Bugün, İTÜ ve ODTÜ’de Hayat Duruyor!

Bugün, iki üniversitede, İTÜ ve ODTÜ`de eş zamanlı olarak hayat duruyor.
 

İTÜ`lü araştırma görevlileri işten çıkarılmalarına karşı; ODTÜ`lü çalışanlar, öğrenciler ve mezunlar ise 18 Aralık`ta ODTÜ`de yaşanan polis saldırısını protesto etmek için bugün ders vermiyor, derslere girmiyor ve ODTÜ`ye sahip çıkıyorlar.  

 

İTÜ`lü Asistanlar bugün 10.00`da Maslak Yemekhane önünde buluştu, gün boyunca burada kurdukları serbest kürsü ile sorunlarını ve çözüm önerilerini tartışacaklar. 

Asistanların çağrı metni şöyle:

“YÖK`ün yükseköğrenim sürelerine ilişkin görüş yazısını sistematik bir asistan kıyımına dönüştüren İTÜ Rektörü Mehmet Karaca, geçtiğimiz günlerde öğrenci kulüpleriyle yapılan bir toplantıda direniş karavanımızı ima ederek ‘‘havalar soğudu, oraya çay göndereceğim“ demiştir. Onlarca araştırma görevlisinin ilişiğinin kesildiği bir dönemde Karaca`nın sarf ettiği sözler ciddiyetten son derece uzak ve yaralayıcı. Fakat şaşırtıcı değil. Araştırma görevlileriyle bir kere dahi görüşmeyen, öğrencilerle diyalog kurmaktan özellikle kaçınan, göreve geldiği günden bu yana tek başına aldığı kararlarla üniversiteyi işlemez hale getiren bir rektörün üniversitelerin geleceği olan araştırma görevlilerinin kararlı mücadelelerine dair söylediklerine hiç şaşırmadık.

Atandığında ‘‘bana 100 gün verin“ diyen Karaca`nın bu zaman zarfındaki uygulamalarını 4 Aralık Salı günü üniversite kamuoyuyla paylaşmıştık. 100 günün ardından İTÜ`deki manzara son derece iç karartıcıdır: Asistan kıyımı, idari personele sürgün, dekanlar ve bölümler üzerinde artan rektörlük baskısı, soruşturma tehditleri, yürütücüsü değiştirilen projeler, el konulan laboratuvar donanımları ve daha niceleri… Bütün bunlar İTÜ`nün 100 günü aşkın bir süredir ‘‘tek adam“ rejimiyle yönetilmesinin birer sonucudur. Ağustos ayında fakültelerde yaptığı toplantılarda ‘‘bütün radikal kararları üniversiteye danışarak alacağım“ diyen Rektör Karaca`nın uygulamaları, verdiği sözü çoktan unuttuğunu göstermektedir.

15 Aralık`ta işten çıkarılan 12 araştırma görevlisi arkadaşımızla birlikte İTÜ`de asistan kıyımı son sürat devam etmektedir. Şu ana kadar işten çıkarılan araştırma görevlisi sayısı 50`nin üzerindedir. Ayrıca Rektörlük tarafından açıklanan 33-a kadrosuna geçiş kriterleri 2013 sonu itibariyle mevcut araştırma görevlilerinin yüzde 80`inden fazlasını altı yıl cenderesine hapsedecek ve nihai olarak işsiz bırakacaktır. Sonuç olarak, üniversiteleri birer anonim şirkete dönüştürecek yeni YÖK yasası öncesinde İTÜ`deki prova başarıyla tamamlanacaktır.

Direnişimizi sonuna kadar kararlılıkla sürdüreceğimizi her fırsatta ifade ettik. Kararlılığımız sürüyor, öfkemiz büyük. Karaca`nın İTÜ`nün geleceğini karartmasına seyirci kalmayacağız. 15 Kasım`da İTÜ`yü ayağa kaldıran binlerce kişilik yürüyüşümüzde olduğu gibi bütün hocalarımızı, öğrencilerimizi ve idari personeli 20 Aralık`ta İTÜ`de hayatı durdurmaya çağırıyoruz! Rektörlüğe yapacağımız yürüyüşün ardından Dayanışma Meydanı`nda kuracağımız serbest kürsüde İTÜ`deki sorunları ve çözüm önerilerimizi tartışacağız.

KIYIMA, SÜRGÜNE, BASKIYA SON!

Direne direne kazanacağız!

İTÜ Asistan Dayanışması

 

ODTÜ`de ‘Grev` Var: Şiddet Varsa, Polis Varsa Ders Yok!

“Şiddet varsa Polis varsa DERS YOK!” diyen ODTÜ`lü çalışanlar, öğrenciler ve mezunlar ise saat 13.30`da U3`te buluşacak.

ODTÜ`nün çağrı metni ise şöyle:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 18 Aralık 2012‘de Göktürk-2 Uydusu‘nun uzaya gönderilmesi törenine katılmak amacıyla ODTÜ kampüsüne gelmiştir. Ancak ilginçtir ki Başbakan kampüse gelmeden 2.5 saat önce 3000 civarında polis ve 8 Toma aracı kampüse gelmiş ve hükümetin politikalarını ve üniversite öğrencileri üzerindeki baskılarını protesto etmek amacıyla toplanan öğrencilerimiz ve olayları sakinleştirmek amacıyla araya giren ODTÜ personeline gaz ve ses bombaları ile bizzat hedef alarak saldırmıştır. Bombalarla yapılan saldırılar sadece dersliklerin değil, öğretim üyelerinin çalışma ofislerini, personel ailelerinin yaşadığı lojmanları ve personel çocuklarının bulunduğu kreşi de etkilemiş ve eğitimi engellemiştir.

Özel olarak öğrencilerimize, genel olarak üniversitemize yapılan bu saldırılar, Başbakanın kampüsten ayrılmasından sonra da 3 saat boyunca sürdürülmüştür. Siyasileri protesto eylemlerinin temel insan hakkı olarak görülüp hoş karşılanması gerekirken, ülkemizde polisin orantısız güç kullanımı yaşam hakkını tehdit etmektedir. Bu durum ülkemizin anti-demokratik bir yapıda hızla ilerlediğinin bir göstergesidir. 

Hükümetin ve ona bağlı emniyet kuvvetlerinin, tam 7 saat süren şiddetini ve biri ağır onlarca öğrencimizin yaralanmasını, ODTÜ personelinin uyarılarına rağmen dersliklerin, laboratuvarların ve öğretim elemanlarının odalarının yer aldığı bölüm binalarına gaz ve ses bombalarıyla saldırılmasını kınıyoruz. Bu saldırıyı gerçekleştiren emniyet güçleri hakkında yasal işlem yapmak üzere ilgilileri göreve çağırıyoruz.

Ortadoğu Öğretim Elemanları Derneği 

Eğitim Sen Ankara Üniversiteler Şubesi

ODTÜ Mezunları Dernekleri Konseyi

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu