Gençlik Geleceğine Sahip Çıkmalıdır!

Her yıl, “Gençlik geleceğimizdir” sloganlarıyla propagandası sürdürülen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı tüm yurtta kutlandı. Ulusal Kurtuluş Savaşı`nın başlangıç tarihi olan ve bir bayram olarak kutlanan 19 Mayıs`ta her yıl olduğu gibi, bu yıl da resmi açıklamaların, sloganların gölgesinde kalacak ve gençliğin sorunları göz ardı edildi.. Her 19 Mayıs`ta olduğu gibi, bu yıl da gençlerin ülkenin geleceği için ne kadar önemli olduğuna ilişkin konuşmalar dinledik.

Ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan gençler için güvenli bir gelecek yaratma kaygısı gütmeyen, her yıl 23 Nisan`da çocukları, 19 Mayıs`ta gençleri kendi makam koltuklarına oturtup sıradan gülücükler dağıtan o samimiyetsizlik bu bir ritüel olarak gerçekleştirildi.

Gençliğin giderek belirsizlik ve umutsuzluk içine çekildiği; kendi yaşlarının tadını doyasıya çıkaramadan yaşam kavgasına atılmak zorunda bırakıldığı; sigara ve uyuşturucu kullanma yaşının 12`ye düştüğü; saldırganlığın, üretmemenin, bireycileşmenin teşvik edildiği ve bu gençliğin birlikte bayramını kutladığı sporun her türlü yolsuzluk, teşvik, şike ilişkisi içine çekilip mafya-siyaset-ticaret üçgeninin bir parçası olduğu ülkede, nasıl olup da yarın yeniden hiçbir sorun yokmuşçasına 19 Mayıs`ı kutlanmıştır, soruyoruz.

Bir taraftan üniversite kapılarında yığılan binlerce gencimiz, 3 saatlik bir sınav adaletsizliği ile birer yarış atına dönüştürülürken, üniversite eğitimi almış her 3 gençten en az birisinin işsiz olması son derece kaygı vericidir; ve bu ortamda geleceğimiz olarak görülen gençlerin her yönüyle geleceksizlik içine itilmesinin sorumlular nasıl çıkıp gençlerin “bayramını” kutladılar sorusunu her yurttaşın aklına getirmesi gerekmektedir.

Ülkenin geleceğinin gençler olduğunun tek hatırlandığı gün ne yazık ki, 19 Mayıs`lardır. Eşit ve özgür bir Türkiye isteyen, emekçilerin-halkın üzerindeki sömürünün son bulması için mücadele eden gençlere, her türlü zulüm reva görülmüştür. 12 Eylül darbesi ile gençlik ülkenin ve halkın sorunlarından uzak durması, toplumsal sorumluluk yerine bireysel çıkarını düşünmesine yönelik yoğun bir program uygulanmıştır. Bugün gençliğin ülkenin siyasetinde ve geleceğinde belirleyici bir güç olamamasında, ilk fırsatta Türkiye`yi terk etmeyi düşünmelerinde 12 Eylül karanlığının halen süren boğucu etkisi bulunmaktadır.

Eğitim Sen, bilimi, demokrasiyi, nitelikli laik ve herkes için kamusal eğitim hakkını savunduğunda, gençlerin ve çocukların sorunlarını ve geleceklerini görmezden gelenlerin her yıl arşivlerden çıkarılan konuşma metinlerinin üzerinde yapılan küçük değişikliklerle bir gün için gençleri düşündüğünü belirtmesini inandırıcı bulmamaktadır.

Kaos ortamı içerisinde, çaresizlik-geleceksizlik ve acz içerisinde bırakılan gençlerin, şiddet ve nefret kültürü ile kendilerini ifade etmektedir. Gençleri yok oluşa götüren böylesi bir ortamın ortadan kaldırılması için eleştirel ve özür düşünme yetisinin geliştirilmesini temel alan bir eğitim sisteminin geliştirilmesi, eğitimin içeriğindeki ırkçı-faşizan öğelerden arındırılarak eğitimin kardeşlik, barış ve dayanışma bilincini geliştirilecek bir niteliğe ulaştırılması ile mümkün olabilir. Yıllardır, baskı altında tutulmaya çalışılan, sözünün söylenmesine izin verilmeyen gençler için her şeyden daha önemlisi gelecekleri için kendi irade ve güçleri ile hareket etmeleri, ülkenin ve kendilerinin geleceklerine kendi elleriyle sahip çıkmalarıdır.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu