Eğitim Sen Genel Sekreteri Mehmet Bozgeyik`in “Üniversiteden çevre ve doğanın tahrip edilmesine neden olan birisine ‘Çevre Özel Ödülü` verilmesi büyük bir utançtır!” başlıklı açıklama metni:
Üniversiteden çevre ve doğanın tahrip edilmesine neden olan birisine ‘Çevre Özel Ödülü` verilmesi büyük bir utançtır!
Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından (AKÇAM) “AB`ye tam üyelik ve müzakere sürecinde çevre başlığının açılması için gösterdiği üstün gayretlerinden ötürü” Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu`na ‘Çevre Özel Ödülü` verilmiştir. Gerçekleştirilen ödül töreninde Eroğlu`nun yanı sıra iş dünyasından kişi ve kuruluşlara da ödül verilmiştir.
Yaşanan bu tablo ile üniversiteler, siyasal iktidar ve sermaye ile oluşturulmaya çalışılan ittifak bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu ittifakın parçası olan bir üniversitede bilgi ile kurulan ilişki de bilimsel kaygılardan çok bilginin kimin çıkarlarına hizmet edeceğine odaklanacaktır. Öyle ki, birçok Araştırma Geliştirme (AR-GE) merkezi bunu kanıtlar niteliktedir. AKÇAM`ın bu çerçevede hangi kriterler ile bu ödüllendirmeyi yaptığı, bunu yaparken de amacının ne olduğu yanıtlanması gereken önemli sorulardır.
AKP ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu orman arazilerini ranta açan 2-B yasası, insan ve doğa yaşamını hiçe sayan hidroelektrik santralleri, üçüncü boğaz köprüsü, akarsuların ve derelerin özleştirilmesi gibi çok sayıda çevre düşmanı plan ve uygulamalarla gündelik hayatımızda hiç olmadığı kadar çevre ve doğa düşmanı bir tutum sergilemektedir. Sermaye gruplarının farklı şekillerde ve daha fazla rant elde edebilecekleri bir alan yaratmak dışında hiçbir derdi olmayan bir zihniyetin çevreye sunduğu katkı ortadadır. Kaz dağlarında siyanürle altın arayanlara verilen destekle nasıl bir katliam planlandığı açıktır. Bir taraftan çevre politikalarıyla doğal kaynakların korunması ve geliştirilmesi amaçlanırken diğer taraftan gerçekleştirilen bu uygulamalar AB sürecinde nasıl bir çevre başlığı açıldığını göstermektedir.
Üniversiteleri sermayenin ve siyasal iktidarın arka bahçesi haline getirenler bu durumdan doğal olarak nemalanmak istemektedirler. Üniversiteleri baskılayarak üniversitelere bağlı bazı kurum ve öğretim elemanlarının sermaye grupları ya da siyasal iktidarın çıkarları doğrultusunda hareket etmeleri kaçınılmazdır. Dolayısıyla böyle bir üniversitede akademik özgürlükten, bilimsel ve nesnellikten bahsetmek mümkün değildir. Bugün yaşadığımız çevre ve doğa tahribatından sorumlu olan birisini böylesi bir ödüle layık görmek üniversite ve bilim dünyası için kabul edilemez bir durumdur.
Eğitim Sen, üniversitelerin birçok alanda olduğu gibi çevre sorunlarına karşı da bilimsel ve toplumsal sorumlulukları çerçevesinde hareket etmesinin gerekliliğine inanmaktadır. Üniversitelerimiz sicili bozuk olan siyasi iktidarın temsilcilerinin değil, toplumun çıkarlarının ve bilimin savunucusu olmalıdır.











