Bilindiği gibi Mili Eğitim Bakanlığı 2005/73 sayılı genelgeyle Anadolu liselerine hemen her branştan öğretmen ataması yapmıştı. Bu genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması için açılan davada Danıştay 2.Dairesi genelgenin tümünün yürütmesinin durdurulmasına karar vermişti. Bu karar üzerine bakanlığın yapması gereken genelgeyle atanan öğretmenlerin atamasına geri almak ve Danıştay kararında da belirtildiği üzere bu liselerin öğretmen ihtiyacını sınavla atanan öğretmenlerle karşılamaktı. Oysa genelgeyle atanan öğretmenlerin ataması geri alınmadı, sınav açılmakla yetinildi ve sınav sonucuna göre Anadolu liselerine öğretmen ataması yapılacağı belirtildi. Ancak bu bir oyundu. Çünkü genelgeyle atanan öğretmenlerle Anadolu liselerinin açık öğretmen kadrolarının büyük çoğunluğu zaten doldurulmuştu. Şimdi gerçekte atanabilecek sayıdan çok daha az öğretmen ataması yapılacaktır. Böylece yargı kararı ŞEKLEN uygulanmış olacak, hem de öğretmen kamuoyunun tepkileri giderilecektir. Bu aldatmacaya son vermek için sendikamız ilk baştan beri kararlı, tutarlı ve eğitimbilimin gerekleri ile kamusal yararları temel alan bir politika izlemiştir. Bu doğrultuda anılan genelgenin yürütmesi durdurulduğu halde genelgeyle atatan öğretmenlerin atamasını geri almayarak Danıştay kararını uygulamayan başta Bakan Hüseyin Çelik olmak üzere Müsteşar Necat Birinci ve Personel Genel Müdürü Remzi Kaya hakkında sendikamız suç duyurusunda bulunmuştur. Çabalarımız bununla da bitmemiştir. Genelgeyle atanan öğretmenlerin atamalarının geri alınması için sendikamızca Mili Eğitim Bakanlığı`na yapılan başvuru altmış güç içinde cevap verilmeyerek red edilmiştir. Bu nedenle sendikamız genelgeyle atanan öğretmenlerin atamalarının geri alınmaması işleminin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay Başkanlığı`na dava açmıştır.
AKP hükümetinin kadrolaşma pahasına hukuka aykırılıkta sınır tanımayan icraatlarının Anadolu liselerine atanmak isteyen öğretmenlere verdiği zarar katlanarak artmaktadır. Bu nedenle Mili Eğitim Bakanlığı`nı bir an önce yanlıştan dönmeye, yargı kararının gereğini yerine getirmeye çağırıyoruz.
Dava Dilekçesi
DANIŞTAY BAŞKANLIĞI`NA
“Yürütmenin durdurulması istemlidir”
DAVACI : Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası
VEKİLİ : Av.Mahmut Nedim Eldem-Konur Sok. No:29/7
Kızılay/ANKARA
DAVALI : Milli Eğitim Bakanlığı-ANKARA
KONU : Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü`nün 2005/73 sayılı genelgesine dayanarak Anadolu Liselerine ataması yapılan öğretmen atamalarının geri alınmamasına ilişkin davalı yönetim işleminin iptali ve yürütmenin durdurulması istemidir.
BİLDİRİM GÜNÜ : 29.8.2006
O L A Y1. Davacı sendika, kamu çalışanlarının eğitim ve bilim hizmet kolunda örgütlendiği 150 bine yakın üyesi ve 98 yerde şubesi olan bir sendikadır. Amacı ise üyelerinin ekonomik, demokratik, akademik, sosyal, kültürel, hukuksal ve mesleki hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmektir. 2005/73 sayılı genelge ise davalı yönetimin Anadolu Lisesi öğretmen ihtiyacının il içinde görev yapan öğretmenler tarafından karşılanması amacıyla çıkarılan bir genelgedir(ek-1).
- Bu genelge uyarınca hizmet puanı, sicil notu, takdir puanı vb. ölçütler çerçevesinde başvuru yapan öğretmenler içinden açık olan kadrolar oranında valilikler tarafından öğretmenler belirlenmiş ve davalı Milli Eğitim Bakanlığı`na atanmak üzere teklif edilmiştir. Davalı bakanlık ise valiliklerin teklifleri doğrultusunda anılan genelge uyarınca Anadolu liselerine birçok branştan binlerce öğretmenin atamasını yapmıştır.
- Bu süreçte anılan genelgenin iptali ve yürütmesinin durdurulması için davacının sendikanın da içinde olduğu çeşitli eğitim sendikaları tarafından dava açılmıştır. Danıştay 2.Dairesi 2005/2651 esas sayılı dosyasından verdiği 10.4.2006 günlü kararla söz konusu genelgenin tümünün yürütmesinin durdurulmasına karar vermiştir(ek-2). Anılan kararda Anadolu Lisesi Öğretmenlerinin Seçimi ve Atamalarına İlişkin Yönetmeliğe aykırı biçimde Anadolu Liselerine sınavsız atama olanağı getirdiğinden söz konusu genelgenin tümünün yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği belirtilmektedir.
- Davacı sendika anılan yürütmeyi durdurma kararını gerekçe göstererek söz konusu genelge doğrultusunda yapılan atamaların geri alınması için davalı yönetime 29.6.2006 tarihinde başvurmuştur(ek-3). Davalı yönetim bu başvuruyu herhangi bir cevap vermeyerek red etmiştir. Davacının bu talepte bulunmasının nedeni Anadolu Liselerine sınavla öğretmen alımı söz konusu olduğunda davacı sendika üyelerinin tercih edebilecekleri Anadolu Liselerindeki boş kadroların bu okullara hukuka aykırı biçimde atanan öğretmenler tarafından doldurulmamasıdır. Öteki türlü sınavın, sınavda başarılı olmanın hiçbir önemi kalmayacaktır. Nitekim davalı Milli Eğitim Bakanlığı Anadolu Lisesi`ne öğretmen ataması için Ağustos ayında öğretmen başvurularını kabul etmiş, 21 Ağustos 2006 tarihinde sınav yapacağını ve sınav sonuçlarına göre de açıklayacağı açık kadrolara öğretmenlerin tercihleri ve sınav puanları doğrultusunda atama yapacağını duyurmuştur. Davacı sendikanın birçok üyesi bu sınava girmek için başvuru yapmıştır
- Davalı yönetimin davacının söz konusu genelgeye dayanarak yapılan atamaların geri alınmasına ilişkin talebini reddetmesi yargı kararının uygulanmaması anlamına gelmektedir. Bu nedenle dava konusu işlem açıkça hukuka aykırıdır ve iptali gerekmektedir.
Dava konusu olay budur.
HUKUKSAL DURUM :
- Açılan dava usulüne uygun bir davadır.2005/73 sayılı genelge tüm Türkiye`de uygulanmış bir genelgedir. Bu genelge uyarınca Türkiye`nin hemen her bölgesinden birçok Anadolu Lisesine binlerce öğretmenin ataması yapılmıştır. Yürütmeyi durdurma kararı verildiği halde anılan genelgeye dayanarak yapılan atamaların geri alınmaması işlemi davacı sendikanın Anadolu Lisesi`ne atanmak isteyen hemen her branştan birçok üyesinin bireysel subjektif menfaatini ihlal eden bir işlemdir. Bu nedenle sonuçları itibarıyla da Türkiye`nin birçok ilinden öğretmeni etkileyen bir işlemdir. Bu bakımdan işbu davanın Danıştay`da görülmesi gerekmektedir.
- Mahkeme kararlarının uygulanması anayasal bir kuraldır. Anayasanın 138.maddesinin son fıkrasında “…yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı yasa ise bu kurala koşut olarak “Kararların Sonuçları” başlıklı 28/1 maddesinde “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez” hükmü getirilmiştir. Bu düzenlemeler karşısında yargı kararlarının uygulanıp uygulanmaması konusunda yönetimin herhangi bir “takdir yetkisi” bulunmamaktadır. Yönetime yargı kararlarının doğruluğunu tartışma ve buna göre de uygulama yetkisi tanınmamıştır. Çünkü yargı kararları doğru oldukları için değil, yargı kararı oldukları için uygulanmalıdır. “Yasalar da yargı kararları da yanlış olabilirler ve bilimsel katta her zaman eleştirilebilirler, eleştirilmelidirler de. Ancak, bunları uygulamak durumunda bulunan yargıçlar ve görevliler, yasaları ya da yargı kararlarını “yanlış” özrüne sığınarak öznel ve kişisel yorum ve gerekçelerle uygulamaktan alıkoyamazlar. Onlara düşen, ne ve nasıl olurlarsa olsunlar, yargı kararlarını uygulamaktır. Zira, yasalara doğru oldukları için değil, yasa oldukları için, yargı kararlarına da haklı oldukları için değil, yargı kararı oldukları için uyulur” (Y.4.HD.,22.1.1998,E.1997/10,K.1998/1). Bu bakımdan yargı kararlarının uygulanması konusunda yönetim bağlı yetki içindedir ve bu kararları uygulamayı hiçbir koşula bağlayamaz.
- İdari yargı organlarınca verilen yürütmenin durdurulması kararları, dava konusu işlemin/düzenlemenin kurulmasından önceki hukuksal durumun yürürlüğünü sağlar. Bu, yönetim hukukunun bilinen ilkelerindendir. Söz konusu ilke, Danıştay kararlarında da vurgulanmıştır. Sözgelimi;
- a) Danıştay 8. Dairesi`nin 9.2.1978 günlü, E.76/1492, K.78/658 numaralı kararına göre, “…Gerek öğreti, gerek uygulamada, yürütmenin durdurulması kararlarının geçmişe etkili olarak, işlemin tesis ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlayacağı idare hukuku ilkelerindendir…” (Yrd. Doç. Dr. Ramazan Çağlayan, İdari Yargı Kararlarının Uygulanması ve Sonuçları, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2001, sayfa: 205)
- b) Yine Danıştay 8. Dairesi`nin 10.7.1968 günlü, E.67/1695, K.68/2580 numaralı kararında “…Yürütmenin durdurulması kararları, ittihaz edilmiş bulunan idari tasarrufu kendiliğinden geçersiz hale getirir ve idari karar hiç alınmamışçasına hukuki neticeler hasıl eder…” denilmektedir (Çağlayan, adı geçen yapıt, sayfa: 205-206).
- c) Aynı dairenin 21.10.1982 günlü, E.81/551, K.82/1196 sayılı kararında da konu, “…İptal kararları, iptali istenen tasarrufu ve ona bağlı işlemleri yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırır… yürütmenin durdurulması kararı da aynı niteliktedir. Yani, henüz ortada bir iptal kararı bulunmadığı halde, iptali istenen idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durdurur ve bunların yapıldıkları tarihten önceki hukuki durumu sağlar…” biçiminde değerlendirilmiştir (Danıştay Dergisi, sayı: 50-51, sayfa: 354; Çağlayan, aynı yapıt, sayfa 206).
- d) Danıştay 8. Dairesi`nin yukarıdaki değerlendirmelerinin benzeri; Danıştay 5. Dairesi`nin (Danıştay Dergisi`nin 90. sayısının 604. sayfasında yer alan) 20.9.1994 günlü, E.94/4960, K.94/4062 numaralı, Danıştay 10. Dairesi`nin (Danıştay Dergisi`nin 52-53. sayılarının 37. sayfasında yer alan) 18.6.1983 günlü, E.83/124, K.83/153 sayılı, Danıştay Dava Daireleri Kurulu`nun (Danıştay Dergisi`nin 32-33. sayılarının 311. sayfasında yer alan) 14.4.1978 günlü, E.75/383, K.78/286 numaralı kararlarında da vardır.
- Danıştay, iptal edilen bir düzenlemeye dayanılarak yapılan bireysel işlemleri de (atamaları da) hukuka açıkça aykırı (dolayısıyla geçersiz) saymakta ve bu tür işlemler hakkında yürütmenin durdurulması kararı vermektedir. Bu uygulamanın en yeni örneklerinden biri, Danıştay İkinci Dairesi`nin 2005/3720 esas sayılı dosyasından verdiği 28.4.2006 günlü yürütmeyi durdurma kararıdır(ek-4). Bu kararla; Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü`nün yürütmesi durdurulan 23.8.2005 günlü, 51735 (2005/73) sayılı genelgesine dayanılarak yapılan atama işlemlerinin hukuka açıkça aykırı (geçersiz) oldukları saptanmış ve “…anılan yürütmenin durdurulması kararı uyarınca, ilgili Yönetmeliğe uygun yeni düzenlemeler yapılması gerekeceği tabii olup, söz konusu Genelge gereğince tesis edilen Hülya Soyal ile Nuran Avcı isimli kişilerin Fizik öğretmeni olarak atanmalarına ilişkin işlemler yönünden, 2577 sayılı Kanun`un 27/2. maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmiş olduğundan… yürütmenin durdurulmasına…” hükmedilmiştir.
- Yargıtay`a göre yürütmenin durdurulması kararları kendiliğinden sonuç doğuran, dava konusu işlem ile birlikte o işleme bağlı bulunan ve onu kovalayan tüm işlemleri de dava sonuna değin ortadan kaldıran kararlardır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi`nin 15.5.1970 günlü, E: 1969/5644, K: 1970/4549 numaralı kararına göre; yönetimin işlemleri hakkında verilen yürütmenin durdurulması kararları, verildiği anda ve kendiliğinden sonuç doğurur; yürütülmesi durdurulan işlem ile ona bağlı olan ve ondan sonra yapılan tüm işlemleri dava sonuna kadar ortadan kaldırır; yönetimi, yürütmesi durdurulan işlemden önceki hukuksal durumu sağlamakla yükümlü kılar. Bu kararlar, dava sonuçlanmadıkça, aynı konuda yeni bir işlem yapma ya da eylemde bulunma olanağını da ortadan kaldırır. Yargıtay`ın söz konusu kararının değişik bölümlerinde şöyle denilmektedir:
- a) “…Yürütmenin durdurulması kararları da, idare işlem ve eylemlerinde olduğu gibi derhal sonuç doğurur ve eski durumun sağlanması olanağı olmayan maddi olaylar dışındaki bütün olayları ve yeni hukuki durumu idari dava sonuna kadar ortadan kaldırır; idareye eski durumun sağlanması zorunluluğunu yükler. Böylece geriye doğru etki gösteren bir sonuç yaratır. Ayrıca idareyi bu karardan sonra o konuda yeni bir işlem ve eylemde bulunmaktan alıkoyar.” (Yüksel Esin ve Erol Dündar; İdari İşlemler, İdari Eylemler, İdari Sözleşmeler ve Danıştay Kararlarının Uygulanmaması Dolayısıyla Danıştay`da Açılacak Tazminat Davaları; Birinci Kitap: Usul, 1971-Ankara, sayfa 88)
- Uyuşmazlığın niteliği gereği savunma alınmaksızın yürütmeyi durdurma kararı verilmesi ya da savunma için davalı yönetime kısa bir süre verilmesi ve yürütmeyi durdurma kararı verildiği takdirde kararın memur eliyle tebliği gerekmektedir. Davalı yönetimin Anadolu Liseleri Öğretmenliği İçin Başvuru ve Sınav Kılavuzu`ndan 21 Ağustos 2006 tarihinde yapılacak sınavdan kısa bir süre sonra 28.8.2006 tarihinde sınav sonuçlarının açıklanacağı ve hemen ardından sınav sonuçlarına ve tercihlere göre açık kadrolara davalı yönetimce atama yapılacağı anlaşılmaktadır(ek-5). Bu nedenle davalı yönetimce Anadolu Lisesi öğretmenliği açık kadroları duyurulmadan önce Mahkemenizce yürütmeyi durdurma kararı verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde sonradan verilecek bir kararın uygulanmasında ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır. Bu bakımdan yukarda açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın niteliği gereği yürütmeyi durdurma hakkında bir an önce karar verilmesi için savunma alınmamasını ya da savunma alınacaksa davalı yönetime kısa bir süre verilmesini ve yürütmeyi durdurma kararının memur eliyle tebliğini talep ediyoruz. 6. Olayımızda yürütmeyi durdurmanın koşulları vardır. Yukarda açıklanan gerekçeler ve belirtilen yargı kararları uyarınca davalı yönetiminin 2005-73 sayılı genelgeye dayanarak ataması yapılan öğretmenlerin atamalarının geri alınması yasal zorunluluktur. Bu zorunluluğu yerine getirmeyen dava konusu işlem açıkça hukuka aykırıdır. İşlemin uygulanması durumunda davacı sendikanın üyeleri ileride giderilmesi güç ya da olanaksız zararlara uğrayacaktır. Davacı sendikanın üyeleri 21 Ağustos 2006 tarihinde yapılacak olan Anadolu Lisesi öğretmeni seçme sınavında başarılı olsa dahi tercih edecekleri okullarda kendi branşlarında açık kadro olmadığından ya da kısıtlı sayıda kadro olduğundan bu başarının hiçbir anlamı olmayacaktır. Oysa söz konusu okullara hukuka aykırı biçimde atanmış olmak hiç kimse için kazanılmış hak yaratmaz. Bu, davacı sendika üyelerinin tercih hakkının hukuka aykırı biçimde sınırlandırılmasıdır. O nedenlerle, olayımızda, yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için 2577 sayılı yasanın 27. maddesinin aradığı tüm koşullar gerçekleşmiştir.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarda açıklanan nedenlerle;
- Dava konusu işlemin iptaline,
- Öncelikle savunma alınmaksızın ya da savunma alınacaksa davalı yönetime kısa bir savunma süresi verilerek yürütmeyi durdurma kararı verilmesine,
- Yürütmeyi durdurma kararının memur eliyle tebliğine,
- Yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı yönetime yükletilmesine,
karar verilmesini,
saygılarımla dilerim. 31.8.2006
Davacı Vekili
Av.Mahmut Nedim Eldem
Ekler :
- Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü`nün 23.8.2005 günlü, 2005/73sayılı genelgesinin fotokopisi
- Danıştay 2.Daire`nin 2005/2651 esas sayılı dosyasından verilen 10.4.2006 tarihli yürütmeyi durdurma kararının fotokopisi
- 29.6.2006 tarihli başvuru dilekçesinin ve evrak kaydının fotokopisi
- Danıştay 2.Daire`nin 2005/3720 esas sayılı dosyasından verdiği 28.4.2006 tarihli yürütmeyi durdurma kararının fotokopisi
5. Milli Eğitim Bakanlığı`nın Anadolu Liseleri Öğretmenliği İçin Başvuru ve Sınav Kılavuzu`nun ilgili sayfalarının fotokopisi











