Türkiye’nin Dört Bir Yanında Laik, Bilimsel, Anadilinde Eğitim, Demokratik Yaşam İçin İş Bıraktık!

AKP`nin eğitimi gericileştirme politikalarına karşı bugün Türkiye genelinde eğitim ve bilim emekçileri grevdeydi, öğrenciler ve veliler boykottaydı.

 

AKP`nin eğitimi gericileştirme politikalarına karşı 8 Şubat`ta Sendikamız Eğitim Sen, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADF), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) çağrısıyla yapılan laik, bilimsel, anadilinde eğitim ve demokratik yaşam mitinginin ardından bugün ülke genelinde boykot yapıldı. Boykota memleketin dört bir yanındaki öğrenciler, veliler, eğitim ve bilim emekçileri katıldı. 

13 Şubat`ta boykot çağrısı sabah saatlerinde okul önlerinde başladı. Pek çok yerde okula gitmeyen öğrenciler için alternatif eğitim programları, şenlikler gerçekleştirildi. Valilik yasaklarına, okul müdürleri tehditlerine, polis baskılarına karşı okullar boşaltıldı, kent meydanlarında, ilçe ve il milli eğitim müdürlükleri önünde eylemler yapıldı. İzmir`de yapılmak istenen yürüyüşe polis saldırdı, aralarında şube başkanlarımızın da bulunduğu 100`e yakın kişi gözaltına alındı. 

Ankara‘da YKM önünde yapılan buluşmanın ardından Milli Eğitim Bakanlığı‘na yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüş sırasında “Katil-Hırsız Erdoğan”, “Laik, bilimsel, anadilinde eğitim istiyoruz”, “Saraylara değil, eğitime bütçe” sloganları atıldı. Genel Başkanımız Kamuran Karaca, MEB önünde yaptığı açıklama ile tüm polis baskılarına, yasaklamalara rağmen boykotun ülke genelinde geniş bir katılımla gerçekleştiğini söyleyerek “Tüm baskılarınıza rağmen laik, bilimsel, anadilinde eğitim mücadelemizi inatla, inançla ve kararlılıkla sürdürmekten vazgeçmeyeceğiz” dedi. Karaca‘nın ardından Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Fevzi Gümüş ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Müslüm Doğan açıklama yaparak zorunlu din derslerine karşı mücadelelerinin devam edeceğini belirtti.

 

Yapılan açıklamanın metni: 

Laik, Bilimsel, Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam Mücadelemizi Sonuç Alıncaya Kadar Kesintisiz Sürdüreceğiz!

12 Eylül darbeci zihniyetinin günümüzdeki temsilcisi olan AKP iktidarı, başta eğitim sistemi olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarını kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda, tekçi, baskıcı ve otoriter uygulamalar üzerinden tüm topluma dayatmaktadır. 

Yıllardır özellikle eğitim sistemi üzerinden hayata geçirilen ve pedagoji bilimine tamamen aykırı olan bilim düşmanı politika ve uygulamalar geçtiğimiz 12 yıl içinde tarihte hiç olmadığı kadar artmıştır. Okulöncesi eğitimden üniversitelere kadar eğitim sistemi, bilimin en temel evrensel gerçekleri yok sayılarak, iktidar tarafından sürekli istismar edilen dini kural ve referanslara göre düzenlenmektedir. 

 

Siyasi iktidar, eğitimde bilimsel, laik ve demokratik ilke ve değerleri temel almak yerine, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayan ayrımcı, ötekileştirici politikaları hayata geçirmektedir. Çok inançlı, çok dilli, çok kültürlü Türkiye halkları, iktidar tarafından okulda, işyerinde, mahallede ve sokakta inanç ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırıp karşı karşıya getirilerek bölünmeye çalışılmaktadır. 

Eğitimde 4+4+4 dayatması sonrasında gündeme getirilen karma eğitimi kaldırma girişimleri, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme, normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, reşit olmayan kız çocuklarının zorla başının kapatılması, okullara zorunlu mescit uygulaması, ders kitapları ve müfredatta dini söylemlerin kullanılması ve son olarak içeriği itibariyle din şurası şeklinde gerçekleşen 19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar, bizler için bardağı taşıran son damla olmuştur. 

12 Eylül askeri darbesi sonrasında uygulanmaya başlanan zorunlu din dersi, yıllardır din ve vicdan özgürlüğü açıkça ihlal edilerek uygulanmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi zorunlu din dersinin, din ve vicdan özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermiş, ancak yargı kararlarına rağmen bugüne kadar gerekli adımlar atılmamıştır. Türkiye`de yıllardır okullarda zorunlu din derslerinde okutulan İslam`ın Sünni-Hanefi mezhebinin kurallarıdır. Bu nedenle bütün din ve inanışlar öğrencilere eşit mesafede tanıtılmamakta, bu durum okullarda özellikle Alevi ve gayri Müslim öğrencilere yönelik ayrımcı, dışlayıcı uygulamaların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.  

AKP`nin geçmiş iktidarlardan miras alarak sürdürdüğü “tekçi” bakış açısı, toplumun farklı inanç ve kimliklerine yönelik ayrımcı uygulamaları arttıran, onları ötekileştirmeye aşağılamaya hatta yok saymaya dayanan uygulamalar ile eğitimin ve ülkenin Ortaçağ zihniyetine göre düzenlenmek istendiği görülmektedir. 

Türkiye`de okullar ve üniversiteler başta olmak üzere, bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları ile eliyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. Son olarak “iç güvenlik paketi” gibi örneklerini ancak faşist, totaliter rejimlerde göreceğimiz düzenlemelerle laik, bilimsel eğitim anlayışının yanı sıra eşit, özgür ve demokratik yaşam anlayışına karşı iktidar tarafından açık bir savaş ilanı söz konusudur. 

Laik olmayan bir eğitim sisteminin demokratik ve bilimsel olması, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesine hizmet etmesi, bireylerin inançlarını hiçbir baskı altında kalmadan özgürce yaşaması mümkün değildir. Gerçek anlamda eşit, özgür ve laik bir eğitim ancak demokrasinin, eşitliğin, temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi, bütün yurttaşların eşit haklar temelinde, barış içinde bir arada yaşaması ile mümkündür. 

Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı değerleri benimsemiş insanlardan oluşmamaktadır. Devletin bütün inanç, kimlik ve dünya görüşleri karşısında eşit mesafede ve tarafsız olması gerekirken, sadece belli bir inanç sisteminin kural ve ibadetini okullarda bütün öğrencilere dayatması kabul edilemez. Devlet, kişisel bir alan olan inanç alanından elini tamamen çekmeli, inanç alanını kendi çıkarları için istismar etmekten derhal vazgeçmelidir.  

Toplumun eşit, özgür ve demokratik yaşamdan yana olan bütün ilerici emek ve demokrasi güçleri ile birlikte iktidarın dayatmalarına, asimilasyoncu politikalarına karşı sonuç alıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir. 

Eğitimin gerçek anlamda demokratik, bilimsel ve laik bir içerikte örgütlenmesi, herkesin kendi anadilinde eğitim almasının sağlanabilmesi için Eğitim Sen, Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Vakıflar Federasyonu ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak tüm halkımızı çocuklarının ve ülkenin geleceğinden endişe eden veliler, eğitim ve bilim emekçileri olarak bir günlük uyarı boykotu ve iş bırakma eylemi gerçekleştiriyor, çocuklarımızın ve öğrencilerimizin geleceğimize sahip çıkmayı sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. 

Eğitim sistemi ve okulların tamamen siyasi tamamen iktidarın denetimine girmesine ve egemen ideolojiye teslim edilmesine asla izin vermeyeceğiz. Bugün ülke çapında gerçekleşen hem okul boykotu ve iş bırakma eylemimiz siyasi iktidara yönelik toplumun vicdanının sesini yansıtmaktadır. Siyasi iktidarı, toplumu din, dil, mezhep ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırma politikalarına son vermeye, kamusal, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim karşıtı uygulamalarını derhal durdurmaya çağırıyoruz. 

EĞİTİM VE BİLİM EMEKÇİLERİ SENDİKASI (EĞİTİM SEN)

ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU (ABF)

ALEVİ DERNEKLERİ FEDERASYONU (ADF)

ALEVİ VAKIFLAR FEDERASYONU (AVF)

PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ (PSAKD)

Yapılan iş bırakma-boykot eyleminin il il fotoğraflarını görmek için tıklayınız.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu