(11.12.13 Mayıs 2007)
Başkanlar Kurulumuz dünyada ve ülkemizde yine yoğun gündem maddelerinin yaşandığı bir dönemde toplanmıştır. Uluslar arası alanda yaşanan gelişmeler, Ortadoğu`daki kaos ortamının sürmesi ve ülkemizde 22 Temmuz`da yaşanacak genel seçim süreci ve ertelenen ancak derinleşmesi muhtemel cumhurbaşkanlığı seçimi krizi emekçilere ve toplumun tüm kesimlerine yine sıcak günler yaşatacaktır.
ABD`nin Irak`taki işgali ve yarattığı vahşet tüm hızıyla sürmektedir. İran konusundaki planlarını açık biçimde ilan eden ABD yönetimi dünyadaki çatışmaları körüklemektedir. ABD emperyalizmi, Radikal İslam`la mücadele adı altında petrol ve doğal gaz kaynaklarının geçiş yollarında denetim kurmak istemektedir. ABD`nin Çin ve Hindistan gibi yükselen Asya güçlerinin enerji gereksinimlerini sağladıkları stratejik bölgelerin denetimini ele geçirmek ve bu ülkelerin ekonomilerini bağımlı hale getirmek dışında başka bir seçeneği kalmamıştır. Oysa bugün ABD, ekonomik olarak bu ülkelere bağımlı duruma gelmiştir. 9 trilyon dolarlık şirket borçlarıyla batan bir gemiyi andıran ABD için en önemli yol, sürekli olarak dolar basmak ve doların uluslar arası petrol ticaretindeki rezerv para olma niteliğini korumasını sağlamaktır. Bugün ABD ekonomisinin 1 trilyon doları aşan cari açığını, ABD`den hisse senetleri ve tahviller alarak finanse eden Çin`dir. ABD, Çin`in bu fonları toplu halde dolardan euro`ya çevirme kararını almaması için bu ülkeyi her bakımdan kendisine bağımlılaştırma stratejisi izlemektedir. Sonuçta, çöken kuvvetlerin askeri seçeneğe başvurduğu gerçeği, önümüzde durmaktadır.
Türkiye`deki gelişmeler de, bu gelişmelerden bağımsız değildir. 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD`nin geliştirdiği Ilımlı İslam stratejisi ve bu eksende Büyük Ortadoğu Projesi, AKP`nin Türkiye`de iktidar olmasının yolunu açan etmenler arasında belirleyicidir. Öte yandan küreselleşme süreci dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye`de de muhafazakarlaşma sürecini arttırmıştır. Yoksullaşan kesimlerin siyasal tepkileri, sistem karşıtı gibi görünen AKP`ye kanalize edilmiş, ekonomik kriz sonrası kitlelerin radikalleşmesi riski bir ölçüde hafifletilmiştir. Sonuçta AKP, Cumhuriyet tarihinin en kararlı sermaye partisi olarak kitleleri arkasına sürükleyecek zeminde belirmiştir.
Öte yandan bu süreç, ülke içinde AKP yandaşlığı-karşıtlığı üzerinden gelişen yeni bir iktidar savaşının da güçlenmesinin önünü açmıştır. Sözgelimi, Genelkurmay`ın 27 Nisan tarihli e-muhtırası, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözüm yollarını tıkamış, bir kez daha farklı kimliklere sahip kesimleri düşman ilan etmiştir. Bu anlayış operasyonların kapsamlı bir şekilde sürdürülmesini pekiştirmiş, Türkiye`yi bir toplumsal savaşa sürükleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakmıştır.
Son günlerde sermayenin ve ABD`nin AKP modeli, egemen sınıfın farklı kesimler tarafından bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP ye sistem içinde iktidarının sınırları gösterilmek istenmiştir.
Bu süreçte gelişen tepkiler ve yapılan “Cumhuriyete sahip çık” mitinglerine katılanların AKP`nin gerici ve laiklik karşıtı politika ve uygulamalarından rahatsızlık duydukları ortadadır. Ancak mitingleri düzenleyenlerin niyetinin sistemin otoriter laiklik anlayışını, statükocu ve militarist yapısını pekiştirmek olduğu bir gerçektir. Kaldı ki, gerçekleştirdikleri askeri darbelerle yükselen toplumsal güçlerin önünü kapatmak adına Siyasal İslamcı akımları yedekleyen, güçlendiren kesimlerin şimdi Siyasal İslam karşısında kitleleri seferber olmaya çağırması da, kuralları önceden belirlenmiş bir oyunun samimiyetsiz hamlelerinden birisidir.
Öte yandan sendikamızın gerek 14 Nisan mitingi öncesinde yazılı olarak açıkladığı görüşlerin, gerekse 27 Nisan Muhtırasının ardından “gericiliğin ve ırkçılığın panzehiri demokrasidir” yaklaşımını içeren açıklamasının, kitlelerin duyarlılığını darbe yanlılarının niyetlerinden ayrıştırmada önemli bir rol oynadığını belirtmek gerekir.
Başkanlar Kurulumuz; darbelerin gericiliği, gericiliğin de darbeleri güçlendirdiğini bir kere daha belirlemiştir. Saptamalarımızın doğruluğunun açığa çıkmasıyla birlikte “Irkçılığa, gericiliğe ve yoksulluğa karşı eşit, özgür, sosyal, laik ve demokratik Türkiye” sloganının öneminin kavrandığı ve bu aşamada demokrasi, emek-barış vurgusunu sahiplenecek, toplumun en geniş kesimlerinin özlemlerine yanıt verecek şekilde bir hareketin gelişmesinin önünü açacak sağlıklı bir mücadele hattının önemli olduğu vurgulanmıştır.
Başkanlar Kurulumuz; geçtiğimiz süreçte 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü`nde yapılan etkinliklerde, 21 Mart Newroz kutlamaları ile 17 Nisan Savaşa karşı buluşma ve köy enstitülerinin kuruluş etkinliklerinde sendikamızın politikalarını güçlü bir şekilde hayata geçirerek alana taşıdığını belirlemiştir.
İlksan`ın gerek olağanüstü gerekse olağan kongrelerinde izlediğimiz tutum ve arkasından yaşama geçirdiğimiz İlksan`ın tasfiye edilmesine ilişkin yaklaşım, İlksan üyeleri tarafından da sahiplenilmiş, işbirlikçi sendikaların iki yüzlü tutumları da bu noktada teşhir edilmiştir.
Düzenlemiş olduğu 7-8 Nisan İnsanca Yaşam ve Demokratik Türkiye mitingleri ile Ek ders ve Yönetici Atama Yönetmeliği`ne karşı yapılan 21 Mart basın açıklaması ve 25 Mart sevk eylemlerinde yarattığı coşku ve katılımla eğitim emekçilerinin gerçek temsilcisinin Eğitim Sen olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.
Öte yandan kanlı 1 Mayıs`ın 30. yıldönümünde İstanbul Taksim`de devletin emekçilere karşı takındığı gerçek tutum bir kez daha görülmüş, yaratılan terör ile devletin militarist ve tahammülsüz yüzü alanlara yansımıştır. 1 Mayıs`ta “devlet terörü”nü yaratanları kınıyor, sorumluları istifaya davet ediyoruz
Başkanlar Kurulumuz önümüzdeki sürece ilişkin olarak;
- Ek ders ücretleri ve yönetici atamalarına yönelik olarak, mayıs ayı içerisinde eylem ve etkinliklerin yanında hukuksal mücadele de yürütülmesine,
- Kariyer Basamakları Yönetmeliği`ne karşı sürecin yakından takip edilerek mücadelenin yükseltilmesine,
- Mutabakat metinlerinin titizlikle incelenmesine ve usulsüzlüklerin teşhir edilmesine,
- Eğitim sistemimizde yer alan gerici, ırkçı ve Türk – İslam sentezci politikaların ürünü olan tüm uygulamalara karşı etkin mücadele yürütülmesine ve Demokratik Eğitim Kurultayı sonuçlarının hayata geçirilmesine,
- Gerçekleştirilen Hizmetli ve Memur Çalıştayı`nın yarattığı olumlu etkinin devamlığının sağlanmasına ve sonuçlarının yaşama geçirilmesine,
- Program Kurultayı sonuçlarının kitapçık haline getirilmesine ve önerilerin dikkate alınarak gereğinin yapılmasına,
- Özerk, demokratik, bilimsel, üniversite mücadelemizde üniversite çalışanlarının taleplerini yaşama geçirecek çalışmaların yapılmasına,
- TİS sürecinin seçimlerden önce kamuoyuna taşınması için; taleplerimizin iş yerlerinden doğru belirlenmesi, sosyal devlet, insanca yaşam, demokratik Türkiye talebinin tüm kesimlerle buluşturularak merkezi bir mitingle yaşama geçirilmesine,
- 2 Temmuz Sivas olaylarını anma amacı doğrultusunda gerçekleştirilecek etkinliklere etkin katılım sağlanmasına,
- TİS sürecinde toplu sözleşmeli grevli bir sendikal hakkın kullanılması için etkin bir program oluşturulmasına,
- 22 Temmuzda yapılacak olan genel seçimlerde özgür ve demokratik bir ülke yaratılması için, emekten demokrasiden, eşitlikten ve barıştan yana olan güçlerin ortak tutum alması için politika üretilmesine yönelik değerlendirmeler yapılmış, görüş ve öneriler geliştirilmiştir.
Başkanlar Kurulumuz, geçmiş süreçte yaşanan her türlü olumsuzluğa ve anti demokratik uygulamalara karşı geliştirdiği eylem ve etkinliklerle kararlı ve doğru bir mücadele yürütmüştür.











