Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç`ın “Ders Kitaplarının Ücretsiz Dağıtımı, AKP`nin Rant Dağıtım Aracına Dönüştü!” başlıklı basın açıklaması
Ders Kitaplarının Ücretsiz Dağıtımı, AKP`nin Rant Dağıtım Aracına Dönüştü
Ders kitapları son yıllarda hazırlanması, içeriği, tasarımı, dağıtımı, devletin ve özel sektörün konuya yaklaşımı bakımından daha çok tartışılmaya başlanmıştır. Bunun en önemli nedeni iktidarın, öğrencileri, kendi ideolojisine uygun bir şekilde biçimlendirme aracı olarak okulları, ders programlarını ve eğitim materyallerini kullanmak istemesidir. Bu durum bize göre bilinçli bir politikanın sonucudur. Nitekim eğitim sürecinin en etkili araçlarından biri olan ders kitapları iktidarın saldırılarından en fazla payını alan eğitim materyalleri olmuştur.
Bir yandan ders kitapları piyasacı-muhafazakar ideolojinin beklentileri doğrultusunda ideolojik olarak yeniden yapılandırılmış; öte yandan da ders kitapları, AKP hükümetiyle birlikte ekonomik boyutuyla da tartışılır olmuştur. Maliyeti ve kamu kaynaklarının hoyratça heba edilmesi karşısında bu kitapların ücretsiz dağıtılmasının sağladığı fayda önemsizleşmiş ve ders kitaplarının ücretsiz dağıtımı sürecinde izlenen yöntem, AKP`nin siyasi ve ekonomik rant dağıtma mekanizmasını da gözler önüne sermiştir.
Ders ve yardımcı eğitim materyallerinin ticari bir ürün gibi ele alınması bu durumun başlıca nedenleri arasında görülebilir. Hükümetin, kendi zenginini yaratma ve ders kitapları üzerinden siyasi rant sağlamayı sürekli kılma arayışlarının önemli göstergelerinden birisi de ders kitaplarının uzun süre kullanılabilecek şekilde hazırlanmaması ve aksine her yıl yeniden dağıtılması yoluna gidilmesidir. Her fırsatta israftan kaçınılması gerektiğini söyleyen siyasi kadroların, ders kitaplarının basımı üzerinden kamu kaynaklarını özel çıkar sahiplerine rant olarak dağıtmak söz konusu olduğunda israftan hiç söz etmemesi gerçekten manidardır.
Bilindiği üzere ders kitapları 2003 yılından beri ücretsiz dağıtılmaktadır. Bu, sendika olarak bizim öteden beri savunduğumuz anayasal bir haktır. Ancak ekonomik olanakları bizden daha avantajlı ülkeler bile ödünç kitap uygulamasına giderken Türkiye`nin bu yolu tercih etmeyerek aynı kitapları her yıl tekrar tekrar dağıtmasının kabul edilebilir bir gerekçesi bulunmamaktadır.
Bu dönemde, daha önce ders kitabı yayıncılığı yapmamış, sektörle uzak yakın ilişkisi olmamış çok sayıda şirketin ders kitabı basım sürecine katılması ve hazırladıkları kitapların niteliksiz olduğu halde kabul görüp MEB tarafından satın alınması oldukça düşündürücüdür.
Milli Eğitim Bakanlığının her alanda kendi kitabı olmasına rağmen, her yıl ders kitaplarını özel yayıncılardan satın alması ve karşılığında yayıncı ve dağıtımcılara yılda ortalama 300-400 milyon TL ödemesi kabul edilmesi olanaksız savurganlık örneğidir











