Eğitim sisteminde çok önemli bir yere sahip olan müfettişlik mesleği, 652 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile “İl Eğitim Denetmenliği”ne dönüştürülmüştür. Söz konusu dönüşüme paralel olarak, eğitim denetmenlerinin iş yükü olabildiğince artırılmış, özlük ve ekonomik haklarında büyük oranda kısıtlamalar yapılmıştır.
Tüm kamu hizmetleri alanında olduğu gibi, eğitimde faaliyetlerin de kamunun gözetim ve denetimi altında yapılması Anayasal bir zorunluluktur. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanmakta olan “üç başlı” denetim sisteminin işlevsel olmadığı Bakanlık tarafından da dile getirilmesine rağmen, bugüne kadar bu konuda herhangi bir somut adım atılmamış olması dikkat çekicidir.
Denetmenlik, bir alana ilişkin kontrol görevini yerine getirmek anlamına gelirken, eğitim denetmenlerinin görevinin sadece kontrol etmek olmadığı akıllardan çıkarılmaktadır. Geçmişte eğitim müfettişlerinin görev alanlarında rehberlik ve işbaşında yetiştirme, teftiş, inceleme, soruşturma ve araştırma görevleri yer alırken, bugün bu alanın daraltılmak istenmesi kabul edilemez.
Milli Eğitim Bakanlığı, üniversite mezunu yüz binlerce yönetici ve öğretmenin rehberlik ve teftişini yapan eğitim müfettişlerini, 657 sayılı yasadaki statüleri farklı olmasına rağmen “denetmen” statüsünde kabul etmiştir. Bu durumun yarattığı ve yaratacağı sorunlar, eğitim sisteminde yaşanan sorunların denetimi noktasında çeşitli zorluklar ortaya çıkarabilmektedir.
İl Eğitim Denetmenlerinin hafta sonları yapılan Direksiyon Eğitim Sınavlarında, il sınav yürütme kurulunda bulunan tüm üyeler dahil, bütün görevlilere ücret ödenmesine rağmen herhangi bir ücret ödenmeden hafta sonu tatillerinin gasp edilmesi ciddi bir hukuksuzluk örneğidir. Bu sınavlarda zoraki olarak görev verilen tüm eğitim denetmenlerine hak ettikleri ücretler verilmeli, bu tarzda yapılan hukuksuz görevlendirmelere derhal son verilmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı eğitim hizmetlerinin niteliğinin arttırılmasını istiyorsa öncelikle denetim birimlerinin tek çatı altında örgütlenmesini sağlamalıdır. Eğitim denetmenleri (müfettişleri) ile Bakanlığa bağlı ya da diğer bakanlıklara bağlı müfettişler arasındaki özlük ve mali farklar giderilmeli, denetim birimleri arasındaki isimlendirme dahil tüm adaletsiz uygulamalar kaldırılmalıdır. Bu yapılırken, müfettiş seçiminde belirleyici olan siyasi-ideolojik kriterler değil, liyakat ve mesleksel gelişim olmalı, seçimin demokratikleştirilmesi ve şeffaflaştırılması sağlanmalıdır.
Kamunun kaynak kullanımı ile müfettişlerin çalışma ortamının dengelenmesinin sağlanabilmesi için sürekli rotasyon uygulamasının eğitim denetmenleri üzerindeki etkisinin hesaplanarak gerekli özlük önlemlerinin alınması önemlidir. Denetimi bir ölçüde bağımsızlaştırılması, güvenilirliğinin artmasını sağlayacağından, eğitim denetmenliğinin il bazında örgütlenmesinden vazgeçilerek, bakanlığın merkez teşkilatına bağlı çalışma bölgeleri şekline bir örgütlenmeye gidilmesi bu alanda yaşanan sorunları önemli ölçüde giderecektir.
Eğitim sisteminde yaşanan sorunların daha da derinleşmemesi için eğitimde rehberlik, inceleme, araştırma, soruşturma gibi eğitim sisteminin ağır işçiliğini yapan ve kamu adına denetim görevini yürüten eğitim denetmenlerinin talepleri yerine getirilmeli, sorunlarına kalıcı çözümler üretilmelidir.












