25 Eylül 2013 tarihinde Dicle Üniversitesi’nde yaşanan polis saldırısı ve Dr. Ersin Vedat’a yönelen şiddet üzerine Üniversiteler Şubelerimizin yapmış olduğu ortak açıklamadır.
25 Eylül 2013 tarihinde Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Edebiyat Fakültesinde polis, öğrencilerin açtığı gazete standına müdahale etmek üzere fakülteye girmiş; alkışlarla fakültenin önüne çıkan öğrenciler ise bu yersiz/gereksiz müdahaleye karşı tepkilerini halay çekerek göstermişlerdir. Polislerin olayı izleyenlere “Sayın Başbakanımızın kesin talimatı var!”, “Masumlar suçluların yanından ayrılsın!”, “İnsanları zorla halaya katmayın!” gibi önyargılı ve baştan suçlayıcı bir söylemle müdahil olduğu ortamda, öğrencilerin herhangi bir suç unsuru içermeyen tavırlarına karşı bir psikolojik şiddet ortamı yaratılmış ve daha sonra bu şiddet doğrudan doğruya üyelerimizden Dr. Ersin Vedat Elgür`e yönel(til)miştir.
Olayın uzağında bir noktada duran meslektaşımızı doğrudan hedef alan polis amiri, “Sizlerin verdiği cesaretle buradalar!”, “Siz kışkırtıyorsunuz!”, “Sizi nasıl hoca yapıyorlar?” gibi ifade ve sorularıyla Dr. Elgür`e sözlü saldırıda bulunmuş ve arkadaşımızın karşı çıkışları üzerine “Seni de gözaltına alırım!” diyerek kendisini açıkça tehdit etmiştir. Dr. Elgür`ün “Hangi gerekçeyle?” sorusu üzerine de “Her şeye hakkım var, hiçbir gerekçeye gerek yok! Geçmişini de biliyoruz, nasıl hoca olduğunu da!” cevabını vermiştir.
Kaygıyla izlediğimiz bu gelişmeler gerek Dicle Üniversitesi özelinde gerekse Türkiye genelinde kolluk kuvvetlerinin kendilerini yurttaş karşısında nasıl konumlandırdığına ve algıladığına dair çok önemli ipuçları içermektedir. Güvenliğin sağlanması göreviyle sokakta, parklarda, üniversite kampüslerinde görevlendirilen(!) polisin, AKP hükümetinin ve bizzat Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın söylem ve icraatlarıyla açmış olduğu alanda, bir ‘taraf` olarak toplumsal olaylara müdahale etmekte olduğuna tanık olmaktayız. Hiçbir çekince ve kamuya hesap verme kaygısı taşımadan, kendilerine dair algılarını bu seviyede rahatlıkla ifşa eden kolluk kuvvetlerinin tavırlarını, toplumsal barış anlamında son derece antidemokratik, ürkütücü, cüretkâr ve trajik buluyoruz.
Recep Tayyip Erdoğan`ın “destan yazdıklarını” iddia ettiği ve AKP hükümetinin koşulsuz desteğini arkasına alan polis Dicle Üniversitesinde 25 Eylül günü çatışmayı kışkırtan ve yaratan tavrı ile öğrencisinden hocasına kadar akademi ve üniversite karşısında önümüzdeki günlerde takınacağı tavrı açıkça göstermiştir. Haziran direnişinden/isyanından bu yana süregelen toplumsal olaylarda da izlediğimiz üzere, kolluk kuvvetleri bizzat başbakanın tutumunu örnek alarak, toplumsal olaylarda hem polis, hem savcı, hem de yargıç rollerini yerine getirmekte beis görmemekte ve zaten süregiden yasama-yürütme-yargı ayrılığının yok oluşunu toplumsal olaylara müdahale etme biçimleriyle yeniden üretmektedir.
Diğer yandan, akademinin yeni hâkimlerinin şimdiye kadar gösterdiği tavır, 25 Eylül günü Dicle Üniversitesinde daha da net bir görünüm kazanmıştır. Hem öğrencileri hem de bir öğretim elemanı açıkça, fütursuzca ve son derece küstah tavırlarla tehdit edilen üniversitenin -üyemiz olan birkaç meslektaşımız dışında- ne rektörü, ne rektör yardımcısı ne dekanı ne de diğer öğretim elemanları olaya tepki göstermiş; bu tavırlarıyla da ne mensubu oldukları mesleğe ne de meslektaşlarına ve öğrencilerine sahip çıkabilmişlerdir. Tam tersine, göstere göstere ve çekincesizce kampüslere geri dönen polisin saldırılarına sessiz kalarak, bu rezilliğe ortak olmuşlardır. Bu kabul edilemez tutumu kınıyoruz!
Bütün bu yaşananlar, bizlere, üniversiteyi ve onun temsil ettiği evrensel değerleri yok etmeye çalıştığınızı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde göstermektedir. Öğrencisinden öğretim elemanına, hizmetlisinden taşeron işçisine kadar tüm bileşenlerimizle sonuna kadar bu çabanızın karşısında olacağımızı, faşizan uygulamalara ve baskılara boyun eğmeyeceğimizi, toplum yararına çalışan özgür üniversite ortamı kuruluncaya kadar, başta Dr. Ersin Vedat Elgür olmak üzere bütün meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ve olacağımızı kamuoyuna duyururuz!
Eğitim Sen Ankara Üniversiteler Şubesi (5 No`lu Şube)
Eğitim Sen İstanbul Üniversiteler Şubesi (6 No`lu Şube)
Eğitim Sen İzmir Üniversiteler Şubesi (3 No`lu Şube)












