Eğitm Sen’de Neden Kadın Sekreterliği?

Yaşadığımız Koşullar Doğal Ve Değişmez Değildir!

Yaşanabilir Bir Dünya Kurmak İçin Kadınların Evde, İşyerinde Ve Toplumsal Yaşamda Karşılaştıkları Olumsuz Koşulları Değiştirmek Gerekir!

İçinde bunduğumuz yüzyıl, yasal anlamda tüm dünyada kadınlarının siyasal, ekonomik ve kültürel hak ve özgürlüklerini elde ettikleri bir dönem olmuştur. Fakat ataerkil zihniyet yasaların pratikte  yaşam bulmasını engellemektedir. Eşitsizlik ve ayrımcılığa uğramış olan toplumsal kesimlere kamusal destek ve öncelik verilmesini öngören  olumlu eylem politikaları, “fırsat eşitliği” yerine “fırsat önceliğini” öngörmektedir. Oysa sadece yasal eşitlik kadınların işte, siyasette, eğitimde, sendikalarda erkeklerle eşit temsil ve katılım hakkını garantilememektedir. Bugün çalışma yaşamına ilişkin  ne Uluslararası Çalışma Örgütü`nün (ILO) istihdamda ve eşit ücret  alanında  ayrımcılığı yasaklayan (no. 100-111) sözleşmeleri, ne de yasalar geniş ölçekli ayrımcılığın üstesinden gelememiştir. PEKİN+5 ve 1979 yılında uygulanmaya başlanan, 1985 yılında Türkiye`nin de imzaladığı, Kadınlara Karşı Her Tür Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW)`nin de ağırlıklı olarak yer vermesine; Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği Kararları`na rağmen  uygulamalarda aksaklıklar yaşanmaya devam ediyor. Ülkemizde Anayasaya “pozitif ayrımcılık” kavramının girmesi bile krize neden olabilmekte, toplumun hazır olmadığı söylenebilmektedir.

Bu gün gelişmiş uygar bir yapı olarak nitelendirdiğimiz Avrupa da kendi kadın sorununu çözümlemiş değildir. Kadın sorunun hukuki yönünden ziyade, sosyo kültürel boyutu daha derin. Kadının kendi toplumunun kadını, ev kadını olarak algılaması temel sorun. Vasıfsız kadın emeği istihdamda sorunlarla karşılaşmaktadır.  Engelleri kaldırma, fırsat eşitliğini sağlama devletin görevidir elbette, ama asıl olan toplumun diğer mekanizmalarıdır.

Olumlu Eylem politikaları,  eşitsizlik ve ayrımcılığa uğramış olan toplumsal kesimlere kamusal destek ve öncelik verilmesini öngören bir eşitlik anlayışına dayanmaktadır. Liberal eşit haklar düzeninin ne kamusal alanda ne de özel alanda cinsler arasında eşitliği  sağlamadığının fark edilmesi, “fırsat eşitliği” yerine “fırsat önceliği” politikalarını gündeme getirdi. Mevcut eşitsizlikleri dikkate almadan eşit fırsatlardan (çalışma hakkı, eğitim hakkı vb) bahsetmek, eşitsizliklerin yok sayılmasına (kadınların çalışma hakkı var, siyasal hakları var, eğitim hakları var isterlerse erkeklerle eşit olabilirler gibi) yol açmaktaydı. Yasal eşitlik; kadınların işte, siyasette, eğitimde, sendikalarda erkeklerle eşit temsil ve katılım hakkını garantilemiyordu.  Bu yeni eşitlik anlayışı, başlangıç koşulları ne olursa olsun, insanların (kadınlar ve erkekler) eşit toplumsal sonuçlar elde etmelerinin sağlanması halinde eşitlikten söz edileceği fikrine dayanmaktadır.

Günümüzde bir yandan kapitalist küreselleşmenin çalışma yaşamına ilişkin yarattığı yıkıcı sonuçlar kadın emekçilerin durumunu daha da zorlaştırırken, öte yandan da küresel düzeyde kadınlar için hukuki kazanımlar gündeme gelmektedir.  Dönemin bu çelişkili sonuçları, özellikle istihdam alanındaki eşitlik yasalarının yaşama geçirilmesini hem zorlaştırmakta hem de özel önlemler benimsenmesini daha da kaçınılmaz kılmaktadır.

Çalışma yaşamında ve işyerinde tam eşitliğin sağlanmasının önündeki tüm engellerin üstesinden gelmek ve kadınları gerek çalışma yaşamında, gerekse de emek örgütlerinde güçlendirmek için olumlu eylem politikaları uluslararası emek örgütleri tarafından da benimsenmiştir.  ICFTU  (Uluslar arası Özgür İşçi Sendikaları Konfederasyonu) ile ETUC`un   (Avrupa Sendikalar Konfederasyonu) 6-8 Ekim 1986`da Brüksel`de düzenlediği  Olumlu Ayrımcılık Uluslararası Semineri`nde, işkolu ve iş yeri düzeyindeki doğrudan ve dolaylı ayrımcılığı  ortadan kaldırmak için  hükümet, işveren ve sendikaları ilgilendiren bir çerçeve karar oluşturdu. Bu karar Pekin Konferansı sonrasında güncellendi.

Uluslararası Çalışma Örgütü`nün (ILO)  (no.100-111) sözleşmeleri istihdamda ve eşit ücret  alanında  ayrımcılığı yasaklamaktadır. Ancak ne  yasalar ne de sözleşmeler  geniş ölçekli ayrımcılığın üstesinden gelememiştir. Bunun için sendikalar hem yasal çerçevenin değiştirilmesi, hem işverenlerle toplu iş sözleşmeleri süreci yolu ile ayrımcılığın kaldırılması için mücadele ederken,  sendika yapılarını da kadın emekçilerin ihtiyaç ve taleplerine uyarlamayı hedeflemektedirler.

Sendikalar bunun için;

  • İstihdamda, işe girmede, terfi ve yükselmelerde  cinsiyetçi anlayışlara dayanan tutum ve  uygulanmalardan doğan ayrımcılığa karşı eylem programı hazırlamakta;
  • Geleneksel olarak kadınların yaptığı işlere yeniden değer biçilmesi için mücadele etmekte;
  • Kadınların geleneksel olmayan işlere ve üst sorumluluk düzeylerinde katılımlarının teşvik edilmesi için  politika geliştirmekte;
  • Kadınların sendikal liderlik ve karar verme süreçlerine tam katılımını engelleyen etmenleri ortadan kaldırmaya yönelik  olumlu eylem programları hazırlamaktadır.

Bu programlar asıl olarak kadınların sendikalarla bütünleşmesini hedeflemektedir. Kadın emekçilerin istekleri sendikal politika ve programların asli bir parçası haline getirilmekte; sendika yapıları, kadın emekçilerin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde yeniden düzenlenmekte, kadınların sendikaların tüm karar alma düzeylerine katılımının üye bileşimini yansıtması temel ölçüt olarak kabul edilmekte; sendika yapısının tüm düzeylerinde kadınların karşılaştıkları sorunları inceleyecek, çözümler önerecek, kadınlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldıracak ve kadınların sendikal faaliyetlere katılımını özendirecek uygun organlar oluşturulmaktadır.

Ülkemizde gerek işçi, gerekse kamu sendikaları içinde bu anlamda kurumsal düzeyde bu politikalar çerçevesinde bir yapılanma oluşturup, etkin faaliyet sürdüren tek sendika Eğitim Sen ve üst konfederasyonu KESK`tir. Eğitim Sen 2000 yılında  genel merkez ve şubeler düzeyinde  oluşturduğu kadın sekreterliği ile sayısız çalışma sürdürmüştür.

Eğitim Sen`in Kadın Politikaları

Sendikalar, güvenilirliğini ve gücünü pekiştirmek için mevcut  potansiyel üye tabanlarının öncelikli sorunlarını dile getirmek durumundadır. Buda temel toplumsal sorunlardan biri olan “cinsiyet eşitliği” sorununu, perspektif ve politikalarına dahil etmek, yapılanmasına yansıtmakla mümkün olacaktır. Cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, hem sendikaların güçlenmesine, hem de toplumsal değişime öncülük etme rolünün pekişmesine yardımcı olacaktır. Bunu  gören bir noktadan hareketle, sendikamız kuruluşundan bu güne ciddi politikalar geliştirmiş, çalışmalar yürütmüştür.

16 yıllık  bir süredir eğitim emekçilerinin hakları için mücadele eden örgütümüz Eğitim Sen,  oldukça önemli mesafeler almış;  ekonomik, sosyal ve çalışma yaşamına dair pek  çok olumlu  politikalar üretmiştir. Bugün kadın eğitim emekçilerin, kamusal ve siyasal yaşama bilinçli katılımı daha büyük bir önemle ele alınmaktadır. Böylece kadının, bu alanlarda söz ve karar sahibi olmasının  itici gücü olacaktır.

Sendikalarımız kurulduğundan bu yana (1990-2006 Eğitim-İş, Eğit-Sen ve Eğitim Sen), cinsiyet eşitsizliğine karşı önemli çalışmalar yürütülmüştür. Eğitim Sen 23 Ocak 1995 tarihinde kurulduğunda çıkartılan ve kadın komisyonların kurulma gerekçelerini, işleyişini, kime bağlı çalışacağını belirleyen “Kadın Komisyonları  Yönetmeliği” ve “çalışma programı”  sendikamızın kadın çalışmalarıyla ilgili ilk yazılı belgelerdir. 1996-1998 ve 1998-2000 tarihleri arasında kadın komisyonları yönetimdeki bir kadın yöneticiye bağlı olarak çalıştı. Örgütümüzün kadın alanına ilişkin  politikalarının şekillenmesinde önemli adımların atıldığı bu dönemde eğitim, basın yayın ve örgütlenme alanlarına yönelik önemli çalışmalar yürütülmüş, birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirilmiştir.

2000 (18-19-20 Temmuz) yılında ki Genel Kurulda kabul edilen bir önergeyle, kadın sekreterliği, merkez yönetim kurulu`nun sekreterlik adları içinde yer aldı.  Merkez kadın sekreterliği ve şube kadın sekreterleri`nin görev ve sorumluluklarını belirleyen yönetmelik hazırlanarak uygulamaya konuldu. Böylece örgütümüzde kadın alanına ilişkin çalışmalar kurumsal bir çerçeveye oturtuldu. Kadının sendikal mücadeleye katılımını arttırmak için oluşturulmuş olan örgütsel mekanizmaları örgütün bütününe yaymak, bu yapıları güçlendirmek için yoğun çalışmalar  sürdürüldü.

Kadın sekreterliğimizin temel amacı, öncelikli olarak genelde kamu emekçisi özelde de eğitim emekçisi kadınların haklarının savunup geliştirilmesi, işyerinde yaşanan bütün ayrımcı uygulamaların açığa çıkarılarak ortadan kaldırılması,  kadınların toplumsal yaşama ve sendikal örgütlenmeye aktif katılımının arttırılmasını sağlamaktır. Bu  perspektifle destek eğitim program ve projeleri hayata geçirilmiş,  bir çok faaliyet yürütülmüştür. Üyelerimizin cins ayrımcı düşünceleri aşabilmeleri, kadın erkek eşitliğini içselleştirebilmelerini sağlamak amacıyla karma eğitim çalışmaları, örgütlenme, basın yayın, kampanya, sempozyum, kurultay, bilimsel araştırmalar (anket çalışalar vb.), paneller, seminerler  ve kadın kuruluşlarıyla dayanışma içinde bir çok eylem ve etkinlik düzenlenmiştir.

Bu dönem mücadelemizin en önemli kazanımları; kamu emekçisi kadınların pantolon giyme hakkına yönelik başlattığımız kampanya, bir diğeri ise doğum izinlerine ilişkin başlattığımız kampanyaların  başarıyla sonuçlanması oldu.

EĞİTİM SEN, eğitim işkolundaki diğer sendikalar arasında kadın üye oranının en yüksek olduğu sendikadır. Eğitim Sen`de kadın üye oranı % 43.4 ile en üst düzeydedir. Eğitim Sen`deki bu oran yaklaşık %34 olan dünya ortalamasının da üzerindedir.  MEB`in 1999-2000 verilerine göre, eğitim iş kolundaki kadın öğretmen oranı %44 iken, 2003-2004`tede %45 olmuştur.

  • Kadın emekçilere yönelik ayrımcı uygulamaları açığa çıkarmak ve kadın haklarını savunup geliştirmek
  • Kadın emekçilerin becerilerini, yeteneklerini ve kabiliyetlerini sergilemelerini sağlayacak çalışma koşullarını elde etmek, hizmet içi ve mesleki eğitimi geliştirmek ve terfi politikalarını izlemek
  • İşyerinde ayrımcılığın bütün biçimlerini ortadan kaldırmak
  • Kadın öğretmenlerin ve eğitim personellerinin sorunlarını, önerilerini ve ihtiyaçlarını göz önüne alan sendikal politikaları hayata geçirmek
  • Kadın emekçilerin liderlik becerilerinin geliştirilmesi için destek eğitim programları ve projelerini hayata geçirmek
  • Sendikal politikalarda ve etkinliklerde, toplumsal cinsiyet perspektifini taşımak
  • Bütün üyeleri toplumsal cinsiyet sorunlarına duyarlı hale getirecek bilgilendirme kampanyalarını yaşama geçirmektir.

Bu bağlamda Eğitim Sen;

  • Toplumsal cinsiyet konularının ve sorunlarının toplu sözleşmenin bir parçası olarak güvence altına alınması
  • İşyerinde ve sendikada toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi
  • Kadınlarla ilgili var olan düzenlemelerin ve politikaların gereğine uygun olarak hayata geçirilmesinin sağlanması ve izlenmesi
  • Kadın sorunları ve konuları etrafında dayanışma inşası
  • Annelik izni ve aile sorumlulukları (ana-babalık izni, evlat edinme, kadın sağlığı, hamile ve emzikli annelerin hakları, çocuk bakımı, yaşlıların bakımı)
  • Cinsel taciz de dahil şiddetin bütün biçimlerine karşı bariz adımlar atılması
  • İşyerinde ve sendikada uygun bir çalışma ortamı yaratma amacıyla pozitif önlemlerin hayata geçirilmesi
  • Taleplerin formüle edilmesinde ve görüşmelerde önerilen hükümlerin incelenmesi ve kadın öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının ihtiyaçlarının tanımlanmasına öncelik verilmesi
  • Toplu sözleşme anlaşmalarının hayata geçirilmesinin izlenmesi;
  • Toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi için yapılan çalışmaların halka duyurulması yönünde çalışmalar yapar.

EĞİTM SEN`NİN KADIN ÇALIŞMALARINA KISA BİR BAKIŞ

EĞİTİM-SEN kurulduğunda çıkartılan ve Kadın Komisyonların kurulma gerekçelerini, işleyişini, kime bağlı çalışacağını belirleyen Kadın Komisyonları  Yönetmeliği ve ilk Çalışma Programı  1996 yılında sendikamızın kadın çalışmalarıyla ilgili ilk yazılı belgedir. Bu çalışmadan önce de EĞİT -SEN ve EĞİTİM İŞ`te üye olan kadınlar, kadın komisyonlarında yer almış, çeşitli eğitim çalışmaları düzenlemiş (1993`teki NL ile yapılan Kadın Eğitim Çalışanlarının Sorunları Sempozyumu, Eİ ile birlikte düzenlenen Ağustos-Eylül 1994 Eğitim çalışması), yayınlar çıkarmış, etkinlikler yapmışlardı. Ama bu çalışma programı ilkti ve ondan sonra bu alanda çok adımlar atıldı. 1995-96`daki merkez yönetiminde hiç kadın yönetici yoktu ve kadın komisyonlarının kadın yönetici  olan yönetimlerde kadınlara bağlı olarak, kadın yönetici olmayan yönetimlerde de Genel Sekretere bağlı olarak çalışması gerektiği kararı alınmıştı. Kadın Sekreterliği (2000) oluşturulana kadar da bu böyle devam etti. 1996-1998 ve 1998-2000 tarihleri arasında Kadın Komisyonları yönetimdeki bir kadın yöneticiye bağlı olarak çalıştı.

1996-2000 tarihlerinde Genel Merkez Kadın Komisyonu çalışmalarına işlerlik kazandırılmaya çalışılmıştır. Tüm şubelerde kadın çalışanların sorunları araştırılmış; kadın komisyonlarının kurulup, bunlar arasında düzenli ilişkilerin sağlanması için bir ağ oluşturulmaya çalışılmıştır. Kadın Komisyonlarının koordineli çalışması açısından düzenli olarak kadın komisyonları faaliyet gösteren şubelerden temsilcilerle toplantılar yapılmış, raporlar alınmıştır. Örgütümüzün kadın alanına ilişkin  politikalarının şekillenmesinde önemli adımların atıldığı bu dönemde eğitim, basın yayın ve örgütlenme alanlarına yönelik önemli çalışmalar yürütülmüş, birçok eylem ve etkinlik gerçekleştirilmiştir.

Genel Merkez Kadın Komisyonu`nun, kadın üyelerin sendikal yaşama her düzeyde etkin katılımını sağlamak ve bunun için aşamalı bir biçimde sendikamız kadın üyelerinde toplumsal cinsiyet sorunlarına duyarlılık geliştirmek ve bu duyarlılığın işkolundaki en geniş kesime olabildiğince yayılması için program planlayıp, yürüten ve sonuçlandıran eğiticiler yetiştirmek” amacıyla geliştirdiği ” Kadın Eğitimciler Projesi”, Norveç Eğitimciler Sendikası (NLSF) ve KASAUM`un desteğiyle hayata geçirilmiştir. Üç aşamada gerçekleştirilen Projede; “Toplumsal Cinsiyet Sorunlarına Duyarlılık, Kadın Sorunu ve Kadın  Hareketi, Türkiye`de Kadın Sorunu, Çalışan Kadınlar ve Sendikalar, Kapitalizm ve Sendikalar, Kapitalizm ve Cinsiyetçilik, Sendikalara Tarihsel Bakış, Kadınlar ve Destek Politikaları.” konuları işlenmiştir.

DEK sürecinde şube kadın komisyonlarının katkıları ile Genel Merkez Kadın Komisyonu “Kadın ve Eğitim” konulu tebliğ çalışması yapmış ve DEK`e sunmuştur. Bu rapor çerçevesinde eğitim sektörüyle ilgili sayısal veriler değerlendirilmiş, kitaplardaki cins ayrımcılığına ilişkin ayrıntılı bilgiler çıkarılmış, ders kitapları incelenmiştir. Aynı zamanda eğitim kurumlarında çalışan kadın eğitimcilerle ve kız öğrencilerle yüz yüze sözel iletişim yoluyla görüşmeler yapılmış, görüşleri aynen yazılmıştır. Yine bu rapor içerisinde “Kadın ve Sendika” başlığı altında sendikalarda “eşit olanak ve uygulama” koşulları yaratmak, bunların çözümüne yönelik yapılar kurmak ve kurulanları güçlendirmek (kadın komisyonları, kadın sekreterliği), sendikal çalışmalarda kadınların konumlarını gözeten mekanları ve saatleri seçmek, çocuk bakımı gibi zorunlulukları göz önüne alarak çocuk odaları oluşturmak gibi ayrımcılığı ortadan kaldırmaya yönelik olumlu destek politikaları önerilerimiz , DEK sürecinde çıkarılan kitapta yer almıştır

21-22 Şubat 1998 tarihleri arasında Ankara`da gerçekleştirilen  KESK Kadın Kurultayı sürecinden gerek kurultay konularının tespitinde, gerek organize edilmesinde Genel Merkez Kadın Komisyonu olarak aktif yer alınmıştır. Kurultaya üyelerimizce 40 tebliğ sunulmuştur. Ayrıca Genel Merkez Kadın Komisyonu olarak “Kadın Eğitim Çalışanlarının Sorunları” başlığı altında ayrıntılı rapor sunulmuştur. Kurultay sonrasında oluşturulan sonuç bildirgesinin ilkelerinin sendikamızda uygulanması için ısrarlı olunması kararı alınmıştır. Bunun için kurultay izleme grubu oluşturulmuştur.

2000 (18-19-20 Temmuz) yılında ki Genel Kurulda kabul edilen bir önergeyle, Kadın Sekreterliği Merkez Yönetim Kurulu`nun sekreterlik adları içinde yer aldı. Sendikalar yasasının kabul edilmesiyle birlikte, Kadın Sekreterliği görevi devam etti. Her şubede Kadın Sekreterlikleri oluşturuldu. Merkez Kadın Sekreterliği ve Şube Kadın Sekreterleri`nin görev ve sorumluluklarını belirleyen yönetmelik hazırlanarak uygulamaya konuldu. Böylece örgütümüzde kadın alanına ilişkin çalışmalar kurumsal bir çerçeveye oturtuldu. Sendikalarımız kurulduğundan bu yana (1990-2004 Eğit-Sen, Eğitim-İş ve Eğitim-Sen ), cinsiyet eşitsizliğine karşı önemli çalışmalar yürütülmüştür. 2000 yılına kadar Kadın Komisyonları tarafından sürdürülen kadın çalışmaları ve sendikanın kadın alanına ilişkin politikaları, gelinen süreçte Genel Merkez Kadın Sekreterliği ve Şubelerdeki Kadın Sekreterleri tarafından belirlenmekte ve MYK`ya sunulmaktadır. Kabul gören öneriler Kadın Sekreterlikleri ve yönetimlerce yaşama geçirilmektedir. Kadın Sekreterlerimiz yönetim kurullarında karar alma süreçlerinde etkin yer alarak, genel ve kadın alanına ilişkin politikaların belirlenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. Kadın Sekreterliğinin oluşturulması aynı zamanda, örgütümüzde kadın çalışmalarının önemsenmesi, benimsenmesini de sağlamıştır.

Bu süreçte gerçekleştirilen en önemli etkinlikler, eğitim, basın-yayın çalışmaları, ulusal ve uluslar arası düzeyde kadın hareketleriyle ortak çalışmalar, eylem ve kampanyalar  olmuştur. Yurtdışında özellikle de Norveç eğitim sendikasıyla ortak yapılan eğitim çalışmaları sistemli bir biçimde sürdürülmüştür. Bu projelerden bazıları uzun dönemli eğitimlerdir. Kadın Eğiticilerin Eğitimi bunlardan bazılarıdır. Eğitim çalışmalarında sorunların tespiti ve bunlara çözümler üzerinde yoğunlaşılmış; aynı zamanda eğitimden geçen kadınların kendi şubelerinde ve başka şubelerde eğitim verebilir hale gelmesi hedeflenmiştir.  Eğitim çalışmaları sırasında kadınların birlikte bir eylem programı geliştirerek bu eylem programının nasıl hayata geçirileceği üzerinde tartışmalar da yürütülmüştür. Bu tartışmalar sonucunda önerilen eylem ve çalışma programları örgütümüzde yaşama geçirilmiş ve toplumsal yaşamda da yankı bulmuştur. Özellikle KESK`le ortaklaştırdığımız, “Eşitlik İçin Örgütlen” kampanyasının şubelerde hayata geçirilmesi ve pantolon giyme eylemi ile ilgili uzun tartışmalar yaşanmıştır. Sonuçta 7 Aralık 2001 tarihinde işyerlerinde pantolon giyme eylemi EĞİTİM SEN`li kadınların önderliğinde başarıyla yürütülmüştür. Eşitlik İçin Örgütlen kampanyasında ortaya konan talepler ve Pantolon Giyme eylemi fikri bu eğitim çalışmalarının bir ürünüdür. Bu çalışmalar sonucu kadın üye oranımız %30`dan  %41`e yükselmiştir.

16-17 Aralık 2000 tarihinde düzenlenen ilk Kadın Sekreterleri toplantısında, Kadın Sekreterliğinin etkin çalışma yürütebilmesi için öncelikle kadınların sendikal faaliyetlere katılmasını engelleyen etkenlerin araştırılarak açığa çıkarılması ve giderilmesi gerektiği; sendika mekanlarının kadınların katılımını kolaylaştıracak biçimde düzenlenmesi ve olanaklı olan yerlerde çocuk odaları oluşturularak, kahvehane görüntüsünden çıkarılması için çalışmalar yapılması; kadına yönelik şiddet ve ayırımcılığın yaşandığı işyerlerine karşı protesto eylemlerinin yapılması, eğitim emekçisi kadınların profilinin çıkarılması için araştırma yapılması; kadın üyelerin ve yöneticilerin eğitimine ağırlık verilerek, şubelerde seminer ve eğitim çalışmaları örgütlenmesi  yönünde önerileri geliştirilmiştir.

Nisan 2001 ve Eylül 2001 tarihlerinde gerçekleştirilen Kadın Sekreterleri Eğitimi Projesinde; Cinsiyetçiliğe Karşı Duyarlılık, Eğitim Sisteminde Cinsiyetçiliği Nasıl Yaşıyoruz?,  Küreselleşmenin Kadın Üzerindeki Etkisi, Eğitim-Sen`in Kadın Politikaları  konuları işlenerek; Şube Kadın Sekreterliklerini örgütsel olarak işlevsel hale getirmek, Eğitim-Sen üyesi kadınların; işyerinde, evde ve sendikada yaşadığı sorunlar saptanarak,  çözüm yollarına ilişkin politikaları  tartışmak, sendikamızın  kadın politikalarını ve örgütlenme perspektifini örgütte yaygınlaştırmak ve içselleştirmek,  kadın üye ve kadın yönetici sayısının artırılması ve kadın üye oranının işkolundaki kadın oranına eşitlenmesi  yönünde çözüm önerileri ve eylem programı geliştirildi. Kadın yönetici ve üyelerimizin örgütlenme kampanyası içerisindeki performansı, kadın üye sayımızdaki hızlı artış, Pantolon Eylemine yönelik geliştirilen önerinin yaşama geçirilmesi eğitimlerin hedeflerine ulaştığını göstermiştir.

Cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi, sendikamızın güçlenmesine olduğu kadar toplumsal değişime öncülük etme rolünün pekişmesine de katkı sağlayacağı düşüncesinden hareketle, sendikamızın etkinlikleri arasında önemli bir yer tutan, kadın eğitiminin düzenli ve yaygın olarak yürütülmesi planlandı. Merkezi düzeyde yürütülen eğitim etkinliklerinin şubelere yayılması ihtiyacı, sendikamızın Kadın Eğitimcilerin yetiştirilmesi ihtiyacını da ortaya çıkarmıştı. Eğitim yoluyla sendika üyesi kadınların güçlendirilmesi ve karar mekanizmalarında daha fazla kadının görev alması teşvik edilerek,  sendikal ve politik bilinçlerinin gelişiminin sağlanması, sendikayla iletişimlerinin geliştirilerek örgütsel olarak bütünleştirilmeleri, cinsiyetçiliğe karşı mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflendi.

Bu amaçla hazırlanan “Kadın Eğitimciler Eğitimi Projesi”ni her bir aşaması beşer gün olmak üzere, dört aşamada gerçekleştirildi. 2002-2003 tarihleri arasında gerçekleştirilen bu çalışmada, 38 Kadın Eğitimci yetiştirildi. Kadın eğitimciler işyeri temsilcileri eğitiminde ve diğer karma sendikal eğitimlerinde de yer alacaklardır.  Eğitimciler, sorumlu oldukları bölgelerde uygulama çalışmalarını sürdürmektedirler. (Projede şu konular işlendi:  EĞİTİM SEN ve KESK mücadele tarihi, Sendika-siyaset-demokrasi, Türkiye`nin siyasal ve yönetsel yapısı, Türkiye`de cinsiyetçiliğin görünümleri, Kapitalizm ve Erkek egemenliği, Küreselleşme ve kadın emeği, Dünyada ve Türkiye`de kadın hareketinin tarihsel gelişimi, Sendikal hareket ve erkek egemenliği, Kadın ve siyaset, Kadınlar için siyasetin araçları, KESK ve Eğitim Sen`in Kadın Politikası, Kadının Ezilmişliğine Tarihsel Bir Bakış, Eğitimde Cinsiyet Eşitsizliği, Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik, Eşitlik İçin Sendikal Politikalar, Cinsiyet Ayrımcılığını Tanıma, Eşitlik Evde Başlar, Uluslararası Emek Hareketinin Kazanımları, Eşitlik Ve İlerlemenin Önündeki Engeller, Kadınların Sendikayla Tam Bütünleşmesi İçin Politikalar, Sendikal Eğitimin Amacı Ve İçeriği, Sendikal Eğitimde Program Tasarımı, Gereksinim Saptama Teknikleri, Cinsiyetçiliğe Karşı Duyarlılık Ve Güçlenme Programları, Etkili İletişim, Kamu Yönetimi Temel Kanunu, Çalışan Kadınların İşte Ve Evde Karşılaştıkları Sorunlar, İşyerinde Cinsel Taciz, Sendikal Eğitimin Amacı Ve İçeriği, Çalışma Yaşamında Kadına Yönelik Ayrımcılık.)

1990 yılından bu yana 8 Mart ve 25 Kasımlarda tüm şubelerimizde etkinlikler yapılmıştır. Hatta “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslar arası Mücadele Günü”  EĞİTİM SEN`le birlikte bilinmeye, tanınmaya ve diğer örgütler tarafından da desteklenmeye başlanmıştır. 8 Mart kutlamaları ise platformlarla birlikte kutlanmış olmasına rağmen, şubelerimiz etkinliklerde en aktif olan taraf olmuştur. Başka hiçbir demokratik kitle örgütünün bulunmadığı yerlerde bile 8 Martlarda mutlaka bir etkinlik düzenlenmiştir. Bu etkinliklere genel merkez yöneticileri (kadın) ya da kadın komisyonundan arkadaşlarla birlikte bu alanda uzman kadınlar da katılmıştır.

Kadın mücadelesi açısından önem taşıyan 25 Kasım ve 8 Mart`larda bültenler ve özel sayılar çıkarılmıştır. 25 Kasımlarda çıkarılan ve örgüte dağıtılan özel sayılarda kadına yönelik şiddet bütün biçimleriyle işlenmiştir.  8 Mart`larda çıkarılan broşür ve kitapçıklarda yoksulluk, şiddet ve militarizmin kadınlar üzerindeki etkileri, çalışan kadınların sorunları, cinsiyet ayrımcılığı,  sendikal mücadelede kadınlar, kadınlara yönelik toplumsal şiddet (göç, ev içi şiddet, töre cinayetleri vb), Kamu Yönetimi Temel Kanunu, Personel Rejimi Reformu,Yerel Yönetimler Yasası konuları işlenerek kadınların, özellikle de eğitim işkolunda çalışan kadınların karşılaştığı cinsiyetçi uygulamalar deşifre edildi.  Ayrıca  8 Mart, 25 Kasım, 9 Mayıs gibi özel günlerde şubelerimize merkezi düzeyde hazırlanan ve örgütümüzün bakış açısını içeren basın açıklaması metinleri gönderilmiştir. Şubelerimizin düzenlediği eylem ve etkinlikler aylık bültenimizde yayımlandı.

Konfederasyonumuz KESK`le ortaklaşa düzenlediğimiz tüm eylem, etkinlik ve kampanyalarda sendikamız aktif bir biçimde yer almıştır. Çalışma hayatında kadına yönelik ayrımcı uygulamalara karşı eşitlik talebini yükseltmek, kadınların kadın olmaktan kaynaklı sorunlarını bilinçlere çıkarmak ve çözümler üretmek, kadın çalışanlarla sendikal örgütlenme arasındaki engelleri kaldırarak, sendikal mücadeleye kadınları aktif katılımını sağlamak, evrensel normlar ve kamu emekçisi kadınların taleplerinin dikkate alınarak, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için basınç oluşturmak amacıyla, 15 Şubat-30 Haziran 2003 tarihlerinde, KESK”le ortak düzenlediğimiz “Sözümüzü Örgütlüyoruz” kampanyası kapsamında çeşitli eylem ve etkinlikler düzenlendi.

3 Nisan 2003 tarihinde şubelerimizden doğru “Annelik Hakları” taleplerimizi içeren CHP ve AKP`li kadın Milletvekillerine yönelik faks eyleminin gerçekleştirilmesi, 7-8-9 Nisan 2003 tarihleri arasında Annelik Haklarına (doğum İzinleri, Süt İzinleri, Kreş) ilişkin  taleplerimizi iletmek üzere, KESK Kadın Sekreteri ve MYK üyesi kadınlarla birlikte CHP`li ve AKP`li kadın milletvekilleriyle görüşmeler yapılması, 10 Nisan 2003 tarihinde kreş talebiyle üyelerimizin çocuklarıyla birlikte işyerlerine gitme eyleminin gerçekleştirilmesi  olmuştur. Ayrıca, Başbakanlığa yönelik yazdığımız “Annelik Haklarının Korunması”na ilişkin taleplerimizi içeren  ve iş yerlerimizden doğru imzalanan 20 bin adet dilekçe, 18 Nisan 2003 tarihinde Ankara da gerçekleştirdiğimiz merkezi bir eylemle başbakanlığa teslim edildi.

Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bize gönderdiği 07.05.2003 tarihli yazıda dilekçelerimizin ilgili makamlarca incelenmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderildiğini bildirmiştir. Ayrıca KSSGM`den (Başbakanlık Kadının Statüsü Ve Sorunları Genel Müdürlüğü) B.02.1.KSS.0.82/0198 SAYI VE 02.04.2004 yazıda  Başbakanlık; Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına  İLO`nun  183 sayılı Sözleşmesinin imzalanması için hazırlıkların yapılması ve doğum izinleri için  Devlet Memurları Kanunu, İş Kanunu ve SSK Kanunlarında değişiklik yapılması talimatı vermiştir. Doğum izinlerinin 9 haftadan 16 haftaya çıkarılmasında  “Sözümüzü Örgütleyelim Kampanyası`nın” büyük etkisi olmuştur. Bu kapsamda KESK Kadın Sekreteri ile ortak bir basın açıklaması yapıldı.

TİS  görüşmelerine yönelik eğitim emekçisi kadınların annelik, ekonomik  ve özlük taleplerini belirlemek amacıyla, KESK düzeyinde Temmuz 2002 tarihinde gerçekleştirilen Sempozyuma şubelerimizden alınan görüş ve öneriler doğrultusunda hazırladığımız tebliğ sunuldu. Kadın Sekreterlerimizin de katılım sağladığı Sempozyumda, KESK ve KESK`e bağlı sendikalarla TİS taleplerimizi içeren ortak bir taslak oluşturuldu.

Milli Eğitim Bakanlığıyla 2002 yılında yaptığımız Kurum İdari Kurulu görüşmelerinde, “Doğum yapan eğitim çalışanlarına doğum öncesi dört haftalık sürede içinde olmak üzere, bir yıllık süre ile aylıklı izin verilmesi, doğuma bağlı olarak ayrıca aylıksız izin verilmesi”, “Eğitim çalışanlarının çocukları gündüz bakımına yönelik kreş ve çocuk yuvalarının açılması, ana okulu ve ana sınıflarının yurdun her yerine yaygınlaştırılması” kararları alınmış ancak Bakanlık imzasının arkasında durmadığı için yaşama geçirilmemiştir.

Ekim 2003 tarihinde gerçekleştirdiğimiz KİK görüşmeleri sonucu “Durumu uygun olan okullarda (kız meslek liseleri) kreş açılması ve maliyeti çerçevesinde ücretlendirilmesi çalışmalarının başlatılması.” şeklinde kreş talebinde ortaklaşılmıştır. Kadınların talepleri ve beklentilerini sendikanın politikaları haline getirmek için Toplu görüşme öncesi KESK`e verilmek üzere kadınların taleplerini ve ihtiyaçlarını belirlemek için toplantılar ve anket çalışması yapıldı. TİS görüşmelerinde  yalnızca kreş ve doğum izni taleplerimiz  yer aldı.

Genel örgütlenme kampanyalarının bir parçası olarak kadın eğitim emekçilerine seslenen  özel sayılar çıkarıldı.  Evde, işyerinde ve toplumsal yaşamda ayırımcılıkla mücadele için sendikamızın izlediği cinsiyet eşitliği politikalarını propagandasını yapan  özel sayılar hazırlanarak örgüte ulaştırıldı.

Sendikamızın bülteninde,  Kadın Sekreterliklerinin faaliyetleri  güncel gelişmeler ve kadın eğitim emekçilerinin sorunlarına yönelik yazılar düzenli olarak yer almıştır. Kadın Sekreterleri ve Kadın Eğitimciler Eğitimi materyalleri,  yasalarda ayırımcılık içeren maddeler ve Medeni Kanun değişikliklerine ilişkin metinler ve Eşitlik için Örgütlenme Kampanyasıyla ilgili metinler dosyalar şeklinde çoğaltılarak Şubelerimize gönderildi.

Yüksek lisans öğrencisi üyemiz Fatma Gürses`in “Türkiye`de Medyada Kadın Öğretmenin Temsili” adlı tez çalışması kitap halinde  iki bin adet basılarak şubelerimize gönderilmiştir. Kadınlara yönelik başka kitapların basımı da gündemdedir.

Eğitim işkolunda çalışan,  sendika üyesi olan ve üye olmayan  hizmetli, memur, öğretmen, öğretim elemanı kadınların çalışma yaşamları, aile, sendika ve toplumsal alanda karşılaştıkları sorunları, sendikal çalışmaya aktif katılmalarının önündeki engelleri tespit etmek amacıyla hazırladığımız “Kadın Profili Anketi”1800 adet basılarak, pilot olarak belirlediğimiz 27 şubemizde uygulanarak değerlendirme çalışmaları yapılmıştır. Kurultayımıza bilimsel bir zemin sunacak olan anketimizin sonuçları kitapçık halinde basılacaktır.

Yine kadınlara yönelik tüm anti-demokratik tutumlarda EĞTİM SEN Kadın Komisyonu`nun ya da kadın sekreterliğinin açıklaması olmuş; gerektiğinde 1997 yılında Muş`ta görev yapan kadın öğretmenlere yapılan bekaret kontrolü olayında olduğu gibi, tüm yurtta eylemler düzenlemiş; arkadaşlarımıza destek olunmuştur.

Dünyanın her yerinde eş zamanlı olarak 8 Mart 2000 tarihinde başlatılan 2000 Yılı Dünya Kadın Yürüyüşü`nün Türkiye bağlantılarını (1998 yılında) sendikamız kurmuş ve KESK`in buna önderlik etmesi gerektiğini önermiştir. İki yıllık çalışmalar sonucunda, 8 Ekim 2000 tarihinde Ankara`da 3000 kadının katıldığı merkezi mitingde en fazla katılım EĞİTİM SEN`li kadınlardan olmuştu. 14 Ekim 2000 tarihinde Brüksel`de 50.000 kadının katıldığı Avrupa Bölge Yürüyüşünde Eğitim-Sen`li kadınlar da bir delegasyonla temsil edildi. Uluslar arası Yoksullukla Mücadele Günü olan 17 Ekim 2000 tarihinde New York`ta BM Genel Merkezi önünde son bulan eylem günü; dünyanın her yerinde BM Temsilcilikleri önünde yapılan eylemlere paralel olarak, Ankara`daki BM Temsilciliği önünde  eylem yaparak taleplerimizin takipçisi olduğumuzu açıkladık.

17-22 Mart 2003 tarihleri arasında “2000 yılı Dünya Kadın Yürüyüşü” Koordinasyonun Hindistan`da düzenlendiği toplantıya katılındı.  Toplantıya Türkiye`de emekçi kadınların ve diğer toplumsal kesimlerden kadınların yaşadıkları sorunlar dile getirildi. 2005 yılına ilişkin bir eylem planı ve bir deklarasyon yayınlama kararı alındı.

Çeşitli kadın gruplarıyla ortak birçok eylem ve etkinlik düzenlenmiştir.  Bağımsız Kadın Kuruluşlarının 2001-2002 tarihlerinde organize ettikleri Diyarbakır, Batman, İstanbul ve Konya “Kadın Buluşmaları”na, 10 Haziran 2003 tarihinde “Bingöl Barış Masası” eylemine, 29 Haziran 2003 tarihinde Ankara`da düzenlenen ve Türkiye çapında 13 bin kadının katılım sağladığı, “Barış Hemen Şimdi” mitingine eğitim emekçisi kadınlar etkin katılım sağladı. 2-7 Şubat 2003 tarihleri arasında KESK`in de desteklediği “Savaş Karşıtı Kadın Platformu”nun organize ettiği “Savaşa Hayır” Silopi yürüyüşüne  katılındı. Medeni Yasa değişikliklerinin TBMM`nde görüşüldüğü dönemde Ankara`daki kadın grupları ve bağımsız kadın kuruluşlarıyla birlikte baskı oluşturmak amacıyla bu görüşmeler izlendi. Medeni Yasanın Yürürlüğü Hakkındaki Kanunun 10.maddesinin değiştirilerek gerekli yasal düzenlemenin yapılmasına yönelik bağımsız kadın örgütlerinin başlattıkları imza kampanyasına destek sunuldu.  3 Mayıs 2004 tarihinde TBMM de görüşülen Anayasanın 10.Maddesine eklenmesi öngörülen “Kadın erkek eşit haklara sahiptir” ifadesi yerine “Kadına pozitif ayrımcılık uygulanır” ifadesinin kullanılması yönünde talebimizi dile getiren basın açıklaması yapıldı. Konfederasyonumuzun bu yönlü hazırladığı faks metni şubelerimizden doğru AKP ve CHP`li kadın  Milletvekillerine fakslandı.

EI (Eğitim Enternasyonal), Alman Eğitimciler Sendikası GEW, Norveç Eğitimciler Sendikası NL, Hollanda Eğitimciler Sendikası AOB ve Fransa  Eğitimciler Sendikası SİNES ile iletişimimiz sürmektedir.

EŞİTLİK İÇİN ÖRGÜTLEN KAMPANYASI

KESK`le ortaklaşa gerçekleştirdiğimiz “Eşitlik İçin Örgütlen” kampanyamız, Eğitim Sen`li kadınların önderliğinde başarıyla yürütülmüştür. Kadınların pantolon giymesini yasaklayan, kadın bedeni üzerinde kontrol baskı kurmak isteyen, demokrasinin ve özgürlüklerin en büyük düşmanı cinsiyetçi ve muhafazakar ideolojinin sorgulanması yönünde başlattığımız mücadelenin önemli adımı oldu bu kampanyamız. Kampanyamızın talepleri şunlardı:

  • Kılık kıyafet yönetmeliği çağdaş normlara göre değiştirilmeli ve kadınlar işyerlerinde pantolon giyebilmelidir.
  • En az 50 kişinin çalıştığı işyerlerinde ve küçük il/ilçe ve beldelerde merkezi kreşler açılmalıdır,
  • Çalışma yaşamında kadına yönelik cinsiyetçi bakış açısının değişmeli, terfi ve atamalarda eşitlikçi davranılmalıdır,
  • Çocuğun sevk işlemleri anne veya babanın isteğine bağlı yapılabilmeli, çocuk yardımı günün koşullarına uygun olarak belirlenmelidir,
  • ILO standartlarına uygun olarak doğum öncesi 2 ay, doğum sonrası 1 yıl ücretli izin verilmelidir,
  • Şiddet mağduru olan kadınlar için rehabilitasyon merkezleri oluşturulmalıdır.

Kampanyamızın programı doğrultusunda şube kadın sekreterlerimizin yerellerde yaptıkları yoğun çalışmalar sonucu ciddi bir kamuoyu oluşturuldu. Meclise gönderilen taleplerimizi içeren  faks metinleri, başbakanlığa yönelik hazırladığımız imza dilekçelerinin işyerlerinden doğru etkin bir şekilde desteklenmesi kampanyamızı güçlendirmişti. Eğitim Sen`den doğru yaklaşık kırk bin imza toplanmıştı. 7 Aralık 2001 tarihinde tüm illerde kadın üyelerimiz işyerlerine pantolon giyerek taleplerini somut bir eylemle gerçekleştirdiler. Bunun üzerine dönemin başbakanı kamu emekçisi kadınların işyerlerinde pantolon giyebilecekleri yönünde bir açıklama yapmak durumunda kaldı. Daha sonra başbakanlığın yayımladığı bir genelgeyle kamu emekçisi kadınların işyerlerinde pantolon giyme yasağı kaldırıldı.

Başbakanlığın Yayınladığı 2001Tarih ve 3459 Karar Sayılı genelge şöyle:

Ekli “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik”in yürürlüğe konulması; Devlet Bakanlığı`nın 7/12/2001 tarihli 33480 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulu`nca 10/12/2001 tarihinde kararlaştırılmıştır.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik

Madde 1 — 16/7/1982 tarihli ve 8/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 5 inci maddesinin (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

  1. a) Kadınlar;

Elbise, pantolon, etek temiz, düzgün, ütülü ve sade, ayakkabı

Eğitim-Sen\'e Üye Ol! - Ön Üyelik Formu