticileri hakkında disiplin soruşturması yapılmayacak, aylıksız izinli sayılmayan şube yöneticileri ve işyeri temsilcilerinin sendikal faaliyetler amacıyla il dışına çıkışlarında ise gerekli kolaylık sağlanacaktır.” Denilmekte ise de, bu Genelge ile sadece sendika ve konfederasyon yöneticilerinin il dışına çıkışta izin alma zorunluluğu kaldırılmış, şube yöneticilerinin ve işyeri temsilcilerinin izin alma zorunluluğu korunmuş, sadece amirlere gerekli kolaylıkları sağlamak yükümlülüğü getirilmiştir.
Ancak hemen belirtmek gerekir ki, Başbakanlık Genelgesi ile yumuşatılmaya çalışılsa da, izin alma zorunluluğu bazı amirler tarafından sendikal faaliyeti engelleyici amaçla kullanılmaktadır.
Bilindiği üzere çalışanların sendikal faaliyette bulunma hakları “Temel Hak ve Özgürlükler” kapsamı içinde olup,151 sayılı ILO Sözleşmesi ile “Kamu görevlilerine sağlanacak kolaylıklar bölümünde;
“Kamu görevlilerinin örgütlerinin temsilcilerine çalışma saatleri içinde veya dışında görevlerini etkin bir biçimde yerine getirmelerine olanak verecek şekilde kolaylıklar sağlanacaktır” düzenlemesi getirilmiş, yine 87 sayılı ILO Sözleşmesinin 23.maddesinin 2. bendinde kamu makamlarının sendikal faaliyeti engelleyici her türlü müdahaleden kaçınması gerektiği belirtilerek 10. ve 11. maddelerinde örgütün çıkarlarına hizmet etmeyi amaçladığı, bu amacın gerçekleşmesi için de üye devletlerin örgütlenme hakkının serbestçe kullanılmasını sağlamak amacıyla gerekli ve uygun olan bütün önlemleri almakla yükümlü olduğu ifade edilmiştir.
Anayasa‘nın 90/5 maddesi gereği “usulüne uygun yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasa‘ ya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesi‘ne başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır.” ” Anayasa‘nın anılan bu hükmü gereği ülkemiz tarafından onaylanan uluslararası sözleşmeler iç hukuk açısından tüm idareleri ve mahkemeleri bağlayıcı özellik taşımaktadır. Bunun aksi şekilde hareket etmek Anayasa‘ ya aykırılık teşkil eder.
Kısacası ILO Sözleşmeleri ve 4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu gereğince, sendikal faaliyet nedeniyle il dışına çıkılması izne bağlı tutulmamalı ve disiplin cezasına konu edilmemelidir.
Sendikal faaliyet nedeniyle izinsiz olarak il dışına çıktığı için disiplin cezası alan memurların cezaları İdare Mahkemeleri tarafından iptal edilmektedir.
Danıştay 8. Dairesinin 1997/4984 E. Ve 09.04.1999 tarihli 1999/1937 sayılı kararında da aynen şu ifadelere yer verilmiştir: ” Davacının, 10.06.1995 gününde bağlı olduğu sendikanın , memurların ekonomik ve sosyal haklarında iyileştirme sağlamak amacı ile ülke genelinde yapılan etkinliğe katılmak için aldığı karar doğrultusunda il sınırını terk ettiği anlaşılmaktadır. Yasa ile göreve gelmemenin cezalandırılmasındaki amaç , memurun görevine nedensiz ve keyfi olarak gelmemesi, hizmetin bu şekilde aksatılması gibi durumların önlenmesidir. Ülkemizde memurların içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sıkıntıların bir ölçüde kamuoyuna duyurulması ve desteğinin sağlanması amacıyla , sendikalarının kararı doğrultusunda etkinlik göstermelerini doğal ve hoşgörü ile karşılamak gerekir.
Davacının durumunun bu açıdan değerlendirilmesi ve il sınırlarının dışına çıkmasının sebepsiz ve özürsüz olduğunun düşünülmesi hak ve adaletle bağdaşmamaktadır.” Denilmektedir.
Bu konuda sendikamız tarafından açılan ve lehe sonuçlanan pek çok dava olmuştur.
Sonuç itibariyle, her ne kadar uluslar arası sözleşmeler, üst normlar ve yargı, sendikal faaliyete katılmak için izinsiz il dışına çıkmanın sendikal faaliyet kapsamında tutularak disiplin cezasına konu edilmemesi gerektiğini söylese de, 657 sayılı Yasadaki düzenleme mevcudiyetini koruduğu için, sendikal faaliyete katılmak için tatillerde (Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda belirtilen, ulusal, resmi ve dini tatil günleri, hafta sonu tatilleri) il dışına çıkma zorunluluğu hasıl olduğunda, şube yöneticileri, il temsilcileri ve üyelerin amirlerine izin için bildirimde bulunmaları, amirlerin Başbakanlık Genelgesine aykırı olarak keyfi biçimde zorluk çıkarmaları, izin vermemeleri halinde ise, amirler hakkında şikayette bulunmaları, buna rağmen disiplin cezası almaları halinde de yargıya başvurmaları ve sendika aracılığı ile ILO‘ya şikayette bulunmalarını öneririz.










