Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP) Kapsamında Görevlendirilen Araştırma Görevlilerinin Tez Aşamasında Atandığı Üniversitede Geçen Sürelerin Zorunlu Hizmetine Sayılamayacağı Hakkındaki YÖK Yazısına Dair Görüşümüz

Araştırma görevlisi, üniversitelerde bilimsel araştırma yapan, eğitim-öğretime yardımcı olan, akademik çalışmalar yaparak öğretim üyeliğine yükselebilen öğretim yardımcılarıdır. Üniversitelerimizde birçok araştırma görevlisi görev yapmakta ise de, her üniversitede her alanda lisansüstü eğitim verecek yetişmiş öğretim üyesi kadrosu bulunmadığından araştırma görevlilerinin bu üniversitelerde yüksek lisans ve doktora eğitimi yaparak görevlendirilmeleri söz konusu olmaktadır.

Bu çerçevede, araştırma görevlilerinin başka bir üniversiteye görevlendirilmeleri, 2547 sayılı yasanın 35. maddesi ve 39. maddeleri ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca yayımlanan Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul ve Esaslar`a görev yapılmaktadır. Ancak, başka bir üniversitede görevlendirilen araştırma görevlisi, 2547 sayılı yasanın 35/3 maddesi ve Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4 maddesi uyarınca zorunlu hizmet yükümlülüğü altına sokulmakta ve araştırma görevlileri taahhüt ve kefalet senedi imzalamak zorunda bırakılmaktadır.

Devlet Memurları Yasasının Ek 35. Maddesi; 

“Kamu kurum ve kuruluşları tarafından personel kanunları ve diğer özel kanunlarda yer alan hükümlere göre bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren okutulacak yeni öğrencilere mecburi hizmet yükümlülüğü getirilemez.  

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte mecburi hizmet karşılığı okutulmakta olan öğrenciler, mezuniyetlerinden veya memuriyete atanmalarından sonra kurumlarından mecburi hizmet yükümlülüğünün kaldırılmasını talep edebilirler. Bu takdirde başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın, mecburi hizmet yükümlülüğü ve tazminat borçları (1.1.1995 tarihinden önce mecburi hizmet yükümlülüğünü ihlal edenlerin borçları dahil) ortadan kalkar. 

Yurtdışında okutulanlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından okutulanlar hakkında bu madde hükmü uygulanmaz” şeklindedir.

Devlet Memurları Yasasının Ek 35. maddesi çerçevesinde verilmiş olan yargı kararları da bulunmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun ek-35. maddesiyle getirilen düzenlemeyle kamu kurum ve kuruluşları tarafından yurtiçinde okutulan öğrencilerle ilgili olarak 2547 sayılı yasanın 35/3. maddesinin ve Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4.maddesinin mecburi hizmet yükümlülüğü ve tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümlerinin uygulama olanağının kalmadığı anlaşılmıştır. (Danıştay 8. Daire Karar No:2007/2699)

Bu nedenle 2547 sayılı yasanın 35/3 ve Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmeliğin 4/4 maddesi uyarınca getirilen zorunlu hizmet yükümlülüğü temel yasa olan 35. Maddeye aykırı olduğu kadar angarya yasağına ve kamu yararı ilkesine ve Yargı kararlarına da aykırılık taşımaktadır. Ayrıca, bu hükümlere dayanılarak YÖK`ün ÖYP araştırma görevlilerinin tez aşamasında atandığı üniversitede geçirdiği sürelerin zorunlu hizmetine sayılamayacağına karar vermesi, zorunlu hizmete dair idari bir işlem tesisi yasallık ilkesinin de ihlali anlamına gelmektedir.

Sonuç olarak araştırma görevlileri açısından zorunlu hizmet yükümlülüğü uygulamasından vazgeçilmeli, bu konudaki mevzuat Devlet Memurları Yasasının Ek 35. Maddesi ile ilgili yargı kararlarına uygun hale getirilmelidir. 

Öğretim üyeliğinin temel kaynağı asistanlık olmalıdır. Asistanlık, geçici bir statü olmaktan çıkartılmalı 50/d, 33/a, ÖYP gibi ayrımlar kaldırılarak kadro güvencesine kavuşturulmuş asistanlığa dönüştürülmeli; iş güvencesi sağlanmalıdır. Ayrıca, asistanların görev tanımı açıkça belirlenmelidir. Akademisyen yetiştirme bilimsel ve nesnel ölçütlere dayandırılmalı, eleyici-tasfiye edici olmamalıdır. Asistanlık, öğretim üyeliğine hazırlanmanın ilk aşamalarından biridir. Bu nedenle asistanlara araştırma, inceleme, uygulama, deneyler yapma destekleri verilerek ve ders verme becerileri kazandırılarak deneyimlerinin arttırılmasına özen gösterilmelidir. Akademik ve bilimsel dolaşım tek taraflı olmaktan çıkarılmalıdır. Başta asistanlar olmak üzere bütün bilim insanlarının ulusal ve uluslararası her tür akademik çalışması desteklenmeli, bunun için gerekli kaynaklar ayrılmalıdır. 

Bilim insanları doktora sonrasında salt ders veren öğretim üyesi olarak görülmemeli, bilimsel etkinlikleri ve gelişimleri ile ilgili konular özlük hakları içinde tanımlanmalı ve desteklenmelidir. Asistan yetiştirilmesi bölümlerin-fakültelerin asli sorumluluğu ve yetkisi sayılmalıdır.

Yüksekğretim Kurulu Başkanlığı‘nın yazısını görmek için tıklayınız.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu