Meydan Boş Değil, Haklarımıza ve Geleceğimize Sahip Çıkıyoruz!

AKP hükümetinin eğitim alanına yönelik politikalarına ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına yönelik düzenleme ve uygulamalarına karşı Türkiye çapında sevk eylemi yaparak alanlara çıktık. Özellikle son dönemde yoğunlaşarak artan haksızlıklara karşı işyerlerimizden başlayarak sürdürdüğümüz demokratik tepkilerimizi alanlarda taşıdık. Milli Eğitim Bakanlığı`nı kazanılmış haklarımızı elimizden alan uygulama ve düzenlemelerden vazgeçmesi için bir kez daha uyardık.

Ek ders ücretlerimizde ciddi kayıplara neden olan düzenlemeye karşı, AKP Hükümetinin eğitim alanında ırkçı-gerici kadrolaşmasını pekiştiren ve 13 Nisan`da yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetici Atama Yönetmeliği`nin geri çekilmesi için, AKP`nin laik-bilimsel eğitimi daha da gericileştiren politika ve uygulamalarına artık yeter demek için yaptığımız alan eylemleri tüm Türkiye çapında başarı ile gerçekleştirildi. Tek tek işyerlerinden akarak alanları dolduran binlerce eğitim emekçisi, bir kez daha kazanılmış haklarının ve çıkarlarının tek ve gerçek savunucusunun Eğitim Sen olduğunu gördü.

Eğitim emekçilerinin hak ve çıkarları doğrultusunda kitlesel eylemler yapmanın, ülkede estirilen siyasal rüzgarların desteğiyle sendikacılık yapmaya benzemediğini 25 Nisan eylemi açıkça göstermiştir. Bizleri kendi siyasal gündemleri ile oyalayan, tepkilerimizi yatıştırıp, kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirenlere rağmen, binlerce eğitim emekçisi emeğine sahip çıkmış, AKP Hükümetini ve Milli Eğitim Bakanlığını ciddi bir şekilde uyarmıştır.

Haklarına, emeğine, geleceğine sahip çıkan eğitim emekçileri talepleriyle alanları doldururken, “25 Nisan`da eylemdeyiz, alanlarda yerimizi alacağız” diyen kimi sendikaların ortalıkta görünmemesi ya da düşük katılımlı basın açıklamalarıyla günü kurtarmış olmaları düşündürücüdür. Eylem öncesinde uyardığımız ve samimi olmaya çağırdığımız bu sendikalar, eylem kararında samimi olmadıklarını sevk eylemine katılmayarak ya da katıldıkları yerlerde küçük gruplarla alanlara çıkarak göstermişlerdir.

Kendisini “etkili ve yetkili” olarak tanımlayan sendikanın, Milli Eğitim Bakanlığı`nın önüne 40 kişi ile gelmesi ne kadar “etkili ve yetkili” olduklarını göstermiştir. Yine “25 Nisan`da biz de iş bırakıyoruz” diyerek basına demeç veren, siyasal argümanlarla emekçileri bölmeye çalışan sözde sendikanın alanlarda hemen hemen hiç görülmemiş olması ilginçtir.

25 Nisan`da eylem kararı alan diğer sendikalar, Türkiye çapında yapılan sevk eylemi ile yapılan samimiyet sınavında sınıfta kalmışlar, bugüne kadar benimsedikleri sendikal politikaların sonucu olarak üyelerini alanlara taşıyamamışlardır. Eğitim Sen, 25 Nisan eyleminin hazırlanış aşamasından, gerçekleşmesine kadar geçen sürede ortaya koyduğu örgütsel tutum ile, alan eylemliliklerinde yaşanan kitleselliği ile mücadelenin nasıl verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu anlamıyla 25 Nisan eylemi, eğitim emekçilerinin gerçek temsilcisinin Eğitim Sen olduğunu bir kez daha tüm açıklığıyla göstermiştir.

Türkiye`de eğitimin ve eğitim emekçilerinin sorunlarının çözülmesi bizlerin, işyerlerimizde ekonomik, sosyal, mesleki, özlük ve demokratik haklarımız için mücadele eden tek sendika olan Eğitim Sen çatısı altında birleşmesinden geçmektedir. İnanıyoruz ki eğitim emekçileri, ortak ilkeler, değerler ve çıkarlar çerçevesinde birleşmelerini engelleyen, mücadelemizi çeşitli söylemlerle bölmeye çalışan siyasetlerin ve sendikaların oyununa gelmeyecek, emeğine ve geleceğine kararlılıkla sahip çıkmaya devam edecektir.

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu