Türkiye bir kaosu doğru sürükleniyor. Uzun zamandır milliyetçi hezeyan ve neo-liberal saldırı altında boğuluyoruz, nefes alamaz hale geliyoruz. Eğitimden, sağlığa ve sosyal güvenliğe kadar temel yurttaşlık haklarımız elimizden alınıyor, her şey paralı hale getiriliyor. Ticarileştirme ve özelleşme dalgası emeği ile geçinenleri yaşamın dışına itiyor. Paran varsa varsın, paran kadar varsın anlayışı yoksulların yok sayılması anlamına geliyor.
Demokrasi ve özgürlük diye meydanları inletenler bugün her tür demokrasi ve özgürlük talebinin karşısına dikiliyor. 301 tartışmalarında da gördük ki, demokrasi sözle sağlanmıyor.
Toplum neo-liberalizmin, gerici ve ırkçı düşüncelerin etkisi altında parçalanıyor, giderek etnik bir çatışma zeminine çekiliyor. Şiddet sorunların çözümünde birincil yöntem olarak öne çıkıyor, demokratik yöntemler şiddetin gölgesinde tavan arasına atılıyor. Milliyetçi hezeyan yıllardır bir arada yaşayan insanların arasına düşmanlık tohumları ekiyor, barışı ve demokrasiyi her gün biraz daha zora sokuyor.
Türkiye`nin, emekçilerin ve halkın geleceğine ipotek koyan neo-liberalizme, gericiliğe, şovenizme karşı eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi talepleri ile alanlara çıkacağız. Başka bir Türkiye`nin başka bir sesi olarak Türkiye`nin dört bir yanını sesimizle dolduracağız, olup bitene seyirci kalmayacağız.
7-8 Nisan tarihlerinde İnsanca Yaşam, Demokratik Türkiye için buluşuyoruz, emekten, demokrasiden, özgürlükten, barıştan yana olan tüm herkesi sesimize ses katmaya çağırıyoruz.
İnsanca Yaşam Demokratik Türkiye İstiyoruz
Irkçı milliyetçi hezeyanlarla toplumu bir birinden ayıran, kin ve nefret üzerinden ‘bir bebekten bir katil yaratanlar` Türkiye`yi daha fazla puslu ve kirli bir havanın içine doğru sürüklemeye çalışıyorlar.
Susurluk’ta görünen ilişkileri ‘devlet adına kurşun atanda yiyen de şereflidir` diyenler, Şemdinli`de görünür olan çeteleri ‘iyi çocuklar` diye aklayanlar, linç girişimlerine ‘yurttaş tepkisidir` diye açıklayanlar bu karanlığın ve katliamların sorumlularıdır. İşte görünen yüzüyle, deriniyle-açığıyla Türkiye`nin karanlık düzeni budur.
Bu karanlıkla hesaplaşmak da onun bir parçası olan güçlerin yapabileceği bir şey değil, aksine bu karanlıkla hesaplaşmak emekçilerin ve ezilenlerin kendi gelecekleri için daha fazla ses çıkarmaları, geleceklerine sahip çıkacak bir irade ve inisiyatifi geliştirmeleri ile mümkündür.
Türkiye`de yıllardır bir arada yaşayan insanların bir birlerine düşman edilmesinin önüne geçilmesi, savaşın ve şiddet ortamının sona ermesi, örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, halkın siyasete daha fazla katılabilmesi ancak Türkiye`de demokrasinin gelişmesi ile gerçekleşebilir.
Bizler, her türlü fikrin özgürce tartışıldığı, farklı kimliklerin ve kültürlerin özgürce bir arada yaşayabildiği, halkın, emekçilerin siyasete katılmasını olanaklı kılacak demokratik mekanizmaların üretildiği bir Türkiye istiyoruz. Milliyetçi-faşizan-ırkçı düşüncelerle toplumu birbirine düşüren, halklar arasında çatışma ve düşmanlık ortamının yaratmaya çalışanlara karşı bizim silahımız halkların kardeşliği, bir arada yaşama isteği ve demokratik Türkiye talebidir.
Demokratik Türkiye talebi aynı zamanda eşitsizliklere, adaletsizlikleri karşı çıkmak, yoksulluğa ve açlığa karşı insanca bir yaşamı savunmak demektir. Neo-liberal politikalarla, eğitimden-sağlığa tüm alanları sermayeye devrederek paralı hale getiriyor. Çalışma yaşamı güvencesizleştiriliyor, emekçiler yoksulluk sınırın altında yaşıyor. AKP, kamusal hizmet anlayışını özel işletme anlayışı ile değiştirerek, bütün alanları işletme-müşteri ilişkisi üzerinden düzenliyor. Neo-liberal tahribat altında ezilen insanların bütün güvenceleri ellerinden alınarak toplumsal yaşamın dışına itiliyor. Artık zenginler kendileri için oluşturdukları mekanlarından steril bir yaşam sürerken, yoksullar, emekçiler çaresizlik içinde var olma mücadelesi veriyor. AKP, emekçilerin ve halkın geleceğini IMF`nin emirlerine bağlıyor.
Bizler, özelleştirmelere, neo-liberalizme, gelir adaletsizliklerine, yoksulluk sınırın altında yaşamaya mecbur edilmeye karşı insanca bir yaşamı savunuyoruz. Herkese iş ve insanca yaşanabilecek bir ücret istiyoruz.
Demokratik Bir Türkiye`de İnsanca Bir Arada Yaşamak İstiyoruz
Bu karanlığa mahkum değiliz, 7-8 Nisan`da bu karanlık içinde bir güneş olup ülkemizin aydınlık gelecek umudunu yaratmak için yan yana geliyoruz. Bizleri bir yanda siyasal İslam’ın diğer yanıyla milliyetçi-faşizan düşüncelerin olduğu kamplaşmanın içine çekmeye çalışanlara HAYIR başka bir yaşam, başka bir yol daha var ve bu ancak neo-liberalizme-milliyetçiliğe-gericiliğe ve emperyalizme karşı durarak yaratılabilir demek için.
Başka bir ülkenin başka bir sesi olmak için bir araya geliyoruz
Türkiye`nin bu umuda ihtiyacı var.
Miting İlleri ve Katılacak Şubeler
ANKARA: Eğitim Sen Eskişehir, Afyon, Karaman, Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Yozgat, Çorum, Çankırı, Nevşehir, Kastamonu, Bolu, Sivas, Zonguldak, Bartın, Karabük, Amasya, Tokat, Kayseri, Antalya, Isparta, Burdur, Konya ve Ankara Şubeleri.
İSTANBUL: Eğitim Sen Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Bursa, Bilecik, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Gebze, Düzce, İstanbul Şubeleri.
İZMİR: Eğitim Sen Çanakkale, Balıkesir, Kütahya, Uşak, Manisa, Denizli, Muğla, Aydın, İzmir Şubeleri.
DİYARBAKIR: Eğitim Sen Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Muş, Şırnak, Siirt Şubeleri
TRABZON: Eğitim Sen Trabzon, Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Rize, Artvin, Erzincan, Erzurum, Ardahan, Samsun, Sinop, Ordu Şubeleri
ADANA: Eğitim Sen Adana, Mersin, Hatay, İskenderun, Osmaniye, Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Niğde, Tarsus Şubeleri.
VAN: Eğitim Sen Van, Bitlis, Kars, Ağrı, Iğdır, Hakkari Şubeleri.











