Danıştay, Kamu Görevlilerine Sendikaları ve Üst Kuruluşlarının Üyelerini Temsilen Dava Açma ve Bu Nedenle Açılan Davalarda Taraf Olma Hakkının Bulunmadığına Karar Verdi

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının üyeleri hakkında tesis edilen bireysel işlemlere karşı üyelerini temsilen dava açma ve bu nedenle açılan davalarda taraf olma hakkının bulunduğuna karar verdi.

18.06.2006 günlü ve 26202 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan Kurul kararında, kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (sübjektif) işlemlere karşı dava açıp açamayacakları konusunda, Danıştay İkinci ve Beşinci daireleri ile Onbirinci ve Onikinci dairelerinin verdiği hükümler arasındaki aykırılık giderildi.

Kurul kararında, içtihat aykırılığının, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 19. maddesinin (f) fıkrasında yer alan sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetlerine ilişkin, “Üyelerin idare ile doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecede yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak“ kuralının yorumu ve uygulanması aşamasında ortaya çıktığı belirtildi. Kararda, kamu görevlileri sendikalarına, üyelerinin haklarını korumak amacıyla tanınmış olan “dava açma hakkının kullanımında sınırlamaya gidilmesinin“, Anayasanın hak arama hürriyetine ilişkin 36. maddesi kuralına uygun düşmeyeceği gibi, Uluslararası Çalışma Örgütünün  51 sayılı sözleşmesinin 1. ve 3. maddelerine de aykırılık oluşturacağı vurgulandı.

İçtihadın, Danıştay Beşinci ve İkinci daire kararları doğrultusunda birleştirilmesine salt çoğunlukla verilen kararda, “4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 19. maddesinin (f) bendi uyarınca kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının üyeleri hakkında tesis edilen bireysel işlemlere karşı üyelerini temsilen dava açma ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak hakkı bulunmaktadır“ denildi.

Üyelerinin adına bireysel işlemler için  kamu görevlileri sendikalarının dava açabilmeleri önünde hiçbir engel kalmadı.

Sendikamız Hukuk Bürosu`nun kararlı, ısrarlı hukuk mücadelesi meyvesini verdi. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kamu görevlileri sendikalarının üyeleri adına bireysel işlemler için dava açabileceklerine karar verdi. Sendikamız  4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası`nın 19/f maddesi uyarınca atama,  disiplin, parasal haklar  vb. konularla ilgili üyeler hakkında tesis edilen bireysel işlemler için kamu görevlileri sendikalarının üyeleri adına dava açabilmeleri için 2003 yılından beri çalışmalarını sürdürüyordu. Bu doğrultuda Sendikamız avukatları sendika vekaletine üyenin dava açma isteğini gösterir yetki belgesini ve üyelik formunun fotokopisini ekleyerek üyeler adına yüzlerce dava açmıştır. Bu davalarda kimi idari mahkemeleri ehliyet yönünden davanın reddine karar vermiş,  bu kararlar temyiz edilerek dosyalar Danıştay Beşinci Dairesi`ne gitmiştir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu`nun kararına dayanak aldığı Danıştay Beşinci Daire`nin kararı bu çabaların sonucu ortaya çıkmıştır. Yine bazı yönetmelik maddelerinin ve genelgelerin iptali için Danıştay 2.Dairesi`ne üyesi adına birçok dava açmıştır. Bu davaların birinde yürütmeyi durdurma isteminin reddi üzerine itiraz yoluyla İdari Dava Daireleri Kurulu`na başvurulmuştur. Böylece İdari Dava Daireleri Kurulu Web sayfamızda yayınlandığı üzere birkaç karşı oya rağmen Sendikamızın üyesi adına açtığı davaya bakmakta bir sakınca görmemiştir. Bütün bunlar İçtihadı Birleştirme Kurulu kararının verilmesinde etkili olan çabalardır. Bu çabalar sonucu artık İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı ile kamu görevlileri sendikaları üyelerinin kamu görevleri statüsünden kaynaklanan hak, yükümlülük, görev ve sorumlulukları ile atama, nakil, disiplin ve personel hukukuna ilişkin bireysel işlemeler için üyeleri adına dava açabilecektir. Dava açmak için üyenin dava açma isteğini belirtir yetki belgesi ve üyelik formunun fotokopisi yeterli olacaktır.

 Yorum:

 Karar Özeti:

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulundan :

Esas No     : 2005/1

Karar No  : 2006/1

ÖZÜ : 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu`nun 19`uncu maddesinin (f) bendi uyarınca kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının, üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı dava açıp açamayacakları konusunda Danıştay Beşinci ve İkinci Dairelerince verilen kararlar ile Onbirinci ve Onikinci Dairelerince verilen kararlar arasındaki aykırılığın, sendikaların, üyeleri adına dava açabilecekleri yolundaki Beşinci ve İkinci Daire kararları doğrultusunda giderilmesi hakkında.

İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU KARARI

                4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu`nun 19`uncu maddesinin (f) bendi uyarınca kamu görevlileri sendikaları ve üst kuruluşlarının, üyeleri hakkında tesis edilen bireysel (subjektif) işlemlere karşı dava açıp açamayacakları konusunda Danıştay Beşinci ve İkinci Dairelerince verilen kararlar ile Onbirinci ve Onikinci Dairelerince verilen kararlar arasındaki aykırılığın içtihatların birleştirilmesi suretiyle giderilmesinin, Aydın Nogay`ı temsilen Yapı-Yol Sen (Yol, Yapı, Altyapı, Bayındırlık ve Tapu Kadastro Kamu Emekçileri Sendikası) vekili Av. Necmiye Başel ile Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası adına Genel Başkan İ. Fehmi Kütan vekili Av. Salih Ekizler tarafından istenilmesi üzerine Raportör Üyenin Raporu, konu ile ilgili kararlar, yasal düzenlemeler incelendikten ve Danıştay Başsavcısının düşüncesi dinlendikten sonra gereği görüşüldü.

                I- İÇTİHADIN BİRLEŞTİRİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR:

                1- Karayolları Genel Müdürlüğünde mühendis olarak görev yapan ve Yapı-Yol-Sen üyesi bulunan kamu görevlisinin, 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali, maddi kayıplarının tazmini istemiyle kendisini temsilen Yapı-Yol Sendikası avukatı tarafından açılan davada, İzmir 4. İdare Mahkemesince, 4688 sayılı Kanunun 19/f bendi uyarınca davacı Sendikanın ancak, ortak, ekonomik ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesiyle ilgili olarak idareler ile doğacak uyuşmazlıklarda üyelerini yargı organlarında temsil etme yetkileri bulunduğu, bu durumda Sendika üyesinin disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin olarak tesis edilen bireysel (subjektif) işleme karşı davacı Sendikanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar, Danıştay Onikinci Dairesinin 07/11/2003 günlü ve E:2003/1891, K:2003/3322 sayılı kararı ile onanmış, kararın düzeltilmesi istemi ise aynı Dairenin 10.06.2005 günlü ve E:2004/2315 K:2005/2447 sayılı kararı ile kabul edilerek, Sendika avukatının, üyelerin kişisel sorunları için ayrı bir vekaletname olmadan dava açması usule aykırı olduğundan, davanın, ehliyetli olan şahsın avukat olmakla birlikte vekalet verilmeyen bir avukat tarafından açıldığı kabul edilerek, 30 gün içinde aynı kişiye veya başka bir avukata vekalet verilmek suretiyle veya bizzat kendisi tarafından yenilenmek suretiyle açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken aksine verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.

                2- T.C.D.D. İşletmesi Genel Müdürlüğünde görev yapan kamu görevlisinin, 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali ve maaşından kesilen miktarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle kendisi adına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası avukatı tarafından açılan davada, Adana 2. İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline, davacının maaşından kesilen miktarın yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiş, bu karar Danıştay Onikinci Dairesinin 13.04.2005 günlü ve E:2005/1426, K:2005/1328 sayılı kararı ile Sendika avukatının, üyelerin kişisel davaları için ayrı bir vekaletname olmadan dava açması usule aykırı olduğu, davanın, ehliyetli olan şahsın avukat olmakla birlikte vekalet verilmeyen avukat tarafından açıldığı kabul edilerek 30 gün içinde aynı kişiye veya başka bir avukata vekalet verilmek suretiyle veya bizzat kendisi tarafından yenilenmek üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken aksine verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.

                3- Keşan Tarım İlçe Müdürlüğünde veteriner hekim olarak görev yapan kamu görevlisine fazla ödenen 149.400.000.-TL seyyar görev tazminatının istirdadına ilişkin işlem ile dayanağı olan Maliye Bakanlığı yazısı ekindeki 1/1 ve 2/1 sayılı çizelgeler ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Edirne İl Müdürlüğü`nün, “2001 yılı seyyar görev tazminatı vize cetvelleri” başlıklı çizelgesinin ve 60 gün üzerinden seyyar görev tazminatı ödeneceği yolundaki Keşan İlçe Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle, Sendika üyesi adına Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası avukatı tarafından açılan davada, Edirne İdare Mahkemesince, davacı Sendikanın iptali istenilen işlemlerle meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı Yasa`nın 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 05/06/2003 günlü ve E:2003/2114, K:2003/2766 sayılı kararı ile davacının, üyesi bulunduğu Sendika`ya verdiği dilekçe ile hukuki yardım talebinde bulunması üzerine, Sendika avukatı tarafından açılan davada, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş, davalı idarenin kararın düzeltilmesi istemi ise, aynı Dairenin 24/02/2004 günlü ve E:2003/6222, K:2004/640 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

                4- İzmit P.T.T. Merkez Müdürlüğü`nde Şef olarak görev yapan kamu görevlisinin, Kadıköy P.T.T. Merkez Müdürlüğü`nde geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle Bağımsız Haberleşme Basın Yayın Hizmet Kolu Kamu Görevlileri Sendikası avukatı tarafından açılan davada, Sakarya İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin doğrudan davacının şahsi menfaatini ilgilendirdiği, davanın bizzat menfaati ihlal edilen şahıs tarafından açılması gerektiği belirtilerek, dava açma ehliyeti bulunmayan Sendika tarafından açılan davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2003 günlü ve E:2002/3906, K:2003/985 sayılı kararı ile 4688 sayılı Yasa`nın 19`uncu maddesinin (f) fıkrasında yer alan hüküm gözönünde bulundurularak, dosya tekemmül ettirilip dava konusu uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş, davalı idarenin kararın düzeltilmesi istemi ise, aynı Dairenin 16/02/2005 günlü ve E:2004/581, K:2005/956 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

                5- T.C.D.D. 6. Merkez İşletme Müdürlüğü, Yenice Yol Kısım Şefi olarak görev yapan kamu görevlisinin bu görevinden alınarak, Akçakale Yol Kısım Şefliğine atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle sendika üyesi adına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası avukatı tarafından açılan davada, Gaziantep İdare Mahkemesince, dava konusu atama işleminin kamu görevlisi olan davacıyı ilgilendirdiği, üyesi olduğu sendikayı ilgilendirmediği, bu nedenle davacıyı temsilen sendika adına, sendika avukatı tarafından dava açılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 17/10/2003 günlü ve E:2003/161, K.2003/4187 sayılı kararı ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nın 4121 sayılı Kanun`la değişik 53`üncü maddesinin 3`üncü fıkrası ile 4688 sayılı Kanun`un 19`uncu maddesinin (f) bendi uyarınca hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda sendikaların üyeleri adına dava açabileceğinden, davanın ehliyet yönünden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçeyle bozulmuştur.

                6- T.C.D.D. Sivas Demirdağ Vagon Bakım Onarım Atölye Müdürlüğünde revizör olarak görev yapan kamu görevlisinin, başrevizörlük kadrosuna atanması isteminin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle sendika üyesi adına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası avukatı tarafından açılan davada, Sivas İdare Mahkemesince, dava konusu atama işleminin kamu görevlisi olan davacıyı ilgilendirdiği, üyesi olduğu sendikayı ilgilendirmediği, bu nedenle davacıyı temsilen sendika adına ve sendika avukatı tarafından dava açılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 9/11/2004 günlü ve E:2003/2448, K:2004/4308 sayılı kararı ile 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nın 4121 sayılı Kanunla değişik 53`üncü maddesinin 3`üncü fıkrası ile 4688 sayılı Kanun`un 19`uncu maddesinin (f) bendi uyarınca hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda sendikaların, üyeleri adına dava açabileceği, davanın ehliyet yönünden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

                ll- KONU İLE İLGİLİ DİĞER KARARLAR :

                Mustafa Kemal Üniversitesi, Veteriner Fakültesinde, teknisyen kadrosunda görev yapan ve Türk Eğitim Sendikası üyesi olan kamu görevlisinin, 2002 yılı sicilinin iptali istemiyle kendisini temsilen sendika vekili tarafından açılan davada, Adana 2. İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptali yolunda verilen karar, Danıştay Onikinci Dairesinin 25/5/2004 günlü ve E:2004/1695, K:2004/1854 sayılı kararı ile, Sendika avukatlarının sendika üyelerinin tümünü ilgilendiren konularda sendika adına dava açabileceği, üyelerinin kişisel davaları için ayrı bir vekaletname olmadan dava açmalarının usule aykırı olduğu, bu nedenle 2577 sayılı Yasa`nın 15/1-d bendi uyarınca dilekçenin reddi gerekirken davanın esas yönünden incelenmesinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle bozulmuş, kararın düzeltilmesi istemi ise, Danıştay İkinci Dairesinin 16/3/2005 günlü ve E:2004/7123, K:2005/1002 sayılı kararı ile kabul edilerek, sendika üyesi adına sendika vekili tarafından dava açılmasının mümkün olduğu gerekçesiyle mahkeme kararı onanmıştır.

                Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Kolu Sendikası tarafından, Sağlık Kurumları İşletmeciliği ve Sağlık İdaresi Yüksekokulları mezunu olup, sağlık memuru olarak görev yapan üyelerinin intibaklarının yapılması, özel hizmet tazminatı ile yan ödeme farklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine yönelik başvurularının reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 3. İdare Mahkemesince, sendikanın açtığı davada ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin 07/03/2005 günlü ve E:2002/5157, K:2005/958 sayılı kararı ile onanmıştır.

                Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğünde görev yapan ve Kültür ve Sanat Emekçileri Sendikası üyesi olan kamu görevlisinin, 527 sayılı KHK`nin 12`nci maddesi ile 657 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 16`ncı madde hükümlerinden yararlandırılması, puan esasına göre belirlenen sözleşme ücretinin 6388 sayılı Kanunun emekli keseneğine esas intibak unvanına göre 657 sayılı Kanunun ek geçici maddeleriyle getirilen malî hükümler çerçevesinde belirlenmesi isteminin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Sendika tarafından açılan davada, İstanbul 1. İdare Mahkemesince davanın esası incelenerek verilen karar, Danıştay Onbirinci Dairesinin 16/3/2005 günlü ve E:2004/5741, K:2005/1359 sayılı kararı ile, davanın, davacı veya davacı tarafından vekil tayin edilen avukat aracılığıyla açılması gerekirken, davacı adına Sendika tarafından dava açılmasında usul hükümlerine uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken işin esası incelenmek suretiyle karar verildiği gerekçesiyle bozulmuştur.

                III- DANIŞTAY BAŞSAVCISININ DÜŞÜNCESİ:

                4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun “sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19`uncu maddesinin (f) bendi uyarınca sendikaların üyeleri adına dava açıp açamayacakları konusunda Danıştay Beşinci ve Onikinci Dairelerince verilen kararlar arasında aykırılık bulunduğu ileri sürülerek bu aykırılığın içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesi istemini içeren ilgililerin başvuru dilekçeleri ve Danıştay Başkanının havalesi üzerine Başsavcılığımıza gönderilen dosya incelendi:

                İlgili kararlar:

                1-Danıştay Onikinci Dairesince verilen 7/11/2003 gün ve E:2003/1891, K:2003/3322 sayılı karar:

                Dava, davalı idarede mühendis olarak görev yapan ve Yapı-Yol-Sen üyesi bulunan şahsın 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali, maddi kayıplarının tazmini istemiyle kendisini temsilen Yapı-Yol-Sendikası avukatı tarafından açılmış, İzmir 4.İdare Mahkemesince, 4688 sayılı Kanunun 19/f bendi uyarınca davacı sendikanın ancak ortak ekonomik ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesiyle ilgili olarak idareler ile doğacak uyuşmazlıklarda üyelerini yarı organlarında temsil etme yetkileri bulunduğu, bu durumda sendika üyesinin disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin olarak tesis edilen birel (subjektif) işleme karşı davacı sendikanın dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar Danıştay Onikinci Dairesinin 7/11/2003 gün ve E:2003/1891, K:2003/3322 sayılı kararı ile onanmış, kararın düzeltilmesi istemi ise aynı Dairenin 10/6/2005 gün ve E:2004/2315 K:2005/2447 sayılı kararı ile kabul edilerek, sendika avukatının, üyelerin kişisel sorunları için ayrı bir vekaletname olmadan dava açması usule aykırı olduğundan, davanın, ehliyetli olan şahsın avukat olmakla birlikte vekalet vermediği avukat tarafından açıldığı kabul edilerek, 30 gün içinde aynı kişiye veya başka bir avukata vekalet verilmek suretiyle veya bizzat kendisi tarafından yenilenmek üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

                2- Danıştay Onikinci Dairesince verilen 13/4/2005 gün ve E.2005/1426, K:2005/1328 sayılı karar:

                Dava, TCDD işletmesinde görev yapan şahsın, 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali ve maaşından kesilen miktarın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle kendisi adına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası avukatı tarafından açılmış, Adana 2. İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline ve davacının maaşından kesilen miktarın yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiş ve bu karar Danıştay Onikinci Dairesinin 13/4/2005 gün ve E:2005/1426, K:2005/1328 sayılı kararı ile, sendika avukatının, üyelerin kişisel davaları için ayrı bir vekaletname olmadan dava açması usule aykırı olduğundan, davanın, ehliyetli olan şahsın avukat olmakla birlikte vekalet vermediği avukat tarafından açıldığı kabul edilerek, 30 gün içinde aynı kişiye veya başka bir avukata vekalet verilmek suretiyle veya bizzat kendisi tarafından yenilenmek üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

                3-Danıştay Beşinci Dairesince verilen 5/6/2003 gün ve E:2003/2114, K:2003/2766 sayılı karar:

                Dava, Keşan Tarım İlçe Müdürlüğünde veteriner hekim olarak görev yapan şahısdan sehven fazla ödenen 149.000.000 TL.-seyyar görev tazminatının istirdadına ilişkin işlem ile dayanağı olan Maliye Bakanlığı yazısı ekindeki 1/1 ve 1/2 sayılı çizelgeler ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Edirne İl Müdürlüğünün “2001 yılı seyyar görev tazminatı vize cetvelleri” başlıklı çizelgesinin ve 60 gün üzerinden seyyar görev tazminatı ödeneceği yolundaki Keşan İlçe Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle, sendika üyesi adına Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası avukatı tarafından açılmış, Edirne İdare Mahkemesince, davada, davacı Sendikanın iptali istenilen işlemlerle meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin ihlal edilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, 2577 sayılı Yasa`nın 15/1-b maddesi uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar Danıştay Beşinci Dairesinin 5/6/2003 gün ve E:2003/2114, K:2003/2766 sayılı kararı ile, davacının üyesi bulunduğu Sendika`ya verdiği dilekçe ile hukuki yardım talebinde bulunması üzerine, Sendika Avukatı tarafından açılan davada, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş, davalı idarenin karar düzeltilmesi istemi ise, Danıştay Beşinci Dairesinin 24/2/2004 gün ve E:2003/6222, K:2004/640 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

                4-Danıştay Beşinci Dairesince verilen 25/3/2003 gün ve E:2002/3906, K:2003/985 sayılı karar:

                Dava, İzmit PTT Merkez Müdürlüğünde şef olarak görev yapan şahsın, Kadıköy PTT Merkez Müdürlüğünde geçici olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle Bağımsız Haberleşme Basın Yayın Hizmet Kolu Kamu Görevlileri Sendikası avukatı tarafından açılmış, Sakarya İdare Mahkemesince, söz konusu işlem doğrudan davacının şahsi menfaatini ilgilendirdiğinden, davanın bizzat menfaati ihlal edilen şahıs tarafından açılması gerekirken, dava açma ehliyeti bulunmayan Sendika`nın açmış olduğu davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca ehliyet yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar Danıştay Beşinci Dairesinin 25/3/2003 gün ve E:2002/3906, K:2003/985 sayılı kararı ile, 4688 sayılı Yasanın 19`uncu maddesinin (f) fıkrasında yer alan hüküm göz önünde bulundurularak, dosya tekemmül ettirilip dava konusu uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddinde hukuk isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuş, davalı idarenin kararın düzeltilmesi istemi ise, Danıştay Beşinci Dairesinin 16/2/2005 gün ve E:2004/581, K:2005/956 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

                5-Danıştay Beşinci Dairesince verilen 17/10/2003 gün ve E:2003/161, K:2003/4187 sayılı karar:

                Dava, sendika üyesi şahsın TCDD 6. Merkez İşletme Müdürlüğü Yenice Yol Kısım Şefliği görevinden alınarak, Akçakale Yol Kısım Şefliğine atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle sendika üyesi şahıs adına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası avukatı tarafından açılmış, Gaziantep İdare Mahkemesince, dava konusu atama işleminin kamu görevlisi olan davacıyı doğrudan etkilediği ve sadece kendisini ilgilendirdiği, sendikasını ilgilendirmediği, bu nedenle davacıyı temsilen sendika adına ve sendika avukatı tarafından dava açılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar Danıştay Beşinci Dairesinin 17/10/2003 gün ve E:2003/161, K:2003/4187 sayılı kararı ile, 2709 sayılı T.C. Anayasasının 4121 sayılı Kanunla değişik 53`üncü maddesinin 3`üncü fıkrası ile 4688 sayılı Kanunun 19`uncu maddesinin (f) bendi uyarınca hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda sendikaların üyeleri adına dava açabileceğinden, davanın ehliyet yönünden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

                6-Danıştay Beşinci Dairesince verilen 9/11/2004 gün ve E:2003/2448 K:2004/4308 sayılı karar:

                Dava, TCDD Sivas Demirdağ Vagon Bakım Onarım Atölye Müdürlüğünde revizör olarak görev yapan şahsın baş revizörlük kadrosuna atanması isteminin reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle sendika üyesi adına Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası avukatı tarafından açılmış, Sivas İdare Mahkemesince, davacıyı temsilen sendika adına ve sendika avukatı tarafından dava açılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar Danıştay Beşinci Dairesinin 9/11/2004 gün ve E:2003/2448, K:2004/4308 sayılı kararı ile 2709 sayılı T.C. Anayasasının 4121 sayılı Kanunla değişik 53`üncü maddesinin 3`üncü fıkrası ile 4688 sayılı Kanunun 19`uncu maddesinin (f) bendi uyarınca hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda sendikalar, üyeleri adına dava açabileceğinden, davanın ehliyet yönünden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur.

                Belirtilen bu davalarda davacıların sendika olması nedeniyle kararlar arasında aykırılık bulunduğundan bahisle içtihatların birleştirilmesi isteminde bulunulmuş olup, uyuşmazlığın özü sendika üyesi olan kamu görevlisi ile idare arasında doğacak ihtilaflarda 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19`uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak” hükmü uyarınca sendika avukatlarının, sendika adına dava açıp açamayacaklarına ilişkin bulunmaktadır.

                Sözü edilen kararlardan, Onikinci Dairenin E:2003/1891, K:2003/3322 sayılı kararı ile İdare Mahkemesinin ehliyet ret kararı onanmış iken kararın düzeltilmesi aşamasında, istem kabul edilerek 2577 sayılı Kanunun 15`inci maddesinin 1/d bendi uyarınca E:2004/2315, K:2005/2447 sayılı kararla dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmış, E:2005/1426, K:2005/1328 sayılı bozma kararı hakkında ise kararın düzeltilmesi isteminde bulunulmadığı; Beşinci Dairenin E:2003/2114, K:2003/2766 ve E:2002/3906,K:2003/985 sayılı kararlarının düzeltilmesi istemlerinin K:2004/640 ve K:2005/956 sayılı kararlarla reddedildiği, E:2003/161, K:2003/4187 ve E:2003/2448, K:2004/4308 sayılı kararlar hakkında karar düzeltme isteminde bulunulmadığı anlaşılmakla 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39`uncu maddesine göre içtihatların birleştirilmesi isteminin incelenmesine usul açısından bir engel görülmemiştir.

                Belirtilen kararların incelenmesinden, Danıştay`ın değişik dairelerince verilmiş birbirine aykırı kararların olduğu ve bu durumun aynı maddenin farklı yorumlanmasından kaynaklandığı ve dolayısıyla sözü edilen kararlar arasında açık bir içtihat aykırılığının oluştuğu anlaşılmaktadır.

                Şöyle ki, Beşinci Daire 4688 sayılı Kanunun 19`uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendine dayanarak, sendika avukatının sendika üyesi adına mevcut vekaletname ile idari dava açabileceğini kabul ederken, Onikinci Daire, davanın sendika üyesinin kişisel çıkarından kaynaklandığı için bizzat veya ayrıca tevkil edilecek bir avukat tarafından açılmak üzere dilekçenin reddi gerekeceği yolunda karar vermektedir.

                Aynı yasa kuralının Danıştay İkinci Dairesi ile Onbirinci Dairesince de farklı şekilde yorumlanarak uygulandığı görülmektedir. İkinci Daire bu konuda, Beşinci Daire gibi karar vermekte iken, (E:2004/7123, K:2005/1002) Onbirinci Daire bu şekilde açılan davaların ehliyet noktasından reddi yolunda karar vermektedir. (E:2002/5157,K:2005/958)

                Bu itibarla aynı hukuk kuralının değişik biçimde yorumlanarak uygulanmasından kaynaklandığı sonucuna varılan aykırılığın, uygulamada birlik ve eşitliği sağlamak bakımından, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 39`uncu maddesi uyarınca içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesi gerekli görülmüştür.

                İşin esasına gelince;

                İçtihatların birleştirilmesi yoluyla aralarındaki aykırılığın giderilmesi istenen daire kararlarının konusunu, sendika üyesi olan kamu görevlileri hakkında idarece tesis edilen disiplin cezası, seyyar görev tazminatı, geçici görevlendirme, bir başka kadroya atama isteminin reddi gibi işlemler teşkil etmektedir.

                Davacılar ile idare arasında belirtilen konulardan kaynaklanan ihtilaflarla ilgili davalar, sendikalar tarafından, üyeler adına sendika avukatlarınca açılmıştır.

                4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 1`inci maddesinde, bu kanunun amacının, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını belirlemek ve her hizmet kolunda yetkili kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı bulundukları konfederasyonlar ile Kamu İşveren Kurulu arasında yürütülecek toplu görüşmelere ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş; konumuzla ilgili 19`uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendinde, sendika ve konfederasyonların kuruluş amaçları doğrultusunda üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini ve mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil edeceği veya ettireceği, dava açacağı ve bu nedenle açılan davalarda taraf olacağı hükme bağlanmıştır.

                Her ne kadar, Kanunun 19`uncu maddesinde, sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetlerini, yukarıda değinilen 1`inci maddesindeki amaçlar doğrultusunda gerçekleştirebilecekleri yazılı bulunmakta ise de, birbirine aykırı kararların dayandığı kanun hükmüne hukuken kaynaklık yapan Anayasanın 53`üncü maddesine 4121 sayılı Kanunun 4`üncü maddesiyle eklenen hükmünde “…… sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilirler….” şeklinde genel bir ifade kullanılmış olması ve 19`uncu maddenin 2/f bendinde de sendikanın, üyelerini, onların mirasçılarını temsil ve dava açmak konusunda sahip olduğu yetkisini, üyelerin idare ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumlarında kullanabileceğini ayrı ayrı göstermiş bulunması; sendika üyesi olan kamu görevlilerinin içinde bulundukları statüden kaynaklanan menfaat, hak yükümlülük ve görevlerle ilgili olarak idarece tesis edilen işlemlerden doğacak olan ihtilaflar kamu görevlisinin nakli, (tahvili) sosyal ve mali hakları, disiplini, statüden çıkarılması gibi konuları içermekte olup, bu konularla ilgili idari tasarruflardan doğan ihtilafları sendika üyelerinin ortak çıkarlarıyla ilgili olanlar, olmayanlar (subjektif) şeklinde bir ayrıma gidilerek, ortak çıkarlarla ilgili olanlarda sendikanın, kamu görevlisi adına avukatları vekaletiyle dava açabileceği düşünülebilirse de, 19`uncu maddenin (f) bendinde hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda sözü edilen şekilde bir ayrıma gidilmeden sendikalara üyeleri adına dava açabilme hakkının tanınmış olması ve kanunun gerekçesinde de, sendikaların haklarını en geniş biçimde kullanmalarını özendirici düzenleme yapıldığının vurgulanmış olması karşısında, sendikaların üyeleri adına 4688 sayılı Kanunun 19`uncu maddesinin (f) bendine dayanarak dava açmaya yetkili olduklarının kabulünün, kanun koyucunun maksadına daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

                Açıklanan nedenlerle, yukarıda anılan kararlar arasında oluşan aykırılığın, içtihatların birleştirilmesi yoluyla bağlayıcı bir çözüme kavuşturularak giderilmesi ve içtihadın Danıştay Beşinci Dairesinin kararları doğrultusunda birleştirilmesi gerektiği düşünülmektedir.

                IV- KONU İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER:

                2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası`nın 4709 sayılı Kanunla değişik, “Sendika Kurma Hakkı“ başlıklı 51`inci maddesinin beşinci fıkrasında, “İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir.“ hükmü ile 53`üncü maddesine 4121 sayılı Kanunun 4`üncü maddesi ile eklenen üçüncü fıkrasında, “128`inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54`üncü madde hükümlerine tabi olmayan sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu görüşme yapabilirler…“ hükmü yer almıştır.

                Anayasa`nın yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca 12/7/2001 günlü ve 24460 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanan 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Adı geçen Kanunun, “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19`uncu maddesinde,

                “…Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler:

                (f) -Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak.” kuralına yer verilmiştir.

                Söz konusu maddenin gerekçesinde ise, 151 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi`nin 7`nci ve 8`inci maddeleri esas alınarak, sendikaların faaliyetlerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahip oldukları hükmü dikkate alınarak haklarını en geniş biçimde kullanmalarını özendirici düzenleme yapıldığı belirtilmiştir.

                V- KONUNUN İÇTİHADIN BİRLEŞTİRİLMESİNE GEREK OLUP OLMADIĞI YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:

                2575 sayılı Danıştay Kanunu`nun 39`uncu maddesinde, dava dairelerinin veya İdari ve Vergi Dava Daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü takdirde İçtihatları Birleştirme Kurulunun, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar vereceği kurala bağlanmıştır.

                Madde hükmüne göre, içtihadın birleştirilmesine karar verilebilmesi için öncelikle isteme konu kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunup bulunmadığının saptanması gerekmektedir. Kararlar arasındaki aykırılık veya uyuşmazlığın niteliğinin ne olduğu sözü edilen maddede açıklanmamış ise de, uygulamada, aynı veya benzer konuda açılıp farklı şekilde sonuçlandırılan yargı kararlarının varlığı halinde içtihat aykırılığından söz edilebilmektedir.

                Yukarıda belirtilen daire kararlarının, hukuki durumları aynı olmasına karşın aykırı kararlar verilmiş olduğundan, kanun hükmünün farklı yorumlanmasını önlemek, uygulamada yeknesaklığı ve kanun önünde eşitliği sağlamak üzere, kararlar arasındaki aykırılığın 2575 sayılı Danıştay Kanunu`nun 39`uncu maddesi uyarınca içtihatların birleştirilmesi yoluyla giderilmesine oybirliğiyle karar verilerek işin esasına geçildi.

                VI- KONUNUN ESASTAN İNCELENMESİ:

                Kişi hak ve özgürlüklerinin en temel öğelerinden birisini oluşturan çalışma hayatı ile ilgili hak ve ilkelerin belirlenmesi, örgütlenme özgürlüğünün sağlanması ve bu alanda evrensel standartların oluşturulması için pek çok bildirge ve tavsiye kararları yayımlanmış, uluslararası sözleşmeler imzalanmıştır. Demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olmanın en temel göstergelerinden birini, örgütlenme özgürlüğü oluşturmaktadır. Bu özgürlüğün çalışma hayatındaki karşılığı ise; çalışanların ve işverenlerin herhangi bir ayrım yapılmaksızın ve önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurma veya kurulu olanlara üye olma hakkına sahip olmalarıdır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu