Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı 2005 yılında 350 liseyi Anadolu lisesine dönüştürmüş ve bu nedenle Anadolu liselerinde ortaya çıkan öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla da 2005/73 sayılı genelgeyi yayımlamıştır. Aralarında sendikamızın da bulunduğu eğitim ve bilim hizmet kolundaki birçok sendika bu genelgenin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay`a dava açmıştı. Sendikamız söz konusu genelgenin kimi maddelerinin, Türk Eğitim Sen ise genelgenin tümünün yürütülmesinin durdurulmasını ve iptalini istemişti. Danıştay 2.Dairesi sendikamızdan daha önce açılan Türk Eğitim Sen`in başvurusu üzerinden karar vermiş ve 10.4.2006 gün ve E:2005/2651 sayılı kararla genelgenin yürütmesinin durdurulmasına karar vermişti. Bu karar Milli Eğitim Bakanlığına 11.5.2006 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu karar uyarınca Bakanlığın 30 gün içinde söz konusu genelge uyarınca atananları görevde alması gerekmekteydi. Anayasa, 2577 sayılı yasa bunu gerektirmekteydi. Danıştay`ın istikrar kazanmış yaklaşımı da bir düzenlemenin yürütmesi durdurulduğunda veya iptal edildiğinde bu düzenlemeye dayanılarak tesis edilen işlemlerinde geri alınması yönündedir. Milli Eğitim Bakanlığı bu atamaları geri almayarak yargı kararını uygulamamış, görevini yapmamıştır. Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı Anadolu liselerinde 2005/73 sayılı genelgeye göre görev yapan öğretmenler il içi yer değiştirme başvurularında Anadolu liseleri tercihlerine onay vermemektedir. Anlaşılan o ki bakanlık yetkilileri yargı kararını nihayet uygulamaya karar vermiştir. Bu sürecin sorumluluğu tümüyle hukuka aykırı işlemleriyle ve suç oluşturan eylemleriyle Milli Eğitim Bakanlığına aittir. Çünkü;
1-Öncelikle 350 liseyi gerekli altyapıyı hazırlamadan Anadolu lisesine dönüştürmüş, bundan doğan öğretmen ihtiyacını karşılamak için mevzuatta açıkça sınav öngörüldüğü halde genelgeyle öğretmen alımını gerçekleştirmiştir,
2-Yargı kararı uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı en geç 10.6.2006 tarihinde anılan genelgeyle atanan öğretmenleri geri alması gerekirken geri almamış, yargı kararını uygulamamıştır,
3- Yargı kararını uygulamaması nedeniyle 10.6.2006 tarihinden birçok kez yapılan sınavla Anadolu lisesi öğretmen alımlarına anılan genelgeyle atanan öğretmenler başvuru yapamamıştır.
Görüldüğü üzere gerçekleşen tipik bir AKP icraatıdır. Popülizm kaygısıyla Anadolu lisesi taleplerine yanıt vermek adına bir gecede 350 lise Anadolu lisesine dönüştürülmüş ve hukuku çiğnemek dahil her şey göze alınarak sınavsız öğretmen alımı yapılmıştır. Çünkü AKP`nin kadrolaşma amacı için nesnel bir yöntem olan sınav yerine genelge daha uygun bir yöntemdir. Bu gözü karalık yargı kararından sonra da devam etmiş ve yargı kararını uygulamamak için iki yıla yakın direniş gösterilmiştir. Bu inat genelgeyle atanan öğretmenlerin sınavla Anadolu lisesi öğretmen alımlarına başvuru yapmasını engellemiştir. Bu süreçte AKP`nin iki mağduru vardır. Birincisi ülkemizdeki eğitim-öğretim düzeni, hukuk ve kamusal çıkarlardır. İkincisi usulsüz ve hukuka aykırı işlemlerine kurban ettiği genelgeyle atanan öğretmenlerdir.
Bu bağlamda artık ulaşılması gereken iki amaç vardır. Birincisi yapanın yaptığının yanına kar kalmaması ve sorumluların yaptıklarının cezasını ödemesidir. İkincisi Anadolu liselerinde doğacak öğretmen ihtiyacının kariyer ve liyakat ilkelerine göre doldurulması ve mağdur olan öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesidir. Ancak şu bilinmelidir ki aldığı yargı kararından utanan, gerçek sorumlular yerine sahte sorumlular yaratmaya çalışan bir sendikacılık anlayışı bu amaçlara ulaşamaz. Daha çok düzene hizmet eder ve eğitim emekçilerini yanlış hedeflere yöneltir.
Yukarda sayılan amaçlardan ilk amaç için bir dizi hukuksal girişimde bulunmak gerekir. Bunların başında kendi politik yatırımları için açıkça mevzuata aykırı davranarak usulsüz öğretmen alımı yapan ve yargı uygulamayarak kamuyu ve öğretmenleri mağdur eden başta Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik olmak üzere belirtilen işlemlerin uygulandığı dönemde sorumlu mevkide olan Bakanlık yetkilileri hakkında görevi kötüye kullanmak suçlamasıyla suç duyurusunda bulunmaktır. Aynı şekilde bakanlık ve/veya sorumlu konumdaki bakanlık yetkilileri hakkında tazminat davası açmak olanaklıdır. Sendikamız bu konuda bir hazırlık yürütmekte olup kısa bir süre sonra gerekli bilgilendirme yapılacaktır.
Yukarda belirttiğimiz ikinci amaç için ise en yakın zamanda anılan genelgeyle atanan öğretmenlerinde başvurabileceği Anadolu liselerine öğretmen alımı ve bu alım için sınav açılmadır. Yargı kararı nedeniyle ataması geri alınacak öğretmenlerin önceki görev yerlerine atanması gerekmektedir. Çünkü hukuka aykırı işlem olmasaydı bu öğretmenlerin önceki görev yerlerinde kalacağı kuşkusuzdu. Bu durumdaki öğretmenler farklı bir uygulamaya maruz kaldıklarında yasal yollara başvurulabilir. Okulları kapanan öğretmenlerin ise açık olan okullar için tercihleri alınarak ve özür durumları dikkate alınarak il içinde ihtiyaç bulunan okullara atanmaları gerekmektedir. Ayrıca yargı kararları gerekçeleriyle bir bütün olduğundan Anadolu lisesi öğretmeni iken ataması yapılanlar, Anadolu lisesinde norm fazlası konumda iken ataması yapılanlar ve 2000 yılındaki Anadolu lisesi öğretmenliği seçme sınavı kazananlar anılan genelgeyle atansalar dahi anılan yargı kararı kapsamı dışındadırlar. Bu nedenle söz konusu öğretmenlerin il içi yer değiştirme taleplerinin sınırlandırılmaması ve atamalarının geri alınmaması gerekir. Yer değiştirme hakkı sınırlandırılan öğretmenler tercihlerini de içerek biçimde il içi yer değiştirme istemlerini belirtir bir dilekçeyi bakanlığa gönderilmek üzere halen görev yaptıkları okul müdürlüğüne vermelidirler.
Sendikamız konuyu müsteşara iletmiş, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik`ten randevu istemiştir ve bundan sonra da sürece müdahale etmeye devam edecektir. Bu sorunun tek sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanlığının en kısa süre içinde öğretmenlerin mağduriyetinin çözümü için gerekli adımları atması gerekmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.











