Çocuk Emeği Sömürüsü ile Mücadele Çalıştayı 25 – 26 Mayıs’ta Diyarbakır’da Gerçekleştirildi

Sendikamız 25-26 Mayıs`ta Diyarbakır`da Çocuk Emeği Sömürüsü İle Mücadele Çalıştayı düzenledi. İki gün süren çalıştayda, çocuk emeğinin çok yönlü olarak tartışılması, sendikamızın konuyla ilgili politikalarına rehberlik edecek bir bilgi birikiminin oluşması ve eğitim emekçilerinin bu sorunla mücadelede rolünün tartışılması hedeflendi. Eğitim Enternasyonali ve ILO`nun desteği ile gerçekleştirilen çalıştayda Almanya GEW ve Hollanda AOb sendikaları temsilcileri de yer aldılar ve kendi ülkelerinde ve dünyada konuyla ilgili gerçekleştirilen kampanyalar ve mücadele yöntemleri hakkında bilgi vererek çalıştaya katkıda bulundular. 

Çalıştayın ilk gününün sabah oturumunda, ILO temsilcisi Nejat Kocabay, çocuk işçiliği ile ilgili uluslararası sözleşmeler ve dünyada çocuk işçiliği hakkında bir çerçeve sunuş gerçekleştirdi. Ardından söz alan Diyarbakır Barosu avukatlarından Gazal Bayram Koluman, Türkiye`de çocuk çalıştırmaya ilişkin yasal mevzuattan bahsetti ve çalıştayın gerçekleştiği bölgenin zorunlu göç, savaş gibi gerçekliklerinden hareketle bölgede çocuk emeği sömürüsünün zeminini yaratan özgün şartları açıkladı. 

Ulusal ve uluslararası mevzuatın ele alındığı ilk oturumun ardından ikinci oturumda, DİSK uzmanı Dr. Serkan Öngel, “Çocuk İşçiliğinde Güncel Eğilimler” başlıklı bir sunuş gerçekleştirdi. Çocuk emeği konusunda ILO ve Avrupa Birliği gibi örgütler tarafından yürütülen projelerin geçiciliğine değinen Öngel, bunların soruna kökten çözüm getirmediğini kaydetti. Çocuk işçiliğinin ev içi işçiliğe kaymakta olduğunu belirten Öngel, “çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri” olarak tanımlanan biçimlerdeki çalışmanın arttığını ifade ederek, 2006 yılından bu yana ücretsiz aile işçisi çocuk işçilerin, toplam çocuk işçiler içerisindeki oranının % 41`den % 46`ya, sayısının ise 362 binden 413 bine yükseldiğini, yine tarım sektöründe çalışan çocukların sayısının da 73 bin kişi artış göstererek 326 binden 399 bine ulaştığını vurguladı. 4+4+4, Torba Yasa, Ulusal İstihdam Stratejisi gibi unsurların çocuk emeği sömürüsüne imkân veren ögeler taşıdığını açıklayarak, sorunun yapısal bir sorun olduğunu ve yoksullukla sıkı bağları olduğunu ifade etti. Oturumun diğer konuşmacısı Tek Gıda İş sendikasından Cemal Doğrul, “Türkiye‘de çocuk emeği ve fındık hasadı” konulu bir sunum yaptı. Doğrul, sunumunda,   sektörde çok yüksek oranda çocuk emeği kullanımı devam etmekte olduğunu, özellikle mevsimlik işçiler arasında ücretlerin çok düşük ve çalışma koşullarının çok kötü olduğunu, aynı sektörde aynı işi yapan Kürt kökenli işçilerin yerli işçilere oranla çok daha az bir ücretle çalıştırıldıklarının gözlemlendiğini belirtti. 12-16 yaş arası çocukların hasat işine katılmalarının ortak bir uygulama haline geldiği ve İş Müfettişleri Kurulu`nca hiç bir denetleme yapılmadığını vurguladı. Doğrul, uluslararası gıda şirketlerinin de Türkiye`den aldıkları fındıklarla soruna ortak olduklarını; ancak Avrupa`da buna karşı tüketici boykot kampanyaları yapıldığını ifade etti.  Oturumun üçüncü konuşmacısı olan Başak Sanat Vakfı`ndan Şahhanım Kanat, çocuk işçiliğini ve yoksulluğu tetikleyen en temel nedenlerden birisinin göç olduğunu belirterek İstanbul`da zorunlu göçe uğramış aileler üzerinde vakıf olarak yaptıkları araştırma ve buradan çocuk işçiliği ile ilgili çıkan sonuçlar ve örnekler üzerine bir konuşma gerçekleştirdi. Göçle kente gelen kişilerin, daha önce büyük çoğunlukla tarım sektöründe çalıştıklarından dolayı, ebeveynlerin kent yaşamına uygun işlerde çalışacak niteliklerinin bulunmaması nedeni ile ailelerin yaşamlarını devam ettirebilmek, geçimlerini sağlamak amacıyla çocuklarını çalıştırmak zorunda kaldıklarını belirtti.

Çalıştayın ikinci gününün ilk oturumunda özellikle mevsimlik tarım işçisi aileler ve çocukları üzerinde duruldu. Bu oturumda söz alan Dr. Sidar Çınar, kayısı hasadı için Malatya`ya mevsimlik tarım göçüne katılan işçi aileler ve özellikle de kadınlar ve çocukların durumu hakkında doktora çalışmasından yola çıkarak bilgiler verdi. Sorunun içinde erkek egemen yapının nasıl üretildiğini açıklayan Çınar, mevsimlik tarım işçileri içindeki sosyal ilişkilerin bir çözümlemesini yaparken bu sosyal ilişkinin içinde çocukların ve çocuk emeğinin yerini anlattı. Aynı oturumda Kalkınma Atölyesi Kooperatifi`nden Ertan Karabıyık, “Mevsimlik Gezici ve Geçici Tarım İşlerinde Çalışan Çocuklar” başlıklı kapsamlı sunuşunda sorunun tarihçesine kısaca değindi, mevsimlik geçici/gezici tarım işçilerinin her tür sosyal güvenceden yoksun bırakıldıklarını vurguladı. Sunuşunda Türkiye`de bir mevsimlik tarım göçü haritası çıkartan Karabıyık, kayısı, şekerpancarı, narenciye, nohut, fındık, örtüaltı alçak tünel sebzeciliği gibi birçok alanda bu tip çalışmanın geçerli olduğunu belirtti ve bu alanlarda alan kooperatiflerince gerçekleştirilen çalışmayı katılımcılara sundu. Son olarak söz alan Mezopotamya Mevsimlik Tarım İşçileri Derneği temsilcisi Ömer Baran, mevsimlik tarım işçileri olarak yaşadıkları sorunları ve taleplerini açıkladı.

Çalıştayın son oturumunda çocuk emeği sömürüsü ile mücadelede eğitimin ve eğitim emekçilerinin rolü tartışıldı. Hollanda AOb sendikasından Trudy Kerperien ve Almanya GEW sendikasından Manfred Brinkmann`ın söz aldığı oturumda, Eğitim Sen eski uzmanı Handan Çağlayan Eğitim Sen`in mevsimlik tarım işçisi çocuklarla ilgili 2007`de gerçekleştirdiği araştırmadan çıkan sonuçlara ve eğitim emekçilerinin çocuk emeği sömürüsüyle mücadelede oynayabileceği role değindi. Eğitim Sen Ankara 2 No`lu şube üyesi Nedret Güzelordu ise çocuk emeği sömürüsünün sadece okul dışında değil, okul aracılığı ile de gerçekleşebileceğini ortaya koyan bir sunum yaptı. “Çocuk Emeği Sömürüsü Sürecinde Mesleki Eğitimin Rolü” başlıklı sunumunda, özellikle de son yıllarda mesleki eğitimin sermayenin ihtiyaçlarına göre formüle edildiğine ve mesleki eğitimin yoksul ailelerden gelen öğrencilerin dahil olduğu bir sömürü sistemine dönüştüğüne değindi. Özel meslek liselerinin açılması, stajyerlik uygulamasının bir sömürü mekanizmasına dönüşmesi, 4+4+4 ile meslek liselerinin teşvik edilmesi gibi kritik noktalara değinen Güzelordu, “Mesleki ve teknik eğitimi 12 yıllık eğitim içerisinde savunmanın çocuk işçiliği sömürüsüne ortak olmak” anlamına geldiğini vurguladı. 

Çalıştayda konuyla ilgili sürekli bir komisyonun kurulması, diğer sendikalarla işbirliği içinde mücadele, tüketici ve medya kampanyaları düzenlenmesi gibi çocuk emeği sömürüsünün engellenmesinde sendikamızın alabileceği tutumlar üzerine de tartışıldı. 

 

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu