Eğitim Sen Genel Başkanı Alaaddin DİNÇER`in ‘atamalar-kadrolaşma ve ÖSS`ye` yönelik yaptığı basın açıklaması metnidir.
AKP iktidara geldiği günden günümüze pervasızca kadrolaşmayı ve kayırmacılığı sürdürüyor.
Bugüne kadar sürgün ve kadrolaşmaya yönelik oluşturduğumuz istatistiksel bilgileri basın ve kamuoyu ile, Milli Eğitim Bakanlığı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile paylaşmaya çalıştık. Bu raporlarda 10 binleri aşkın sürgün, 10 binlerce yönetici ve eğitimcinin atamasının yapıldığını ifade ettik.
Hatta, “Sürgünlerin durdurulması, kadrolaşmaya son verilmesi”ne ilişkin 26-27-28 Mayıs 2006 tarihlerinde, Şanlı Urfa, İzmir ve İstanbul`dan eğitim emekçileri Ankara`ya yürüdüler. Eğitim emekçilerinin taleplerini, tepkilerini sağır sultan duydu ama AKP hükümeti ve Milli Eğitim Bakanı bu uyarılara kulaklarını kapadı. AKP, halen de kadrolaşma konusunda ısrarlı tutumunu sürdürmektedir.
Bakanlığın okul müdürlerinin atama ve yer değişikliğine ilişkin hazırladığı genelge çerçevesinde yapılan atamalar okul müdürlerinde huzursuzluk yarattığı gibi binlerce okul açık tutularak (gizlenerek) atama yapılmayacak.
Öğrenmek istiyoruz:
- Bakanlık listesinde yer almayan okul var mıdır?
- Önce Bakanlık listesi ardından Valilik listesi olarak iki ayrı liste neden yayınlanmıştır?
- Vekil müdürlükle idare edilen okullarda şu an kimler yöneticidir?
- Sizce bu durum okullar arası eşitsizliği geliştirmez mi?
- Bu okullardan AKP`ye yakınlığı ile bilinen kadrolar yer alıyor mu?
- Milli Eğitim Bakanlığı bu durum için hangi çalışmayı yapmıştır?
Bu tür davranış geliştirmekle okulları nasıl yöneteceksiniz? İllere yönelik bilgiler hayli kabarık bundan rahatsızlık duymamak Milli Eğitim Bakanlığını hiç mi sıkıntıya sokmuyor. Yoksa bu durum bakanlığın ve AKP`nin özel tercihi midir?
Örneğin İstanbul`da Milli Eğitim Bakanlığı`nın belirlemesine göre 351 açık bulunan okul müdürlüğü kadrosu, İstanbul Valiliği`nin açıklamasında 136`dır. 225 okul müdürlüğü kadrosu boş olmasına rağmen gizlenmiştir; ikinci listede gözükmemektedir. Konuya ilişkin listeleri EK olarak sizlerle de paylaşacağız.
Kamuoyu ve eğitim emekçileri bu soruların yanıtını bekliyor.
Değerli basın emekçileri;
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Milli Eğitim Müdürü`nün, kamuoyunun ‘kızak` diye tarif ettiği bakanlığa atanmasını basından öğrenmiş bulunuyoruz.
Öncelikle kamuoyunun merak ettiği konular bakanlıkça açıklanmamıştır. Üstü kapalı tutulmaktadır.
- Geçmiş tarihlerde başarılı gösterilen Milli Eğitim Müdürü neden görevden alındı?
- Eğer başarısız ve yetersizse neden şimdiye kadar görevde kaldı?
- Bu istek dışı atamada hangi sosyal, siyasal, ekonomik ölçüt söz konusudur?
- Yerine yapılan atamada hangi ölçütler göz önünde bulundurulmuştur?
- Yoksa tüm bunlar AKP`nin kadrolaşma harekatının parçası mıdır?
Diğer yandan, İstanbul`da bulunan 32 ilçeden 9 ilçe milli eğitim müdürünün görev yerleri değiştirdi. Neden?
5 ilçe müdürünün tayini İstanbul dışına çıkarıldı. Neden?
İl Milli Eğitim Müdürlüğü`nde müdür yardımcılarından ikisi ilçe milli eğitim müdürlüklerine atandı. Neden?
Atamalarla ilgili konuşmak istemeyen Ata Özer, tayinlerin kendisi dışında gerçekleştiğini söylüyor, bu inandırıcı mı?
AKP`nin bugüne kadar atamalarda uyguladığı durum hukuk kuralları ile bağdaşmadığı gibi eğitimde derin gedikler açmaktadır.
Eğitim-Sen, yöneticilerin, eğitim emekçilerinin ve bileşenlerinin (öğrenci-çalışan-öğretmen) katılımıyla yapılacak seçimle görevlendirilmesini ve liyakata dayandırılması gerekliliğiyle ilgili önermelerini yıllardır kamuoyu ile paylaşıyor. Bu doğrultuda mücadelesini sürdürüyor. Sürdürmeye de devam edecektir.
Değerli basın emekçileri;
Ülkemizde uygulanan eğitim sistemindeki açmaz çok boyutlu olarak sürmektedir. 18 Temmuz 2006`da açıklanan ÖSS sonuçları aslında Türkiye`deki eğitim sisteminin belgesidir.
ÖSS sistemi, 1.5 milyon gencimizin eşitsiz koşullarda yarıştırıldığı, sonuçlarıyla hüsran, hayal kırıklığı, sosyolojik, psikolojik, ekonomik bir travmayı yaratan bir eğitim politikasıdır.
Başarının iki saatlik zaman dilimiyle ölçülmesi, bölgeler arası, iller arası eşitsizliğin geliştirilmesi;
- Öğrenci ve velilere yıkılan eğitimin ekonomik faturası,
- Yönlendirmeden uzak ortaöğretim sistemi
- Her geçen gün artan üniversite sayısı ve buna paralel olarak artan işsiz genç sayısı
- YÖK ile hükümet arasında sıkışmış yüksek öğrenimin trajedisi
Her yıl aynı mantıkla sürdürülen, giderek açmazları çoğalan eğitim sistemi çözümsüzlüğünü koruduğu gibi pimi çekilmiş saatli bir bomba gibi alarm vermektedir.
Özgürlüklerden, eşitlikten yoksun, kamusallığı dışlayan dershane ve özel okul, özel üniversite üzerine inşa edilmeye çalışılan, üretimsiz, istihdama yansımayan bu sistemle ülkemizin ağır bedeller ödemesi kaçınılmazdır.
Bir an önce, okul öncesinden başlayarak eğitim sisteminin tamamı, eğitim sisteminin muhataplarıyla birlikte yeniden ele alınmalıdır.
GATS ve Eğitimde Liberalizasyon programlarıyla gündemleştirilmek istenen eğitim sistemi piyasaya daha fazla kar alanı açma ve eğitimden sadece varsılların yararlanacağı bir politikadan başka bir şey değildir.
Eğitim Sen, her kademede kamusal, nitelikli eğitim, özgür bilim, özerk demokratik üniversite önermelerini savunmaya ve bu doğrultuda mücadeleyi sürdürmeye kararlıdır. Halkın eğitime, Türkiye`nin demokrasiye ihtiyacı vardır.
Eğitim özgürlüktür…











